Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1655
 

Ağalık düzeni ve Kürt sorunu…

Ağalık düzeni ve Kürt sorunu…
 

PKK nın sözde eylemsiz kalması dönemi ile birlikte PKK sorunu gündemden düşüverdi veya düşürülüverdi. Görülen o ki Türkiye’de yaşayan insanlar üzerinde acımasız bir oyun oynanıyor. Bu oyuna birinci derecede karşı çıkması gerekenler de maalesef zaman zaman bu oyunun birer figüranı bazen de başrol oyuncusu oluyorlar.

Son dönemin gözde oyunu PKK terörünü Kürt sorunu olarak kabul ettirmek. Bu şekilde vurguncular halkı yine uyutacak istedikleri düzenin devamını sağlayacaklar. Oysa PKK terörü Türkiyeyi istenen yerde tutmaya yönelik bir iç destekli dış konudur. ( İç destekli diyoruz zira içerden desteklenmeyen hiçbir namussuzluğun sırf dış güçlerce devam ettirilebilmesi mümkün değildir). Bu konuya başka bir yazımızda değineceğiz.

Doğu ve güneydoğuda yaşayan Kürt halkının hemen hemen tamamının büyük sorunu toprak ağalığı düzenidir. Taaa Osmanlı öncesinden var olan bu düzen Osmanlı’da da korunmuş, genç Türkiye Cumhuriyeti’ne miras kalmıştır. Dünyada bir zaman var olan ve yoğun olması itibarı ile “ortaçağ düzeni” olarak bilinen toprak ağalığı bizde hala devam etmektedir. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda bu düzen kaldırılmaya çalışılmış ama ağaların tuzakları her seferinde başarılı olmuştur. Kimilerin eleştirdiği, kimilerin çok yerinde gördüğü, ama her halükarda insanları marabalıktan, mallıktan, eşyalıktan kurtaracak yolu açan köy enstitülerinin kapatılması ile ilgili ilginç bir demeci aktarıyorum.

“Köy Enstitüleri neden kapatıldı sorusuna , Dönemin CHP Milletvekili ve Aynı zamanda toprak ağası olan Kinyas Kartal'dan yıllar sonra şu açıklama gelmişti:

"Köy Enstitüleri kesinlikle komünist uygulama değildi. Doğuda en yüksek eğitim gören insan benim. Köy Enstitüleri, bizim devlet üzerindeki gücümüzü kaldırmaya yönelikti. Bunu içimize sindiremedik. Benim Van yöresinde 258 köyüm var. Bunlar devletten çok bana bağlıdırlar. Ben ne dersem onu yaparlar. Ama köylere öğretmenler gidince benim gücümden başka güçler olduğunu öğrendiler. DP ile pazarlığa girdik, kapattık.”

Bu gün bölgede durum çok da farklı değildir.

Ne var ki, devletin ana yapısı içinde, ondan ayrı olarak bir başkanı (aşiret ağası) olan, devletinkinden ayrı yasaları (töre) bulunan, silahlandırılmış adamları olan, devletin millet meclisindan ayrı olarak töreleri uygulamada kararlar alıp uygulayan meclisi (aşiret aile meclisi ya da aşiretler arası meclis) bulunan bazı geniş topluluklar varsa, böyle bir yapıda "Üniter Devlet" ten söz edebilme olanağı da yoktur!...

Evet, sırf bu nedenlerledir ki, birileri çıkıp gevşek federasyon falan gibi önerilerle doğu ve güneydoğuyu ayırabileceğini düşünüyor. Bu bölgede yaşayan nüfus yaklaşık toplam nüfusun üçte biridir. Demokrasi gereği onlar da oy vermektedirler. Hepimiz biliyoruz ki oylarını ağanın istediği yönde kullanıyorlar. Böyle bir durumda ülkede demokrasiden ne kadar bahsetmek olasıdır, yorum sizin.

Bu durumu değiştirip ağalık düzenini yıkmak ve ülkemizi çağdaş medeniyet ve demokrasi seviyesine çıkarmak görevi ile iktidar olanlar ise böyle bir hummalı ve zahmetli çalışmayı yapmaktansa bölgedeki ağalarla anlaşıp oyları devşirmeyi tercih ediyorlar. Hatta o ağalardan veya işaret ettiklerinden birkaç kişiyi de meclise taşıdın mı iş kolay. Tabi ondan sonra oradaki adaletsizliğe kılıf arar, başka bir deyişle PKKnın ipine sarılırsın.

Günümüzde bu tablo hep görmezden gelinmektedir. Ancak eskilerin deyimi ile “ADAM” olmak istiyorsak sırtımızdaki bu çağdışı sistem olan ağalık sistemini kaldırıp atmalıyız. Değilse çağdaşlık, demokrasi, insan hakları gibi birçok değer yakınımıza bile uğramayacaktır.

Hemen sorulacaktır. Nasıl olacak bu iş.

Reçeteyi verelim. Acil olarak üç ilaç almak başlangıç için yeterli olacaktır diye düşünüyorum.

1) Aşiretlerin hüküm sürdüğü alanda bulunan 2 ya da 3 milyon aile reisine aşiret dışında iş bulma problemidir bu... Böylelikle maraba dediğimiz kişiler ile onların aileleri ağaya değil de devlete hizmet eder duruma getirilecektir. Eldeki toprakları işleyecek maraba sınıfı ortadan kalkınca fiili olarak ağalık, demek ki feodal sistem de yok olacağından, Türkiye’miz yaşamakta olduğu Orta Çağ düzeninden çıkacaktır.

2) Biliyoruz ki yöre insanının en iyi bildiği veya adapte olabileceği iş hayvancılıktır. Özellikle küçükbaş hayvan yetiştiriciliği devlet eli ile özendirilmelidir. Her ailenin kendini geçindirecek kadar hayvan yetiştirmesine ön ayak olunmalıdır. Süt inekçiliği ve süt kombinaları zarar etse bile devlet tarafından hayata geçirilmeli yöre halkı iş sahibi yapılmalıdır. İlerde devletin yaptıkları yöre halkının kooparatiflerine devredilmelidir. Halk aşiretlerin ağaların elinden kurtarılmalıdır.

3) Feodaliteyi kökten tasfiye edecek toprak reformu yapılmalıdır.

Yöre halkı bin yıldan fazladır birilerine ait olmaya alışmış durumda. Denebilir ki, “onlar ille de kendilerini bir yere ait hissetmek isteyecektir” Bu tür iddialara da cevabımız kendini bir ağanın insafına terk etmektense, Türkiye Cumhuriyeti aidiyeti çok daha iyidir.

25/10/2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ya da oğul -torun neyse temsilcileri meclistedir... Üstelik de bir "muhafazakâr" parti iktidarda... Bunlar adı üzerinde "muhafazkârdır" yani "eski düzenden yana... Bunlardan bir "ulusal demokratik devrim" beklemek, bir toprak reformu beklemek "ham hayal"... Biri "padişah" biri "halife" olmayı isteyen düzene ağızları sulanarak bakanlar mı, "toprak reformu" yaparak "ulusal demokratik devrimi" tamamlayacaklar? Sevgili dostum, 1919 yıllarının "mütarekesinde" kazanmadılar, şimdi 2010 da "kazanıyorlar"... Ama ben hâlâ bu halka inanıyorum... Bir gün "GAYRIK YETER" deyip bunları da, emperyalizmi de tarihin çöplüğüne gömecek... Umarım biz görürüz ve mutlu ölürüz... Saygım sevgim üzerine olsun... İzmir'e sana ve ailene kucak dolusu sevgiler...

UFUK KESİCİ 
 26.10.2010 22:20
Cevap :
Merhaba, O halkın "yetti artık" demesini sağlayacak olan analar yani kadınlarımızdır. İşte o yüzdendir ki kadını eşya statüsünde tutmamız isteniyor. Bakalım ne zaman uyanacağız. Saygı ve selamlar..  27.10.2010 9:06
 

Mustafa Kemal, 1923-1938 arası cumhurbaşkanı olarak her meclis açılışında "toprak reformunu" gündeme getirmiş, yapılmasını istemiş; ama tek parti rejiminde bile bunu başarmamıştır... CHP içindeki muhalif grup (sonradan DP olacaklar) hep karşı çıkmıştır toprak reformu kanununa... Yine bir toprak reformu kanunu meclise geldiğinde (1946'tı mı ne?) ipler kopmuş, topak reformuna karşı olan CHP muhalifleri DP'yi kurmuştur... Başlarında Menderes ki Aydın yöresinin en büyük toprak ağasıdır... "Ulusal demokratik devrim" in (Mustafa Kemal devrimi) olmazsa olmazı toprak reformudur... Ama ne zaman bu kanun meclise gelse; iç ve dış güçler tarafından hemen bir isyan çıkarılmış, Mustafa Kemal'in ömrü, bu isyanlarla uğraşmaktan bir "toprak devrimine" yetmemiştir... Sonraki iktidarlar, güçlerini senin de dediğin gibi toprak ağalarından aldığından düzenin sürüp gitmesinden yana olmuşlardır... Günümüzde bile, CHP'sinden AKP'sine, oradan MHP'sine doğu ve güneydoğu toprak ağalarının ya kendileri

UFUK KESİCİ 
 26.10.2010 22:08
Cevap :
Merhaba Dost, Türkler ve Araplar biliyoruz ki gasp kültürü ile yoğrulmuştur. Değilse orta asyadan Avrupa içlerine, arap yarmadasından İspanyaya kadar nasıl gidildi? Tabii ki bu kültürün toronlarından "toprak reformu" yani elindeki toprağı paylaşma beklemek biraz zor. Ama başka çare de yok öğreneceğiz inşallah. Saygı ve selamlar...  27.10.2010 9:03
 

Değerli büyüğüm maalesef bu aşiret ve töre belası bu bölgede öyle işlemekteki bakınız meclise bu bölgedeki aşiret ağaları yada çocukları kardeşleri meclis koltuklarında milletvekili olarak oturmakta...onlar bu koltuklarda oturduğu müddetçe aşiret ve ağalık sistemi kaldırılamaz görüşündeyim.... saygılarımla.

BURÇAK YAZICI 
 26.10.2010 15:02
Cevap :
Merhaba, Bu düzeni kaldırmadığımız sürece AB, DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI gibi erdemlerden bahsetmeye hiç hakkımız yok diye düşünüyorum. Saygı ve selamlar...  26.10.2010 16:10
 

Benim de duygularıma tercüman olmuşsun. Kesinlikle sana katılıyor ve ilave ediyorum: keşke Atatürk bu sorunu çözebilmiş olsaydı. Sevgiler. Selamlar. Ali Nail.

Ali Nail 
 26.10.2010 14:06
Cevap :
Merhaba, Evet Ali bey, Atatürk o problemi çözecek zaman bulamadı ama daha sonrakiler? Bizler? Hepimiz suçluyuz. Saygı ve selamlar...  26.10.2010 14:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1515
Toplam yorum
: 5048
Toplam mesaj
: 261
Ort. okunma sayısı
: 1076
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

66 yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflık yaptım. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster