Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '08

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
5761
 

Afrika’da beyaz zenci olmak

Afrika’da beyaz zenci olmak
 

Kemik avcıları 12 yaşındaki Bibiana'nın bacağını kestiler, yanındaki kızkardeşinin gözü önünde


El ayak çekildikten sonra, gece evinizde ailenizle birlikte uyurken, birden kapınız kırılıyor, ve içeriye giren birkaç silahlı kişi, siz daha ne olduğunu anlamadan, aile fertlerini etkisiz hale getirdikten sonra, oğlunuzun veya kızınızın bacağını kesip, kesik parçayı da birlikte götürerek, çıkıp gidiyorlar. Arkada kanlar içinde yarı baygın bir çocukla, feryatlar içinde bir aile kalıyor. Aile fertleri çabuk hareket edebilirlerse ve şayet yakınlarda bir hastahane veya doktor varsa, yaralı çocuğun hayatını kurtarmak belki mümkün. Aksi halde çocuk kan kaybından ölüyor.

Bu bahsettiğimiz olay, özellikle şiddet içeren bir film sahnesi değil. Gerçek hayatta, hem de defalarca olmak üzere yaşanan bir şey.

Bu olayların geçtiği yer Afrika’nın Tanzanya ülkesinin kuzeyindeki Magu bölgesi. Bu saldırıya maruz kalan insanların tek suçu da Albino yani “Akşın” olmaları.

Albinizm ya da “Akşınlık” bir metabolizma hastalığı. Vücutta melanin pigmenti eksikliği bu hastalığa sebep oluyor ve soydan geçen bir hastalık. Bir ailenin tümünün albinistlerden olması şart değil, normal bir anne babanın çocuğu albinist olabiliyor.

İnsanlar da ve hayvanlar da bu hastalıkla dünyaya gelebiliyorlar. Bu hastaların derisi pembemsi beyaz ve neredeyse şeffaf oluyor, saçları beyaza yakın sarı, gözbebekleri pembe ve ağ tabakadan yansıyan ışık da kırmızı. Gözleri ışığa çok duyarlı. Güneş bu insanlar için öldürücü bile olabiliyor.

Bu insanların en fazla görüldüğü yer ise, doğanın garip bir şakasıymış gibi, Afrika. (Wikipedia). Bu kıtada, bu insanlara “beyaz zenci” deniyor.

Albinizm hastalarının, neden bu bölgede böyle saldırıya uğruyor olmalarının nedenine gelince, bu da, bu bölgede son senelerde, bu hastaların kemiklerinden yapılan ilaçların insanlara zenginlik ve refah getireceği inancının yayılması. Bu hastaların kemiklerinden ilaç yapanlar bölgenin büyücüleri. Son birkaç seneye gelinceye kadar, albinizm hastalarına kimse ilişmiyormuş. Hatta kendilerinden çok farklı görünüşleri dolayısile, herkes onlardan kaçıyormuş. Büyücüler, büyülerini yapmak için, her zaman yeni maddelere ihtiyaç duyduklarından, bu insanların kemiklerinin zengin olmak yolunda özel bir gücü olduğunu yaymışlar ortalığa. Bunun üzerine, insanlar albinizm hastalarının peşine düşmüş. Büyünün tutması için, büyü yapılacak maddenin tehlikeli yollardan elde edilmesi gerekiyormuş, yani hapse girmeyi filan göze almak lazımmış. Bir kaç sene önce, kel kafalı erkeklerin kafa derisinden yapılan büyülü ilaçlar çok makbulmüş. Ama onun da tesiri geçtiği için, şimdilerde albinizm hastalarının kemiklerinden yapılan büyülü ilaç moda olmuş. Bu kemikler öğütülüyor, çeşitli bitkilerle karıştırılıyor ve bu karışım içiliyormuş veya göz merhemi olarak kullanılıyormuş. Bu büyü yapıldıktan sonra, insanların servetinin süratle artamaya başlayacağını vaad ediyor büyücüler. Doğan danaların sayısı artacak, eldeki mallar satılacak, altın arayıcılar kovalarca altın bulacak. Bütün bunlar olmuyorsa ama, ilacın alınışında hata yapılıyor diyor büyücüler, çünkü bu ilacı mutlaka geceleri kullanmak gerekirmiş ve gökte mutlaka şu ya da bu yıldızın göründüğü zamanda. Tanzanya Başkanı Kikwete, bu inanışları “Afrika kıtasının baş belası” diye tanımlıyormuş. Ama birçokları başkanın herkesten fazla büyüye inandığını söylüyorlar. Tanzanya’da politikacılar sürekli birbirlerine büyü yaptırıyorlarmış. Rakip politikacının herhangi bir gazetede çıkmış bir demecini alarak büyücülere koşuyorlar, büyücüler bu gazete parçalarını bir büyü tenceresinde, başka maddelerle birlikte yakıyorlarmış. Ondan sonra şayet rakibin başına bir oto kazası gelirse, sebebi malum.

Tanınmış büyücülerden Nyanda’nın örneğin, yüzlerce müşterisi var. On kulübesi, bir evi, bir hastahanesi, traktörü, inekleri var. Bütün büyücüler varlıklı.

Şu sıralar Tanzanya’da albinist olmak çok zor. Kemik piyasasında, en yüksek ücret bu hastaların kemiklerine ödendiği için. En pahalı kemikler, çocuk kemikleri. Bu yüzden aileleri albinist çocukları okula bile göndermiyorlar. Çünkü okul yolunda saldırıya uğramaları kesin. Varlıklı olan aileler, evlerini birkaç silahlı Massai savasçışı ile koruma altına alıyor ve albinist çocuğu dışarıya çıkartmıyor. Daha yaşlıca olanları hep silahlı geziyor. Bu kadar şiddete meyilli olmayıp daha azıyla yetinebilenler de, albinistlerin saçlarını veya kesilmiş tırnaklarını topluyorlarmış.

Evde saldırıya uğrayarak kan kaybından ölen 16 yaşındaki albinist Vumilia’nın annesi, kemiklerin mezarından çalınmasını önleyebilmek için kızının kalıntılarını bilinmeyen bir yere gömdürmüş. Ölü kemiklerinin paraca değeri daha az da olsa, albinist mezarlarının soyguna uğraması da olağan şeylerden. Polisin takibatına uğradığı için sürekli yer değiştiren ve iyi kazanan kemik tüccarları türemiş ülkede.

Tanzanya’da bu aralar insanlık tarihinin iki büyük belası işbirliği yapıyor. Biri, farklı görünüşü olan insanlara karşı başlatılan av. İkincisi de batıl inanç. Hatta inanç sözünü bile haketmeyen, kendi menfaati için, başka insanların felaketini hedefleyen bir karanlık dipsiz kuyu. Bir kötülükler uçurumu. Paraya kavuşmak için, yaraladığı, sakat bıraktığı, öldürdüğü insanların kemiklerinden medet uman bir zihniyet.

Ve bütün bunlar yirmibirinci yüzyılın ilk yarısında oluyor.

Tanzanya’nın kuzeyindeki bu bölgede, her iki aileden birinin cep telefonu varmış.

Teknoloji ulaşmış demek ki oraya da. Balıkçılık gelişiyor, en modern medotlarla Vıctoria gölünde balık avlanıyor, insanlar motor, ev, oto satın alabiliyorlarmış. Bu bölge ülkenin en zengin bölgesiymiş.

Teknolojinin, medeniyetin ölçüsü olmadığının çarpıcı bir örneği.

Dünyanın neresi olursa olsun, en gelişmiş ülke ya da henüz gelişememiş ülke, insanın insanı avladığı hiçbir yerde medeniyetten ve insanlıktan söz edilemez.

Alıntılar: Das Magazin/Rico Czerwinski

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ha kutuplarda bir eskimo genci / Ha Afrikada garip bir zenci / Farketmez ne dili ne rengi / Madem ki insandır saygımız vardır...

Mehmet Sağlam 
 01.01.2009 11:43
Cevap :
Mehmet bey, budur işte! İnsana, sadece insan olduğu için gereken saygıyı göstermek. Tüm insanlar bunu öğrenmedikçe rahat yok! Selamlarımla.  02.01.2009 18:21
 

Ufff kalbim sıkıştı valla, neler oluyor şu dünyada..Bunları yapanların gözünü çıkarabilmek için: Allahın kesinlikle parmağı olmalı diyorum.

Saime Eren 
 10.10.2008 22:24
Cevap :
İnanılmaz şeyler oluyor. Cehalet kuyusu dipsiz, hele bir de vicdan filan veda etmişse. Allah insanların cezalarını başka yollardan veriyor. Biraz daha dolaylı ama sonuçta insanın anlayabileceği şekilde. Sevgilerimle.  10.10.2008 23:11
 

Çok üzüldüm. Diyecek hiç bir şey bulamıyorum. Tüm o büyücülerin ve canilerin hak ettikleri cezayı en kısa zamanda almalarını dilerim Allah'tan.

Arzu Pınar 
 17.09.2008 11:32
Cevap :
Arzu hanım, insanların birbirine ettiği kötülükler bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyor maalesef. İyi düşünce akımlarının yayılması gerek. Herkes bu konuda uğraşmalı. Sevgilerimle.  17.09.2008 12:33
 

Korkunç bir şey. Okurken insanın tüyleri ürperiyor ama maalesef gerçek ve olağanlaşmış haller söylediğiniz gibi. Öncelikle tercüme ettiğinizi sanıyorum, emeğiniz için, ardından da yüzyılımızda halen bu kadar yanıbaşımızdakilerden kopuk ve alaksız yaşadığımızı hatırlattığınız için teşekkür etmek istiyorum, selam ve saygılar

Emef 
 13.09.2008 22:56
Cevap :
Emef:Yorumunuza teşekkürler. Haberi okuduğumda ben de ürperdim. Evet, kısaltarak tercüme ettim ve başka insanların da bilmesini istedim. Bazen insan sırf yanıbaşındaki dertlerle haşır neşir oluyor. Oysa dünyamız gitgide küçülmekte ve herşey birbiriyle ilintili. Selam ve saygılar benden.  16.09.2008 12:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 163
Toplam yorum
: 490
Toplam mesaj
: 95
Ort. okunma sayısı
: 1076
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor. İsviçre'de Adalet Bakanlığı'ndaki mesleği yanında tiyatro ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster