Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mayıs '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
680
 

Ağlamak arınmak mıdır?

Ağlamak arınmak mıdır?
 

Kendini dünyada yaşanan tüm katliamlardan münezzeh tutabilme becerisini gösterebilmek yüzsüzlük değilse insanlığımıza karşı, nedir?

Gözyaşlarımızla yıkansak kirlerimizden arınır mıyız acaba? Tanrı niye vardır? İnsanlar birbirlerini öldürsünler diye mi? Kendisi gibi belki topraktan belki et ve kandan yapılmış diğer insanları kendilerinden daha çok emin oldukları Tanrı’nın varlığına rağmen niye öldürür insanlar?

Afrika; hep uzaktaki bir yer! O kadar uzak ki dünyadaki insanlara. Onu görmemek için öylesine sıkı kapatıyor ki tüm insanlar gözlerini, bazen doğuştan kör olduğunu düşünüyorum tüm insanlığın. Kendi sabıkalı geçmişlerinin deneme tahtası, günah keçisi, dışlanmış çocuğu olarak hep bir köşede bir kenarda beklettiler Afrika’yı. Yeri geldiğinde sömürdüler, yeri geldiğinde düzenlemeye çalıştılar, yeri geldiğinde arkalarına bakmadan yaşanan katliamlara göz yumdular. İnsanlık tarihinin en sabık kıtasıdır Afrika. Tek suçları derilerine rengini veren keratinin siyah olması olan insanların acılı yazgısının adıdır Afrika. Dünyanın en güzel yağmurlarının yağdığı kıtadır, belki de onlar için ağlayan insanların temiz gözyaşlarıdır gökyüzünden yağan, kimbilir?

Bu akşam Hotel Rwanda’yı izledim. Ağlamaktan gözlerimin altı şişti desem abartmış olmam. Amerika, Avrupa, batı, adı her neyse; hepsine olan kinim bir kat daha arttı. Görmezden gelmenin pratikte en acı biçimde nasıl yaşandığını filmi izlerken bir kez daha açık seçik gördüm. İnsanlık kelimesinin içinin nasıl boşaltıldığını ve her fırsatta iyilik havarisi kesilen riyakar güruhların yansımalarını gördüm. Kendimden de bir kez daha fazlasıyla utandım. Gözlerimi kapayıp yumuşacık yastığıma koca kafamı koyup uyuduğum akşamları lanetledim bir kez daha ne faydası olacaksa! Yarın unutacağım tüm yaşadıklarımı biliyorum, değilse ertesi gün ama mutlaka kendi acılardan münezzeh yaşantıma geri döneceğim biliyorum. Dünyanın dörtbir yanında yaşanan acılara yine kulaklarımı tıkayacağım ve yine gözlerimi kapatacağım. Sonra da her geçen gün kendimi bulma seanslarında ruhumu tamamen kaybettiğimi kabullenmeden yaşayıp gideceğim.
Kendimi olur olmaz bir yığın konuda kanatırken geçen zamanı insanlığın ortak bilinci adına ciddi anlamda çırpınmayla geçirseydim çok daha başarılı olurdum sanırım. Ama ne mümkün gündelik telaşlardan sıyrılıp kafamızı gömdüğümüz kumdan dünyaya bakabilmek.

İnsanların maymundan değil de devekuşundan evrimleştiğini düşünüyorum ben. Dünyada bu yıl itibariyle 7 milyar devekuşu evriği yaratık yaşıyor. Hepimiz öyle ya da böyle, herhangi bir konuda, her defasında istisnasız devekuşu altkimliklerimizi ister istemez su yüzüne çıkarıyoruz. Birileri yanı başımızda öldürülürken biz kafamızın kumun içinde olmasından duyduğumuz kaygısızlık hissiyle zaten pratikte ölü olan bedenlerimizi uyuşturup tüm acılarımızdan kurtulmuş oluyoruz. Sözde steril bir yaşam sürüyoruz. Zaman su gibi akıp gidiyor, ve hepimiz temelde aynı geminin yolcularıyız yada aynı kumulun devekuşları desem daha doğru bir tabir olur. Sıranın bize gelmeyeceğini ümit etmenin temel yaşama gerekçemiz olduğunun farkına vardığımızda her şey için çok geç oluyor. Dünya aynı pilavı ısıtıp ısıtıp yemekten bıkmadı, bıkmıyor, bıkmayacak da ne yazık ki. Ben de burada yazı yazarak kendimi akladığımı düşünerek kafamı yumuşacık yastığıma rahatça gömeceğim. Yarın yine gündelik endişelerimin ve debdebenin içine geri döneceğim. Kendimi inkarla geçip gidecek zaman, neyin doğru olduğu konusunda eminim öldüğümde bile tatmin edici bir yanıt almış olmayacağım. Kendim adına doğru olanlardan vazgeçeli bir hayli zaman oldu, ama başkalarının doğruları için de savaşma gücü ve cesareti kalmadığını hissediyorum artık. Ortada bir yerlerde dolaşan ve çevresindeki devekuşlarına bakıp iç geçiren stajyer bir devekuşu gibi dolanıyorum sadece.

Bu akşamlık kendimi ve kendi nezdimde tüm insanlığı bu kadar kanatabildim ancak. Bunun kimseye bir faydası yok biliyorum ama en azından yarın için atacağım daha cesur adımlar için en azından bir önsöz olarak tarihe geçebilir belki. Kimbilir, yarın Afrika’da ya da Irak’ta bir kampta yaralılarla ilgilenirken, ya da onlara tüm dünyanın ilgi göstermesini sağlamak için kendimi eylem halinde bulursam, bu yazdıklarımı da günün birinde anılarım için önsöz yaparım. (09.03.2005 - 23:59)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Acaba kaçımız gerçekden oraya gidip o insanlara yardımcı olayı kalpden gelerek istiyoruz ki? Ki çevremizde gördüğümüz duyduğumuz yarı afrika halkımızla ilgileniyoruz yardım ediyoruz ya da elinden tutup hal hatır soruyoruz.. Acımakdan ve kendi kendimize serzenişde bulunmakdan neden elimden bir şey gelmiyor, neden bir şey yapamıyorum diye hayıflanıyoruz? Neden gönüllü olup gidemiyoruz ve yardımcı olamıyoruz? Evet çoğu zaman bunları düşünerek uykularım kaçıyor..kabuslarla uyanıyorum kimi zaman.. Kendimi düşünmekden çokdan vazgeçmişim ben.. Onları, bizleri, sizleri sadece düşünmek içimdeki burukluğu gidermiyor doğrusu.. bugün biri bişey söyler evet çok haklısın deriz ve kaldığımız yerden devam ederiz.. Sende haklısın ben de haklıyım diğerleri de haklı... haksız olan ne? hayat mı?... yoksa her şeyi kendi ellerimizle yaptığımız bizler yani insanlar mı? Sorulacak ve söylenecek çok şey var.. Bazen susmak da çok şey anlatmakdır.. Anlayana tabii... Sevgilerimle..

ateş_böceği 
 25.06.2007 12:32
Cevap :
EL Fetih-Hamas arasında silah sesleri sustu ama sivillerin dramı sürüyor. İki haftalık yiyeceği kalan halk isyanda. Bir yaşlı teyze "Çek işte çek... Filistin bu..." (Yıl 2007) Afrika'ya ya da Türkiye'ye özgü birşey değil yaşanılan "çaresizlik" durumu, hepimiz "küresel bir tiyatro" nun ortasında senaristin bize biçtiği rolleri üstlenmek zorunda kalıyoruz, birileri kıyadan köşeden suflemizi veriyor bizde "yaşarmış" gibi yapıyoruz. "Anlamak" ama "hiçbirşey yapamamak" en yorucu olan da zaten, kendinde sorumluluk hisseden herkese kolaylıklar diliyorum bu meşakkatli süreçte. Yorumun için teşekkürler, sağlıcakla kal...  26.06.2007 11:23
 

Hani bir yazı okursunuz ve... "Evet, ben de böyle hissediyorum" dersiniz... Bu düşünceyle okudum yazınızı. İnanın duygularınızda yalnız değilsiniz... Bazan binlerce parçaya ayrılıp... Her parçamla bir yarayı sarasım var. Mutlukalın:)

madamex 
 18.05.2007 17:06
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler, aynı "umur" çemberinin içinde olduğumuza sevindim. Sağlıcakla kalın...  21.05.2007 10:06
 

Yazınızda kanayan kalplerin hislerini yazmışsınız. Daha adil, gelir dağılımının homojen olduğu, savaşların ve kinin olmadığı bir dünyada yaşamak için hepimiz elimizden geleni yapmalıyız. Bize bunları hatırlatan güzel yazınız için teşekkür ederim.

Hakan Şahin 
 17.05.2007 14:23
Cevap :
Ben de güzel yorumunuz için teşekkür ederim. "Keşke elimizden birşey gelse" diye başlayan bir yığın ucuz cümleyle geçti çocukluğum, ilkgençliğim. Aslında "umrumuzda" olan herşeyi "değiştirme" şansımız da olduğunu düşünüyorum ben. Aynaya bakınca, o resimde gördüğünüz çocuğun gözlerine bakıyormuş kadar acıyor içim sık sık. Sağlıcakla kalın...  18.05.2007 13:05
 

Bir haber vardı uzun zaman önce okumuştum...İstatistiki verilerinde kozmetik ürünlere harcanan parayla dünyada neler gerçekleştirebiliriz diyordu. İçinde Afrika'da açlıktan ölen insanların tamamını kurtarabilineceğinden de bahsediyordu. Peki kim kurtarmak istiyor ki... Hiç, hiç kimse... Marlo Morgan'ın 'Bir Çift Yürek' adlı kitabında Aborijinler diyor ki "biz aç kaldığımız için insan öldürürüz siz beyazlar her dakika on binlerce insanı tok olduğunuz halde öldürüyorsunuz. Asıl yamyam sizleesiniz..." Ne kadar doğru sözler bunlar değil mi? Üstüne ne eklenebilir ki...

mihasu 
 17.05.2007 10:24
Cevap :
Doğru okumuşsuzun, dünyadaki kozmetik harcamalarının yarısıyla Afrika'daki açlığın önüne geçilebiliyor. Bunun gibi daha birçok lüzumsuz keyfiyetin Afrika'da beslenme yetersizliğinden, rengi gibi dünyasının da "karardığını" hisseden çocukların bir hüzmelik ışığını daha da kararttığını bilmek; inanın içimi dağlıyor. Söz bitiyor sonra, geride kapkara Afrika kalıyor.... Sağlıcakla kalın...  18.05.2007 13:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 511
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

İlk, orta, lise, yükseköğrenim hayatımı Samsun'da tamamladım. Halen bir kamu kuruluşunda network sor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster