Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
187
 

Adım adım...

Son günlerde yaşananları anlayabilmek için bir süredir küresel bir laboratuar haline getirilen ülkemizde gerçekleştirilen uygulamalara Ya da deneylere bir göz atmakta yarar bulunmaktadır.
Aslında her şey, ülkenin yapısını tanımlarken kullanılan 36 etnik kimlik vurgusuyla başladı.
Çünkü kullanılan bu kavram…
Bu güne kadar ülkede yasayan tüm etnik kimlikleri ifade eden bir millet olmaktan vazgeçmeyi içeriyordu.
Zaten sonrasında bu millet kavramı ülkemizi yönetenlerce hiçbir şekilde dile getirilmedi.
Vurgulamalar hep etnik kimlik boyutuna yapıldı.
Türklük ise bu arada bir üst kimlik, yani millet olmaktan çıkarılıp ülkede bulunan onlarca kimlikten biri boyutuna indirildi.
Ve buradan da anlaşıldı ki…
Türkiye’de artık yeni bir süreç başlıyor ve bu süreç kesinlikle ve kesinlikle üniter yapıyı ve…
Ulus devlet modelini içermiyordu.
Sonrasında zaten ülkenin yapısı gündeme getirilirken yapılan vurgulardan da anlaşıldı ki…
Artık ülkede Türk milleti değil…
Sadece otuz altı ayrı kimlik bulunuyordu.
Millet bitmişti.
Ve ortaya çeşitli kimliklerin koalisyonu benzeri bir yapı konuluyordu.
Elbette hal böyle olunca eskiden üst kimliğimiz olan Türk Milleti kavramına vurgu yapan ne varsa…
Hepsi…
Evet, hepsi üzerine bir yok etme operasyonu yapıldı.
Ders kitaplarından özellikle mili bilinci uyandıracak kavramlar özellikle temizlendi.
Şehitlik…
Gazilik…
Vatan gibi kavramlar ortadan kaldırıldı.
Bunun sadece bu kadarla duracağını düşünmek safdillik olurdu ve kaldı ki durmadı da…
Büyük Atatürk’ün söylediği ve millet tanımını en güzel ifade eden “Ne mutlu Türk’üm diyene.” Sözü uzun bir süre gündemlerden düşürülmedi.
Hatta…
Dağlardan temizlenmesi bile sıkça tartışılır hale getirildi.
Ardından AB uyum yasalarıyla belirlenmiş yerel dillerde televizyon açma konusu gündeme getirildi ki…
Artık ülkede yaşadığı farz edilen otuz altı kimliğin hepsine uygun yayın yapılacağı sözde demokrasi adına gündeme taşınır oldu.
Tabi bu arada bu yaşanan süreçte, ülkemizin hiç bir yetkilisi de kendisinin Türk olduğunu söylemediği gibi…
Türk Milleti kavramını da asla ağzına almadı.
Türk milleti kavramına vurgu yapan her şey gibi okullarda okutulan “Öğrenci Andı” da bu arada bu tartışmadan nasibini aldı.
Sadece “Öğrenci Andı da” değil.
“Atatürk de…”
“Tek parti dönemi de…”
Atatürk devrimleri nedeniyle “travma geçirenlerce” hep tartışma konusu yapıldı.
Adına sonradan açılım adı verilen ve adım adım milli kimliğin yok edilmesi hedeflenen süreçte…
Bu işe başından beri karşı çıkan ülkenin asker ve sivil aydınları ise cezaevlerine dolduruldu.
İşte bu süreç hepimizin önünde yasandı…
Ve bu günkü duruma bir anda gelinmedi.
Nasıl gelindi demiştik yazının başında…
İşte böyle!...
Adım adım…

08–07–2010
Nusret KEBAPÇI

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu kez hiç kimse bu ülkeyi bölemez emin olun.Bir daha hiç kimse annelerle oyunda oynayamayacak emin olun.Bir daha hiç kimse de bu kadını labaratuvar faresi gibi kullanamayacak kaldı ki buna devam edildiği sürece daha kötü şeyler olacak emin olun.

DERİN, SADE VE KARIŞIK... 
 30.07.2010 14:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 207
Toplam yorum
: 111
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 388
Kayıt tarihi
: 07.07.06
 
 

Ben Ankara'da yaşayan kendi halinde okur yazar  bir öğretmenim...     ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster