Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '15

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
101
 

Adanmışlık yoksa kolaycılık mı?

Adanmışlık yoksa kolaycılık mı?
 

Tayland'a giderken kafamda, o Amerikan filmlerindeki yıkık sazdan evleri olan, geçinmek için cinselliğini kullanan, her tür insanla dolu,ahlaksızlığın ve acının bir resmi vardı. Tüm bireylerinin, sadece kendisini kurtarmak, hatta günü kurtarmak için yaşayan kişilerden oluştuğunu sanıyordum. Ancak tüm bunların ötesinde bir toplumla karşılaştım.

Öncelikle evet cinsellikte rahatlar ama bu rahatlığın bile bir sınırı var.Rahatsız edici ya da göze sokulan, aşağılanan bir cinsellik değil. En azından( Pattaya hariç) özellikle başkentleri Bangkok 'ta, elele tutuşup gezen bir çift bile görmüyorsunuz. Tam tersine, her kapı ağzına, sokak başına yerleştirilmiş; küçük, sarı, daha çok bir kuş evini çağrıştıran dua yerleri ve; tüm kalpleri ile büyük bir sevgi ve saygı duydukları kral ve kraliçelerinin boy boy resimleriyle karşılaşıyorsunuz.

Bunlar içindir ki Tayland benim için daha çok koşulsuz adanmışlığın ülkesi anlamını taşıyor. Harika iklimi ve bitki örtüsünün yanı sıra, mesafeli ancak turiste saygılı bir halkı var.Oldukları şeyden utanmayan (Pattaya dahil), ve kendilerini yargılamanıza da izin vermeyen bir tutum içindeler. Bunu da, kendilerinden olmayanın yanında hata yapmayarak sağlıyorlar bence. 

Kimin nereye, ne amaçla geldiğinin farkındalar ve misafire istediğini kendi tarzlarında sunuyorlar. 

Kendilerini; önce inançlarına, sonrasında da iktidarlarına öyle bir adamışlar ki, yaşamın tüm şifrelerini çözmüş gibiler. Ülkede bir tapınaklar bir de saltanata ait resimler çok şaşalı. Kraliyetten biri geçerken, trafiğin nasıl durdurulduğuna bizzat şahit oldum. Ve bunu insanlar içlerinden geldiği için en ufak bir şikayette bulunmadan yapıyorlar. Hayranlık mı duymak gerekiyor? Asla ! Şaşkınlığım tamamen, kendi özbenliğini toplamsal bilinç içinde bu kadar yok etmeye. 

...

Ben de öyle bir izlenim bıraktılar ki,bir Taylandlıyı asla toplumun her hangi bir geleneğini yargılarken ya da eleştirirken düşünemiyorum. Yaşam şekillerinin dünya genelinde nasıl algılandığının gayet iyi farkındalar ve; ortak bir suçun failleri olduklarından gizli bir dayanışma içindeler sanki. Dört duvar arasında enstet ilişkiler yaşarken, komşulara karşı mükemmeli oynayan bir aile profili çiziyorlar. 

Tüm bunlara rağmen mutluluk her yerde. Eğlenen insanlara saygılı bir bakışları var. Asla rahasız edilmiyorsunuz ve buna da izin vermiyorlar. Bangkok'da eğlence, gerçekten eğlence. İnsanların burayı seçmelerinin nedeni burda ortaya çıkıyor; yargılanmadan ama taşkınlığa da kaymadan, gönlünüzce eğlenebiliyorsunuz.

...

Ortasından nehir geçen şehirleri severim. Gerçi, Chao Phraya'yı sadece üstünden geçerken şöyle bir görme şansım oldu o kadar. Ama yine de etkilendim. Etrafındaki mütevazi sazlık küçük evlerle, etnik bir havası vardı.

Adalarındaki vahşi hayvanların sergilendiği çiftliklerde ayrı güzel.Doğa ile hala içiçe bir yaşamı mümkün gösteriyorlar. Belki de adanmışlıklarının altında yatan da budur; çünkü vahşi doğada var olmanız için, kendinizi ona bırakmanız gerekir. En azından doğu kültürlerinde bu böyledir. Batı her zaman doğa ile savaşır ve onu kendine uydurmaya çalışırken; bu kültürde buna yer yok. tek göz küçücük evinin bahçesinde fil besleyen birini kaç yerde görürsünüz ki?!

Balıkları, egzotik meyveleri ve içecekleri ile ayrı damak ve ayrı bir dünya Tayland. Kısaca, oraya ait tüm ön yargılarımı orada bırakıp döndüğümü söyleyebilirim.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 548
Kayıt tarihi
: 21.06.09
 
 

13 yıllık öğretmenim um-ag yazma seminerlerine ve ayrıca; öykü yazarlığı, roman yazarlığı seminer..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster