Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
349
 

Adı başka, tadı başka

Adı başka, tadı başka
 

bu yazıya uygun resim bulamadım


Eleştirilere göre, CHP bir türlü halkın partisi olamıyor. Adında HALK olan partinin, içinde halk yok. İyi de, neden yok, ona bakalım. CHP, Cumhuriyetin ilanından sonra, Atatürk tarafından kurulmuş, en köklü siyasi partimiz. Atatürk, cumhuriyet ile birlikte, artık, her şekli ile halk olduğumuzu düşünüyordu. Ümmet olmaktan kurtulup, halk, olmuştuk. TÜRK HALKI. 1946 yılına kadar, Türk halkı olarak devam etti. 1946 yılında, halk olmadığımızı, hala içimizde ümmet olduğunu, söyleyenler çıktı. Bunların dayanakları, DİN olmuştu. Onlara göre, din elden gidiyordu. Ezan bile minarelerden Türkçe okunuyordu. Dini duygular okşandı, halkın hiç bilmediği, demokrasinin nimetleri, ballandıra, ballandıra anlatıldı. Ve Demokrat Parti kuruldu. DP nin kurulmasına, CHP ön ayak oldu. CHP den ayrılanlar, DP yi kurdular. 1950 de iktidara geldiler. Böylece CHP devri kapandı. CHP ile birlikte, Atatürk de, kaybetti. Kapalı kapılar ardında, Atatürk ün, dinsizliği bile anlatılır oldu, hala da anlatılıyor. CHP nin içinde, halk yok diyenlerin kurdukları, Demokrat partide de, adında demokrat olmasına rağmen, demokrasi yok tu. Tek adamlık vardı. Tıpkı şimdi olduğu gibi. CHP nin içinde, “halk yok” eleştirisine, katılmamak mümkün değil. Gerçekten de CHP, halka inmeyi, bir türlü beceremiyor. CHP, her zaman kravatlıların partisi olmuştur. CHP liler, gariban kesimin evine misafir olmazlar. Yer sofrasına oturup, tarhana çorbasına kaşık sallamazlar. Soğanı, yumrukla kırıp, ekmeğe katık etmezler. CHP liler, bu kesimin evinde, kabuklu yumurta bile yemezler. İşte, adına halk dediğimiz kesimin bildiği, CHP imajı bu. CHP, babadan oğula aktarılan, siyasi bir miras gibidir. Bu olgu, başka hiçbir siyasi parti de yoktur.

CHP, halka inmek ve halkı tanımak zorundadır. Bunun yolunu bir şekilde bulmalıdır. Öyle, çarşafa, türbana rozet takmakla olmuyor.Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, daha doğrusu, l950 li yıllara kadar, ülkemizde çalışan iki kesim vardı. Çiftçiler, yani Köylüler ve Devlet Memurları. İşçi sınıfı, henüz ortada yoktu. Sanayimiz yoktu. DP nin üzerinde çalıştığı kesim, işte bu köylü kesimi oldu. Nüfusumuzun çoğunluğu, köylü sınıfıydı. Atatürk, “Köylü, milletin efendisidir” diyerek, onlara efendilik payesi de vermiştir. Ama, bizim köylümüz, Osmanlıdan kalma dürtüler ile, bir türlü efendiliği benimseyememiştir. Efendi olarak, hep başkalarını bellemiştir. Onların efendi olarak belledikleri de, Köylü sınıfının giderek yok olmasını sağlamışlardır. Tarıma verilen değer giderek azalmış. Geçim sıkıntısına düşen tarım kesimi, çiftini, çubuğunu satıp, şehirlere göç etmiştir. Bu sıralarda oluşan sanayi tesislerinin işçileri de, bu köylülerden oluşmuştur. Dünyanın, sanayileşmiş her ülkesinde, sol siyasetin destekçileri hep işçiler olurken, bizde tersi olmuştur. Bizim işçimizin kökeni, köylü olunca, sol, bizde pek tutmamıştır. İşçimiz, köylülükten, bir türlü kutulamamıştır. Bu gün bile, nüfusumuzun neredeyse%80ni nin, köy ile bağlantısı, hala sürmektedir. Onların da belleklerinde kalan şey, CHP nin içinde halk olmadığıdır. Demokrasi ve Sol, bize kitaplardan girmiştir. Ne demokrasi için, ne de sol için, kimse savaşmamıştır. İkisi de, tepeden inmedir. Benim burada anlattıklarım, kimine göre, basit gelebilir. Ama, gerçekler, her zaman basit ve göz önünde olan şeylerdir. Hayatımızı, kitaba uydurmak isteyenler, bu nedenle hep başarısız olmuşlardır. Türk insanının, biyolojik yapısı ve düşünce sistemi, sola ve komünizme uymaz. Kapitalist düzen, bize daha yatkındır. Biz, sahiplenmeyi, malı, mülkü ve yastık altını severiz. Köylülük de, genlerimize yapışmıştır. Atalarımız demişler ki:” Köylüyü çuvala koymuşlar, şeyi dışarıda kalmış.”

Burada vurgulamak istediğim bir şey daha var. Bir siyasi partinin, adında olanlar, içinde olmuyor. Olmayan şeyleri vurgulayarak kurulan siyasi partilerden, hayır gelmiyor. Ben, analiz yapmayacağım, siz yapın. Yazın bütün siyasi partilerimizin adını, içinde olmayanları görün, ilk seçimde, oyunuzu ona göre kullanın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 820
Toplam yorum
: 339
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 317
Kayıt tarihi
: 02.10.08
 
 

Nerede, nasıl, ne zaman, umursamıyorum. Bir şekilde dünyadayım, yaşıyorum. Hayatı seviyorum. Tanr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster