Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '18

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
34
 

Ağustos: Kutlu Zafer Ayı ve Sultan Alparlsan (1)

26 Ağustos Cuma günü askerlerini toplayan Alparslan atından inerek secdeye vardı ve;
 “Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum.
Ya Rabbi! Niyetim halistir; bana yardım et, sözlerimde hilaf varsa beni kahret”
diye dua etti.
 
 Sonra atına bindi ve askerlerine döndü:
 “ Ey askerlerim! Eğer şehit olursam bu beyaz elbise kefenim olsun
 O zaman ruhum göklere çıkacaktır. Benden sonra Melik Şah’ı tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. Zaferi kazanırsak İstikbal bizimdir!:”
Bu sözler karşısında ordusu da coştu. Büyük bir şevkle atıldılar.
 
Sultan Alparslan son derece kurnaz bir taktik planlamıştır.. Hilal şeklinde yaydığı ordusuyla akşama kadar Malazgirt meydanında dövüştü.
Şaşkına dönen Bizans ordusu, hilalin içine düştü.. 200.000 kişilik orduları perişan oldu. İmparatorları esir alındı.
 
İmparator IV. Romanos ( Alparslan’ın  huzuruna çıkarılınca, Alparslan ile aralarında şu diyalog gerçekleşmiştir:)
 
Alp Arslan:
"Eğer ben senin önüne esir olarak getirilseydim ne yapardın?"
 Romanos: "Ya öldürürdüm ya da zincire vurup Konstantinopolis sokaklarında gezdirtirdim."
Alp Arslan: "Benim vereceğim ceza çok daha ağır. Seni affediyorum, ve serbest bırakıyorum."
Alp Arslan ona makul bir naziklikle muamele etti ve ona savaştan önce de yaptığı gibi barış antlaşması önerdi.
 
Yani Sultan Alparslan savaştan sonra huzuruna getirilen imparatoru, hiç ümit etmediği bir şekilde affetti. Bizans İmparatorunun harp tazminatı ödemesi, her yıl haraç ve  ihtiyaç halinde Selçuklu ordusuna asker göndermesi karşılığında barış antlaşması yaptılar.
Fakat Diyojenes, İstanbul’a geri dönerken Bizans tahtının el değiştirmesi ile antlaşmayı geçersiz kaldı.
 
Alparslan’da Selçuklu şehzadelerini Anadolu’yu fetihle görevlendirdi. Türkler, kısa zamanda Anadolu’ya hakim oldular.
 
Sultan Alparslan Malazgirt Zaferinden sonra 1072 senesinde çok sayıda atlı ile Maveraünnehr’e doğru sefere çıktı.
Türkleri bir bayrak altında toplamak istiyordu. Ordunun başında Buhara’ya yaklaştı. Amuderya nehri üzerinde bulunan Hana kalesini muhasara etti.
 
Kale komutanı, batini sapık fırkasına mensup Yusuf El Harezmî , kalenin fazla dayanamıyacağını anladı ve teslim olacağını bildirdi.
Hain Yusuf Alparslan’ın huzuruna çıkarıldı ve Sultan’a hücum edip, hançer ile yaraladı.
Yusuf’ u derhal öldürdüler. Fakat Sultan Alparslan da aldığı yaralardan kurtulamadı.
4. Günü, 25 Ekim  1072 tarihinde “ Her ne zaman düşmana azmetmezsem, Allah’u Tealaya sığınır ondan yardım isterdim. Dün bir tepe üzerine çıktığımda askerimin çokluğundan, ordumun büyüklüğünden bana ayağımın altındaki dağ sallanıyor gibi geldi.
“Ben dünyanın hükümdarıyım.
Bana kim galip gelebilir?” diye düşünce kalbime geldi.
 
İşte bunun neticesi olarak, Cenab-ı Hak, aciz bir kulu ile beni cezalandırdı.
Kalbimden geçen bu düşünceden ve daha önce işlemiş olduğum hata ve kusurlarımdan dolayı Allah’u Tealadan af diliyor, tövbe ediyorum. LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜN RESULULLAH”
diyerek şehit oldu.
 
 
Sağlıcakla Kalın..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 113
Kayıt tarihi
: 06.12.17
 
 

İzmir 27.Dönem Milletvekili Adayı/ Bizim yanımızda ancak inandıklarımız vardır. Yanımızda olamaya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster