Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Nisan '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
6027
 

Ağaçlar çığlık atar mı?

Ağaçlar çığlık atar mı?
 

THK'nun artık beş adet amfibik yangın söndürme uçağı var. (Mayıs-2009)


Öğlenin dar vaktinde, telaşla ocağı yakıp, akşamdan kalan yemeğin olduğu küçük tencereyi üzerine yerleştirdim. Bir yandan da radyoyu açtım, "Beni yak, kendini yak, her şeyi yak/ Bir kıvılcım yeter ben hazırım bak" diyordu Minik Serçe. Şarkıya mı dalmışım yoksa telaşımdan mı bilmem, tutaç aklıma gelmeden elimle tutuverdim emaye tencerenin sapını ve olanlar oldu; "off" diye bağırdım; duyan olmadı ya elim yandı. Hemen musluğu açtım, elimi tuttum soğuk suya. Dinmedi acısı. Yapacak bir şey yok, dikkat etseydin dedim kendi kendime. Neyse bir kaç güne kadar geçerdi nasılsa.

Dördüncü şarkıyı tutmuştum; " Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda/ Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında" diyordu Cem Karaca. Ceviz ağacı… Oysa ben kendimi her zaman bir çınar ağacı gibi düşünmüşümdür ama önemli değildi, keyfimi bozmadım ya aklım elimin acısındaydı. Ağaçlar... Acaba, onlar yanarken acı hisseder mi? Bir yerleri yandığında ya da kavrulup kül olduklarında “çığlık” atarlar mı? Çığlıkları duyulur mu? Kendilerini suyun altına atabilirler mi? Yok çocuk değilim yeterince büyüdüm ve onların çığlığını duymadım bugüne kadar, kendilerini suyun altına attıklarını da görmedim. Duyan ya da gören var mı?

Ya yemyeşil ormanlarımızı; o yeşil denizi gören? Hepimiz, en azından tatillerde “memlekete” giderken, yol boyu mutlaka bir ormanın yeşiline değer de geçeriz. Hani büyük emeklerle oluşturulan ormanlarımızın yeşiline. Yıllar süren çabalar ve sonra bir kıvılcımla bir kaç saatte yok olup giden emekler; geriye kalan "kapkara" alanlar, yok olup giden ağaçların ardındaki boşluk. Evlatlarımızın geleceğinden eksildiğini düşünürüm yanan her ağacın, memleketimin mavilerini eksilttiğini düşünürüm bir de.

O maviler ki sahipsiz değildir; Türk Hava Kurumu'muz var bizim. Laik Atatürk Cumhuriyeti’nin kurumlarından biri olan THK. Cumhuriyet'in ilanından 16 ay sonra 16 Şubat 1925'de Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün emirleriyle "Türk Tayyare Cemiyeti" adıyla kurulan THK.

Türkiye'de havacılık sanayisini kurmak; havacılığın askeri, ekonomik, sosyal ve siyasal önemini anlatmak; askeri, sivil, sportif ve turistik havacılığın gelişmesini sağlamak; bütün bunlar için gerekli araç ve gereci hazırlamak; personeli yetiştirmek ve UÇAN BİR TÜRK GENÇLİĞİ yaratmak için o günden beri hiç durmaksızın amacına uygun çalışan ve bu çalışmalarının yanı sıra yatırımlar yapan bir kurum THK. Acaba kaç kişi kurumun bu kimliğinin farkında? Ama kime sorsanız, THK'nun Kurban Bayramlarında “deri” topladığını bilir.

THK; 23/ Nisan/1926'da Türk Havacılığının gereksinimi olan teknik personelin eğitilmesi amacıyla "Tayyare Makinist Mektebi"ni hizmete açmış ve yine aynı yıl Alman Junkers Tayyare Fabrikasıyla işbirliği yaparak "Kayseri Uçak Fabrikası'nı" kurmuş, uçak üretimi yanı sıra bu uçakların bakım ve onarımlarını da yaparak Fabrika'yı, 1929 yılında Milli Savunma Bakanlığı 'na devretmiştir. Uzun süren bir Kurtulus Savaşı'ndan yeni çıkmış, yorgun ve yoksul bir halkın; Türk Halkı'nın inanılmaz büyüklükteki maddi-manevi desteğiyle can bulan THK’u halkından aldığı destekle ilk 10 yıl içinde 351 uçak satın alarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağışlamıştır.

Türk Hava Kurumu, Cumhuriyetimizin kuruluşundan sadece altı yıl sonra; 1929 yılında Uluslararası Havacılık Federasyonu'na (FAI) tam üye olmuş ve o günden bu yana ülkemizi, hava sporları konusunda, yurt içinde ve yurt dışında başarıyla temsil etmiştir.

1931 yılında, Pilot Vecihi Hürkuş kendi atölyesinde ürettiği uçakla Ankara'dan havalanarak küçük bir Türkiye turu yapmayı başarmış ve 1932 yılında Cemiyet'in yurt dışında eğittiği mühendislerden Selahattin Reşit Bey ve ekibi motor ve pervanesi dışında tüm parçaları Türk malı olan ilk ulusal tipteki uçağımızın (MMV-1) prototipini üretmiştir.

1935'de alınan kongre (Genel Kurul) kararıyla ismi "Türk Hava Kurumu" (THK) olarak değiştirilen bu kurum," İSTİKBAL GÖKLERDEDİR! " cümlesini kendine hedef alarak, 3/Mayıs/1935'de Türkkuşu’nu kurmuştur. Atatürk'ün yıllar boyu her gittiği yerde konuşmalar yaparak gençliğe vermek istediği havacılık aşkı, havacılık coşkusu kısa sürede sonuca ulaşmış ve Kurum, Vatan göklerine aralarında Atatürk'ün manevi kızı ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha GÖKÇEN'in de bulunduğu, birçok değerli eleman yetiştirmiştir.

Peş peşe paraşüt, planör, motorlu uçuş ve model uçak okulları; 10/ Temmuz/ 1936'da İnönü Planör Kampı, 1937'de Etimesgut Motorlu Uçuş Kampı açılmış ve aynı yıl Ankara ve İzmir’de paraşüt kuleleri yapılarak binlerce gencimiz bir araya getirilmiştir. Üstelik THK'nun planör eğitimleri için gerekli olan planörler ve bunların bakımı, tamiri Kurum'un Akköprü Atölyesi'nden sağlanmış, 1940 yılı sonlarında ise Akköprü'de sınırlı bir kadroyla çalışan atölye fabrika haline getirilerek, İngiliz Miles Magister eğitim uçaklarının seri montajına başlanmıştır.

1939-41 yılları arasında II. Dünya Savaşı öncesinde Genelkurmay Başkanlığı'nın da isteğiyle Etimesgut Uçak Fabrikası kurulmuş ve 1944 yılında üretime başlamıştır. Bu fabrikada Magister uçaklarının yanı sıra, THK-1, 3, 4, 7, 9, 13 planörleri ile THK-2, 5 ve 10 tiplerinde eğitim, sağlık ve nakliye uçakları üretilmiştir.

THK'nin 1925'ten bu yana havacılığın çeşitli dallarında yetiştirdiği Türk gençlerinin, sadece sportif faaliyetlere katılmakla kalmadığı, yurt savunmasında yer aldıkları 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nda oynadıkları etkin rolle kendisini göstermiştir.

Özellikle 1980'li yıllardan sonra THK tarafından, sportif havacılık konusunda ve 1990 yılından sonra da uluslararası ilişkilerde büyük gelişmeler kaydedilmiş ve FAI Genel Kurul ve Komisyon toplantılarında etkili bir politika izlenerek THK ve Türkiye ön plana çıkarılmıştır.

Mevcut olan planör, paraşüt, uçuş okulu ve model uçak okuluna ilave olarak 1996 yılında bünyesinde balon, yelken kanat ve yamaç paraşütünün bulunduğu Çok Hafif Hava Araçları Okulu kurulmuştur.

1995'de Dünya Paraşüt Şampiyonası, 1996'da I.Dünya Hava Oyunları Test Yarışmaları, 1997'de 61 ülkeden 3200 sporcu, hakem ve jüri üyesi ile yöneticilerin katıldığı, yedi ayrı bölgede 16 havacılık dalında yapılan I. Dünya Hava Oyunları başarı ile gerçekleştirilmiştir.

Haziran 2000'de 6 dalda I.Türkiye Hava Oyunları, Temmuz 2002'de ise II. Türkiye Hava Oyunları, Haziran 2004'de III.Türkiye Hava Oyunları ile ulusal ve uluslararası havacılık tarihine silinmeyecek imzalar atmıştır.

Ve kurulduğu günden bu yana Atatürk'ün çizdiği doğru yolda ilerleyen ve ilerlemeye devam eden THK bugüne kadar yaptıklarıyla haklı bir gururu taşırken, küresel ısınma nedeniyle giderek daha önemli hale gelen orman yangınları karşısında bütün beceriye ve ekipmana sahip olmasına rağmen hak etmediği bir çaresizliği yaşamaktadır. Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın sahip olduğu iki adet yangın söndürme uçağının haricinde sadece 13 adet yangın söndürme uçağı vardır. Bütün ülkemiz; yaklaşık yedi yüz seksen bin kilometrekarelik oldukça geniş bir alan ve THK’nun sahip olduğu uçak sayısı düşünüldüğünde, buna bir de bu uçakların sahip oldukları teknoloji nedeniyle çok masraflı olup az su taşımaları eklenince, kurum orman yangınlarını önleme konusunda neredeyse ilk başta “yenik”tir. Gerektiğinde Orman Bakanlığı tarafından kiralanan uçak ve helikopterler ise, pilotları da yabancı olduğu için “pahalıya” mal olmaktadır.

Görüldüğü üzere, giderek artan küresel ısınma nedeniyle, bir türlü önlenemeyen orman yangınları karşısında tek eksiğimiz “yangın söndürme uçakları”dır.

“THK’u halkından aldığı destekle ilk 10 yıl içinde 351 uçak satın alarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağışlamıştır.” Yoksul halkın desteğiyle on yılda alınan; 351 uçak ve şu anda var olan sadece 13 uçak! Fark ortada. Ne değişti dersiniz?

Talip Bölükbaşı; THK Çankaya Şube Başkanı bir pilot. THK’nun her çalışanı gibi “Laik Atatürk Cumhuriyeti”nden yana bir pilot; mavileri, mavilere yansıyan yeşilleri korumaya sadece baş koymakla kalmamış, aynı zamanda yüreğini de koymuş bir pilot. Ve; Milliyet Blog yazarı. Bir gün bir günce yazdı , “hayatım değişti”. Yok, öyle olmadı tabi; bir kampanya başlattı ve biz bu kampanyaya katılırsak; işte o zaman “ağaç”ların “hayat” ı değişecek.

Bu kampanya aslında THK tarafından “Susmasın ağaçlar, Kararmasın gelecek” diyerek başlatılan “Yangın Söndürme Uçağı Alımı Kampanyası”dır.

Orman yangınlarının söndürülmesinde , bir damla da olsa suyumuz bulunsun diyorsanız;

- Tüm operatörlerden yangın yazıp, 3919’a gönderebilirsiniz. (Bedeli: 6 lira)

- Halk Bankası Anıt Şubesinde THK adına açılmış 1925 no’ lu hesaba yardımlarınızı yatırabilirsiniz. ( İşlemden ücret alınmamaktadır.) Bu yardımı internet ortamında yapacaklar için: Şube kodu:411 THK’u Yangın Uçağı hesap No: 1600-1925 isim ve soy isimlerinizi de yazın lütfen.

Sayın Talip Bölükbaşı’nın dediği gibi:

"Rejime ve Cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkmanın bir yolu da, rejimin ve Cumhuriyet'in kurumlarına sahip çıkmaktır."

Sahi, ağaçlar yanarken çığlık atar mı?

Talip Bölükbaşı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Duyarlılığın için sağol Mavilim... Mavi yeşille güzeldir. Yeşil maviyi doğurur ve ona muhtaçtır. Bir döngüden farksız bu ilişki, insan için yaşamdır. On yıl içinde yoksul halkımın yaptığı fedakârlık ile bugünkü varlıklı halkımın pintiliği kıyaslandığında, çığlık atan ağaçların yanısıra, yüreğimde çığlık çığlığa... Esen kal.

Ayten Dirier 
 21.08.2008 22:43
Cevap :
Yüreğimiz çığlık çığlığa...hem de bu kadar orman yangınlarından sonra. Sağolun siz de duyarlılığınız için; yorumunuz için. Yeşilden maviye, maviden yeşile yansıyan sevgiler size kucak dolusu.  22.08.2008 12:39
 

rejime, onun kurumlarına sahiden sahip çıkıyor muyuz? Şüphelerim var... Ali-Veli hikayesi gibi... Günceni çok sevdim... Senin gibi insanların varlığı biraz olsun içimi rahatlatıyor... sisler dağılıyor... umutlanıyorum.. senin mavinle :)

Mustafa Tayfun 
 05.06.2008 15:18
Cevap :
:) Aynı duyguları ben de bazı rastladığım insanlarla yaşıyorum. Umutlarım tükenirken, bir dal oluyorlar; hem de en çiçeklisinden, tutunuyorum.:) Vaz geçmek yok; bu vatan bize evlatlarımızın emaneti; emanete hıyanet etmemek gerek değil mi? Sevgiler, maviyle.  08.06.2008 19:30
 

Habercinden silersin, yorum yazmazsın, dediklerini kaaleye almazsın ama konu döner dolaşır, iftiraya, hakarete girerse işte o zaman üzülürsün. Acaba diyorum? Kendilerine yapılsa böylesine çirkin ithamlar acaba kendileri neler hisseder? 25 bin dolarlık bir uçak olduğu söyleniyor. Bu uçağında bu kampanya ile alınamıyacağı vurgalanıyor sürekli. Hatta daha ileri gidilip, eğer alınmazsa toplanan paralar nereye gidecek hesabı soruluyor? Devletin gözetiminde olan bir kurum bunca insanın yönetim kurulu oluşturup üzerine titrediği kurumda nasıl oluyor ki bir yolsuzluk gündeme gelsin. Elbette ki eğer alınamıyorsa kurumun bünyesinde yatırımlar yapılır. Kurumun ayakta kalması için katkıda bulunmuş oluruz. Zaten bulunmuyormuyuz? Kurban bağışı yaparak, fitre zekat vererek her türlü yardımı hep yapıyoruz. Yani şimdi bu soru ne kadar kel alaka bir sorudur bende buna hayret ediyorum. Kuruma bugüne kadar yapılan yardımlar nereye harcanmışsa yine oraya harcanır. Ben diyorum ki laf söylendi bal kabağı...

Zeynep Gülay 
 17.04.2008 19:46
Cevap :
:) Buraya yazdıklarınızın yanıtlarının hepsi, Sayın Talip Bey'in aşağıda linkini verdiğim yazılarında var. İyi ki o yazıları yazmış Talip Bey, yoksa benim yanıt için günce yazmam gerekecekti. Sevgili arkadaşım, "üzüldüğüne" değer mi? Hadi gel birlikte bir türkü söyleyelim: Söğüdün yaprağı narindir narin/ İçerim yanıyor dışarım serin/ Zeynep'i bu hafta ettiler gelin/ Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim, beş köyün içinde şanlı Zeynebim...derin mavilerdeki anneannemin adıdır Zeynep; çok sevdiğim anneannemin adı. Ömrün uzun olsun arkadaşım, uzun. Seni sevgiyle kucaklıyorum. Evlatları da, asker evladımızı da.  18.04.2008 18:17
 

Genel Kurulda bir çok insan var. Bunların hiç birisi akıl edemiyor mu acaba çok merak ettim? Kurumun olmayan yanlışlıklarını olmuş gibi göstermek. Bir vatandaş olarak elbette sorgularsın ama önce birazcık saygı...Üstelik görüldüğü üzere başında büyük rütbeli askerlerimiz var. Bu kuruma ima edilen her türlü hakaret askerlerimizide rencide eder. Kurumun denetleme heyeti vardır. Merkez Denetleme Kurulu adı altında seçilen kişiler Kurumu denetler. Yazdıkları raporlarını Yönetim Kuruluna ve Genel Kurula sunar. Cumhurbaşkanı THK' nun onursal başkanıdır. Türk Hava Kurumu' nun bir amacı ve ilkesi vardır; Türkiye'de havacılığın askeri siyasi, sosyal, ekonomik, turistik ve sportif önemini tanıtmak, benimsetmek ve milli havacılığa destek olmak için gerekli çalışmaları yapmak. Sorabilirsiniz neden bunları yazma gereği gördüm. Sanırım bazı arkadaşlarımız THK' nu başı boş, amcamın çiftliği zannediyorlardı. Dolayısıyla onlara bir hatırlatma olması amacıyla yazayım dedim...Sevgilerimle...

Zeynep Gülay 
 17.04.2008 19:27
Cevap :
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=104676# Bu link, sayın Talip Bölükbaşı'nın, Hangisini Düzelteyim(1) güncesinin, http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=104676# bu da hangisini düzelteyim (2) güncesinin. Yazdıklarınla birebir ilintili olduğu için buraya alma gereği duydum.  18.04.2008 18:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 209
Toplam yorum
: 2556
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3233
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster