Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '17

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
170
 

Ah bizim akılsız kız

Ah bizim akılsız kız
 

Bu gün sizlere birçoğumuzun birebir olmasa da yaşadığımız, ya da yakınlarımızdan, dostlarımızdan dinlediğimiz bir hikâyeyi anlatmak istiyorum.

Kızın eteklerinde ziller çalmaya başlamıştır. Telefon elden düşmez olmuş, hayat pespembe görünmeye başlamıştır. Ebeveyn durumu fark etmiştir. Büyük haberin geleceği anı beklemekteler. Bir akşam kız genelde anneye açılır. Bir oğlanı seviyordur ve onunla evlenmeye kararlıdır. Evde bir telaş başlar. Damat adayını bir görmek tanımak isterler.

Damat adayı bir akşam yemeğine davet edilir. Anne daha çok oğlanın duygusal yanlarını tetkik ederken baba hissettirmeden sorguya çeker. Kimdir, kimin nesidir, tahsili işi nedir? En önemlisi de ailesi kimlerdir? Damat adayı gittiğinde evde biraz şaşkınlık, biraz şüphe hâkimdir. Anne aradığı o sıcaklığı pek bulamamış, baba sorgu sırasında aldığı cevaplara pek güvenememiştir. Kız sabırsız, telaşlı soruyu patlatır.

-Nasıl buldunuz, muhteşem değil mi?

Anne ve baba bu soruya kesin olmayan ama kızı da incitmeyecek bir cevap bulmanın sıkıntısını çekerken akıllarından geçen cümle “Aşkın gözü kör” olur.

Sabah ilk iş baba aldığı bilgilerle damat ailesini ve de en önemlisi damat adayının kendisini araştırır. Sonuçlar pek de iç açıcı değildir. Daha ilk anda birkaç yalan ortaya çıkar. Birkaç görüşme sonrası annenin de içi soğur. Her ikisine göre de bu damat adayı kızlarını üzecektir.

Kıza münasip bir dille anlatırlar. Ancak o da ne. Kız tutturur.

-Biz birbirimizi seviyoruz ve çok mutlu olacağız, siz bizim mutluluğumuzu engellemeye çalışıyorsunuz.

Anne ve baba ne kadar anlatsalar da dinlemez bizim kız. Çare yoktur. İşi Allaha havale edip düğün hazırlıkları başlanır. Sıradan bir işçi ailesi için düğünün ne demek olduğunu herkes bilir. Yıllarca ödenecek borçlara girilir, düğün olur.

Ebeveyn zoraki gülümsemeyi düğün salonunun kapısına asıp evlerine döndüklerinde şaşkın, üzgün, yıkılmıştır. İnşallah deyip Allaha havale etmek isterler ama olmaz. Kız kendi kızlarıdır. Akılsız kız ağzı iyi laf yapan, tek ayak üzerinde on yalan söyleyen bu oğlana inanmıştır bir kez. Ne dedilerse inanmamış, inadına daha da çok sarılmıştır. Oysa biraz da kendi araştırsa gerçeği kesin görecekti.

Cicim ayları kısa bir sürede geçip gider. Bir çocuk olduğunda ebeveyn biraz ümitlense de hiçbir şey değişmeyecektir. Çocuklar iki, üç olur. Kız birçok olumsuz davranışı görmeye başlasa da geçer, beni seviyor diye ses çıkarmaz. Ta ki iş gece sabaha karşı eve gelmeler, kim olduğu bilinmeyen arkadaşlar ortaya çıkana kadar. En son darbe de ihanettir. Bir kaçamak deyip geçiştirmek ister damat bey.

Daha düğün için yapılan masrafların taksitleri bitmemiştir ama evlilik bitmiştir. Bu sefer boşanma masrafları, üzüntüleri, ruhsal bunalımları gelir.

Şimdi bizim kız evdedir ama üç de çocukla. Yıkılmış, pişman, hayata güveni kalmamış bir vaziyette.

Sizlere bu hikâyeyi neden mi anlattım? Bilmem referandum sonuçlarını düşünüyordum da birden aklıma geliverdi.

İzmir 20.04.2017

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Breylerin kendi başlarına açtığı sorunlar öyle bir an gelir ki ülkenin başında patlar.Döküntüleri de irili ufaklı felâketlere sebep olur.Bu duyarsızlık ve sorumsuzluk hayatın rüzgârını kesip suynu da kurutunca ülkesiyle birlikte insanı da şansını kaybeder...Selam ve saygılarımla İzmirli.

Abbas Oğuz 
 27.05.2017 0:04
Cevap :
Merhaba Abbas bey, Çok haklısınız, Bir şey yapamamanın üzüntüsünü hep yaşıyoruz. Saygı ve selamlar...  02.06.2017 9:18
 

Denir ki hemşerim "insan ne beklerse ona kavuşur, iyi bekleyen iyiye kötü bekleyen kötüye..." Burada da o gerçekleşmiş işte... Güzel kendiliğinden çıkmaz ortaya biraz da doğru yönlendirmeyle çıkar... Saygı ve selamlar...

Halil Güven (Sökeli) 
 15.05.2017 9:57
Cevap :
Merhaba sevgili hemşerim, Yorum ve katkınız için çok teşekkür ediyorum. Saygı ve selamlar...  15.05.2017 12:39
 

Benim kız "sizi evleneceğim adamla tanıştıracağım" dediğinde. Ben sadece "hayırlı olsun kızım" demiştim. Karar Öncesinde tanıştırmaya tenezzül etmeyen kızıma en uygun yanıtı verdiğim kanısındayım. Çekecek çilesi varsa çeker; ben çekmem. Torun olursa toruna da tek başıma bakmam. Anası var, babası var, öbür dedesi babaannesi var. Anası bakmadı, dedesi bakmadı, babası bakmadı bak işte o zaman ben tek başıma bakarım. Bakarım da diğerlerini def ederim. Maşallah hikâyede üç çocuk yapmış kızımız sonra dönüp anan babanın sırtına bindirmiş geçimini. Yok öyle yağma; ya çalışır ya gider yeniden evlenir. Torunlar bir biçimde büyütülür dert değil...

Muharrem Soyek 
 25.04.2017 18:19
Cevap :
Merhaba, Allah bütün kızlara akıl fikir, sağlıklı düşünme ve karar verme yeteneği versin. Yoksa hayat her biçimde devam ediyor. Saygı ve selamlar...  26.04.2017 16:54
 

Anne babaların hayat tecrübesine güvenmek lazım da o yaşlarda başında kavak yelleri eserken kim anlayacak;)) Atalarımız ne demiş başı boş bırakırsan ya davulcuya ya zurnaciya;)) hepimizin başından geçti;)) bazen de yüzde yüz aile haklı çıkmıyor..Kötü deyip vermedikleri iyi çıkıyor..Yani ben biraz evliliğin şansla alakalı olduğunu düşünüyorum..Kumar gibi;)) Akıllı olmakla pek bir ilgisi yok sanki;)) yinede bilemedim..Siz ne dersiniz? Selam ve sevgiler.

Selda Çakmak 
 22.04.2017 11:01
Cevap :
Merhaba, Evlilik tabii ki biraz şans işi de, ben aslında referandum sonuçları ile ilgili yazmıştım o yazıyı. Demek benzetmeyi çok iyi yapamamışım. Saygı ve selamlar...  22.04.2017 15:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1476
Toplam yorum
: 5702
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1476
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster