Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '09

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
724
 

Ağlamak güzeldir

Ağlamak güzeldir
 

Bugün bir gazetede bana ilginç gelen bir haber okudum. Haberde; Göz hastalıkları uzmanı Op. Dr.Halil Aksu, ağlayanların ameliyat yaraları diğerlerine göre 12 gün önce iyileşiyor demiş. Aksu yapılan araştırmada aynı anda ameliyat olan hastaları 3 gruba ayrıldığını, ilk gruba ağlama, ikinci gruba soğan doğrama seansı uygulandığını dile getirerek, ‘Hiç ağlamayan ya da soğanla ağlayanların yaraları normal süreçte iyileşirken, film izlettirilerek ağlama seansı uygulatılan grubun yaraları 12 gün önce iyileşti ‘ diye konuşmuş.


Neredeyse yarım ay. Bir senenin 12 ayla sınırlı olduğu düşünülürse, 12 gün bayağı ciddi bir rakam.


Acaba dedim, biz kadınların acılara karşı bu kadar dirençli olması bu yüzden mi? Yani erkeklere kıyasla daha kolay ağlayabilmemizden mi? Ağlayınca bir ferahlık, bir rahatlık çöker ya insana. Kadınların ağlayıp ağlayıp sonra gülümseyebilmeleri içimizdeki yaraların, ağlama sebebiyle daha kolay iyileşebilmesinden mi? ‘Erkekler ağlamaz’ cümlesini ilk kim söylemiş ve neden bu kadar kabul görmüş bilmem ama acaba erkeklerde biz kadınlar kadar rahat ağlayabilselerdi, daha rahat, daha yarasız bir dünyada mı yaşardık?


Dünyada yaşanan bunca sel felaketi, aslında doğa ananın gözyaşları ve bu gözyaşlarının sebebi kendini bir an önce iyileştirme çabası da, biz mi farkında değiliz?


Biz kadınların özellikle loğusalık döneminde her şeye ağlıyor olmamız, bize doğanın sunduğu bir nimet mi? Hani yaralarımız daha çabuk iyileşsin, her gün değişen hormonlarımıza daha kolay uyum sağlayabilelim diye mi? Anne olduktan sonra etrafımızda olan tüm olayları farklı yorumlamamız ve gözlerimizin daha çabuk yaşarabiliyor olması, ileride çocuklarımızla aramızda oluşması muhtemel –yara deresi-nden hasarsız geçmemizi sağlayacak gizli bir –gözyaşı köprüsü- mü?


Parkta oynayan dizleri, yüzleri kemreli çocukların yaralarının çok çabuk iyileşme sebebi, biz büyüklere kıyasla daha içten, daha hesapsız ağlamaları mı?


Ben anne olana kadar hep gizli gizli ağladım. Tıpkı bir kedinin, öleceğini anlayıp, kendini kimsenin bulamayacağı bir köşe bulup, orada ölmeyi beklemesi gibi. Geçmişte ki fiziksel yaralarımı hatırlamıyorum ama ruhsal yaralarım belki bu yüzden, bu kadar geç iyileşti.


Anne olduktan sonra, neredeyse reklamlarda bile ağlar oldum. Hani çoğu kadın söyler ya, doğurduktan sonra kendimi gerçek bir dişi gibi hissetmeye başladım diye. Belki sebebi, içimizde, çocukluğumuzdan beri var olan –doğallığa- yeniden kavuşmuş olmamız. Eskiden bizi çok acıtacak şeylere, artık gülüp geçmemiz bu yüzden belki. Tıpkı doğa ananın kış sonrası, ilkbaharda döktüğü kırkikindi gözyaşları gibi, yılın bizim için zor geçen dönemleri bittiğinde; bir ağlayıp, bir gülmemiz, yaşanan zor günleri, yani bizim kışımızı hazmetmemize, oluşan yaralarımızı çabucak iyileştirmeye yarıyor. Böylece ilkbaharımızda daha kolay çiçek açabiliyoruz.


Artık Sezen Aksu klasiklerinden olan Ağlamak Güzeldir şarkısını ağlayacağım diye korkmadan, utanmadan, çok daha içten söylüyorum.

Ağlamak güzeldir/ Süzülürken yaşlar gözünden/ Sakın utanma...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 119
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1375
Kayıt tarihi
: 11.02.09
 
 

Ben kimim? Tüm sıfatlarımın dışında doğduğum günden beri bu sorunun cevabını bulmak için sürekli ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster