Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
828
 

Adımız Andımızdır!

Adımız Andımızdır!
 

Her sabah günün  ilk ışıklarıyla yavrularımızın kararlı, gururlu, coşkulu sesleri ile günaydın sevgili arkadaşlar diye başlayan; Türküm, doğruyum, çalışkanım… diye devam eden dostuna güven düşmanına korku salan yaklaşık seksen yıldır ilkokullarda çocuklarımızın okuduğu andımızı 23 Nisan 1933 yılında Türk çocuklarına armağan eden Dr. Reşit GALİP’tir.

 Prof. Dr. Afet İNAN, “Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler” adlı eserinde (s. 213) Dr. Reşit GALİP ve “AND” hakkında şunları yazmıştır:

“1933 yılının 23 Nisan Çocuk Bayramı idi. O, heyecanla Çankaya Köşkü’ne geldiği vakit, Atatürk’ün yanında bana bir kâğıt uzattı ve şunları anlatmaya başladı. “Sabahleyin ilk bayramlaşmayı kızlarımla yaptım. Onlara bir şeyler söylemek istediğim vakit, bir and meydana çıktı. İşte Cumhuriyetimizin 23 Nisan çocuklarına armağanı” dedi:
Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Bu sözler, Türk çocukları tarafından o yıldan beri tekrarlanmaktadır. Vatanperver Dr. Reşit GALİP, evvelâ bir baba olarak bu hisleri duymuş; sonra da Millî Eğitim Bakanı olarak okul çocuklarına bu andı içirmişti.”

Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu 10 Mayıs 1933 tarih ve 101 sayı kararı ile bu “Öğrenci Andı”nı, idealist Millî Eğitim Bakanının belirttiği şekilde uygulamaya koymuştur.
Talim Terbiye Kurulu’nun bu kararına göre, öğrencilerin her gün tekrar edeceği “Öğrenci Andı” ile ilgili olarak Millî Eğitim Bakanlığı, metni bu yazımızın sonuna alınan 18 Mayıs 1933 tarih ve 1749/42 sayılı genelgeyi yayımlamıştır. “Öğrenci Andı”nın amacı ve söylenirken nelere dikkat edilmesi gerektiği bu genelgede açıklanmıştır. 29 Ağustos 1972 tarih ve 14291 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan ilkokullar yönetmeliğinin 78. Maddesinde “Öğrenci Andı”na aşağıdaki son bölüm eklenmiştir.
“Türküm, doğruyum, çalışkanım; yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk; açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim.
 Ne mutlu Türküm diyene”

“Öğrenci Andı”nın bugün söylenmekte olan metni, Millî Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisi’nin Ekim 1997 tarih 2481 sayısında yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 10. Maddesiyle belirlenmiştir. Bu maddeye göre ilköğretim okulunda öğrenciler, her gün dersler başlamadan önce öğretmenlerin gözetiminde topluca aşağıdaki “Öğrenci Andı”nı söylüyorlar.

“Türküm, doğruyum, çalışkanım.İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
 Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene!”

İlköğretim okullarında öğrencilerin, her gün dersler başlamadan önce öğretmenlerin gözetiminde topluca söyledikleri “Öğrenci Andı”nın amacı, anlamı ve öğrencilere nasıl kavratılacağı, metni aşağıya alınan 18 Mayıs 1933 tarih ve 1749/42 sayılı Bakanlık genelgesinde çok güzel açıklanmıştır.

Amacı;
Her öğretmenin ve her okul yöneticisinin bu emri dikkatle okuması ve uygulaması gerekir.
Öğrenci And'ında yer alan her sözde ve anlamında Türk Millî Eğitiminin amacının özü vardır. And'da geçen her sözün ve ettikleri yeminin anlamı öğrencilere iyi kavratılmalı. Öğrenciler, okul içinde ve okul dışındaki hayatlarında, her sabah söyledikleri anda göre hareket ederek “doğru” ve “çalışkan” olmalı. Küçükleri korumalı. Büyükleri saymalı. Yurdunu ve milletini özünden çok sevmeli. Yükselmeyi ve ileri gitmeyi “ülkü” edinmeli. Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürümelidir. Yeri gelince varlığını, Türk varlığına armağan edebilmelidir.
Öğrencilerin okul içinde ve okul dışındaki davranışları, And'da söyledikleri sözlere ve ettiği yemine uygun olmalıdır.

30 Eylül 2013 tarihinde Türkiye  Cumhuriyeti Devleti başbakanı tarafından demokratikleşme paketi adı altında yayınlanan paketin maddelerinden biri ile kaldırıldı. Görülen o ki, Türk çocuklarının büyük bir coşku ile verdiği söz, and demokrasiye aykırı gelmiş...

Yavrularımızın o küçücük yüreklerine zihinlerine ilmek ilmek işlenen andımızda, doğruluk, çalışkanlık, büyüklerini saymanın, küçüklerini sevmenin, vatanını canından aziz bilecek kadar kutsal olduğunu öğrenmesi, Ata'sının gösterdiği ilim ve irfan yolunda ilerlemesi için söz vermesi, and içmesi sağlanmakta idi. Bu Türk Milletinin yansıması olarak, Türk çocuğundan alınan sözün demokratikleşmeye aykırı olarak görülüp kaldırılması hepimizi derinden üzmüştür.

Ancak şu bilinmeli ki! Türküm diyen kendini "TÜRK" gibi hisseden her "TÜRK", çocukluğunda verdiği anda söze, son nefesine kadar kadar sadık kalacaktır.


NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Hanife Mert

Şennur Köseli bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

EYüce Atatürk! Çizdiğin yolda emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz.Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Güzel bir konuyu işlediğiniz için çok teşekkürler canım.Sevgilerle öptüm sizi.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 05.10.2013 21:37
Cevap :
Sevgili Nahide Hocam, biliyorum siz de bu konuda çok duyarlısınız. Öyle de olmak zorundayız. Bize yapılan haksızlıkları gündemde tutmalı bizim ancak kalemimiz var. Atamızın çizdiği yolda emin ve kararlı adımlarla yürüyeceğiz. Karanlıkları aydınlatarak, cehaleti yok ederek ilimle irfanla yolumuza devam edeceğiz, yüreğimizde ki imanla, vatan sevgisi ile... Çok teşekkür ediyorum, gönülden sevgilerimle ben de öpüyorum sizi, sağlık, huzur ve mutluluk diliyorum. sevgilerimle  07.10.2013 0:41
 

Yurdagül Hanımın Yorumuna cevabımın devamı; Bir yeriniz rahatsızlandığı zaman orayı tamamen kesip kurtuluyor musunuz? Yoksa tedavi mi ediyorsunuz? Ben andımızı kaldırdım demek sorunu çözmüş mü oluyor? Diğer taraftan ülkemizde ayrıca gayrimüslüm vatandaşlarımız var. Onları zorla din dersine alıyor muyuz? Hayır isteyen girmiyor. Kardeşim ben Türküm doğruyum çalışkanım demek istemeyen demesin... Onların sayılarının 15- 20 olması beni ve benim düşünen, Türk Mlleti'ne özünden bağlı olanları hiç korkutmuyor. Kaldı ki; Benim Atam;"Bir Türk Dünyaya bedeldir" sözünü boşuna söylememiş. Kusura bakmayın yorumum biraz uzun oldu. yazımı okuyup düşüncenizi paylaştığınız için teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalın.

Hanife MERT 
 03.10.2013 16:24
 

Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene!!!" BAŞKA SÖZE GEREK VAR MI? SEVGİMLE

Sündüs Akkaya 
 02.10.2013 22:49
Cevap :
Kesinlikle başka söze gerek yok, sevgili Sündüs Hanımcığım. Çok teşekkür ediyorum, gönülden sevgilerimle öpüyorum. Hoşça ve dostça sevgiler.  03.10.2013 16:04
 

Sevgili Hanife hanımcığım, özümüzle Türk olmamızla her zaman gurur duyduk ve övünmekteyiz. Adımız andımızdır, gayet tabii ve değiştirilemez. Lakin benim mantık diyor ki: empati yapalım ve bir Arap ailenin annesi olsaydım, çocuğuma okulda "Türk'üm, doğruyum" dedirtmezdim, çünkü çocuğum Türk değildi. Bence bu konu mantık çerçevesi içinde tartışılmalı. Bu gün 2013 yılına göre biz TÜRKLER çoğunlıktayız ama endişelerim var, iki nesil sonra ne olacak? Çünkü bir anne-bir babadan 13-15 çocukla çoğalma yarışında olan etnik kökenler var. Dilerim endişelerimde haksız çıkarım ve yanılırım. Doğdum doğalı söyledim, ölünceye kadar da söyliyeceğim: NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...Selam ve sevgilerimle...

Yurdagül Alkan 
 02.10.2013 21:14
Cevap :
Biz bu güne kadar hiç bir etnik kökene zorla dayatma ile sen Türk olacaksın demedik. Onlar ile bizim aramızda vatandaşlık hakları açısından hiç bir ayrıcalık tanınmadı. Onların ne inancına ne gelenek görenek, kültür, ne de adetlerine karışılmadı. Hal böyle iken eğer ben bir Arap ailesinin annesi olsa idim, beni kucaklayan bağrına basan her türlü hakkımı koruyan bir devlete vefa borcu ve bağlılığımı ifade ederdim. Çocuğumun Türküm doğruyum demesinde bir sakınca görmezdim. Bunu samimiyetle ifade edeyim. Aksi halde davranmam yediğim yere kör bakmam demektir, ihanet etmem demektir. Söyleyemeyecek durumda isem o , ülkeyi terk ederdim. Diğer taraftan arap veya kürt ben Türküm doğruyum çalışkanım... demek zorunda değil. (Kürt ifadesini bir beyefendi sizin ifade ettiğiniz şekilde söylediği için kullandım)Demesin. Ama Kürt, Arap vs. Türküm demiyor onlar inciniyor diye benim değerlerimin yok sayılması kaldırılması bu ülkenin asıl sahibi olan (Türk'lere)saygısızlık değil mi? devamı var.  03.10.2013 16:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 145
Toplam yorum
: 946
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 4160
Kayıt tarihi
: 08.06.12
 
 

Anadolu Üniversitesi İktisat  mezunuyum. Emekli muhasebeciyim. Felsefe, İlahiyat, Sosyoloji ve Ps..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster