Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
655
 

AH BE EMİR NASIL KIYDIN CANINA?...

AH BE EMİR NASIL KIYDIN CANINA?...
 

Değer miydi, yaşanacak bunca yılların varken... Keşke atlamadan önce birileriyle paylaşsaydın... Kimseyle paylaşamasan dahi keşke Emir’le sorgulasaydın... Kendi içinde muhakeme etseydin değer mi diye... Değer miydi Emir, değer miydi her ne sebep ise seni yaşamından etmeye... Hiç sanmıyorum, yer yüzündeki var olan hiçbir sebep yaşamı sonlandırmaya layık değildir...

Anladığımıza göre sebep kız arkadaşı imiş... Kız bırakmış Emir’i ve “artık seni sevmiyorum, ben Hasan’la birlikteyim, bunu başkasından duyma benden duy istedim...” türünde mesajmış intihara sebep. Be kızım seni suçlamak istemiyorum, olabilir başka bir erkek arkadaş sana daha cazip gelebilir ama daha usturuplu bir şekilde söylenemez miydi, karşı tarafın üzülebileceğini hatta bunalıma girebileceğini hiç hesaba katmadın mı, bu kadar açık ve net mi söylemek zorundaydın? “Bu arkadaşlığın gidişatı hakkında daha sağlıklı düşünmem için bir müddet ayrı kalalım” gibilerinden biraz daha yumuşatarak söyleyemez miydin?... Hiç mi empati kavramın yok, aynı şey sen severken sana söylenseydi neler hissederdin hiç düşündün mü? Senin yerinde olmak istemezdim, böyle bir şeye sebep olduğum için ömür boyu vicdan azabından kurtulamazdım da...

Emir annesinin gözü önünde camdan atlıyor, atlarken de hakkınızı helal edin diyor. Kadıncağız mutlaka hamle yapmıştır, bir şeyler söylemiştir ama Emir kafasına koymuş atlamayı bir kere. Kim gelse ne dese boş, yaşam bitmiş onun beyninde, o sebebin var olmasıyla yaşam yok sayılmıştır Emir tarafından...

Babanın son feryadına bakar mısınız: “Yaktın beni oğlum, değer miydi?” Doktor baba, oğlunu canlandırmaya çalışıyor ama nafile, son bir umutla “kalp masajı yapın” diyor lakin Emir kavuşmuştur tercih ettiği öteki dünyasına... Anneyi düşünüyorum, Allah’ım sabırlar versin, özellikle evladı ölen bir annenin hiçbir zaman yaşamı tam olamaz artık, hep bir eksiklik var olacaktır. Tamam hayat devam edecektir, yiyecektir, içecektir, yeri geldiğinde gülecektir ama gülerken bile ciğeri yanacaktır. Boşuna dememişler “Allah kimseye evlat acısı vermesin” diye...

İşin diğer acı yanı ölüm şekli, hastalık olsa Allah verdi diye düşünülür. Trafik kazası olsa yine de kader denir, bazı kazalar da öyle sudan sebeplerle olur ki pisi pisine gitti denir. Emir’in ölüm şekli ise akıllara zarar, boyuna keşkeler sıralanır durur ailesi tarafından, keşke şöyle yapsaydık, keşke böyle olsaydı, bu insanı daha da çok mahveder, ölümden kendilerini sorumlu tutma durumları oluşur, suçluluk duygusu oluşur. Velhasıl yaşamları eskisi gibi asla olamaz artık, canlarından can verdikleri oğulcukları cansızdır artık, onlar da nasıl canlı olabilirler ki...

“Allahın verdiği canı Allah alır” bu bir kaide gibidir dünyamızda, intihar edenler için biraz kınayarak biraz da suçlayarak söylenir bu cümle... Emir bunları düşünmemiş midir, bence düşünmüştür ama o anlardaki haleti ruh iyesi sağlıklı düşünmesini engellemiştir. Sevdiğinden ayrıldığı için onsuz bir hayat düşünemediği için bu yolu seçmiştir. Halbuki biraz sabretseydi belki de değmeyeceğini anlayacaktı. Kız seni sevmiyorum artık demiş, seni sevmeyen için değdi mi yaşamını bitirmeye? Mutlaka şimdi bunları yazmak kolay geliyor ama hepimizin başına gelmiyor mu zaman zaman, ilk ayrılık dönemleri dünyanın sonu gibi algılanır, onsuz nasıl yaşarım diye ağlanır, zırlanır. Ama belli bir zaman sonra da ne kadar aptalmışım kendimi bu kadar üzmüşüm diye düşünülmez mi? Allahın verdiği canı almak günah ise o canı üzmek de günahtır bence, onun içindir ki her hastalığın en baş düşmanı stres denmiyor mu? Bu stresi yapan kim biz, kendi kendimize kötülük etmiyor muyuz? Allah “size verdiğim bu sağlıklı canı iyi kullanmalısınız, stres sıkıntı yaratıp hastalanmak sizin elinizde, size akıl vermişim onu iyi kullanmak size kalmış demez mi?...

Emir’i yazarken konu nerelere geldi, Emir’e tanrıdan rahmet ailesine sabırlar diliyorum...

Sağlık ve sevgilerimle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Sema Sener, çok var böyle bildiğim;tam anlamıyla Kerem gibi, Kamber gibi,Yaralı Mahmut gibi severler...Birer aşık erkekten çok; erkek kılığında ölümüne aşık kızlar gibidirler...Kimisi Emir gibi intihar eder, kimi çok değişik hastalıklara uğrar,kimi aklını yitirir...Kimi de aşkını yüreğine gömer; kimi kimsesi olmayan biriyle evlenir; çok sadık bir eş olur, çocuklarına sevdiğinin adını verir.Eşine de anlatır aşkını; son derece mazlum olan hanımı da bu evliliği baştacı eder ve beyinin aşkına saygı duyar...Dost sohbetlerinde bu durumu rahatlıkla gözlemlemek mümkün...Özkıyım çok acıdır; özcanına kıyan acılı bir sonla tez zamanda canı,bedeni ve ruhuyla; bütün bir temizliği ve saflığıyla göçüp gider bu dünyadan...Keşke; evet keşke bu onurlu insanlar yaşamayı tercih etseler, her biri doğruluk timsali hayatlarıyla örnek olurlar bizlere.Geride kalanlar ise erim erim erirler.Acı bir konuyu yüce ruhunuzla harmanlamışsınız,ortak olduk biz de bu acıya.Allah rahmet eylesin..Sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 19.02.2008 20:03
Cevap :
Amin sevgili Çağlar, Allah rahmet eylesin... Ne yazık bu dünyadan ayrılmak istedi, başardı ve hayatına son verdi... Teşekkürler paylaşımınız için... Sevgilerimle..  19.02.2008 22:36
 

Ah be Emir yazarımızın dediği gibi değermiydi hiç o güzel canına genç yaşta kıymaya oysa yaşanacak o kadar güzellikler vardıki...Hayat yaşam ve sevda üzerinde gider gelir kimimiz sevdayı bulduğunu zanneder ama asla bulamamışızdır, kimimiz ise, elindeki sevdanın ne olduğunu bilemeden yaşıyoruz... Yani bir yerde çalıntı sevdalar demek daha doğru olacak.Sevgilerime Sema hanım

romantik isyankar 
 13.02.2008 0:29
Cevap :
Sevgili Yavuz... Emir de sevdayı bulduğunu dünüşüp o sevdalısı olmadığında da yaşayamayacağını anlayıp kıymış hayatına, burada genç olmasının da etkisi var tabii ki, oysa ki böyle sevdaları çokça yaşasaydı ve bittiğinde de hayatın sonu olmadığını görebilme şansı olsaydı yaptığının ne kadar aptalca olduğunu anlayacaktı... Ama yorumunuzdaki çalıntı sevdaların ne olduğunu pek anlayamadım, bazen de elimizdeki sevdaların kıymetini bilemeden yaşarız, kaybedildiğinde anlarız da iş işten geçmiş olur, onlara dört elle sarılmak gerekir sanırım... Paylaşımınız için teşekkürler... Sanırım yeni kaydoldunuz, ilk yorumunuz da bana olmuş, bloğa hoşgeldiniz... Sevgilerimle...  13.02.2008 14:17
 

bir kitapta "intihar en büyük cezalandırmadır. etrafındaki herkesi, hayatı ve hatta kendini..." diye okumuştum. gerçektende öyle diye düşünüyorum. çok ince bir sınır olmalı bu belki de. aklı ve yüreği aşan bir sınır...ne demeli bilemedim.

beenmaya 
 06.02.2008 18:05
Cevap :
Özlemcim... Çok doğru bir görüş, haklısın canım... Teşekkürler katkın için, geç cevapladım özür, yoğundum biraz... Sevgilerimle...  08.02.2008 13:13
 

gelebilmek kendi yaşamını sonlandırma hakkını kullanmak ! Bilinçli olarak düşündüğünde verilmesi ne kadar zor bir karar. Ama kendi hayatlarını kendi eleriyle sonlandırmayı seçenler, o anda bunu bilinçle mi seçiyorlar ? O noktaya gelebilmek, bilinç ve akıl harcı olabilir mi ? O nokya gelmiş bir insan ki daha çok bulüğ döneminde raslanıyor , mutlaka tedavisi gereken bir saplantı. Yine de tedavi altında iken bile bunu gerçekleştiren o kadar çok genç insan var ki ! bir de özellikle doğu bölgeleremizdeki "kadın/genç kız intiharları " . Bu intiharlar gerçek bir intihar mı ? O kadın o noktaya nasıl getiriliyor ? mutluluk filmindeki Meryemin kendini asmak istediği sahneyi düşünüyorum da. Ya da törenin infazı olduğu halde, intiharmış gibi gösterilen ve soruşturması yapılmayan cinayetler... Gencecik bir insan ölmeyi seçerken, hayat eksikleri ile akmaya devam ediyor. Sevgi , sağlık ve aydınlıkla...

Neşe İleri 
 06.02.2008 11:48
Cevap :
Neşecim... Evet canım onları bu noktaya getiren sebepler, kişiler sorumlu değil mi, yaşamdan soğutup ölümü seçme aşamasına gelen pek çok olay okuyoruz, duyuyoruz ama sorunlara eğilme konusunda pek de başarılı olamıyoruz maalesef... Paylaşımın için teşekkürler canım... Sevgilerimle...  08.02.2008 13:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 203
Toplam yorum
: 2287
Toplam mesaj
: 423
Ort. okunma sayısı
: 1997
Kayıt tarihi
: 23.10.06
 
 

İnsanların yapmaktan mutlu oldukları hobileri vardır. Benim de en severek yaptığım, hayatımda yen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster