Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '19

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
19
 

Adrenalin Mutluluğu

Mutluluk hormonları; dopamin, serotonin, oksitosin, endorfin, girelin, melatonin, adrenalin diye isimlendirilen beyindeki mutluluk hissini düzenleyen yapılardır. Bu hormonlar gerek vücudun çeşitli egzersizleriyle, gerekse alınan gıdalar ve kimyasal olarak dışarıdan ilaç olarak takviyelerle elde edilir. Mutluluk böylesi hormonların salgılanmasıyla insanın yaşamından keyif almasıdır. Her bir hormonun ortaya çıkış kaynakları ve salınım merkezleri farklıdır.

Genellikle beyin bölgesindeki hormonal salınımlar olsa da özellikle üzerinde durmak istediğimiz adrenalin, diğerlerinden biraz farklı olarak böbrek üstü bezlerin iç kısımlarındaki öz bölgede salınır. Doğal olarak insan vücudunda ortaya çıkan adrenalin salınımı insanın istemli ve istemsiz hareketlerini sağlar. Gerçek anlamda zihinsel olarak beyinde oluşan isteklerin gerçekleşmesini sağlayan eylemsel bir hormondur. Nabız atışını, tansiyonu, heyecanı sağlayan ve mutluluk salgılayan hormonlardan biridir adrenalin. Salgılanan bu hormon sayesinde insan, bir nevi hayatını, canlılığını sağlar. Bu eylemlerle adrenalin tüketir. Heyecan, stres, üzüntü, bunalım, stres sırasında adrenalin hormonu artıyor. İnsan heyecanlandığında nabız artar, tansiyonu yükselir, yüzü kızarır hatta başı ağrır, midesi bulanır. Böylelikle aşırı adrenalin salgılanmasında bir takım zararlar ortaya çıkar. Halbuki belli bir oranda olması canlılık emaresi oluyor. Adrenalinin fazla salgılanması durumunda çok da fazla üzüntüye gerek yok. Bunu dengeleyecek endorfin hormonu vardır ki, insan bünyesini dengeye getirip mutluluğu sağlar. Bu iki hormon dışarıdan yiyecek ve içecekle alınmasından ziyade vücudun, bazı olaylar ve düşüncelere karşı tepki olarak ortaya çıkıyor.

Adrenalin salgısının ne kadar çok ihtiyaç olduğu ve fazlasının insan bünyesine fiziksel olarak ne kadar zararlı olduğunu kısmen aktardığımıza göre endorfin salgılayarak dengelenmesinden de kısaca bahsedelim.

Endorfin sakinleştirici özelliği olan bir hormonal salgıdır. İnsanın içini rahatlatacak, heyecanını yatıştıracak bir müzik dinlemek, tabitanın sesiyle başbaşa kalmak gibi çözümler olabileceği gibi zihninde tereddüte yer vermeyecek kadar inanç sahibi olmak da dengeyi sağlar. Güven duygusu insanı olası ani korkular ve riskli olaylardan korur. Dolayısıyla zihinde hazır bekletilen  endorfin hormonu, ansızın salgılanan adrenaline karşı dengeyi sağlar.

İnanç ve güven ile elde edilen endorfin insan bünyesinde bir yerlerde depoda bekletilen hormondur. Bu duygusal hormon zaman zaman kontrol edilip tazeliği canlılığı kontrol edilmelidir ki ihtiyaç durumunda faydalı olsun. Endorfin kaynağı inanç, güven gibi soyut durumların kontrolleri, aynen yangın söndürücü tüpün bakımları gibi yapılması gerekir. İbadetler, dualar, güven tazelemek bir nevi endorfin hormonun bakımı gibidir. Olağan ve olağan dışı gelişmelere göre yükselebilecek adrenalin salgısını dengelemek için hazır bulundurulması sağlık açısından önemlidir.

Hiçbir şey yapmaksızın hareketsiz yaşam mümkün değildir. İnsanlar, hayalleriyle var olurlar. Mutluluklarını da hayallerine doğru yaptıkları yolculuklarda bulur. Hayallere doğru yolculukta en çok gerekli olan canlılık ise ancak adrenalin ile mümkündür. Adrenalin insanın düşüncelerini eyleme geçirmesine olanak verip mutlu eden bir hormondur. Özünde, mutluluk ile doğrudan bir bağı yokken; dolaylı yolla insanın gerek bedenini gerekse zihnini eylemde tutarak mutlu eder. Heyecan seven kişilerin, mutsuz bir yaşam sürme ihtimali daha azdır. Hayat dolu, söz ve eylemlerinden heyecan akan insanların ne kadar mutlu olduklarını gözlemlemek için çok da dikkatli incelemeye gerek bile yoktur. Çoğu kimse onları imrenerek gösterir ve onları rol model almaya çalışır.

Mutlu olmak için vücutta salgılanan birçok hormon vardır. Adrenalin bunlardan sadece biridir. Dolaylı veya dolaysız insan mutluluğunu etkileyen bu hormon salınımlarına sahip olmak için duygu, düşünce ve eylemler içinde olmak yeterlidir. Hiçbir zaman  düşünmek mutluluk için yeterli değildir. Düşünmek varlığın emaresidir fakat düşünceyi eyleme geçirmek mutluluğun ön şartıdır. Düşünceler hayallerin eylemsel yolculuğunda olursa mutluluk kendiliğinden ortaya çıkar.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 97
Kayıt tarihi
: 24.09.10
 
 

Lisans üstü eğitimini için yurt dışında tamamladı. Yurt dışında muhtelif üniversitelerde dil ve k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster