Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '09

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
427
 

Adım adım Kürdistan - 6

Adım adım Kürdistan - 6
 

ABD, bu ikili ile 1998'de Kürt Federasyonu kurulması için Washington'da bir antlaşma imzaladılar.


Devamla...

ABD'nin, "Irak'a demokrasi getireceğim" diye başlattığı Birinci Körfez Savaşı'ndan sonra, PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığı giderek pekişmiştir.. Bir önceki bloğumda da belirttiğim gibi, İngiltere, Fransa ve diğer bir kısım Batılı ülkelerin, bu arada Türkiye'nin de desteğini alan ABD, Türkiye'de konuşlandırdığı "Çekiç Güç" ile pekişen bu Kürt varlığının parlamenter bir düzene geçmesini sağlamıştır.

Kurulan bu parlamenter düzen, aslında Türkiye'nin, "Kurdurmayız... Kurulmasına izin vermeyiz... Bizden habersiz kuramazlar" dediği "Kürt Devleti"nin ilk hukuksal ve siyasal göstergesi olmuştur. Türkiye de, topraklarında konuşlanmasına izin verdiği "Çekiç Güç" ile bu oluşuma "dolaylı yoldan" katkıda bulunmuştur.

Bunlar olurken, Avrupa'da da PKK ile, kurulması istenen Kürt Devleti ilişkilendirilerek Kürt sorunu siyasal alana aktarılmaya çalışılmıştır.

Örneğin; 11 Haziran 1991'de, İstanbul'da toplanan "Sosyalist Enternasyonel"in ilk gününde, Filistin Kurtuluş Örgütü ve Kürt temsilcileri, Enternasyonel'in üye ülkelerine baskı yaparak hem Filistin hem de Kürt Devleti'nin kurulmasını sağlayacak karar çıkarılması yolunda gizli girişimlerde bulunmuşlardır....Yine Sosyalist Enternasyonel'in 1993 Ekim ayı toplantısında da, Avrupa Sosyalist Partisi Parlamento Grup Başkanı, bu toplantıya katılan Türk heyetinin bir üyesine "Kürdistan'da işler nasıl?" şeklinde bir soru yöneltmiştir.( O günlerin medyasından)

Kulaktan dolma bilgiler ve yanlış yönlendirmeler ile PKK lehine şişirilmiş yabancı gözlemcilerin bu tavırları, ne yazık ki sorunun gerçek boyutlarını kavrayamamış, Batılıların Sevr Dosyası'nı hala kapamadıklarını bilmeyen, "Sevr İdeolojisi" ve bu ideolojinin bilgisinden yoksun bazı kendi insanlarımız tarafından da "demokrasi, insan hakları ve kültürel özgürlük" yaklaşımları ile desteklenmiştir. Böylece, Amerika ve Batılılarca, Güneydoğu Anadolu bölgesinde, ilk aşamada "bölgesel özerklik", daha sonra da "bağımsız Kürt devleti" oluşumuna, bir kısım kendi insanlarımızın da yardımıyla sosyopolitik ortam hazırlanmıştır.

İşte, tam bu sırada Amerika'nın da özendirmesiyle Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Türkiye'deki ilk "Kürt Açılımı"nı başlatmıştır. (Bu açılımla ilgili olarak "1993 Kürt açılımı ve sonucu" ile "ABD destekli Kürt açılımı" adlı bloglarım vardır.)

1993'te başlatılan bu açılım, bildiğiniz gibi, 33 korumasız askerlerimizin, PKK tarafından katledilmesi ile sona ermiştir.

Bu olaydan sonra PKK, eylemlerine devam etmiştir... Bu arada Kuzey Irak'a da birkaç askeri operasyon yapılmış ve yurt içindeki PKK'lılara karşı verilen mücadelede inisiyatif yavaş yavaş Türk Silahlı Kuvvetleri'nin eline geçmiştir... Bunda, TSK'nın yeni ve modern araç ve gerekçelerle donatılmasının ve bu mücadeleye uygun taktikler geliştirmesinin de büyük katkısı olmuştur.

Amerika, artık, PKK'nın silahlı eylemleri ile bu işin üstesinden gelemeyeceğini anlayınca, strateji değiştirmiş ve amacın -Kürt devleti kurma amacı- siyasi olarak sağlanmasını düşünmeye başlamıştır... Önceliği de Kuzey Irak'a vermiştir... Yani 90 yıl önceki stratejiyi uygulamaya sokmuştur. Bu arada, Türkiye'de hazırlanan bazı Kürt sorunu raporlarında, kurulması düşünülen Kürt devleti için adres olarak Kuzey Irak gösterilmiştir.

Neydi, bu strateji? Bu strateji, yazı dizimin üçüncesinde açıkladığım 1920 yılındaki İngiliz projesidir; yani "Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun(İngilterenin düşüncesine göre Kuzey Kürdistan'ın), Güney Kürdistan ile birleşinceye kadar Türklere bırakılmasıdır).

Tam bu sıralarda, ABD, 17 Eylül 1998'de, Washington'da Celal Talabani ve Mesut Barzani'yi bir araya getirerek Kuzey Irak'ta bir Kürt Federasyonu kurulmasını öngören bir antlaşmanın yapılmasını sağlamıştır.

Not : "Dün", Türkiye'yi dışarıda bırakan bu antlaşmayı imzalayan bu ikiliden biri "bugün", Irak Devlet Başkanı diğeri ise, Bölgesel Kürt Yönetimi lideri ve Kürt Prlamentosu Başkanı... İlginç değil mi? Kuzey Irak'taki ABD memurluğundan devlet başkanlığına ve yönetim liderliğine...

Aslında bu antlaşma, 1996 yılında başlatılan "Ankara süreci"ne karşıydı... Neydi bu Ankara süreci?...Bu, Kürdistan Demokrat Parti(KDP), Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Türkmen Cephesi'nin bir araya getiren ve tüm toplulukları temsil eden bir yönetimi benimseyen bir süreçti.

Oysa ki, 17 Eylül 1998 Washington Antlaşması, Kuzey Irak'ta bir Kürt Federasyonu kurulmasını öngörüyordu...Görüldüğü gibi bu antlaşma, "Ankara Süreci"ni ortadan kaldırıyor ve Türkiye'yi aradan çıkarıyordu. Bu nedenle de, Türkiye bu antlaşmaya haklı olarak itiraz etmişti.

Türkiye'nin bu antlaşmaya itiraz ettiği noktalar şunlardı:(1)

* Bu antlaşma, Türkiye'yi dışında hazırlanmıştır.

* Antlaşma, Irak'ın toprak bütünlüğünün devamını zımmen(dolaylı olarak) kaldırmıştır.

* Kuzey Irak'ta Kürt Federasyono adı altında Kürt Devleti'nin temelleri fiilen atılmıştır.

* Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı sınır ötesi harekatını sınırlayacaktır.

* Bu antlaşma, iki Kürt lideri ile ABD ve İngiltere arasında imzalanarak Türkiye dışlanmıştır.

* ABD'nin ilk defa Kuzey Irak yerine Kürdistan ibaresini kullanmasıyla, bin yıldan fazla bu bölgede bulunan Türkmenler ve Irak devre dışı bırakılmıştır.

Peki, ABD, Türkiye'nin bu itirazını kabul etmiş midir; yani iki yıl önce 1996'da KDP, KYB ve Türkmen Cephesi'nin bir arada temsilini öngören "Ankara Süreci"nin devam ettiğini kabul etmiş midir?

Bunun yanıtını da, bir sonraki bloğumuza saklayalım...

cdenizkent

__________ :

(1) M.Necati Özfatura, "Talabani - Barzani- Ankara Zirvesi", Türkiye Gazetesi, 28 Kasım 1998(Bu tarih, gazetenin haberi verdiği tarihtir, Ankara Zirvesi, 1996'da toplanmıştır.)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ilkçağ savaşlarının rövanşı gibi. Şimdi de Küresel imparatorluğun petrol ve yol savaşları ve ona umut bağlayanlar.

Hüseyin Seyfi 
 29.12.2009 20:36
Cevap :
Merhaba...Daha önce yorum getiren bir arkadaşıma da söylediğim gibi "devlet başkanları değişir ama, devletlerin ana hedefleri değişmez; yalnızca zaman içinde zamana uygun düzeltmeler yapılır"...Yunanlıların "Megola İdea"sı, yani büyük idealleri 1453'ten beri değişmemiştir. Amerika'nın Kürtlere ve Ermenilere verdiği "devlet kurma sözü" de bir devlet borcudur ABD için...Bu meyanda, Ortadoğu'nun petrol ve Asya'nın doğalgaz kaynakları da ABD için her zaman cazip ve vaz geçilmez bir hedeftir...İlerde belki buna da değinirim. Katkınıız için teşekkür ederim. Selamlar.  30.12.2009 10:51
 

"Etmiştir" yanıtını Boloğunuzu iki kere okuyup verdim. (Siz ve birkaç kişinin bloklarını birden fazla okurum) ABD, bence kürdistan kartını hem Türkiyeye, hem Iraka karşı koz olarak elinde tutmak istiyor. Sözünden çıkmayan bir Türkiye ve Irak varken acele Kürdistan oluşumu risk olabilir. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 29.12.2009 16:57
Cevap :
Merhaba...Söyledikleriniz doğru. Türkiye, Amerika'ya eğilimli bu tavrını sürdürürse Kürdistan'a zaten gerek kalmayacak. Ben yalnızca teknik bir yaklaşımdan söz ettim...Ankara Süreci, 1996 tarihini taşıyordu. Türkiye'nin lehine bir durumdu; bu yüzden de ABD'nin, bunu kabul etmesi beklenemezdi. Kabul etmediği için de iki yıl sonra, Türkiye'yi dışlayarak Washington Antlaşması'nı imzalattı ve Kürdistan'ın kurulması işini belgeledir... İlginize teşekkür ederim. Sanırım üç bloğum kaldı. İlginizin devamını dilerim. Selamlar.  29.12.2009 18:03
 

Bence etmiştir. Askerimizin başına çuval geçirerek. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 28.12.2009 21:37
Cevap :
Merhaba..."etmiştir" yanıtını, bloğumun son cümlesine bakarak verdiyseniz, sizin bloğumun tamamını okumadığınızı düşünürüm...Verdiğiniz "etmiştir" yanıtı, ABD'nin "Ankara Sürecini" kabul ettiği anlamına gelir ki, bu Türkiye'nin lehine bir tavırdır. Çünkü, "Ankara Süreci", bölgede bir Kürdistan kurulmasını önleyen bir süreçtir. Sizce ABD, bölgede bir Kürdistan kurulmasından vazgeçer mi ya da vazgeçmiş midir? Buna "evet" diyorsanız, "etmiştir" yanıtınız doğrudur...Ama benim bu soruya yanıtım, "etmiş görünerek "etmemiştir". Çünkü ABD, Kürdistan düşüncesinden vaz geçmemeiştir, bana göre tabii. Selamlar.  29.12.2009 12:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 938
Toplam yorum
: 2432
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1381
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster