Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '20

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
31
 

Adıyaman Ve Antik Efes Kenti

 

                Adıyaman’ın çok ilginç su kaynakları vardır. Bu kaynakların varlığı kentin temizlik konusunda ileri bir düzey yakalamasına neden olmuştur. Her mahallede var olan çeşmeler ve tuvaletler bunun en güzel kanıtıdır. Suları nerdeyse gürül gürül akar, çevresindeki esnaflar ve evler bu sulardan doyasıya yaralanırdı. Bunlar anlatılmakla bitmez. Ancak günümüzde bu çeşmelerin gürül gürül akan suları köreltildi, yerine şehir şebekesinden sular bağlandı. Bu belki gelişen kent ve artan nüfus yoğunluğu nedeniyle gerekliydi. Ne vat ki, o sular belirli bir düzenleme ile ele alınıp, gözden çıkarılmasaydı; belki bu gün o suları kullanmaya devam edecektik. Ancak çoğunun kaynağı, geldiği su yolları unutuldu ve kaybedildi. Oysa izleri sürdürülüp kaynaklarına, nereden geldiği noktasına varılabilseydi bugün onlardan yararlanmayı sürdürecektik. Yetkililer işin kolayına kaçıp, su yollarının üstünü kapatmak gibi bir yolu seçtiler. Şimdi o sularımız sadece hafızalarımızda kaldı.

                Nerelerde vardı bu sular? Gelin bir göz atalım.

                Eskisaray Camisi ve Çeşmesi:

                Buraya gelen su ile Gölebatmaz çeşmesinin suyunun aynı olduğu söylenir. Bizim çocukluğumuzda oluklarından gürül gürül su akardı. Bu su çeşmelerden sonra tuvalet kanallarına geçer, aynı şekilde gürül gürül akardı. Bu şekilde tuvaletlerin altından geçen su tuvaletleri n temizliğini de yapmış olur, döküntüleri alıp götürürdü.

                Şimdi bu tuvaletler aynı işlevi görüyor. Ancak yenilenmiş, günün koşullarına uydurularak, fayans ve benzeri malzemelerle donatılarak güzelleştirilmiştir. Suyu hala gürül gürül akmaktadır.

                Bu çeşmenin ve caminin bir de çınarı vardır. Cami ve çeşme gibi asırlıktır. Bu asırlık varlıklarımız insanlarımıza hizmet vermeyi sürdürmektedirler. Ancak çınarımız halkımızı üzen olumsuzluklar yaşamaktadır.

                Hocaömer Camisi Ve Çeşmesi:

Hocaömer mahallesi eski, eski olduğu kadar da büyük bir mahalle. Ben bu mahallede doğmuşum. Nüfus kütüğüm de hala bu mahallededir. Mahallenin camisi oldukça eski tarihlidir.  Çeşmesinden gürül gürül sular, her çeşmesinden bilek kalınlığına yakın su akardı. Boydan boya iki duvara dizilmişti bu çeşmeler. Hem abdest alınır hem de içilirdi. Buz gibi bir kaynak suyuydu. Çeşmelerden sonra yan yana dizilmiş tuvaletleri vardı. Çeşmelere gelen su tuvaletlere kadar gelir onlardan da akardı. Yani bolca gürül gürül akan bu su tuvalet temizliği için de kullanılırdı. Çeşmelerden akan sular tuvaletlerin altından akar, temizlemeyi kendiliğinden yapardı. Tuvaletlerin altından akan bu kirli ve atık sular bir kanaldan akar giderdi.  Bu kanal taştan çrülerek yapılmış insan boyundan yüksek kemer bir yapıydı. Buradan başlar, kentin ortasından, yani çarşıdan devam ederek diğer atıkları da alarak devam eder kentin güney doğusunda dereye ulaşırdı. Sonradan bu çeşmelere musluklar takıldı bir süre öyle kullanıldı. Kent büyüdükçe uzaklardan gelen bu suyun kirlenmesi de doğal olarak ortaya çıktı. Kullanılmaz oldu. Şimdilerde bu çeşme ve tuvaletler yine var ve kullanılıyor. Ama kaynak suyu değil, kent suyuyla.

Ulu Cami Ve Çesmesi:

Ulu cami adı gibidir, uludur. Değerlidir. İncelemeye değer bir yapıdır. Özellikle ahşap işlemeli kuzey kapısı görülmeye değerdir.

Bu caminin çeşmesi de kab dediğimiz bir kanalla çeşmeye kadar gelir, oradan küçük bir kanal yoluyla oluklardan oluşturulmuş çeşmelerden akar. Çeşmelerden akan bu sular bir kanal yoluyla da tuvaletlerin altından geçer. Yine bu tuvaletlerin içine kadar uzanan bir kanalla da çeşmelerinden temizlik için sular akar. Tüm bunlar tuvaletlerin sonunda büyük bir kanal yoluyla ana kanala ulaştırılır. Ulucami tuvaletinin kanalı da taşlarla örülmüş bir kemer yapıdır. O günlerin abdest alma ve temizlik sistemi buydu. Bol su ve akıp giden suyun getirdiği temizlik vardı. Şimdilerde bu çeşme ve tuvaletler kullanılmıyor. Caminin batısına yenisi yapıldı. “Eskisi ne olacak bilmiyorum. Bence korunmalı, eskiden yapılan bu temizlik sistemi öğretici yanıyla gelecek kuşaklara aktarılmalı” diye yazmışım o günlerde. Korunmadı. Tuvaletler ve çeşme kapatıldı. Yerine iş yeri olacak bir düzenleme yapıldı. Bu işyeri çalışıyor mu? Sanmıyorum.

                Bu tuvaletlerin altından geçen sular geniş ve insan boyun daha yüksek bir kanalla kentin kanalizasyon kanalı olarak bugünkü oturakçı pazarının sokağından geçerdi. Bu kanal yıllarca kentin kanalizasyon görevini üstlenmişti. Ne var ki yıllar önce kentin yükünü taşıyamaz olmuştu. Bunun sonucunda içinde biriken metan gazı patlaması ile sokak çökmüş ve çarşı esnafından yaralananlar olmuştu.

                Oturakçı pazarı için talihsiz bir anı olarak bu olay hafızalarda yer etmiştir.

                Görüldüğü gibi kentimiz şehir düzenlemesi bakımından oldukça ilgi çekici ve temizlik açısından ileri bir düzeydir. O yıllarda kentimizin oluşumuna katkıda bulunan yetkili kişiler. Kuruluş aşamasında başarılı bir kentleşme anlayışı ile işe başlamış ve başarmışlardır.

                Bu anlayış ve uygulama tarihi Efes kentinde de aynı şekilde uygulanmıştır.  Yine aynı şekilde planlanmış olan diğer “… Antik Anadolu kentlerinin lağım ve kanalizasyon sistemleri mükemmeldi. Bu belki mükemmel kanalizasyon sistemine sahip olan Girit Mineonlarinin Lidyalılara mirası idi. İtalya Etrüsklerini sorarsanız, onlar Lidya asıllı idiler ve Roma’nın “Kloaka Maksiuna” denen ilk kanalizasyonu yapmış olan “Tarkuinler” de, bunlardan başkası değildi. Bu, üç metre yüksekliğinde ve 9.5 metre genişliğinde, mükemmelen örtülüp, üstü kemerle örtülmüş bir kanaldı. Romalılar işgal edene dek, Atina’nın kanal ve lağım sistemi yoktu.”(1)

                Adıyaman için ilginç notlar bunlar. Kısaca Adıyaman çeşmeleri saymakla bitmez. Ben burada büyük çeşmeleri ele almaya çalıştım. Bunlardan Kap Cami ve çeşmesini de belirtmeliyim. Aynı sistem bu çeşmemizde de vardı.

                Unutulmaz, oldukça iyi planlanmış bir kent klasikleri olarak anımsadıklarımı yazdım. Günümüz kent planlayıcılarına örnek ola…

Mehmet Erbil

www.mehmet-erbil.tr.gg

 

  1. Halikarnas Balıkçısı, Merhaba Anadolu, Bilgi Yayınları, Ankara 1980, s.107.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 693
Kayıt tarihi
: 29.09.11
 
 

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi-Yüksek Lisans Resim-19 kişisel Resim Sergisi Yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster