Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2336
 

Ağlarsa anam ağlar

Ağlarsa anam ağlar
 

Benim anam. Yaş 80. Felç geçirdi. Hayata tutundu.


Varoluşumuzun, toprağıdır analarımız.

Dertlerimize, gömüldüğümüzde sığındığımız limandır analarımız.

Çocukları üzülmesin diye, dertlerini içine akıtan bir gönül şişesidir analarımız. Yanımızdayken fark etmediğimiz, ayrı kaldığımızda aradığımız bir güneştir analarımız...

Bin bir zorluğa katlanan, bir gün bile şikayet etmeyen sabır taşıdır analarımız.

Her gün yaptığı yaramazlıklarla, binbir nazla anasına ”illallah” dedirten, çocuk, büyüyüp gurbete düştüğünde; “Anamın çorbasına duru, Ekmeğine kuru.” demeseydim diye türküler yakmış. (Anamdan duydum. Anamda ninemden duymuş.)

Birçok şarkı ve türkü de anlatılan şudur ki: zora düşen, darda kalan, biçare herkes (hangi yaşta olursa olsun ) annesine koşar.

Canı yanan herkes, “ah anam” diye bağırır.

Ben, “babam” diye bağıran, ağlayan birisini görmedim.

“Ana gibi yar olmazmış” kısacası.

Çocuklar için bestelenmiş şarkıların çoğunluğunu “ANNE” şarkıları oluşturur.

KORU BENİ ANNECİĞİM (Söz: Sadık ATAY Müzik:Zeynettin MARAŞ))

Ben ufacık bir bebeğim.

Koru beni anneciğim

Sana bütün sevgilerim.

Koru beni anneciğim.

*

Bir filizim gün vurmasın.

Fırtınalar koparmasın.

Yüreciğin hiç yanmasın

Koru beni anneciğim.

*

Çok güzelsin çiçek gibi.

Sırma saçın ipek gibi.

Gökten inmiş melek gibi.

Koru beni anneciğim.

*

Yine başka bir çocuk şarkısı;

Tutunacak dalımsın,

Yanağımda alımsın,

Canım, gülüm, balımsın,

Olamam sensiz annem.” Diye biter.

“Çocuk ve anne” doğanın vazgeçilmez en güzel ikilisi...

Şimdi de türkülerimize kulak verelim.

Cephede vurulan bir genç askerimizin türküsü şöyledir:

ÜŞÜYORUM ANNE

Parkam beni sarmıyor
Şaşıyorum ben anne
Ateşler ısıtmıyor
Üşüyorum ben anne

Ayrılığın derdine
Pusuların ardına
Şehitlerin yurduna
Koşuyorum ben anne

Yağmuru bulutlarda
Yarını umutlarda
Gençliği tabutlarda
Taşıyorum ben anne

KARAOZAN sözüme
Vatan yazın sazıma
Kurşun değdi dizime
Düşüyorum ben anne

(Kara OZAN)

Çanakkale Türküsü’nde ise;

“Çanakkale içinde aynalı çarşı.

Ana ben gidiyom düşmana karşı.” diyen yiğit, gidişini önce anasına haber verir.

Yine en büyük feryadı ”ANALARIMIZ” çocuklarının başına gelen kötü olaylar karşısında ortaya koyarlar.

Alın size, gidip te gelmeyen oğula bir ağıt.

Eledim eledim höllük eledim
Aynalı beşikte canan bebek beledim
Büyüttüm besledim asker eyledim
Gitti de gelmedi canan buna ne çare
Yandı ciğerim de canan buna ne çare

Bir güzel simadır aklımı alan
Aşkın sevdasını canan serime salan
Bizi kınamasın ehl-i din olan
Gitti de gelmedi canan buna ne çare
Yandı ciğerim de canan buna ne çare

(Muharrem Akkuş derlemesi. Erzurum türküsü)

Oğluna ağıt yakan “ananın feryadına, ” hangi yürek dayanır?

**

Kara çadır is mi tutar
Martin tüfek pas mı tutar
Ağlayalım anam bacım
Elin kızı yas mı tutar

...

Diye başlayan Yemen Türküsü’nde analardan başka, evlatlarına ağlayanın olmadığı ne güzel anlatılır.

Boşuna dememişler; "Ağlarsa anam ağlar/Gerisi yalan ağlar."

Günümüz ozanlarından “Cevdet Bağca, ” kaybolan oğullarının ardından bir ananın ya da babanın ağzından, “Benim Esmer Gülüm” diye bir türkü yapmış.

Kaybolan kızlar oğullar böyle türküler söyletiyor, insanlara. Bu türküyü Bestecisi okuduğu gibi, ”Umuda Ezgi” grubunun değerli elemanı “Nihat Aydın’da” çok güzel okumaktadır.

ESMER GÜLÜM

Benim esmer gülüm türkü bakışlım
Seni sarmalara doyamamışım
Benim cevahirim külhan duruşlum
Seni sevmelere doyamamışım

*

Oğul oğul neredesin bileyim
Oğul gözünde kirpiğin öpeyim
Oğul sen ölme yerine öleyim
Kanatır yokluğun öldürür beni

*

Yine cumartesi gönlümde hüzün
Gitmiyor gözümden o güzel yüzün
Dönerim olmuştu ah en son sözün
Dönmedin yıl oldu kanar ağlarım

Yine Nevzat Çelik’in “Şafak Türküsü” şiiri annesine bir sesleniştir. Bu şiir, Ahmet KAYA’nın bestelemesi ile geniş kitlelere ulaşmıştır.

“Beni burada arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne
Ağlama”

**

Yine, “Selda’ın” sesinde hayat bulan bir türkü, bir ağıt. Bu türküyü, “Esat Kabaklı’da” güzel okuyor.

OĞUL

Gömdüm oğul seni toprağa gömdüm
Kanlı gözyaşımla pınara döndüm
Tabutun üstünde dirildim öldüm
Seni vuran eller kırılsın oğul

*

Doymadım sesine fidan boyuna
Kalın ip taktılar ince boynuna
Gül gibi düştün toprağın koynuna
Seni asan eller kırılsın oğul

*

Giden oğul hiç gelirmi yerine
Ah evladım yaram indi derine
Hele bakın zalımın eserine
Seni yakan eller kırılsın oğul...

Bir çok türküde, analarımızın değişik feryatlarını bulmak mümkün...

Bitmez, bu türküler bitmez.

Türküler susmaz.

Ah keşke! Analarımız ölümlere ağıt yakacaklarına, hep ninniler söyleseler

**

Her şeyin bir “ANASI” var.

Birçok konunun başına, ”ana” kelimesini ekleyerek önemli bir konuma getirebilirsiniz.

Hem bizim güzel yurdumuzun adı da, ”ANADOLU” değil mi?

“ANADOLU” bolluğun, bereketin, varoluşumuzun adı olarak bilinmez mi?

Bizler çoğunlukla yaptığımız her onurlu işin sonunda;

“Sen neymişsin be!” Dediklerinde göğsümüzü gere gere, “ben/biz “ANADOLU” çocuğuyum demez miyiz?

**

Size bir küçük hikâye anlatayım.

Ülkenin bilmem neresinde bir bebeği sahiplenen iki anne varmış. Bu iki anne bebek benimdi, yok senindi diye başlamışlar kavgaya...

Mahkemelik olmuşlar. Çıkmışlar, kadı efendinin karşısına.

Kadı sormuş.

“Kimin bu bebek?”

İki kadın bir ağızdan başlamışlar bağırmaya.

Benim!

Yok Benim!

Kadı efendi işin içinden çıkamamış. Düşünmüş, taşınmış biraz da kaşınmış.

Kadınlara dönüp:

“Buldum” demiş çaresini. “Getirin bana bir satır, bebeği ortasından ikiye böleceğim.”

Kadınlar şaşkın. Devam etmiş kadı.

“Yarısını sana, diğer arısını da sana vereceğim. Tamam mı? Duydunuz mu?”

Kadının biri:

“Kabul ediyorum” demiş. “Ver bebeğin yarısını” demiş.

Diğer kadın:

“Ben kabul etmiyorum. Hakkımdan vazgeçtim. Bebeği bütün olarak o kadına verin” demiş.

Kadı Efendi, kadınlara dönmüş, şöyle demiş:

“Hiçbir ana bebeğinin ikiye bölünüp parçalanmasını istemez.”

Devam etmiş:

Bebeğin bölünmesini kabul eden, kadın bu bebeğin annesi olamaz. Atın içeri sahtekârı.”

Kadı Efendi, çocuğu gerçek annesine vermiş.

İşte böyle, “çocuğunun eline diken batsa, ” annelerin yüreği kanar.(Yıllar önce okuduğum bir çocuk kitabından alıntıdır. Yeniden yazdım)

**

Bu günlerde; otuz yıla yakın süren bir olayın bitirilmesi açılımı var.

İki tarafta da analar var.

Bir ananın oğlu ister asker, ister eli kanlı birisi olsun.

“Kuzguna yavrusu şahin görünürmüş.”

Oğul oğuldur.

Herkesin oğlu kıymetlidir.

30 yılımız bitti gitti.

Vuranın anası da ağlıyor, vurulanın da...

“Analar ağlamasın.”

Ne diyeyim.

“Kimse ağlamasın.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba. Yazınız beni çok duygulandırdı. Öyle içlendim ki, gözlerim nemlendi ki, kütüphanenin koşuşturması, sorunu derken günüm sevgiyi tadmadan, hissetmeden geçiyor, Peki ya annceğim dünyanın en güzel meleği ismi Melek. Gözleri mavi, öyle koruyucu bakar ki özledim canımı annemi,yüreğimi. sessizliğimi özledim. Gidince onu duyumsayacak, sarılacak hissedeceğim. Eskiden sabahları geldiğimde çayımı içerken annemi düşünür ve gün boyunca belirli aralıklarla telefonla arar, sesini duyardım. Biliyor musunuz Kütüphanenin iş değil sorun yoğunluğundan bunları duyamaz duruma gelmiştim. Sevgim evimizin başköşesinde soluk. Yumuşacık bir duygu sarılınca. Bana güzel ve sevgi, içli olan duyguları yaşattınız, teşekkür ederim. Selamlar, sevgiler. Nabide Kılınç. Yerkesik.

Nabide Kılınç 
 27.10.2009 17:40
Cevap :
Annenizin ellerinden öperim. İlginize teşekkürler. Selamlar sevgiler.  27.10.2009 22:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 420
Toplam yorum
: 596
Toplam mesaj
: 69
Ort. okunma sayısı
: 1547
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster