Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '20

 
Kategori
Spor
Okunma Sayısı
25
 

Ah Güzel İstanbul Derbisi

100 yıllık eski İstanbul görüntülerinde bile görebildiğimiz, bu şehirle özdeşleşmiş Galata Köprüsü aynı zamanda turizm ve ticaret hayatının da yönetildiği iki ilçeyi birbirine bağlar. Biraz daha Anadolulu olan, biraz daha bize ait kültür mirasını sunan, ismini şehri fetheden padişahtan alan Fatih ilçesinden, yürüyerek bile biraz ilerleyip köprünün öbür ucuna geçtiğinizde sizi daha batılı daha sofistike ama aynı zamanda bohem bir ilçe karşılar. Yıllarca tek başına çektiği şehrin kültürel ve eğlence yükünü son dönemlerde paylaştırmaya başlasa da hala bu konuda önderliğini sürdüren Beyoğlu, aynı zamanda ülkenin en büyük spor kulüplerinden Galatasaray'ın da doğduğu yerdir. Sarı-kırmızılı kulübün yanı başında bir de, ilçenin genel havasından tezat bir şekilde daha mütevazı insanların yaşadığı, bıçkın delikanlılarıyla nam salan Kasımpaşa bulunur. Adını semtten alan ve mazisi epey eskiye dayanan hatta önümüzdeki aylarda yüzüncü yaşını kutlamaya hazırlanan köklü Beyoğlu kulübü, epeyce yıldır uzak kaldığı ezeli rakibi, 95 yıllık kadim dostu Fatih Karagümrük ile bu özel yılında buluşmaya hazırlanıyor. 

Lefter ile Metin'in top koşturduğu, futbolumuzun "Baba" lakaplı figürlerinden Gündüz'ün teknik direktörlük, Karagümrük'ten yetişip Beşiktaş ile özdeşleşen Hakkı'nın başkanlık yaptığı günlerde Türkiye futbol ligleri profesyonel bir çatı altında birleşmiş, yeni kurulan bu ulusal ligde Ankara ve İzmir ekiplerinin yanı sıra pek çok İstanbul takımı mücadele etmişti. Bugün tarihin tozlu sayfalarında yer alan, hatta kapanan pek çok İstanbul kulübünün bıraktığı mirası yaşatmaya çalışan iki takımdan Kasımpaşa, 2007 yılından beri Süper Lig'in gediklilerinden biri olmuş durumda. Bu süreçte iki kez alt lige düşmesine rağmen çabucak yükselmesini bilen lacivert-beyazlı ekip arkasına aldığı ekonomik desteğin de etkileriyle her sezon orta ve üst sıralara güreşen bir takım haline gelirken, Fatih'in küçük bir semtinden yükselen Karagümrük Spor Kulübü bir ara bölgesel amatöre kadar düştükten sonra adeta küllerinden doğdu. Futbolumuzun başarılı figürlerinden Süleyman Hurma'nın kulübü satın almasından sonra vizyonunu da genişleten Karagümrük, uzun süre Playoff'a kalabilme savaşı verdiği sezonu Bursaspor, Adana Demirspor ve Akhisar gibi tecrübeli rakiplerinin arasından sıyrılarak üçüncü sırada tamamladı. Küme düşmenin de kaldırıldığı bu ilginç sezonun 21. takımı olarak ligde boy gösteren kırmızı-siyahlı ekip geride kalan 4 haftada gösterdiği performansla takdir ediliyor.

Türk futbolunun önemli isimlerinden Kadri Aytaç'ın Karagümrük, Recep Adanır'ın Kasımpaşa formalarını giydikleri dönemde yeni kurulan ve adı henüz "Süper" olmayan 1. Futbol Liginde karşı karşıya geliyordu iki takım. O zamanlar Beyoğlu ekibi derbilerde daha fazla maç kazanıyor ancak lig sonunda Fatih temsilcisi daha üst sıralarda yer alıyordu. Gol düellosu şeklinde geçen ve sonunda 4-3 Kasımpaşa üstünlüğüyle biten maçın rövanşında sahasında rakibini 3-2 mağlup eden Karagümrük iki takımın en üst ligdeki rekabetinde ilk ve son galibiyetini o gün alırken tekrar karşılaşmalarının üzerinden 58 yıl geçeceğinden habersizdi elbet. 22 takımlı ve iki grup şeklinde oynanan 1962-63 sezonunda farklı gruplarda oldukları için karşılaşamayan iki takım o sezon Karagümrük'ün, ertesi sezon da Kasımpaşa'nın lige veda etmesi nedeniyle bir daha denk gelemedi. 1983-84 sezonunda yükseldiği ligde kalıcı olamayıp küme düşen Gümrük, ezeli rakibiyle bazı yıllar alt liglerde karşılaşsa da hep en üst seviyenin hayalini kurdu. Süper Lig hasreti 43 yıl süren Paşa ise ilk dönemlerinde asansör takım gibi göründükten sonra ligin kalıcı takımlarından biri haline geldi. 

İki takımın da 60'lı yıllardan sonra toparlanamamasında elbette o dönemlerde kurulmaya başlayan şehir kulüplerinin de etkisi büyüktü. Trabzonspor da dahil olmak üzere yurdun hemen her köşesinde şehrin adını taşıyan, daha büyük taraftar ve gelire sahip kulüpler ortaya çıkınca Karagümrük, Kasımpaşa gibi sadece bir semtin yaşatabildiği takımlar için Süper Lig bol gelmeye başladı. 80ler sonu 90lar başında Sarıyer öncülüğünde Zeytinburnu, Bakırköyspor gibi ilçe takımları biraz kafayı kaldırmaya çalışsa da endüstriyel futbola teslim olmaktan kurtulamadı. Çeşitli sponsor desteğine sahip, şirket gibi yönetilen Kasımpaşa, İstanbul takımlarının makus talihini değiştirdikten sonra ezeli rakibi Karagümrük de onun izinden gitmeyi ve kulübü satışa çıkartmayı uygun gördü. Zaten kendi yağında kavrulabilen ne kadar kulüp kalabildi ki arkasında bir şehir bile olmayan bu takımlar kalabilsin. Zeytinburnu ve Bakırköyspor gibi kulübe kilit vurulmasındansa bir şirket tarafından yönetilmesi daha mantıklı diyebiliriz. 

İki takım arasında 1990-91 sezonunda oynanan maçta Kasımpaşa başkanının Karagümrük yöneticileri ve taraftarına silah göstermesiyle tırmanan gerilim aradan geçen 30 yıla rağmen azalmadı. Taraftarlarının kanlı bıçaklı olduğunu düşünürsek bu sezonun en azından ilk maçının seyircisiz oynanacak olması avantaj gibi. İki Rumeli ekibi olmasına rağmen maç Anadolu yakasındaki Fenerbahçe Stadında oynanacak ki normalde oynanması gereken Atatürk Olimpiyat Stadı'na kıyasla seyir zevki kesinlikle daha iyi olacaktır. Milli ara öncesi aynı statta bu kez stadın sahibi Fenerbahçe ile karşılaşan Karagümrük zemin ve atmosfere biraz daha ısınmış gibi gözükse de Kasımpaşa'daki pek çok oyuncunun o stada geçtiğimiz yıllarda da çıktığını unutmamak gerekiyor. Lige yeni çıkmasına rağmen sanki uzun yıllardır oynuyormuş gibi bir başlangıç yapan ve 4 maçta 7 puan toplayan Karagümrük, neredeyse Kadıköy'den de puanla ayrılacaktı ama bitime 4 dakika kala kaçan penaltı nedeniyle 2-1 teslim oldu. O maçın ertesi günü ise Kasımpaşa evinde konuk ettiği Galatasaray'ı devirirerek çıkacağı derbi öncesi rakibine gözdağı verdi. İki takım arasında şu an 1 puan fark görünüyor ki 42 hafta sürecek olan maratonda daha dördüncü haftadan kimin ne olacağını, hangi hedefler içerisinde yer alacağını kestirmek pek kolay değil.
En sonuncu randevusu 2013'te olan iki takımı Süper Lig'de daha eşit şartlar altında izleyecek olmanın heyecanı büyük. O günkü maçta 2-0 öne geçmesine rağmen rakibinden tam üç lig aşağıda yer alan Karagümrük 3-2 kaybetmişti ama artık en azından kendi devranlarını döndürüp lig konumlarını eşitlediler. Futbolu çok seven insanlar olarak elbet bu işe evde babamızın attığı topa vurma girişimleriyle başladık. Biraz yaşımız ilerleyince sokak aralarında ya da okul bahçesinde yaptığımız maçlar oldu. Kurduğumuz mahalle takımımız ile bazen başka mahalleleri ağırladık bazen de deplasmana gittik. İşte tıpkı bizim yaptığımız mahalle maçlarını profesyonel boyuta taşıyan babamızın dedeleri tarafından kurulan iki İstanbul semt kulübü bu hafta sonu Süper Lig maçına çıkıyor. Bize de boş tribünler altında olsa da dedelerimizin anca radyodan dinleyebildiği bu retro rekabeti Hd hatta 4K kalitesinde izlemek düşüyor. Yüce İstanbul'un o eski havasını biraz olsun soluyup, yad edebilmek adına. Maçtan önce dönem ruhunu biraz daha hissetmek, İstanbul'un o dokusunu tatmak adına güzel bir pazar kahvaltısı sonrası izlenebilecek Sadri Alışık ve Ayla Algan'ın başrollerini paylaştığı "Ah Güzel İstanbul" filmi keyfi arttıracaktır. Adnan Şenses'ten de bir kuple "Aşağıki mahalle, yukarıki mahalle" şarkısı dinlenebilir. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 52
Kayıt tarihi
: 07.09.20
 
 

Başta futbol olmak üzere çeşitli spor karşılaşmalarını takip eden, müziği, sinemayı, tiyatroyu, s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster