Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '17

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
115
 

Afrika’da Kuraklığa Karşı Alınacak Önlemler

Afrika’da Kuraklığa Karşı Alınacak Önlemler
 

Afrika’da Kuraklığa Karşı Alınacak Önlemler


 
Afrika’nın büyük bir kısmını etkileyen kuraklık beraberinde getirdiği gıda güvenliği sorunları, yoksulluk ve çevresel bozulmalar gün geçtikçe şiddetlenmekte ve bütün bunlar iklim değişikliğinin gösteren belirtileridir.
Bu durumda acilen sürdürülebilir, stratejik ve operasyonel çözümler ile mücadeleye başlanılmalıdır.
Ciddi kuraklığın sonucu olarak Afrika’nın boynuzunda 17 milyondan fazla insan açlık ile karşı karşıyadır. Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) kuraklığın Cibuti, Eritre, Kenya, Somali, Güney Sudan, Sudan ve Uganda’yı tahrip ettiğini vurgulamaktadır.
 
Artık Harekete Geçme Zamanıdır 
Gerekli olan; iklim değişikliğini ve sosyo-ekonomik kalkınmayı birbirine bağımlı olarak gören bir entegre yaklaşımdır. Paris Anlaşması, Gündem 2030 ve Sürdürebilir Kalkınma Hedefleri (SDG), sürdürebilir kalkınma için bölgenin nasıl bir kaldıraç olabileceğini üzerine kurulu entegre bir yaklaşımı desteklemektedir.
 
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri(SDG) ve Gündem 2030 “Arkada Kimsenin Kalmayacağına”, AU 2063’de, “İstediğimiz Afrika’yı Yaratma”, sözü verir. Kabul edilemez korkunç uyarılar, önlem alınmazsa Afrika’yı korkunç bir tehlikenin beklediğini defalarca kez vurgulamaktadır. Ancak entegre bir yaklaşım ile bu savaşı kazanmak mümkündür. 
Ancak bu şekilde, bu yüksek riskli bölgelerde yaşayan mevcut ve gelecek nesillerin kaderi korunabilir. 
 
İklim İyileştirme Eylemleri 
 
Bu kuraklıkta tecrübe edildiği gibi insani krizlerin iklim değişikliği ile güçlendiği göz önüne alındığında, çözümlerin iklim değişikliği ve ekosistemlerin bozulmasıyla mücadele için daha geniş bir strateji çerçevesinde değerlendirilmesi gerekecektir. 
Öncelikle, stratejik düzeyde, Afrika ülkeleri, kuraklık krizlerini eş zamanlı olarak çözmeye ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik teknik, teknolojik, mali ve siyasi destek gibi kaynakları harekete geçirmek için iklim değişikliğine karşı küresel cevabı kullanmalıdır. 
Bu insani çabaların, uygulama kapasitesi Paris İklim Değişikliği Anlaşması hükümlerini temel alarak yükselecektir. 
Bunu başarmak için Ekosisteme Dayalı Gıda Güvenliği Uygulamaları EBAFOSA gibi Paris Sözleşmesini uyumlayan girişimler, insani yardım sektöründeki menfaat sahiplerini de iklim değişikliğine karşı harekete geçirmek için kapsayıcı bir çerçeve oluşturmaktadır.
İkinci olarak da operasyonel seviyede, orta vadede ve uzun vadede bir takım öncelikler ön planda tutulabilir.
 
Operasyonel Seviyedeki Müdahaleler
 
Sondaj kuyuları ve barajları iyileştirmek gibi kısa vadeli çevreye dayalı müdahalelerin müştereken uygulanması için çevre ve paydaşların kaynaklarını bir araya toplamak gerekir.
Bu acil durum operasyonları, çevresel bozulma ve iklim değişikliği nedeniyle gelecekteki krizleri hafifletmek veya önlemek için bir önleyici stratejinin parçası olarak uzun vadeli politikalarını yeterince bilgilendirmesini sağlayacaktır. Bu zaten oluyor. Ülkeler, krizlerle bağlantılı maliyetleri azaltacak olan erken acil durum önlemlerine öncelik verebilir. 
Orta-uzun vadede, ülkeler Ekosisteme Dayalı Uygulamalara (EBA) öncelik veren politikalar oluşturmalıdır.
 
EBA uygulamaları gelecekteki krizleri önlemek için daha önce bozulmuş ekosistemlerin restorasyonu için çalışmaktadır. Kıtada bununla ilgili birçok başarılı örnek vardır.
Örneğin, çiftçi kontrollü doğal yenilenmenin (FMNR- Farmer Managed Naturel Regeneration), EBA yaklaşımları Etiyopya’da 2700 hektar araziyi restore etti. Elde edilen faydalara bakınca sırasıyla gıda güvenliğinde artış, ormancılık ürünlerinden ve hayvancılık yemlerinden elde edilen gelir artışı yoluyla yoksulluğun azaltılması, yer altı su seviyelerinde geliştirilmiş su filtrasyonu, erozyonun azalması ve bölgede artan toprak verimliliğidir.
Diğer bir örnekte de, Malavi’de, bozulmuş olan nehir kıyılarındaki arazileri restore etmek için 28.000 ağaç dikilerek nehirlerin akışı düzene sokulduğudur.
Tekrar vurgulamak gerekirse, tarım sektöründeki yoksulluk azaltma potansiyeli diğer sektörlere göre dört kat daha etkilidir.
 
Ekosistemin ve Hizmetlerin Korunması
 
Su, ekosistemin en önemli yapı taşıdır. İklim değişikliği ile talebe bağlı su arzının azalması su koruma politikalarına öncelik verilmesini hatırlatır. Örneğin bina standartlarına dahil olan yağmur suyunu toplama sistemleri için bir poltika vardır. Bu sistem tasarrufa teşvik eder. 
Seyşellerde test edilen projede okullarda yağmur suyu toplama sadece su arzı istikrarını arttırmakla kalmamış, su faturalarında 250 dolara kadar tasarruf sağlamıştır.
Örneğin Nairobi gibi büyük şehirler için su ıslahı örnekleri Namibya’dan alınabilir. Namib ve Kalahari çölleri ile çevrili olan Windhoek başkenti, yüksek buharlaşma ve %5’lik nüfus artışı ile bir aradadır. Geçtiğimiz dönemde su geri dönüşüm politikasını etkinleştirerek, ilgili teknolojilerin benimsenmesiyle birlikte şehir, doğrudan suyu yeniden keşfederek arzın istikrarı sağlanmıştır. 
Diğer ülkeler de benzer önlemleri alabilirler.
Bütün bunlar için aynı anda iklim iyileştirmeyi sağlayarak ve sosyo-ekonomik fırsatları açmak için katalizör sektörlerden yardım alınmalıdır.
Yoksulluk ve düşük ekonomik kalkınma, ülkelerin ve toplumların bu tür insani krizlere tepki verme becerisini daraltmaktadır. 
 
Fakat Afrika, sosyo-ekonomik dönüşümünü hızlandırmak için temiz enerji ve sürdürebilir tarım alanında önemli karşılaştırmalı ayrıcalıklara sahiptir.
Hedeflenen politika ve yatırımlarla, sürdürebilir enerji temelli tarım, 17 milyon iş yaratabilir ve 15 yıldan az bir sürede 1 trilyon dolar değerindeki tarım sektörünü katalize edebilir.
Eğer bu yapılırsa ülkeler temiz enerji ve ekosisteme dayalı adaptasyona dayalı tarım’ın karbon dengeleme ve iklim adaptasyon özellikleri ile iklim hedeflerini aynı anda karşılayacaktır.
Uygulandığı takdirde, iklim değişikliği eylemleri bazı Afrika ülkelerinde yaşanan kuraklığın önüne geçen etkili, kısa ve orta-uzun vadeli çözümler için bir dizi fırsat sunacaktır. 
İklim değişikliği eylemleri, bu yüksek riskli bölgelerde yaşayan mevcut ve gelecek nesllerin kaderini koruyabilir. 
Bu ancak kolektif enerjimiz ile bir araya geldiğimizde mümkündür. 
Bu kriz insanlığın eseridir ve önüne geçmek mümkündür.
Alper Fatih Abidin, Temmuz 2017
afrikadanismani.com
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 648
Kayıt tarihi
: 31.01.15
 
 

1999 da Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesini bitirdikten sonra Dış ticaret, Uluslararası Tica..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster