Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '06

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
6025
 

Agorafobi diye birşey var

Agorafobi diye birşey var
 

"Agora" Yunanca’da hem topluluk hem de pazar yeri anlamına gelir. Agorafobi çeken kimselerin üçte ikisi kadındır. Agorafobi denilince genellikle açıklık yerlerden geçine korkusu düşünülürse de, agorafobi daha geniş anlamda alınarak, kalabalığa karışma, kalabalık içine girme korkusu anlamına da kullanılır. Genellikle 15-35 yaşlar arasında ortaya çıkar. Yalnız dışarı çıkma, yalnız seyahat etme, yalnız alışveriş yapma ya da topluna içine girme ürkekliği ile patlak verir. Paniğe kapılma, baş dönmesi, çökkünlük, mide bulanması, kusma ve bayılma gibi belirtileri de görülür.

Hastanın ailesi ya da dostları genellikle hastanın tembellik nedeniyle eve kapandığını sanabilirler. Agorafobi çekmiş, fakat istem gücüyle bu durumdan kurtulmayı başarmış 31 yaşındaki bir kadın, fobinin etkisi altında olduğu sırada işe gitmenin kendisi için ne kadar zor olduğunu şöyle anlatmaktadır: "Daireye gitmeye kendimi zorlarken de, paydos saatine kadar orada .kalırken de büyük güçlük çekerdim. Hep heyecanlıydım; üşürdüm, ellerim terden sırılsıklam olurdu. Sık sık ağlardım. Yatıp uyumaktan korkardım; uykudan uyanınca da başım çatlayacak gibi ağrırdı; başım dönerdi, kalbim çarpardı."

Agorafobi genellikle bir travma sonucunda ya da kişinin yaşantısında meydana gelen olağanüstü bir olay sonucunda ortaya çıkar. Örneğin sevilen bir kimsenin ölmesi, ya da darılması, evlenme, gebe kalma, doğum, çocuk düşürme böyle bir korkunun kaynağı olabilir. 12 yaşından beri agorafobinin etkisinde olan bir Amerikalı şöyle yazmaktadır: "Köyde bir oğlan çocuk öldürülmüştü; bu olaydan sonra yalnız kalmaktan korkar oldum. Gündüzün bile ahıra kadar gidemiyordum. Karanlıkta yatmaktan büyük sıkıntı çekiyordum. Birkaç ay sonra ilk agorafobi belirtileri başladı."

Agorafobi yalnız kalma, başka kimselerle ilişkilerin kesilmesi korkusu olduğundan, geniş ve boş alanlar bu korkuyu arttırır, İngiliz psikologu J. A. Hadfield, Mısır çöllerinde görevliyken iik agorafobi krizine uğrayan bir İngiliz binbaşısının durumunu incelemiştir. Her akşam, çalıştığı yerden orduevine giden binbaşı, bir akşam birdenbire boşluktan, yalnızlıktan dehşete kapılır. Bu korku yıllarca sürer. Ancak tedavi sırasında, korkunun bir çocukluk anısına, dadısı tarafından ıssız bir deniz kıyısına götürülmesi anısına bağlı olduğu meydana çıkınca korkudan kurtulur. Gerçekten de bu gezi sırasında çocuk dadısından izin almadan arabasından inmiş, buna kızan dadı, ilkin çocuğu azarlamış sonra da dövmüştü. Bu olayın doğurduğu korku denizin ve gökyüzünün açıklığı kavramıyla birleşmiş, bunlardan biri ötekini hatırlatır, çağrıştırır olmuştur.

1965 yılında yapılan bir araştırma, agorafobi çekenlerin %95'inin kadın ve bunların yaş ortalamasının 42 olduğunu göstermiştir. Bunların önemli bir kısmı çalışmaktadır; fakat hemen hiç biri işinde başarılı değildir. Evlerinde çalışanlar ve ev kadınları bile agorafobinin sınırlayıcı etkileri altındadır; örneğin kolayca dışarı çıkıp alışveriş edemediklerinden her zaman bir kimseye ihtiyaçları vardır. Hemen hepsi yanında bir arkadaş olduğu zaman kendini daha iyi hissetmektedir. Zaten böyle kimseler bir evde yalnız oturmaktan kaçınmakta, aileleri ile birlikte yaşamayı, dostlarının yanında bulunmayı istemektedirler.

Korku bastırdığı zaman yanlarında birinin bulunacağını bilmeleri kendilerine güven vermektedir. Gerçek bir arkadaş bulamadıkları zaman, ellerine bir baston,bir şemsiye almaları, koltuklarına bir gazete sıkıştırmaları bile biraz olsun sıkıntılarını hafifletmektedir. Aydınlıkta korkuları daha arttığından genellikle güneş gözlüğü kullanırlar. Birden dışarı kaçmak zorunda kalacakları korkusuyla, çıplak yıkanmaktan bile korkarlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 27797
Kayıt tarihi
: 19.07.06
 
 

Okulda pek popüler bir öğrenci değildim. Buna karşın 1 dönem aldığım teşekkürü saymazsak elle tutulu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster