Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ağustos '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
882
 

Affetmenin dayanılmaz hafifliği

Affetmenin dayanılmaz hafifliği
 

Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: 'Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?' Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. 'O zaman' der öğretmen. 'Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin' Öğrenciler bunu da yaparlar. 'Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!' Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:

-'Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.'

Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine 'Peki şimdi ne olacak?' der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:

- 'Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde? hep yanınızda olacaklar.'

Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar: 'Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.' 'Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk?'

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:

-'Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.'

Şimdi arkanıza yaslanın ve gözünüzü kapatın.Hatırlayabildiğiniz en geriye gidin. Sonuçlar üzücü değildir umarım.

Gerçeten af dilemiş ve siz affetmemişsiniz. Acaba var mı böyle bir sonuç?

Ben inanıyorum ki(inanmak istiyorum) her insan samimiyetle dilemiş özürü kabul eder. Çok büyük yanış yaptınız belki. Hatta karşınızdakinin sizi affetmeyeceğini düşünüyorsunuz. Hiç gocunmayın, sıkılmayın, çekinmeyin. Gidin pişman olduğunuzu, üzgün olduğunu bütün samimiyetinizle ona hissettirin. Af edilirsiniz.

Kalp kırmamanız dileğimdir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

geçenlerde bir arkadaşıma öyle kızdım ki; yıllar öncesinin kini ile bir takım insanlara sitem ediyordu. Ağzımdan dökülüvermiş kelimeler. Tanrı sana yetki verseydi kimseyi cennete sokmazdım demişim. Affetmek güzel belki ancak hadi çabuk özür dile affedeyim diye teyakkuz halde özür bekleyen bazı insanları da gördüğümde şunu söylemeden edemiyorum. Tanrı bile bana bir adım gelene ben koşarım derken biz kim oluyoruzda özrü de dinsel ayinler gibi bir takım rituellere bağlıyoruz...

Erkan BAL 
 13.08.2006 1:05
Cevap :
Zaten önemli olan özürü içten samimiyetle dilemektir.Kabul olan da bu özürdür.  13.08.2006 19:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 80
Toplam mesaj
: 47
Ort. okunma sayısı
: 2774
Kayıt tarihi
: 11.06.06
 
 

Bilgisayar Mühendisi arakibul.com site yöneticisi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster