Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
61
 

Adam Olanlara Sözüm Yok! Sözüm Yalnızca Erkeklere

Adam Olanlara Sözüm Yok! Sözüm Yalnızca Erkeklere
 

Kadın ve erkek birbirini tamamlayan unsurlardır, biri olmadan diğeri olur mu?


Bugün, manşetlerde yer alan haber:
“2018’in ilk 10 ayında Türkiye’de 363 kadın öldürüldü.”
“2017 yılında Türkiye’de 409 kadın öldürüldü. 339 kadına cinsel şiddet uygulandı.”
“Her yıl 25 Kasım, dünyada ve ülkemizde "Kadına Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü" olarak kutlanıyor.”
“Bugün kadınlar, “Cinsel Ve Cinsiyetçi Şiddete Karşıyız” sloganıyla yollara döküldü.”


                           ***

Korkarım ki; Araplardaki cahiliye dönemi bizde diriltiliyor.
Bu gün 25. Kasım 2018.
21. Yüz yıl
ve insanlık 150-200 bin yaşında.
Ve biz bugün, bu zamanda,  bir günümüzü, kadına şiddeti kınama günü diye adlandırıyoruz. Neden?

Kadın diye insandan farklı bir yaratık var da; onları dünyamızda mı istemiyoruz?
Kadın ve erkek birbirini tamamlayan unsurlar değil mi?
Biri olmadan diğeri olur mu?
Bu şiddet, kendi varlığını ve varlığının devamını yok etme değil de nedir?
Hangi akla, hangi mantığa, hangi kitaba, sığdırılabilir bu şiddet?
Hayvanlar bile, bir tek aç olduğu zaman bir canlıya saldırırken, erkeklerdeki bu keyfilik neden?

Ben bugün burada erkeklerin; olgunlaşmamış benliğinden, oturmamış egosundan, babadan oğula geçen şiddet döngüsünden, yok olası törelerden  bahsetmeyeceğim. Küçükken babası tarafından annesinin, kız kardeşlerinin dayağa maruz kaldığı ortamdan, ders almadan çıkan zavallı bir erkekten de bahsetmeyeceğim.  Ya da; erkekler arasında ezik bir kişiliğe sahip olmanın verdiği hıncı, bünye olarak kendisinden daha kırılgan, daha narin, daha ufak tefek bir vücuttan çıkarmasından da bahsetmeyeceğim. Veya; daha zeki, daha ilgi çekici, daha ayaklarının üzerinde dik durabilen kadını, kendine tehdit görmesinden, kendine güvensizliğinden, kendinde eksik bulunan iletişim yetersizliğinden, bütün bu kişilik bozukluklarından dolayı  cellatların bile hayret edeceği türden işkence araçlarını, “Kapıyı neden geç açtın? Yemek neden tuzlu?” gibi sudan bahanelerle, kadının vücudunda denemesinden de bahsetmeyeceğim.

Ben bugün burada evin yüreği saydığımız kadının çocukları yetiştirmesindeki rolünden bahsedeceğim. Çünkü çocuğuyla yirmi dört saati baş başa geçiren kadındır. Çocuklarını Vezir de, rezil de yapan onlardır.

Zaten erkeklerin “erkek çocuk” isteğiyle hayata 1-0 yenik durumda gözlerini açan kızlar, daha doğar doğmaz özgürlüklerinin elinden alındığının farkında bile olmadan; erkeklerin babadan oğula geçen şiddeti gibi anadan kıza geçen bir eziklik döngüsü içinde hayata devam ederler. Evlendiklerinde ise; başlıkta da dediğim gibi adam olanlara sözüm yok, onlar zaten kadına gereken değeri verdikleri için kurduğu yuvada huzur doludur. Bu evin kadını Alparslanlar, Fatihler, Atatürkler yetiştirir. Adam olmayıp yalnızca erkek olan insanların evinde (ki buraya yuva diyemeyeceğiz) kadın, yine aynı kadındır ama bu sefer ona verilen değer yoktur; eziktir, çaresizdir, iki sesini yükseltecek olsa sopayı yiyendir. Böyle olmasına rağmen şiddet eylemli erkek çocuk yetiştiren yine bu kadındır. Çünkü erkeğin "e" sinden korkan kadın, erkek çocuğu kundakta bile olsa kendini ve bütün kız çocuklarını ona hizmete seferber eder. Böyle büyüyen erkek çocuk, güçlü olmanın hazzını hisseder, çünkü babası hizmet gördükçe gerim gerimdir, babası kadınları dövdükçe daha bir dik, daha bir oteriterdir. Neden babası gibi olmasın ki?

Erkeğin hegemonyası altında ezilen ailede; erkek çocuklarına, kız evladını köle etmeyecek anneler lazım bu memlekete.
Kadını aşağılayan bir devlet anlayışı yerine kadını şiddete karşı koruyan bir devlet anlayışı gerekli bu memlekete.
Kadın hakları, islamda kadın, evlilik öncesi eğitim, çocuk yetiştirme konularında daha fazla kurslar açılmalı, seminerler verilmeli bu memlekette.

Tabii ki, hayatta kadına ve erkeğe düşen görevler ayrı. Herkes bedenine düşen görevi yerine getirmeli ama bunları yaparken kadın da, erkek de birbirine yardım etmeli. Çünkü yardım ederken birliktelikler artar, birliktelikler artınca  iletişim fazlalaşır, kişiler birbirini daha iyi anlar, birbirine daha çok bağlanır, böylelikle sevgiler büyür, yuvalar yıkılmaz, kadınlar ölmez...

Cinsiyetine bakmadan insana, insanca değer veren bir toplumda yaşamak dileğiyle.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 46
Kayıt tarihi
: 29.11.18
 
 

Yeşilırmak'ın süslediği diyarlarda "Çocuktum, ufacıktım Top oynadım acıktım" feveranlarımı güzel ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster