Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
41
 

Adaletsiz Bir Ülke Mezbahaya Benzer

Adaletsiz Bir Ülke Mezbahaya Benzer
 

Neye üzüleceğimizi, neye ağlayacağımızı, neye kahrolacağımızı şaşırdığımız bir zaman diliminin içinden geçiyoruz. Yeni doğmuş bebeğini 5.kattan aşağı atan anne müsveddesinin yaptığına mı üzülelim; anne sütünden daha kopmamış yavru bir köpeğin 4 ayağının bir cani tarafından kesilmesine mi; bir kedinin hain bir insan türü tarafından önce sevip okşanıp sonra acımasızca denize atılmasına mı; her gün kaybolan, kaçırılan çocuklarımızın kahreden son haberlerini almaya mı; ana baba kuzusu aslan gibi gençlerimizin şehit olmasına mı; sevginin saygının hoşgörünün merhametin gün be gün eksildiği memleketimize mi; ayrıştırılan, birbirine düşman edilmeye çalışılan milletimize mi;  artık hemen hemen her sabah acı haberlerle uyandığımız güzel vatanımız Türkiye’ye mi?Neye kime üzülelim?

Herkes mi sapıttı, ruh ve akıl sağlığımızı bu denli ne zaman yitirdik? Nasıl ve nerede bıraktık insanlığımızı, nerede vazgeçtik merhametimizden, vicdanımızdan? Son zamanlarda seyirci kaldığımız vahşet dolu haberler bana izlediğim bir filmi hatırlatıyor sürekli. Filmde insanlara bulaşan bir virüs var ve insanı canavarlaştırıyor, yok etmeye programlanmış bir hale getiriyor. Bize de böylesi bir virüs mü bulaştı bir yerlerden bilmem ki? Diyeceğim şu ki, akıl ve ruh sağlığı yerinde olan bir insan nasıl bu kadar acımasız, soğukkanlı olabilir? Akıl ve ruh sağlıkları bozuk diyelim. Peki o zaman bunlar nasıl bu kadar rahat aramızda dolaşır? Nasıl buna izin verir yerel yönetimler, güvenlik birimleri, devlet? Milletin güvenliğini, yaşam hakkını korumakla yükümlü yetkili amirlikler? Hak, hukuk ve adalet dediğimiz koruma kalkanları nasıl işlemez, işletilemez bu canavarlar karşısında? Masum bir varlığın yaşamını elinden almaya 3-5 kuruş para cezası hiç karşılık gelir mi? Söndürebilir misiniz bir ana babanın yüreğindeki evlat ateşini o kahrolası kağıt parçalarıyla? Hak hukuk adaletin sözde savunucuları, “3 ay hapiste yatıp çıkan veyahut para cezasını ödeyip tahliye olan bir tecavüzcü, ruh hastası, katilin aklı başına gelir” diyorsa da, onlara kuracağım tek cümle “Sizin çocuğunuza tecavüz edip, öldürdüler mi? Sonra da onu bir elektrik direğinin dibine gömdüler mi hiç?” olur. Daha zaten ne denilebilir ki?

Bakınız bundan 12-13 gün önce Tütünçiftlik’te -görüntüde insandan doğma dersiniz ama yaptığına bakınca insan demeye dil varmıyor- bir zat, bir köpeği üstelik daha 3 aylık bir yavrusu olan masum bir canı tüfekle kalbinden vurup öldürüyor.  Gözünü kırpmadan, eli titremeden yapıyor bunu. Bu adam bir emniyet mensubu değil, bir asker değil. Bunu niye söylüyorum, çünkü fikrimce bu ülkede silah kullanma yetkisi sadece ve sadece askerlere ve polislere verilmeli. Onun dışında kimse silah, tüfek vb. öldürücü alet sahibi olmamalı, olamamalı. Olunca işte böyle ruh hastaları ellerine geçirdikleri pompalılarla, av tüfekleriyle hayvanımıza, çocuğumuza, kadınımıza zarar vermeye kalkışıyor.  Nitekim bu zat bir müteahhit.  Lüks bir evi var, yan tarafında bir arsa, arsada da tavuklar. Neymiş efendim bu can tavuğuna saldırmaya yeltenmiş. Tavuklarının bulunduğu yeri telle çevir, herkesin yaptığı gibi. Elinde imkanın da var. Yani diyeceğim, çözüm bulmak isteyen her türlü akla dayalı bir çözüm bulur. Amacı çözüm bulmaksa tabii. Fakat o öldürmeyi seçiyor el kadar beyniyle, sol tarafında atanın da kalp olmadığı kesin. Üstelik bir el değil, iki el ateş ediyor o masuma. Hayvanı uzaklaştırmak olsa niyeti, yöntem başka olur. Adam direkt ÖLDÜRMEK odaklı. Düşünsenize bu adam sizin komşunuz olabilirdi. Çocuğunuz onun tavuğunu yakalayıp, bir köşeye sıkıştırıp, yanlışlıkla öldürebilirdi. Düşünebiliyor musunuz olacakları? Çocuğunuzu da o masum köpek gibi öldürmeyeceğine, hırsına yenik düşmeyeceğine garanti verebilir misiniz? Veremezsiniz. Oysa bir köpeğe hoşt desen gider ey akıl sahibi insanoğlu. Hatta bil diye söylüyorum o hayvan seni iki dakikada paramparça da eder ya ama yapmıyor ya işte o gözünü sevdiklerim. Çünkü insan kadar, senin türün kadar acımasız değiller. Ve sen o kirlenmiş aklını, yüreğini kullanamaz haldeyken, eline geçirdiğin tüfekle kendini bir şey zannederken, o canı yok etmek senin aciz varlığın için en kolayı, en zevkli olanı. Aklını ve yüreğini doğru kullanmayan varlık bu hayattaki en aciz yaratık değil de nedir? Bu zat’ın adını sırf şu güzelim köşemi kirletmemek adına paylaşmıyorum. Ama açınız bakınız haberlere, adı her yerde ifşa olmuş bir müteahhit bu bahse konu olan kişi.

Daha da acısı bu insan namzetine adaletsiz adalet sistemimiz az bir para cezası ödetiyor ve dışarıya yine çocuklarımızın, hayvanlarımızın arasına salıveriyor. Şaşırıyor muyuz? Yine şaşırmıyoruz. Bir şey yapmadan duruyor muyuz peki, ASLA! Giden gittikten sonra tabiki anlamsız birçok şey fakat sessiz kulların sesi olmaya son nefesine kadar devam edecek güzel insanlar da var bu dünyada çok şükür. İşte Körfez Hayvanseverler Oluşumu da bunlardan biri. Veteriner Hekim Arzu Demirhan ERGEÇ’in kuruculuğunu üstlendiği bu sağduyulu grup, önceki gün bu vehim olayın olduğu Tütünçiftlik Vapur İskelesi önünde bir basın duyurusu ve yürüyüş gerçekleştirdi. Çok sayıda hayvanseverin katılım sağladığı etkinlikte bende yerimi aldım. Hayatımdaki en onurlu görevlerden birisiydi bu benim için. Körfez Hayvanseverler Oluşumu üyesi Hatice Ülkü KARATAŞ basın duyurusunu okurken, ben ve birçok hayvansever, gözyaşlarımızı gizlemek için çok zorlandık evet. Çünkü bizler karıncayı bile incitmeye korkar bir şekilde şu fani dünyada yaşam mücadelesi verirken; yüce Allah’ın sessiz kullarının kılına dahi zarar gelmemesi için çırpınırken; onlar aç-susuz kalmasın diye kendi yemeğimizden arttırırken; onları güvenli yuvalara kavuşturmak adına günlerce gecelerce çırpınırken bu canilerin aramızda nefes alıp veriyor olması katlanılır bir durum değil.

Etkinlik boyunca çevredeki halkın da alkışlarıyla destek verdiği etkinliğin ana mesajı, “Bu vicdan ve merhamet yoksunu kişi veya kişilerin gözü döndüğünde o silahı annemize, babamıza, çocuğumuza veya bize döndürebileceğinin; başka bir masumun canını almaktan çekinmeyeceğinin endişesi ve huzursuzluğu içerisindeyiz. Hayvanların mal olarak değil, “can” olarak değerlendirildikleri, onların yaşam hakkını elinden almaya çalışan veya alan katillerin para cezası ödeyerek değil, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına çarptırılarak cezalandırıldığı yasaların en acil şekilde hazırlanmasını devlet yetkililerinden talep ediyoruz.  Hayvana, çocuğa, kadına el uzatan bu katiller, bu caniler para cezaları ödeyerek serbest bırakılmadıklarında, gerçek ADALETin tecelli ettiği cezalar uygulandığında bizler insanıyla, hayvanıyla, doğasıyla uyum ve huzur içerisinde yaşayabileceğiz.” şeklindeydi.

Şimdi burada bir kez daha yinelemek istiyorum çağrımızı. Mesajım önce anne babalara,eğitimcilere. Bu satırlarım kaç kişi tarafından okunur,kimlere ulaşır bilmem ama her kim okuyorsa kendi adına bir pay çıkartsın lütfen.Çocuklarınızı hayvan sevgisiyle büyütün. Hayvan sevmeyen çocuk, yetişkin bir insan olduğunda çocukları da, insanları da sevmeyecek buna emin olun. 2-3 gündür bir cani tarafından öldürülen küçük Eylül’ün haberini büyük bir üzüntü içerisinde takip ediyoruz. Muhakkak siz de ediyorsunuz. Emin olun bu güzel çocuğumuzu katleden hain, ömründe bir gün bile bir hayvanın başını okşamamıştır, hayvan sevgisini tatmamıştır. Öyle olsaydı şayet minik Eylül şu an belki de aramızda olurdu. O yüzdendir ki çocuğunuzu hayvan sevgisinden mahrum etmeyin. Korkuyor olabilirsiniz hayvanlardan, uzak durun ama zarar vermeyin. Vermeye çalışanı da görürseniz engelleyin. Can bu can. Allah’ın verdiği bir can. Ancak Allah’ın alacağı bir can. Bu dünyaya hepimiz gibi bırakılmış emanet varlıklar onlar da. Bizden bir farkları yok. Bir çocuktan farkları yok. Hor görmeyi değil, hoşgörüyü öğretin çocuklarınıza. Başkalarının yaşam hakkına saygı duymayı, sevmeyi, acıma duygusunu salın kalplerine. Merhametli olmalarını sağlayın. Gerçek gücün sadece akıl ve kalpte olduğunu öğretin. Ellerine aldıkları silahın onları sadece acizleştireceğini öğretin onlara. İzin vermeyin ellerine silah almalarına, tek silahları kalem olsun bu dünyada.

Devlet yetkililerimize de bir kez daha sesleniyorum. Her önüne gelenin eline silah almasının önüne geçilmesini sağlayın. İnternetten kolaylıkla pompalı tüfek edinen bir kitle var bu memlekette. Kimse sormuyor da bunlara “sen kimsin, nesin, necisin?” diye. Ne hakla, ne amaçla ediniyorlar bu tüfekleri? Zaten akla değen bir cevabı da olamaz ki bu sorunun. Avcılık gibi dünyanın en anlamsız sporunu yapanlar var. Onlar spor diyor, biz cinayet. Hayvan öldürmek spor olabilir mi Allah aşkına? Önüne geçin bunların. Alın işte size, yukardaki örnek. Müteahhit adamın tüfeğe ne ihtiyacı olur? Avcılık için aldım dese hak mı vereceğiz yani buna? Çoluğa çocuğa hayvana sıksınlar o kurşunları o zaman, oh ne ala. Benim güzel ülkemin canım askeri, canım polisi dururken kimin haddine silah sahibi olmak, kime düşer? Bu kadar mı güvensiz bir toplumuz da silahla sağlamak istiyor herkes kendi güvenliğini? Polisimiz hırsızın, katilin peşine düştüğünde bile istediği zaman kullanamıyor şu silah denilen demir yığınını. Bu başıboş insanlar, eli kalem tutmayı bile bilmezken nasıl bu kadar kolay alıyorlar ellerine her tür silahı? Engelleyin bu başıboşları, patlamaya hazır insan bombalarını.

Ve son olarak hep dediğimiz gibi HAK -HUKUK- ADALET. Bu 3 hayati oluşum bir ülkede yoksa huzur da yoktur o ülkede, ağız tadı da. Bir çocuğa bir hayvana tecavüz eden, bir kadına şiddet uygulayan, trafikte magandalık yapıp bir başkasının canına kast eden, bir insanın evine dükkanına girip hakkına göz koyan, anneannesinin dedesinin evine girip 3 kuruş için onları katleden, çocuk doğurmak için her şeye aklı erip de, o çocuğa annelik yapmaya aklı yüreği yetmeyip terk eden öldürenlere hak ettikleri cezaları verecek yasaları çıkartın sayın devlet yetkilileri. Kötüler hep kötü olacak ama önlerine geçilmezse daha da kötü olacaklar, yasalarla geçin şunların önüne. Daha ne demeliyiz, daha kaç Eylül ölmeli, kaç hayvan kaç çocuk katledilmeli şu yasaları çıkartmanız için?

Fransız devlet adamı, doktor ve gazeteci Georges Benjamin Clemenceau diyor ki:

“Adaletsiz Bir Ülke Mezbahadan Başka Bir şey Değildir.”   Varın siz düşünün gerisini.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 330
Kayıt tarihi
: 20.06.17
 
 

Kocaeli doğumluyum. Küçüklüğümden beri yüreğime düşen yazı yazma aşkıyla duygularımı kaleme döküy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster