Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '17

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
95
 

Adı efsane dizisi ve çocukluğum

Dün Adı Efsane dizisinde eski basketbolcu ve yeni eğitmen Tarık; kendisine “Hocam” diyen öğrencilerine “Hoca camide olur… Bana Koç diyeceksiniz” diye çıkışıyor. Ama, biraz sonra basketbol salonuna gelen lisenin edebiyat öğretmenine “Hocam, burada  ne işiniz var “diyor.

Bizim zamanımızda üniversiteye gidene dek olan okullardaki eğiticilere ”öğretmenim” demek zorundaydık. “Hocam” diyenlere öğretmenler “Hocalar mahalle mektebinde kaldı. Bizlere “Öğretmenim” diyeceksiniz” diye uyarıda bulunuyordu.

İşin tuhaf yanı bu “hocam” seslenişi  günümüzde toplumda çok yaygınlaştı. O denli ki televizyonlardaki tartışmalarda bile yerli yersiz “hocam” seslenişleri duyuluyor. Tarık öğretmen ya da koç haklı.  Yalnızca cami hocalarına “hocam” denilmeli ve bu konuya diyanet de sahip çıkmalı.

Sonra, koç Tarık okuldaki basketbol takımının çete reisi olan esas oğlanla babası arasındaki kavgayı ayırıyor. Bu kez o,  babayla, oğlunu ve eşini  dövdüğü için tartışmaya girişiyor ve baba Tarık’ı karaciğerinden bıçaklıyor.

Bu sahne de beni çocukluğuma götürdü.

1950 li yılların başında yoğurt  yoğurtçuların bir sırığın iki yanından sarkan iplerin uçundaki tablalarda açıkta ya da bakkallarda üstü açık tablalarda  satılırdı. Bakkaldan bir kase yoğurt almış eve dönüyordum ki birden herkes İkiçeşmelik Caddesi’nin yukarısına doğru koşmaya başladı. Ben de..

Arnavut Cafer diye anılan bir mahalle kabadayısı vardı. Bir doksan boylarında, çam yarması gibi palabıyıklı ve sarışın bir tipti.

En çok beş altı kişinin içeride içki içip meze tattığı bir ayakçı meyhanesi ya da tektekçi meyhanesini işleten bir adamın mekanına gelmiş Arnavut Cafer. Yemiş içmiş, kendisinden para isteyen mekan sahibini “Ulan benden para istenir miymiş” deyip bir güzel dövmüş.

Yakınlarda bir yerde çocuklarla top oynayan on altı yaşındaki oğlu olayı duymuş ve koşup dükkana gelip kaptığı ekmek bıçağını Arnavut Cafer’in karaciğerine  saplamış.

Ben olay yerine geldiğimde Arnavut Cafer bir eliyle elektrik direğine sarılmış, diğer elinde saldırması ile “Öldürücem ulan  o oğlanı. Nerede ulan o velet” diye bağırıyordu. Bir arkadaşımın babası olan mahalle karakolu komiseri “Cafer yaralısın, gel seni hastaneye götürelim” diyordu.  Cafer onu dinlemiyordu.

Sonunda, bir anlık gafletinden yararlanıp Arnavut Cafer’in saldırmalı bileğinden tutup saldırmasını elinden aldı. Cafer o zaman “Ne oldu bana…Yaralandım mı” dedi. Biraz sonra getirilen ilk yardım aracına bindirilip hastaneye yollandı. Ertesi gün öldüğü öğrenildi.

Katilin yaşı küçük olduğundan ve olayın oluş biçiminden dolayı genç altı ay hapis yatıp çıktı.

Ne mi oldu..Bir süre sonra mahallenin haracını toplayan yeni kabadayı o delikanlı oldu!..

Dönelim Adı Efsaneye…

Kızının “Babalı kızlı dans gecesi” ne(Analı kızlı çorba gibi olmuş) davetli olan koç Tarık “Ölsem bile ölünün kızımın gecesine gitmesi gerekir” der. Kadın öğretmen onu hastaneye götürmek ister. Fakat, koç Tarık telefonunu ona vermez ve hastaneye gitmek istemez.  Yine de öğretmen hanım onu hastaneye götürmek için aracına biner ve aracı o kullanır..Tarık’ın ısrarlarına dayanamayıp  yarı yolda hastaneye gitmekten vaz geçer.

 Öğretmen hanım  ne hikmetse Tarık’ı dans mekanının önüne kadar araçla götürecek yerde, yüz metre kala Tarık’ı araçtan indirir.  Tarık kadının yardımını da istemez. Elli metre kadar giden karaciğerinden yaralı Tarık yere düşer.

Kadın öğretmen, Tarık’ın cep telefonunu alıp 152 yi arayacak yerde durmadan “yardım edin… yardım edin” diye bağırmaya başlar. Dizinin bu bölümü burada son bulur.

Bir öğretmen nasıl olur da ölmek üzere olan birisini hastaneye” götürmez…Adam ölürse “ölüme neden olmak” tan suçlu duruma düşeceğini düşünmez mi…

Bir baba,  bir süre sonra iyileşip kızıyla yaşamını sürdürmek varken kızının ölüsünü görmesinin kendisi için yeterli olacağını nasıl düşünebilir ve öğretmen hanım da bunu nasıl benimser.

Gerçi, büyük bir olasılıkla Tarık’ın kızının dans yerinden çıkıp onu görüp hastaneye yetiştireceği düşünülebilir.  Ne de olsa Türk filmi!...

Öncelik canı kurtarmakta değil midir. Böylece Tarık karakteri bir reklamdaki gibi “Gazoz “ mu olmaktadır!...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 449
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster