Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

17 Mayıs '18

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
270
 

Ağlayan Bir Yüze, Gülen Bir Maske Takmak...

Ağlayan Bir Yüze, Gülen Bir Maske Takmak...
 

Polikliniğin kapısı çalındı, "buyurun" diye içeri çağırdım...


.    Polikliniğin kapısı çalındı, "buyurun" diye içeri çağırdım. Kapıdan içeri, oldukça kilolu, çok güler yüzlü, kırk yaşlarında bir bey girdi. Hastaların oturması için masamın önüne yerleştirdiğim sandalyeye buyur ettim kendisini, çünkü hastanın ayakta beklemesini hiç sevmem. O dakika başladı işte espri yapmaya. "Sandalyenizi kırmayayım doktor hanım" deyip, kahkahayla güldü. "Estağfurullah, kırmazsınız merak etmeyin" dedim. Oturdu... Şikayetini sordum, anlatmaya başladı. Dizlerinde ağrılar varmış, başka bir hastam, beni önermiş, öneren hastamın ağrıları geçmiş," bir de bizim doktor baksın" deyip, bu beyi bana yönlendirmiş.

.    Muayene etmek istediğimi, muayene yatağına yatmasını söyledim. Gene başladı, "muayene yatağını çökertirim bak doktor hanım, kırılırsa beş kuruş ödemem" diye espri yapmaya... Bir yandan da ağız dolusu kahkahalar atıyordu. Gülmedim, ses çıkarmadım...

.    Muayenesini yaptıktan sonra, tedavisini düzenlemek için, tekrar masaya geçtim. O da karşımdaki sandalyeye geçti. Dizlerinde muhtemelen eklem aşınması olduğunu, bunun kilo fazlalığından kaynaklandığını, benim muayene ile vardığım sonucun, ileri tetkik ile doğrulanması gerektiğini söyledim. Şimdilik bir merhem ve bir anti-enflamatuar ilaç vereceğimi, bu tedavinin kısa süreli bir rahatlama yapacağını, ama kilo vermezse dizlerinin ileride daha kötü olacağını söyledim.

.    Birden hiddetlendi bu bey. O ana kadar kilosuyla kendi kendine dalga geçen, kahkahalar atan adam, benim kilo fazlası olduğunu söylememden rahatsız olmuş, bana köpürüyordu. Her gittiği doktorun aynı şeyi söylediğini, benim de diğerlerinden farkım olmadığını, beni iyi doktor sanıp geldiğini, hiç de iyi bir doktor olmadığımı, benim de bilgisiz olduğumu, ağrılarına çare bulamadığımı bağıra çağıra söyledi durdu... Sessizce dinledim... Neredeyse, (hani bizim milletimizin klasik bir lafı vardır ya!) "sallandıracaksın bak iki doktoru, bak bakalım bir daha yapıyorlar mı böyle" diyecek! :)

.    Köpürüyor ama, bir türlü kalkıp gitmiyor da mübarek! Belli ki bir derdi var. Sabırla bekledim, bekledim... Tek kelime etmedim. Bu monolog, beş dakika kadar sürdü... Bu arada ben masamın ardında, koltuğuma yaslanmış, onun yüzüne doğru bakarak, sabırla dinlemeye devam ettim. Tam artık sabrımın sınırlarını zorlamaya başlarken, birden bir hıçkırık seline kapıldı hastam. Koskoca adam ağlıyor, benden özür diliyor, bir yandan da masamın üstünden elimi kapmaya çalışıyordu. Gayriihtiyari elimi çektim. Ne bileyim, ellerime sarılıp af dileyeceğini? Sonradan öğrendim tabii ki... :)

.    Biraz sakinleştikten sonra, konuşmaya başladı. Doğduğundan beri kiloluymuş. Ömrü boyu dalga geçmişler hastamla bu yüzden. Çok çeşitli lakaplar takmışlar O'na. Ben burada bu lakapları yazmak istemem çünkü çok üzücü. Çocukken çok ağlarmış bu yüzden. Gençliğinde, kendine göre bir çare bulmuş, başkasından önce kendi kendiyle dalga geçip gülüyormuş ki, başkası dalga geçemesin. Faydalı da olmuş bu yaptığı, söylediğine göre... Dalga geçmeyi engellemiş engellemesine de, insanların acıyan bakışlarını, arkasını döndüğünde kendi hakkında fısıldaşmalarını  engelleyememiş.

.    Bendeki şansa bakın ki, adamcağız yıllarca dolmuş dolmuş ama bu gün bende patlayacağı tutmuş. Ne edelim, benim hallerim hep böyledir. Bela mıknatısı gibiyimdir vallahi :)

.    Kağıt mendil kutusunu uzatım, gözyaşlarını sildi. Çok da utanmıştı, "erkek adam ağlar mı?" diye... Ben de "bal gibi ağlar, adam da insandır çünkü" dedim. Dışarısı hasta kaynıyordu ama benim hastalarım bilirlerdi ki, ben asla gereksiz yere muhabbet edip, hastamı bekletmem. Buna güvenerek, yarım saati aşkın psikoterapi yaptım hastama... Tek bir hastam dahi, kapıyı açıp saygısızlık etmedi. Sessizce sıralarının gelmesini beklediler, benim canım hastalarım... 

.    Kilosunu tartıp, not aldım. Eline, yazdığım reçeteyi ve 1200 kalorilik bir diyet listesini de tutuşturup, bu diyeti elinden geldiğince uygulamasını, ayda bir de bana gelmesini söyledim. O'na yardım etmeyi çok istediğimi, bana güvenmesini de tembihledikten sonra, uğurladım hastamı...

.    Sonrasını mı merak ettiniz?  :) Hastam her ay bana kontrole geldi. Küçük psikoterapi seansları yaptım O'na, kilosunu tarttım. Psikolojisi çok iyiydi en son gördüğümde. Benimle helalleşmeye, vedalaşmaya gelmişti. Malumunuz ben emekli oldum artık :) Ve on ayda kırk kilo verip, bedenini de, ruhunu da iyileştirmeyi başarmıştı...

.    Artık o hazin kahkahaların ardına saklanmış gözyaşları yoktu. Kendinden emin bir tebessüm süslüyordu şimdilerde, süzülmüş yüzünü. Dilerim ki hep gülsün, hiç ağlamasın...

.    Bilmenizi isterim ki, her rahatsızlığın altında ruhsal sorunlar yatar. Bu ruhsal sorunlar çözülmedikçe, hastalıkları asla ve asla, gerçek anlamda tedavi edemezsiniz... Sadece, ağlayan bir yüze, gülen bir maske takmış olursunuz. O kadar!

.    Bu günlük bu kadar sevgili dostlar... Hepinize sağlık dolu günler dilerim... Ama en çok ruhunuz için...

---

Dr.F.Fisun Gökduman Kökcü---Muğla-Menteşe---17.05.2018

Grafik-resim tasarım: F.Fisun Gökduman Kökcü

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu anınızı okurken birden bire branşınızı merak ettim Fisun Hanım'cığım. Ben her nedense hep dahiliye uzmanı olarak düşünmüştüm ama yanılıyor muyum ki acaba. Zira bi baktım şimdi dört dörtlük bir hekim var karşımda hem iç hastalıkları, hem ortopedist, hem psikoterapist, hem diyetisyen, hatta belki de daha fazlası bile mevcuttur serde. Bunların hepsiyle de ilgili benim bildiğim kadarıyla, her ne kadar bu dalların tam ve direkt uzmanı olmasalar da genel ama yoğun bir tıp bilgisi dahilinde bir tek aile hekimleri olabiliyor. Dolayısıyla ben de merak ettim şimdi haliyle. Bu arada anneler gününüz de kutlu olsun; Sevgilerimle birlikte neşe ve esenlik dileklerimle...

Filiz Alev 
 10.05.2020 3:26
Cevap :
Teveccühünüz Filiz hanımcığım.Teşekkür ederim.Tahmin ettiğiniz gibi ben aile hekimiyim.Ama aile hekimliği uzmanı değilim.Türkiye'de yeteri kadar aile hekimliği uzmanı olmadığı için,biz pratisyenleri aile hekimliği hızlı eğitiminden geçirip aile hekimi yaptılar.Yıllarca acilde ve sağlık ocaklarında çalıştım.Güneydoğuda mecburi hizmet yaptım.Sanırım çok hasta gördüm,tecrübe kazandım.Bir de severim mesleğimi ve hastalarımı.Eksik olduğum konuları tamamlamak için çok okur ve araştırırım.Emekli olduğum halde,şimdi bile tıp makalesi okurken buluyorum bazen kendimi:)İşte böyle :)Ben de sizin anneler gününüzü kutlarım.Gönülden sevgiler ve selamlarımla....  11.05.2020 11:33
 

"Ağlayan bir yüze gülen bir maske" ne güzel bir tanım Fisun hanımcığım, herkese sizin gibi doktorlarla buluşabilmek kısmet olsun diliyorum selam sevgilerimle

Cemile Torun 
 04.05.2020 0:31
Cevap :
Teşekkür ediyorum Cemile hanımcığım güzel sözleriniz için.Gönül dolusu sevgiler gönderiyorum....  06.05.2020 0:49
 

Emekli olduğunuza kendi adına çok üzüldüm, bari benim derdime derman olaydınız da sonra emekliğinizi isteseydiniz. Ben onlarca doktora gittim ama hiç biri derdime derman olamadı. Neyse yapacak bir şey yok. Selamlar ve iyi emeklilikler

Matilla 
 19.05.2018 0:41
Cevap :
Üzülmeyin değerli yazarım,benim yerimi dolduracak yüzlerce doktor yetişiyor:) Benim oğlumun arkadaşları bu yıl göreve başladılar.Hepsi kucağımda büyüdü,ne garip geliyor insana bir bilseniz:)Yoruldum artık ve günüm gelir gelmez hemen ayrıldım.Derdinizi yazmamışsınız ama derman bulursunuz umarım.Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim.Saygı,sevgi ve selamlar efendim.  19.05.2018 12:52
 

Fisun Hanımcığım sizin anılar bende bağımlılık yaptı. Kolay mı onca yıl sağlık sektöründe nice hastalarla karşılaşmış ve nice anı biriktirmişsiniz. Bize de zevkle okuması kalıyor artık. Ruh sağlığı ne kadar da önemli. Konunun uzmanı olduğunuzdan en doğru tespiti de bizimle paylaşmışsınız. Emeğinize sağlık... Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 18.05.2018 16:38
Cevap :
Ah anılar...Pek çoklar...Yazmaya çalışıyorum zaman zaman. Ruh sağlığı çok önemli.Hayatımızın iyi veya kötü yaşanması,ruh sağlığımızın iyi veya kötü olmasıyla çok alakalı.Beğendiğinize sevindim.Teşekkür ederim değerli yorumunuz için sevgili Ayşegül hanımcığım.Okuyan yüreğiniz var olsun.Selam ve sevgiler gönderdim...  18.05.2018 21:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 315
Toplam yorum
: 1081
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 269
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Efekan'ın annesi, Mehmet'in eşi, doktor emeklisi... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster