Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '14

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
424
 

Affedin, özgürleşin!

Affedin, özgürleşin!
 

Resim: www.thereisaway.org


Pek çoğumuz, bize herhangi bir şekilde zararı dokunan kişilere kızar, öfkelenir veya küseriz. Üstelik, olayların üzerinden geçen onca zamana rağmen bu duygusal tepkilerimizi çoğunlukla korur, hatta daha da büyütürüz. Olay bitmiş ve o olayın karşı tarafındaki kişi veya kişiler artık bizim etki alanımızın tamamen dışına çıkmış olsalar bile, biz taraf olmayı ısrarla sürdürürüz.
 
Bu durum, aslında, bir "Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış" öyküsüdür. Çünkü bizim duygusal tepkilerimizden muhatabımızın artık haberi bile yoktur. Ama, biz, kendimizi rahatlamış gibi hissederiz. Oysa, tam tersine, sadece kendimizi kandırmış ve taşıdığımız öfke ve üzüntüyle kendi kendimize zarar vermiş oluruz.
 
Şimdi, kendinizi dürüstçe sorgulamak üzere sizi hala öfkelendirip, kızdıran herhangi bir olayı anımsayın. Konuyu, ne zaman olduğunu ve muhatapları netleştirin. O yaşanan olay nedeniyle sizde oluşan olumsuz duyguları ve o duyguların bedeninizin hangi bölgelerini etkilemekte olduğunu saptayın.
 
Diyelim ki çok güvendiğiniz birinin sizi kandırdığını öğrendiniz. Bu yüzden kavga ettiniz ve artık görüşmüyorsunuz. Ama bu olay aklınıza geldikçe, bir el boğazınızı sıkıyor ve midenize kramplar giriyor, ya da beyniniz yerinden fırlayacak gibi oluyor...
 
Peki, muhatabınıza niçin kızıyorsunuz? - Çünkü sizi kandırdı.
Niçin çok kızıyorsunuz? - Çünkü ona çok güveniyordunuz.
Peki o kişi şu an karşınızda mı? - Yoo! Nerede olduğunu bile bilmiyorsunuz.
Boğazınızı hala sıkan bir el var mı? - Evet.
Midenize hala kramplar giriyor mu? - Evet.
 
Peki size bu sıkıntıları yaşattığını düşündüğünüz kişi ortalıkta bile yokken, niçin bu kadar yoğun sıkıntılar yaşıyorsunuz? Bir düşünün!
 
Çünkü bu sıkıntıları yaratan aslında sizsiniz!
 
Affetmediğinizi söylediğiniz kişi, aslında muhatabınız değil, kendinizsiniz.
Çünkü aslında böyle bir duruma düştüğünüz için kendinizi suçluyor ve kendinize kızıyorsunuz!
 
Olay biteli çok oldu. Ama siz o olayı canlı tutabilmek için var gücünüzle uğraşıyorsunuz! Artık muhatabınızın size zarar vermesi mümkün değil. Çünkü o olay geçmişte kaldı.
 
Ama siz, geçmişteki o olayı şu ana taşıyarak kendi kendinize zarar vermeye devam ediyorsunuz.
 
Kendinize kızıyor, kendinizi suçluyorsunuz! O yüzden affetmeniz gereken kişi aslında aynadan gözlerinizin içine bakan kişidir!
 
İşte bu nedenle, size bir zamanlar zarar vermiş olsalar bile, o insanları affedin!
 
Onları affettiğinizde, aslında yüreğinizi bir mengene gibi sıkan suçluluk duygusunu ortadan kaldıracaksınız. Ruhunuz hafifleyecek.
 
Geçmişin acı anılarını ağır bir yük halinde sırtınızda taşımayı bırakın! Sizi üzenleri, size zarar verenleri affedin!
 
Hooponopono, en basit anlamıyla size bu özgürleşmeyi sağlayan yöntemlerden biridir. Bu uygulamada, başkalarını affederek kendi ruhunuzu özgürleştiriyorsunuz.
 
Bir sonraki yazımda, bu uygulamanın nasıl yapılacağını ayrıntılarıyla anlatacağım!
 
Kendinize iyi bakın!
 
ahmet aksoy
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bu gerçekten doğru, affedici olmak insanın kendine yapabileceği en büyük iyilik Selamlar

Sevim Güney 
 28.10.2014 16:09
Cevap :
Gerçekten de affetmek aslında "asıl kendimizi" affetmek demek. Eğer kendimizi affedemiyor, kendimizle barışık yaşamıyorsak, başkalarına davranışlarımız da bundan olumsuz yönde etkilenir. EFT-Tepeleme ve Ho'oponopono bu konuda etkili yöntemlerdir.   28.10.2014 23:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 465
Kayıt tarihi
: 16.08.14
 
 

1953 doğumluyum. İnşaat Mühendisiyim. Uzun yıllar bilgisayar programcılığı yaptım. Şimdi emekliyi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster