Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
2284
 

Adını az duyduklarımızdan; Kaygusuz Abdal

Adını az duyduklarımızdan; Kaygusuz Abdal
 

Geçen hafta ünlü aşçılardan Oktay Usta, televizyondaki yemek programında kaz pişiriyordu. Nasıl dalıp gittim eski günlere, çocukluğuma, dedemin avladığı kazı anneannemin pişirip bütün aileye o güzelim şölen havasını yaşatışına...

Dedem de büyük dayım da avlanmayı çok severlerdi.( Ben ilkokuldayken bile dedemin avladığı geyiğin postu evin girişinde asılıydı.) Bir keresinde kuzenimle ben de gitmiştik yanlarında. Öylesine hoş bir maceradır ki av, yazmakla anlatılamaz. En çok Meke kuşları ve tavşan yemişliğim vardır çocukken, av eti olarak. Tabii en çok iz bırakan kaz eti yiyişim oldu.

Kaz yemeğini yerken bir şiir okumuştu dedem. Dinlemeye doyamamıştık ve sonraki günlerde - çok güldük diye - defalarca okumuştu aynı şiiri. Halk Şiirleri Antolojisi vardı dedemde. Şiiri dedemden sonra o kitaptan da öğrenmiştim, Kaygusuz Abdal'ındı şiir. İnatla pişmeyen bir kazı anlatıyordu şiirinde, Kaygusuz Abdal.

Bu güzel anımı ve Kaygusuz'un o güzelim şiirini sizlere yazmak istedim. Tabii Kaygusuz'la ilgili bilgi de vermek istedim bir yandan. Ulaştığım bilgiler beni nasıl şaşırttı, anlatamam.

Şâir. Alâiye’de doğdu. Alâiye Beyi Hüsameddin Mahmud’un oğludur. Kay­gusuz Abdal‘ın asıl adı Alaaddin Gaybi’dir. İyi bir öğ­renim görmüş, genç yaşta Abdal Musa’ya derviş olarak Kay­gusuz adını almıştır. XIV’üncü asrın sonlarında Mısır’a gi­derek bir tekke açmış, Hicaz, Suriye ve Irak’ı dolaşarak Ana­dolu’ya dönmüştür. Rumeli’nin Yanya, Filibe ve Manastır şehirlerinde de bulunmuş tahminen 1444 yılında ölmüştür. (Kaygusuz Abdal, Yunus Emre‘nin yolunda yürüyen şairlerdendir.) Abdal Musa'nın adını ve türbesini basından bilirsiniz, her yıl şenliklerle anılır ve siyasilerimiz katılır bu törenlere. Antalya / Elmalı / Tekke Köyü'ndedir türbesi. Kaygusuz Abdal'ın mezarı da türbededir. Sembolik mi, yoksa gerçekten mezarı mı, bilmiyorum. Çünkü kendisinin Mısır'da öldüğü ve türbesinin Kahire yakınlarında bir mağarada olduğu bilgisi de var internette.

"Hind'den bezirganlar gelir yayınur
Aşık olan bu meydanda soyunur
Pişer lokmaları açlar duyunur
Toklar gelür pirim Abdal Musa'ya"
Kaygusuz Abdal


Kaygusuz'un Alanyalı olduğunu bu yaşımda öğrenmek kendi ayıbım mıdır, diye düşünmekten kendimi alamadım. Çünkü benim anne tarafım Alanyalı'dır. Dedem ve anneannem Alanya'da iz bırakmış insanlardandır. ' Dedem ve Atatürk ' başlıklı yazımda anlatmıştım bir kısmını. Eğer vefa diye bir şey varsa Alanya'da neden Kaygusuz'la ilgili tek bir yazılı bilgi yoktur. Yabancı dillerden hangisini ararsanız bulabilirsiniz Alanya'da. Pazardaki köylü kadınlar bile aksanıyla Almanca konuşur. Ama sanırım Kaygusuz'un adını bile duymamıştır hiçbirisi. Hoş, dedem şiirlerini okumasa belki ben de bilemezdim ya. Kendi yöremde yaşamış bir halk ozanının gündeme bir şekilde girmiş ve hakkıyla tanıtılmış olmasını isterdim doğrusu. Şimdi düşünüyorum da, belki de Alanya'daki Mahmutlar bölgesinin adı, Kaygusuz Abdal'ın babası Hüsameddin Mahmud'dan geliyordur.

Düşünsenize; kaz yemeği yapılan bir restoran olsa ve Kaygusuz'un şiiri pek çok dile çevrilip restoranın duvarına asılsa? Hayâl gibi geliyor ama, neden olmasın? Alanya'da pizza, hamburger yemektense üstüne şiir yazılmış bir kaz yemeği yemeyi hangi turist istemez?

Çocukluğumun en sevimli şiirini, rahmetli dedemle anneannemi ve elbette Kaygusuz Abdal'ı da saygıyla anarak sunuyorum sizlere;

Bir kaz aldım ben karıdan
Boynu da uzun borudan
Kırk Abdal karnın doyuran
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz

Sekizimiz odun çeker
Dokuzumuz ateş yakar
Kaz kaldırmış başın bakar
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz

Kaza verdik birkaç akça
Eti kemiğinden pekçe
Ne kazan kaldı ne kepçe
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz

Kaz değilmiş be bu azmış
Kırk yıl Kafdağında gezmiş
Kanadın kuyruğun düzmüş
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz

Kazı koyduk bir ocağa
Uçtu gitti biri bucağa
Bu ne haldir hacı ağa
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz

Kazımın kanadı sekli
Dişi koyun emmiş tilki
Nuh Nebî’den kalmış belki
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz

Kazımın kanadı sarı
Kemiği etinden iri
Sağlık ile satma karı
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz

Kazımın kanadı ala
Var yürü git güle güle
Başımıza kalma belâ
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz

Suyuna biz saldık bulgur
Bulgur Allah deyi kalgır
Be yârenler bu ne hâldir
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz

Kaygusuz Abdal nidelim
Ahd ile vefâ güdelim
Kaldırıp postu gidelim
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tülin hanım nerden geliyor aklınıza böyle şeyler, bayılıyorum bu yanınıza:) Çok keyifli hem de bilgilendirici bir yazıydı. Paylaşım için teşekürler. Alanya'daki turistler konusunda kararsızım ama?:)) Sevgiler.

mea culpa 
 31.07.2010 22:26
Cevap :
Valla ben de bilmiyorum, aklımdan hiç çıkmaz ki bu tür anılar:) Düşün ki bende bu kadar anı var, annem yazsa roman olur kesin:) Pekin Ördeği yeniyor ya, kaz neden yenmesin Alanya'da:) Sevgiler...  01.08.2010 15:50
 

Ama benim yorumum ne Kaygusuz'a ne kaz etine. O sevimli tavşanı nasıl yiyebildin Tülin? :)) "Ben tenekeye atış talimi yaptım" dediğimde silaha karşı olanlar yorumlarıyla dövdü beni :)) Sen "Tavşan vurup yedik" diyorsun kimseden tık yok. Haksızlık bu :))) Sevgilerimle arkadaşım.

Nilgün Akad 
 31.07.2010 10:02
Cevap :
Tavşanları nasıl sevdiğimi anlatamam sana:) Tabii avlananlar yaban tavşanları hep. İnsanın aklına gelmiyor yerken, tıpkı minicik süt gibi oğlakların etini yerkenki gibi:( Ona kalırsa tavuklar da çok sevimlidir. Ama onları yemeyi de çok seviyorum:) Senin tenekeye atış taliminin sonucu tavşan avlamaya falan varır diyeydi korkumuz:) Sevgilerimle Nilgün...  01.08.2010 14:02
 

Doğrudur,Kaygusuz Alanyalı'dır, Yunus tarzı şiirin devamıdır da, Kaygusuz Yunus'tan Alevi-Bektaşi edebiyatının ilk büyük şairlerinden biri olmasıyla ayrılır. Şiirlerindeki "fütursuz" söyleyiş de buradan kaynaklanır. Baksana şiire : "Kıldan köprü yaptırmışsın Gelsin kulların geçsün diye Hele biz şöyle duralım Yiğit isen sen geç Tanrı" Böyle bir söylemi Yunus'ta bulamayız... Güzel yazın için tebrikler... Saygım ve sevgimle...

UFUK KESİCİ 
 28.07.2010 6:59
Cevap :
Dün babama telefon açtığımda yazdığın iki dizeyi okudum. O da bana devamını okudu:) Bu arada; internette Kaygusuz'un alevi olmadığının anlaşıldığı yazıyor. Ne kadar doğru, bilemem. Ama ben alevileri ve felsefelerini öyle severim ki, Kaygusuz'un alevi olduğu felsefesinden belli gibi geliyor bana. Sevgilerimle...  30.07.2010 9:24
 

...ne güzel bir paylaşım...ne güzel anılar...o ne güzel ABDAL...hele de hele o ''ahd ile vefa güdelim''...deyişi...teşekkür ettim...saygılar...

nedim üstün 
 26.07.2010 17:10
Cevap :
Teşekkür ederim güzel görüşünüz için. Acaba 50 yıl sonra adı anılır mı dersiniz bu değerli insanların? Fahri Erdinç'i de, babam şiirlerini okumasa hiç bilmeyecektim belki. Haklısınız ahd ile vefa gütme bölümü çok etkileyici. Sevgi ve saygımla...  26.07.2010 23:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2073
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster