Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '16

 
Kategori
Babalar Günü
Okunma Sayısı
297
 

ADAM gibi BABA olmak

ADAM gibi BABA olmak
 

Babalar Günü


Tüm yıl boyunca özlemle beklediğim bir gün Babalar Günü. Çünkü bir baba olduğum için çok şanslıyım.

Güzel prenses kızım ve aslan parçam oğluma çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız ve iyi ki yanımdasınız.

Sizler sayesinde babalık denen o asil duyguyu tatma şerefine eriştim. Sizler sayesinde o sonsuz ve karşılıksız sevgiyi tadabildim. Sizler sayesinde hayata daha sıkı, sımsıkı sarıldım ve hayatın derin anlamlarına daldım. Sizler sayesinde hayatı farklı yönleriyle tanıdım. Sizler sayesinde kendime AYNA tutabildim. Ve sizler sayesinde benden sonrasına bir eser bırakma şansım oldu.

Ve bu saf ruhları cennet bahçesinden emanet eden Allah’ıma şükürler olsun ki, bana ve eşime güvenip bizlere bu melekleri emanet edecek kadar güvendi.

Çünkü, Halil Cibran’ın dediği gibi çocuklar bizim değil. Onlar Tanrı’nın çocukları. Emanet onlar bizlere. Kısa bir zaman dilimini için hayat denen şu beşeri tiyatroda belirli bir sahne için emanet edilen insanlık deneyimi yaşamaya gelmiş olan ruhlar onlar. Aynı bizler gibi.

Biz büyük insanların küçük insanlarımıza karşı en büyük sorumluluğumuz HAYAT AMAÇLARINI bulmalarına yardımcı olmak, onları hayata mutlulukları ve güçleri içlerinden gelen insanlar olarak yaşayabilecekleri şekilde fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ruhsal yönden hazırlamak, kendilerine ve gölgelerine AYNA tutmalarını sağlamak ve içsel engellerini aşmalarını sağlamak.

Bunun için de onlara yapabileceğimiz tek şey KOÇLUK etmek. Refakatçilik yapmak değil. Akıl dikte etmek değil. Biyolojik ebeveyn olmak değil. Onları emir-komuta ile kendimizin olamadığı ideal bir şekle sokmak değil.

Sadece gitmek istedikleri yönü bulmalarına yardım eden ve seçtikleri yolda onlara rehber olan koç anne-babalar olmak. İşte o zaman kendilerini bulup hayallerini gerçekleştirebilirler. Kendi Dharmalar’ı ile ve Tao ile uyumlu yaşayabilirler.

Çocuk sahibi olmak inanılmaz bir duygu... çünkü bu bir lütuf.

Nasıl bir saf sevgidir o insanın hissettiği? Bunu insan kolay kolay anlatamaz. Anlatması daha da zor olan ise çocuğun anne ve babasına o duyduğu karşılıksız sevgi.

Karşılıksız sevgi... Evet sevgili dostlar. Yani İlahi Aşk’ın dünyadaki izdüşümü, beşeri pratiği. Zira beşeri aşkı bulamayan, İlahi Aşk’a nasıl merdiven atabilir ki?

Bunu lütfen tekrar düşünün dostlar. Düşünürken önce kendinize bakın...

Karşılıksız verebiliyor muyuz acaba birbirimize sevgimizi?

Kaç kişi buna gerçekten ve dürüstçe cevap verebilir acaba?

Hatta kaç kişi bu soruyu sormaya cesaret edebilir?

Konu hele çocuk olunca, insanın canı olan çocuğu olunca cevap hemen “ben karşılıksız seviyorum” olarak gelir muhtemelen...

Ancak konu çocuklar olunca karşılıksız sevmek bence şu demek;

...çocuğu sadece ebeveynin istediği şekilde hareket ettiği ve düşündüğü için değil, çocuk kendisi gibi olduğu ve farklı düşündüğü için sevmektir

...iyi karne notu getirdiği, sınavlarında başarılı olduğu, takım lideri olduğu için değil, her türlü hatasıyla ve sevmektir

...sözümüzü dinlediği ve uyumlu köşe bebesi formatında davrandığı için değil, kendisi fikirlerini de savunduğu için sevmektir

...ebeveynin seçtiği kariyeri değil, kendi hayalindeki işi yaptığı için sevmektir

...sizin seçtiğiniz veyahut uygun gördüğünüz eşi seçtiği için değil, kendi hayat arkadaşını size uymasa bile seçtiği için sevmektir

Koşulsuz sevmek kabullenmektir. Kişiyi ve durumları olduğu gibi kabullenmek. Sanırım kabullenme becerisi günümüz yaşamının ve modern şehir insanının genel bir sorunu.

Kabul etmediğimiz her an kişiyi yargılıyor, sınıflandırıyor, kendi bakış açıkıza göre zarfllıyor ve kalıplıyoruzdur. Bu ayırmaktır, birlik ve bütünlüğü bozmaktır. Yani koşullu sevgidir. Almadan veremeyen bir sevgi türüdür.

Hal böyle olunca işte o zaman çocuğumuz bile olsa, bize göre doğru, bize göre iyi, bize göre güzel davranınca, hissedince ve düşününce seven bir ebeveyn profili ortaya çıkıyor. Kendileri gibi olan küçük insan modelleri istiyorlar.

Çocuklarımız bizlere Allah’ın birer hediyesi, emaneti. Bizler onlardan ilahi sevginin emarelerini öğrenebiliriz. Onlar da bizden dünyayı öğrenirler. Bu şekilde bakınca kim kime daha fazla şey öğretiyor acaba? Kim daha şanslı?

Biz anne-babalar şanslıyız tek bildiğim bu.

Küçük oğluma büyüyünce ne olmak istiyorsun diyor soranlara ne diyor biliyor musunuz?

“Ben baba bibi olcam diyor”

Çocuklarımızdaki saf aşktan ve koşulsuz sevgiden öğrenecek çok şeyimiz var. Hepimize koşulsuz sevgiyi öğrenmek ve yaymak nasip olur inşallah. Dilerim öyle olsun...

Sevgiler,

Kenan

 

https://twitter.com/Naacel

https://www.facebook.com/public/Kenan-Kolday

https://instagram.com/naacel/

http://naacel.blogspot.co.uk/

http://www.felsefetasi.org/author/kenan-kolday

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekten bu dünyanın keşmekeşinde kaybolmuş insan zihninin, belirsizlik, tek ve kesin olmama halini atom altı düşüncelerle yoğuran kuantum düşünce dizgesinin düzen arıyışındaki kaotik bekleyişini bir çırpıda öteleyen ve hatta iteleyen, akıl ve hikmetle taçlandırılan gönülden gönüle ve de özellikle biz babaların ruhunu okşayan, kendini iyi hissettiren ve dahi ne denli değerli mücevherlere sahip olduğumuzu hatırlatan bir yazı okudum.. Ağzına ve gönlüne sağlık Kenan Kardeşim..Sevgiyle

Eray Kara 
 17.06.2016 20:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 243
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1198
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster