Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '11

 
Kategori
Güncel
 

Adı: Kader!

Fay hatları üzerinde yaşarız, depremden yalnızca Allah’tan korkar gibi korkarız; ne bir çare ararız ne de önlemimizi alırız!

Ev alırız, konu komşuya hava atarız: Bilmem kaç lira ödedik diye, sağlamlığını kontrol etmek yerine banyosunun renk ahengine, mutfağının güzelliğine kanarız…

Prof. Işıkara’yı dinlemeyi yalnızca deprem sonrasında severiz; diğer zamanlarda içimizi karartır, zira!

“Depremlere alışmalıyız” der, “Depremlerden ziyade binalar öldürür” der; duymak istemeyiz!...

Hani, “Kocam beni aldatmaz!” diyen kadınlar gibi…

Oysa… Gerçekler vardır yaşamda, istediğin kadar kafanı kuma sok; ne fayda?

******

En basit yöntemlerden biri eşyaları sabitlemek; hangimiz sabitledik?

Ben yapamadım, henüz, misal…

Biliyorum, mantıklı da buluyorum, erteliyorum… Ucunda masraf var!

Masrafından da geçtim, diyelim, sanki: “Bana bir şey olmaz!” gibi, anlamsız bir özgüven!

“Özgüven” değil ya, tam anlamıyla, bir boşvermişlik, bir kadercilik; bir türlü kurtulamadığımız Oriental düşünce… İşlemiş ciğerlerimize, hücrelerimize…

******

Aids için “Bize bulaşmaz!” diye önlem almayan erkeklerin; “Kocam beni aldatmaz, asla!” diyen kadınların pek bol olduğu ülkede “Deprem” gerçeği ne kadar kabullenebilir ki?

Ancak, yüzleştiğimizde farkına vardığımız, bir süre korkudan ödümüzün patladığı ve sonrasında, her şeyde olduğu gibi, unutmayı tercih ettiğimiz bir gerçek!

******

İnsanoğlunun yaşama tutunması için “Umut” gerek; kötü anıları unutmak için de, beyin, beden ve evren bireyi elbette umuda yönlendirecek!

Yoksa; gerisi pek fena… Pek anlamsız…

Mantık da payını alıyor, elbet!

Oysa… Mantığın yara almaması, gerçeklerden kaçmaması gerek; yani, umut insan direncinin yapısal taşlarını onarırken, mantık tekrar aynı hataya düşmemeyi sağlamakla görevlidir!

Mantık, yara aldığında, ancak, tekrar ve tekrar aynı bedbaht sahneler yaşanır; kaçınılmaz son!

******

Deprem gerçeğini kabul edemiyoruz, kendimiz kandırmayı yeğliyoruz; hep olduğu gibi…

Karısını boşayan erkeğin karısının yanında bir erkek gördüğünde eline tabanca, bıçak, tüfek alması gibi…

Gerçeklerle yüzleşmek yerine “Dokunulmaz” hissetmek istiyoruz kendimizi!

******

Yıkılan binalar ile ayakta kalanların hesabını deprem anında akıl ediyoruz; farkına bile varmadan ne çok kazanç sağladımızı, dahi, düşünemiyoruz!

Şimdi, pek güzel banyolu, renk uyumlu banyolu evlerde otururken, depreme yüzde kaç dayanıklı olduğunu öğrenmek bile istememektesiniz, muhtemelen…

Bunu sorgulamadığımızdan dolayı, zaten, deprem sonrası tam da ciğerlerin üstüne ayaklarımızla basamıyoruz!

“Kader!” deyip, geçiyoruz…

******

“Kader” diye bir gerçek de var elbet; mantık dahilindeki tüm önlemler alındıktan sonra geriye kalanların adı: Kader!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız gerçekleri yansıtıyor.Lakin bir gerçeği göz ardı edemeyiz. Bu toplum yani ülke insanım okumayı sevmez. Buda okuma oranımızla sabittir.%4-5. İkincisi irdelemeyi bilmeyiz. Çünkü geçmişten ders almayız.12 yıl geçmiş. İspatı ortada Van aynamız. Günlük bile değil anlık yaşarız. Tembeliz ve ben kavramını biz kavramından üstün tutarız. Daha ne bekliyoruz ki. Ağlanacak halimize güleriz. Sevgi ve saygılarla...

hssensoz 
 27.10.2011 12:21
 

Bu olaylar bizim hak edilmiş kaderimiz aslında. Bu hak etmeyi de tedbirlerimizi erteleyerek yapıyoruz. Sağlıcakla...

Asi Güvercin 
 26.10.2011 2:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1277
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster