Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '17

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
330
 

Ah İnsanlar!

Ah İnsanlar!
 

alıntı


İnsanoğlu ikiye ayrılıyor; söylenenler-söylenmeyenler.  (Aslında daha çok sayıya ayrılıyordur ama ben bugün sadece söylenenler söylenmeyenler ile ilgili bir şeyler yazmak istedim.) Kadın erkek fark etmez.  Bazı insanlar vardır ki, her şeye söylenirler, dünyanın en mutsuz insanı onlardır, sürekli kusur ararlar, yanlış anlamaya meyillidirler, dertleri sıkıntıları hiç bitmez, her işe olumsuz düşünerek başlarlar, öyle başladıkça da işleri rast gitmez. Hayatlarındaki her şeyden şikayet ederler, hiçbir şeyden mutlu olmazlar, mutlu olmayı bilmezler. Sorunlar çıkarmayı, sorun yaşamayı severler, şükretmeyi hiç bilmezler. Öyle alışmışlardır, kaç yaşında olursa olsun öyle yaşamayı ilke edinmişlerdir kendilerine.

Bir de tam tersi durumda olanlar vardır; öncelikle her şeyin Allah’tan geldiğine inanıp, her olumsuzluğa, güzelliğe şükrederler. Şikayetlenmeden, söylenmeden kabullenirler olumsuzluğu da güzelliği de.  Elindekinin kıymetini bilir, azla yetinir, ufacık jestlerden bile mutlu olmayı sever.  Musibetleri de  mucizeleri de sabırla şükürle karşılar.  Sevginin mucizelere gebe olduğunu bilir.

Yaşanan her şeyin bir nedeninin olduğunu bilir, kabullenmiştir durumu çok da sorgulamadan. Bir nevi tevekkül.  Ve bilir ki; mevcut durumu kabullenmek bir numaralı kuraldır tevekkülde.  Şükretmek insanı özentiden ve kibirden koruduğu gibi, pozitif kalmasını da sağlar bana göre.  Ve şükür tevekkülün lokomotifidir. Aydınlığa ve ferahlığa giden yoldur.

Ben de inanıyorum ki yaşadığımız her şey Allah’tan gelmiştir. Yaşadıklarımızdan olumlu veya olumsuz kimseyi sorumlu tutamayız. Uğurlu, uğursuz diye sınıflandıramayız insanları. Yaşanan her şeyin bir nedeni vardır. Biz sadece sebep ararız. Var oluş nedenimizi öğrenince de ne sonsuz acı kalıyor, ne hesap ne kitap, ne mal ne mülk. Zira ölümlü dünyadayız   dünya malı dünyada kalır. Ve hayat öyle kısa ve öyle boş ki. Yürekleri sevgiyle beslesek, af etmeyi bilsek, unutmayı öğrensek fena mı olur a dostlar?

İnsanın yüreğini burkan  dehşete düşüren  öyle çok olay okuyor izliyoruz ki her gün gazetelerde, televizyonlarda... Ne gerek var can yakmaya, can almaya, nedir insanoğlundaki bu hırs öfke anlamak güç.

İnsanları tanımadan, önyargıyla yaklaşıp iyi veya kötü diye sınıflandıramayız. Verilen emeği gören, saygı duyan, yaşanılan sorunlarda ortamı düzeltmek için uğraşan ya da verilen mücadeleyi gören  yeri gelince takdir eden, olaylara tek bir yönden bakmayan, hata kusur aramayan, karşısındakini anlamaya çalışan velhasılı iyi bakıp iyi görenlerden eylesin Allah’ım bizi.

Herkes kendini iyi zanneder, öyle düşünür.  İnsanlar kendi kendine ben iyi insanım diyemez ki.  Buna kendi karar veremez. Öyle der ya büyükler, bir insanı tanımak istiyorsan ya birlikte yolculuk yapın ya da öfke anında izle onu diye, çok doğru.  Dilinin kemiği olmalı, ağzından çıkanı kulağı duymalı insanın biraz. Boğaz dokuz  boğumdur,  öfke anında bile söylediklerine dikkat etmelidir.

Acıma duygusunu, vicdanını kaybetmiş,  kendini dünya  hırslarına kaptırmış, çıkar odaklı yaşamayı hedeflemiş, iki yüzlü, öfke dolu riyakar insanlardan uzak tutsun Allah’ım herkesi. .

İyi hissetmek, iyi hissettirmek için uğraşmayan, sevmeyi bilmeyen, empatiden anlamayan, mutsuz olmayı seven, hırs kurbanı, hata yaptığında bile hatasını kabul etmek yerine, üste çıkmaya çalışan, kendilerine hayran, kendilerini mükemmel gören, hiçbir şeyi beğenmeyen her şeye kulp takan, fedakarlığı hep başkasından bekleyen, sormak yerine yargısız insaf yapan, dinlemeyen, anlamaya çalışmayan insanlar var biliyorum ve onlara demek istiyorum ki;  iç karartan düşüncelerden uzak durun, iyi düşünün iyi olsun, sen kalbini ferah tut gerisi hallolur. Haklı olmak yerine mutlu olmaya çalışın, karşınızdakini olduğu gibi kabullenin ve kimseyle kıyaslamayın, alçakgönüllü ve mütevazi olun, dinlemek ve anlamaya çalışmak üste çıkmaya çalışmaktan daha değerli inanın, karşınızdakinin edebini ahlakını sorgulamadan önce kendinizi sorgulayın.  Şöyle bir hafifleyin, oh be deyin dünya varmışJ bir de kimseyi küçümsemeyin… Melana’nın çok sevdiğim cümleleriyle bitireyim “ Ne fark eder ki kör insan için elmas da bir, cam da. Sana bakan kör ise, sakın kendini camdan sanma…”

Başucu sözlerimden;

“Dostum, sen düşünceden ibaretsin. Gerisi et ve kemiksin. Gül düşünür gülistan olursun, diken düşünür dikenlik olursun!”

“Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür ve güzel düşünen hayatından lezzet alır.”

 

Önce sağlık.. sağlık varsa hayatımızda, geri kalan her şey teferruattır. önce kendi sağlığım için, çocuklarımın ve tüm sevdiklerimin sağlıkları içinbinlerce şükür. Şükürler olsun ihtiyacımı benden ziyade bilen ve onu bana koşulsuzca ve kolayca gönderene. Şükürler olsun Rabbime!

Sevgiyle kalın.

günün şarkısı Harun Kolçak'tan...

 

https://www.youtube.com/watch?v=9m9NFsdj5eA

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 181
Toplam yorum
: 782
Toplam mesaj
: 148
Ort. okunma sayısı
: 2010
Kayıt tarihi
: 11.03.07
 
 

1974 Bremen doğumluyum. Hayatın Med-Cezir'lerle dolu olduğuna inanırdım; yaşaya yaşaya anladım ki..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster