Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '06

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
1440
 

Adana-Mersin Kalkınma ajansı.. Kaygılarımız…

Adana-Mersin Kalkınma ajansı.. Kaygılarımız…
 

Bir yıldır tartışıp durduğumuz Bölgesel Kalkınma Ajansları kurulması hakkındaki yasanın yürürlüğe girmesinin ardından beklenen ilk kararname de yayınlandı.

6 Temmuz 2006 tarihli Resmi Gazetede yer alan Bakanlar Kurulu kararnamesine göre TR-62 bölgesi olarak tanımlanan Adana-Mersin illeriyle İzmir ilinde birer Bölgesel Kalkınma Ajansı kurulması kararlaştırılmış bulunuyor..

2005 Nisan ayında TBMM’ ye sevk edildiği günden beri avantaj dezavantajlarını dile getirmeye çalıştığımız yasa konusunda o günlerde konuşması gereken kurumların bugünlerde uyanıp tepkilerini ortaya koymaya başlaması şaşırtıcı değil..

Gelelim son Bakanlar Kurulu kararı ışığında önümüzdeki günlerde yaşanacak sürece ve bu süreçte öne çıkacak önemli tartışma konularına..

Öncelikle bölgesel kalkınma ajanslarının ne işe yarayacağını bir iki cümleyle özetlemekte yarar var.

Kanunla; kamu ve özel kesimle sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek, kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek suretiyle, Ankara’daki merkezi idare tarafından hazırlanan 5 yıllık ulusal kalkınma plânının ön gördüğü hedefler doğrultusunda bölgesel gelişmeyi hızlandıracak, bölgeler arası ve bölge içindeki gelişmişlik farklarını azaltacak Kalkınma Ajansları kurulması hedefleniyor..

Bölgesel Kalkınma ajanslarının kuruluş kanununda amaçlanan hedefleri daha anlaşılır biçimde bölgemizden somut örneklerle anlatmak ta mümkün..

Kanun taslağını hazırlayan ve uygulamanın her aşamasında söz sahibi olacak olan DPT Başkanlığının yaptırdığı “İlçelere göre 2003 yılı Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması” çalışmasına göz atmakta yarar var:

Türkiye’de yer alan 872 ilçe arasında Adana Büyükşehir Belediyesi 872 ilçe arasında 1.sırada

Mersin Merkez 13. sırada yer alırken, Adana’ya bağlı Tufanbeyli 663., Karaisalı 655., Mersin’e bağlı Gülnar 621, Mut ise 342. sırada yer alıyor..

İstanbul, Ankara, İzmir’in gelişmiş merkez olmaları nedeniyle sıralama dışı bırakıldığı çalışmada Türkiye’nin gelişmişlik birincisi Adana merkez ilçe ile Doğu ve Güneydoğulu pek çok ilçenin altında yer alan Tufanbeyli, Karaisalı’ nın aynı İl sınırları içinde bulunması aslında yasanın amacını yeterince açıklıyor..

Üstelik Bölgesel Kalkınma Ajanslarının öncelikli hedefleri Tufanbeyli veya Gülnar’ı yatırıma hazırlamak, yatırımcı için cazip kılmakla da sınırlı değil..

Örneğin gelişmiş gibi görünen Mersin merkez ilçe içinde yer alan yoksul gettoları, bir başka deyimle Nice ve Cannes düzeyindeki Adnan Menderes Bulvarının yanı başındaki Bangladeş görüntülü bölgelerin kaderini değiştirecek iş ve aş projeleri üzerine de kafa yorulması gerekiyor..

Adana Merkezli olmak üzere Adana ve Mersin’i kapsayacak Kalkınma Ajansının Bakanlar Kurulunca belirlenen esaslar çerçevesinde böylesine iddialı hedefleri yakalaması mümkün mü?..

Sivillikten uzak, işin omurgasını oluşturacak Kalkınma Kurulu üyelerinin belirlenmesini bile İl Valilerine bırakan, her aşamada son kararın Ankara’daki bürokrasiye havale edildiği bir anlayışın egemen olduğu bir düzenlemeyle hayli zor..

Somut birkaç örnek verelim;

-İzmir’de kurulacak Kalkınma ajansının 100 kişilik kalkınma kurulunda sivil kurum ve kuruluşlar 70, resmi kurumlar 30 kişiyle temsil edilirken, yani sivil/resmi oranı 70/30 iken Adana-Mersin ajansında bu oran 40/60..

Demek ki Ankara’da kararnameyi hazırlayıp Bakanlar Kurulunun önüne getirenler, İzmir’in sivil temsiliyle bölgemizdeki sivilleşmenin temsili konusunda bir fark görmüş olmalı..

-Kararnamede ‘siviller’ şöyle tanımlanıyor:

“Özel kesim ve sivil toplum kuruluşları bünyesinde ise; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, dernekler, vakıflar, sendikalar, birlikler ve diğer sivil toplum kuruluşları..”

Tanım iyi de, asıl sorun bu çerçeveye girenlerin hangi sayıda ve ne biçimde belirlenmesi değil mi?

Merak etmeyin Ankara onu da bizim yerimize düşünüp kuralını kararnameye bir güzel yerleştirmiş:

“İli temsil edecek kuruluşlar ile bunların kaç üye ile temsil edileceği, o ilin valisi tarafından belirlenir.

Valiler ili temsil edecek kuruluşları belirlerken, söz konusu kuruluşun il içindeki etki ve etkinliğini, ili temsil yeteneğini, ile yapacakları muhtemel katkıyı ve söz konusu kuruluşun varsa sahip olduğu üye sayılarını dikkate alır.”

Yıllardır merkezi planlama ile bir yere varılmadığını, duvara defalarca tosladıktan sonra anlayanların, AB’ ye uyum kaygısıyla geliştirdikleri çözümün hepsi bu..

Her bölgenin hatta beldenin kalkınma dinamiklerini bulacak, buna uygun projeleri geliştirip destekleyecek bir yerel Kalkınma Ajansı düşünce olarak ne kadar uygunsa, içini dolduracak aktörlerin belirlenme yöntemi objektiflikten uzak, tek karar verici Valileri bile önümüzdeki günlerde zor durumda bırakacak tuzaklarla doludur..

Aynı kulvarda uğraş veren birkaç kurumdan birini seçme durumunda kalacak bir Valinin bazı oyuncuları kadroya alıp, bazılarını görmezlikten geldiği bir direktörlük tarzı..

Yarın isimler belirlenip, birileri devre dışı bırakıldığında, kopacak kıyameti düşünsenize..

Zaten bu haliyle başarı şansı hayli düşük bir oluşumu, sonu belirsiz tartışma ve çekişmelerin içinde doğuma zorlayarak, büyük olasılıkla ölüme mahkum etmek, Türkiye’ nin geçirmekte olduğu büyük travmanın bir başka yansımasıdır..

Dileğimiz olumsuzluklara rağmen, başından beri çok önemsediğimiz Bölgesel Kalkınma Ajanslarının zaman içinde taşın altında parmağı olan gerçek sahiplerine devredilmesidir..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1184
Kayıt tarihi
: 04.07.06
 
 

Ekonominin gittikçe küreselleştiği günümüzün yükselen değeri katılımcı demokrasi.. Katılımcı demokra..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster