Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '11

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
992
 

Ah Ankara'm

Son zamanlarda bir Ankara rüzgarı esip gidiyor. Bunda Aşk Tesadüfleri Sever filminin ve Behzat Ç.’nin katkısı yadsınamaz. Ankara’da doğmuş, yaşamış ve belki burda ölecek biri olarak bana Ankara’nın ne ifade ettiğini anlatmak istiyorum. Bilindiği gibi Ankara, bozkır güzelidir. Denizi yoktur. Bu, bazıları için Ankara’yı yaşanılması zor bir yer kılar. Ama Ankara aslında yaşanması kolay bir şehirdir. Hem büyükşehrin nimetlerini taşıyıp hem de kasaba özelliği taşıyan başka bir yer yoktur. İstanbul süslü, zengin, sosyete kızıysa, Ankara makyajsız, bilgili, değeri anlaşılamamış sade güzeldir. Gerçi son yıllarda artan alışveriş merkezleri ve çok katlı binalar Ankara’nın eski naifliğini kaybetmesine yol açmıştır. Ama Ankara yine Ankara’dır. Ankara Atatürk’ün şehridir. Padişahlığın yıkılıp cumhuriyetin kurulduğu yerdir. Onun finans merkezlerini çalıp götürseler de “başkent” sıfatını kimse elinden alamayacaktır. İstanbul namlı güzeldir. Ecnebiler onu bilir, Ankara’yı pek bilmezler. Ankara sınıfın çalışkan öğrencisidir ama öğretmenin favorisi değildir. Ankaralı genelde bar, disko kültürüne yabancıdır. Çünkü yarın sabah erken kalkacak memurdur, işçidir, öğrencidir, esnaftır. 

İstanbul’da festivaller, konserler; Ankara’da işçi, memur, öğrenci eylemleri yapılır. Çünkü Ankaralı politiktir, entelektüeldir, geçim derdindedir. Peki ya Ankara’da aşk? Ankara’da aşkı güzel bir mekanla pekiştirmek için biraz şehir dışına çıkmak gerekir. O yüzden genellikle Ankara’nın romantik bir şehir olmadığı düşünülür. Ancak, Ankaralı aşık olmak için mekan desteğine ihtiyaç duymaz. Aşkı gerçekçi bir şekilde yaşar ve yaşatır. Aşk Tesadüfleri Sever filminde bir cümle geçer. “Hiç Ankara’dan İstanbul’a gidip geri dönen oldu mu?” Belki İstanbul, insanın kendini aştığı, dışa açıldığı bir şehirdir. Ankara ise, içine kapanık kendi dünyasında yaşayanların şehri zannedilir. Ama aslında Ankara öyle bir birikime sahiptir ki, kendinden bahsetmeyi sevmeyen filozoflar gibidir. Onun değerini ancak, ondan uzak kalan anlar. “Ah Ankara'm” diye sızlanır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ankarda yaşıyorum 10 yıldır ve Zorunluluklardan dolayı ankarayı sevmeye başldım, çekici yanları.... ben sizin yazdıklarınızı adana için kısmen düşünüyorum, ankara öğrencinin,memurun ve kodamanların şehri, yaşanır hale getirneler öğrenciler ve memurlar diğerleri yemekle meşgul.. adana öylemi denizi varrr, gereçketen bir kasaba, ereçekten büyük şehir, ve sıcak kanlıı insanlar eee adanayı yanlış lanse eden diziler sürekli kötü haber peşinde koşan basın adanamın ismini lekelemeye devam etmekten vazgeçemiyorlar...

demircan 
 01.03.2011 20:03
 

Ankara benim için de çok özeldir. Doğduğum, doyduğum, aşık olduğum, iki evladımı doğurduğum kendimi sokağında bile evimde gibi hissettiğim şehir. Çok beğendim yazınızı. Tebrik ederim. Sevgilerimle..

Aysel Yilmaz 
 20.02.2011 10:21
 

Türkiye'de iki tane mi Ankara var acaba? Ankara ile bahsettikleriniz belki de sizin kendi çevreniz ile ilgili. Ben ise Ankara'yı yoz, gelişmemiş, kültürsüz, yobaz, renksiz, eğlencesiz ve robot insanların dünyası diye betimlerdim. Belki bu da benim çevremle ilgidir kimbilir.

Erdal Aydın 
 19.02.2011 15:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 63
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 666
Kayıt tarihi
: 01.02.11
 
 

ODTÜ Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği mezunuyum. İlgi alanlarım edebiyat, sinema, tiyatro, TV..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster