Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '06

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
278
 

Ah be İstanbul

İstanbul’u hissetmek...

Geçmişte bir aralık ayının bir günü; gecenin geç vakitlerinde bir ağlayış ve İstanbul’a ilk merhaba. Anlatıldığına göre soğuk bir hava, sokağı aydınlatan lambanın ışığında uçuşan beyazcıklar Arnavut kaldırımını boyamakta. Arada bir esen hoyrat bir rüzgar boyayı bir toz gibi havalandırmakta.

İşte böyle bir kış günü tanıdım İstanbul’u. Şairlere, güftelere konu olan İstanbul’u. İstanbul’u yaşamak, bir yıldız yağmuruna tutulmuş gökyüzü gibi esrarengiz ve renkli.

Nereden başlasam anlatmaya, gerçekten zorlanıyorum. Anılarımdaki İstanbul’u hatırlamaya çalışıyorum. Tek bir korkum var eski İstanbul ile yeni İstanbul’u mukayese etmek. Ama etmeyeceğim.

Taksim’den Beyoğlu’na gittiğinizde mutlaka çiçek pasajına uğramadan geçmek olmazdı. Kendine özgü bir havası vardı eskiden, oradan Tünele gidip, aşağıya doğru inip Karaköy’e geldiğinizde Sarayburnu’nu ve Topkapı Sarayı’nı görürsünüz, birden hayallere dalarsınız. Neler görmüştü bu yerler, neler yaşamıştı. Aniden bir vapur sesinin martı çığlığıyla karışmış ahenkli sesini duyarsınız. Denizin üzerinden kayarak yolcularını indirmek için iskeleye yanaşmakta.

İsterseniz bir vapura atlayıp boğaza gidelim. İstanbul denilince bildiğiniz gibi akıla Boğaz gelir. Sağlı sollu yalılar ve zümrüt yeşili yeşillik. Yeşil ile mavinin buluştuğu noktalardan biri de Anadolu kavağı. Hala eskiyi yaşamak için direnmekte. Hele yukarı Kale’ye çıkıp ta İstanbul’a baktığınızda tepeden bakmanın ayrıcalığını yaşarsınız. Bir yanda Karadeniz, bir yanda Marmara’ya giden kıvrımlı bir su. Bazen altınızdan geçen bir martı’nın kanatlarına takılır gözünüz. Ne kadar yüksekte olduğunuzu anlarsınız ve bu size bir ayrıcalık verircesine İstanbul’a tepeden bakma cesaretini verir. Artık aşağıya inme zamanın geldiğini haber verir güneşin batışı. Kavaklarda bir balık yemeden dönmek de olmaz hani.

Geldiğiniz vapur sizi beklemekte dönüş için. Bir vapur düdüğü ve pervanenin boğazın sularını dövmesiyle geri dönüş yolcuğu. Tatlı bir rehavet eşliğinde boğazın kıyılarını seyrederek, dalga sesleri eşliğinde hayallere dalarsınız. Her güzel şey gibi bu yolculukda kısa sürecek ve ilk bindiğiniz iskeleye geldiğinizde bu günde anılarınızda yer alacaktır.

Tarih kokan ve de tarihini yaşatan İstanbul’un en güzel yerlerinden biri olan Mısır ve Kapalı çarşının da çok özel bir yeri olsa gerek. Tamamen tarih kokan bir yeri dolaşmak bile çok keyifli. Bir de Çukur Muhallebici vardı. Şimdi var mı bilemem ama çok özel bir yerdi.

Anlatacak çok şey var ama İstanbul’un ruhumuz üzerindeki etkisi asıl olan.

Nedir bu İstanbul? Bize olan etkisi ne? Bir çok kişinin taşı toprağı altın olarak gördüğü bir kent mi? Yoksa bir sihir mi? Bunu ancak İstanbul’u hissederek yaşayanlar bilir. Piyer Loti’de oturup, Haliç’i, Emirganda o büyük Çınar’ın altında çay içerek boğazı seyretmek, Camilerin önünde güvercinlere yem vermek...

Şimdi acı bir gerçek. Ben artık İstanbul’da yaşamıyorum. Fiziken yaşamak önemli değil, ruhumda yaşatıyorum İstanbul’u. Çoğu zaman O’nunla yatıyorum, O’nunla kalkıyorum. İçtiğim su, damarımdaki kan, soluduğum hava gibi. Sensiz olmuyor be İstanbul’um.

İstanbul; yaşam, sevinç, hüzün, keder, kader, gelecek... daha doğrusu yaşamın ta kendisi

İyi ki varsın İstanbul

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba aramıza hoş geldiniz!Yazınızı ilk okuyan benim size bir hoşgeldin demeden edemedim.Şimdi size İstanbul'dan,nice farklı duyguyu barındıran bu koca şehirden bir martının kanadında kucak dolusu sevgi yolluyorum.

Elif'ce 
 16.10.2006 19:45
Cevap :
sevgili Elifce Nezaketiniz için teşekkür ederim. Aranıza hoşbulduk. Ben de sevgi ve saygılarımı gönderiyorum size ve tüm blog üyelerine.  17.10.2006 11:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 392
Kayıt tarihi
: 16.10.06
 
 

1952 yılının soğuk ve karlı bir kış günü İstanbul'da dünyaya merhaba demişim. Uzun yıllar süren b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster