Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '16

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
131
 

Ah Lonca ah

Ah Lonca ah
 

Alıntı.


Yine anılarım depreşti, hemde tam 50 yıl öncesinden.. Bloğ yazarlarımızdan sayın ''cdenizkent'' benim anılarımı okuduğunda; Gülsen hanım komşuyuz dediğinde, Deniz beyin yazmış olduğu anıları okumaya ilk bölümden değilde 8. bölümden gözüme Lonca takılınca okumaya buradan başlamayı yeğledim. Deniz beyin bahsini ettiği çınar ağacını ve çeşmeyi de hatırladım. Bende onun gibi, ilkokulu Ulubatlı Hasan'da okudum.. Kırmızı renkten pek hoşlanmasam da, roman müziklerinin hastasıyım doğrusu :) Romanlar beni, terzi hanımın kızı diye seslenirler, beni evlerine kendi yaşıtım kızlar davet eder, diğer komşu kızlarına hava atarlardı. 

''LONCA'' benim için bir unutulmazlık, bir özellikti.. Genç kızlığımın da geçtiği bu çevrede parmakla gösterilen, üstelik iki terzinin kızıydım. Merhum babam, Beyoğlu, Taksimde kadın terzisiydi, romanların gelin çeyizi çok olur, annem dikişten başını kaldıramayacak duruma geldiğinde, babamdan yardım isterdi, babam patronundan izin alarak, iş yerinden eve parça başı iş getirir, hem kendi, hemde annemin kız çeyizlerine yardım ederdi.. Gel zaman git zaman, romanlar babamı çok sevdiler, öyle ki, bazı çengi hanımlar ( dansöz ) babamın yanında çekinmeden, soyunup dökünürlerdi.. Annemin yüzüne bakar, onun reaksiyonunu ölçmeye çalışırdım. Sonra da anneme - Babamı kıskanmıyor musun diye sorardım. Annem bana - Biz ekmek davamızın peşindeyiz, baban kazancımıza köstek vurmaz, ben bilirim der, beni sakinleştirirdi.

Hiç unutmam; Romanların yine başka bir kız çeyizi için annemi önermişler, Tomris isimli arkadaşımın annesi de terziydi. Bu roman ailesi Almanya da oturuyormuş, bir aylık izinleri varmış, bir bavul dikilecek kumaşla Tomris'in annesine gidip ücrette de mutabık kalınmış,kalınmasına da! İstedikleri gibi dikilemeyen yap boz! yani dikilip tekrar sökülecek elbise, tuvalet, etek, bluz vs.. Anneme geldiğinde! Annem tavrını koyarak - Bana kesilip, biçilmemiş kumaş ile gelseydiniz, diğer terzinin aldığı kadar ücret isterdim, fakat bu çok meşakkatli, eğer iki katını verir ve de benim kreativ yanıma da karışmayacak-sanız, buyurun ben buradayım demişti.. Babamın da yardımıyla 3 haftada çeyiz tamamlanmış, gelin hamamında baş köşeyi annemle beraber almıştık, bir ''hocalim var!'' demelerine ise annem çok vakıf olmuştur.. Lonca'lıların düğünleri tam bir hafta sürerdi.. Gaziantepli olduğumuzu bilir, bizlere lokantadan lahmacun yaptırıp getirirlerdi..

''cdenizkent' beyin de yazdığı gibi, kavgaları görülmeye değerdi doğrusu.. Hatta bu sokağa ilk taşındığımızda! Tabi olarak, annem romanların huyunu suyunu ne bilsin. İlk müşteriyi babamın akrabası olan ve roman mahallesinde oturan Binnaz teyze getirmiş ve ikazını da ederek - Aman Fethiye hanımcım, güzel dikiş dikiyorsun ama yine de dikkat et demişti. Neyse hulasa elbise modellerinde anlaşmışlardı. Burada ne annemin ne de benim kabahatim vardı. Annem beni elbise renklerinde makara ipliği almaya o zamanın ünlü bir tuhafiye mağazasına göndererek iplik almaya göndermiş, sıkı sıkıya tembih ederek ipliğin bomuld, yani pamuklu olmasını söylemişti, meğerse iplikler çürük, çabuk kırılan olanlardan imiş. Annem öncelikle nişan tuvaletini dikip gelin kızın üzerine giydirdiğinde! Elbise yanlardan patlayınca da, kızılca kıyamet kopmuş, ertesi gün! Darbukayı eline alan beş altı kadın kavgaya bizim evin önüne gelerek ne hocalimler çekmiş, annemi yerin dibine sokup çıkarmışlardı! Annem ise altta kalmayarak - Paranız kadar konuşun sizin romanlığınız bana sökmez, ben deli Mustafa'nın kızıyım deyip onları susturup, pusturmuştu ;)) Rahmetli annem sağlam iplik alarak elbiseyi tekrar üzerinden geçerek dikmiş ve teslim etmiş, bir daha bana sakın gelmeyin 3 katı da para verseniz dikmem, paranız sizin olsun diyerek sitem etmişti. Romanlar özür dileyip aman Fethiye hanım biz ettik sen etme sana çok müşteri getiririz hadi bizi affet vallahi arsanıza çadır kurarız diyerek annemin gönlünü yaparak anneme ütü hediye etmişler ve olay tatlıya bağlanmıştı.. Ve daha neler, neler, inşallah ileri de yazmaya çalışacağım, sevgilerimle.. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Annenizin ruhunu şad eden güzel bir anı paylaşımı olmuş. Okurken Lonca'yı yakınımda hissettim.

Muharrem Soyek 
 20.11.2016 12:52
Cevap :
Merhaba Muharrem bey hocam. Gerçekten de öyle oldu, merhum anneciğimin ruhu şad olsun. Hiç sormayın, yarım kalan ne öykülerim var bir bilseniz, aynen LONCA gibi.. İnşallah devamını, sağlığım el verirse getirmek istiyorum. Var olunuz, saygı ve selamlarımla..  19.02.2018 10:59
 

Ne günlermiş o günler...

Kerim Korkut 
 02.11.2016 13:09
Cevap :
Hiç sormayın, koca 60 yıla sığan ne çok anılar var.. Deniz beyin anılarını okudukça, anılarım ayyuka böylece çıktı Kerim bey, selam ve saygılarımla..  03.11.2016 14:33
 

Merhaba Gülsen Hanım...Bloğunuzu okuyunca nefesim daraldı, kalbim sık sık atmaya başladı...O günleri bir kez daha yaşadım...Ben kırmızı rengi severim...Çingenelerin(pardon; romanları:)) kavgalarını da düğünlerini de...Şu anda bile, Roman havası çaldığında omuzlarım oynar:))...Hanım, bu halimi görünce, "sende çingene kanı var!" diye dalga geçer benimle...Devam edin, belki ilkokuldan arkadaşım bile olabilirsiniz?...Sizin anlattıklarını, anılarımda yazarken atladığı yerleri hatırlatabilir bana...Merakla bekliyorum...Sağlıklı, "klarneti ve darbukası" olan eğlenceli günler dilerim:))...Selamlar.

cdenizkent 
 02.11.2016 9:01
Cevap :
Günaydın Deniz bey. Ne güzel anılardı o günler, sizin yaşadığınız duyguları bende yaşadım, 45-50 yıl öncesine gitmek! Onların neşesine, müziğine gıpta etmemek ne mümkün. Anı derken; yine unutamadığım bana yıldızları saydıran babamın gece saat 24 de attığı bir tokadı aklıma geldi. Romanların sokak düğünü vardı, anneminde işleri bir sıkışık ki anlatamam. Cumbaya oturdum camı açarak, oyun havaları, çiftetellileri gırla gidiyor, ne kadar da olsa ekmeklerini yedik, içim kıpır kıpır. Annem ve babam saat 22 sularında yattılar. benden 2 yaş küçük olan erkek kardeşimi kandırarak - Hadi, dondurma veriyorlar, yemek vs vs dedim ve. Saat 22 30 gibi kapının damağını kaldırıp evden tüydük ;)) Neyse yedik, içtik yüzden düştük. Eve geldik ama kapı kitli! Haliyle korktuk, kapıyı rahmetli babam açmış, bana yıldızları saydıran o ilk ve son tokadını yüzümde nakş ettirmişti. Bu da anılarımın arasında tebessümle anımsar, babacığıma rahmet okurum. Ulubatlı Hasan ilkokulunu 1969 yılında bitirmiştim. Saygılar..  02.11.2016 11:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 833
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 386
Kayıt tarihi
: 24.02.13
 
 

37 Yıldır  yurtdışında yaşıyorum , 1000 den fazla şiirim var,  çeşitli edebiyat sitelerinde, derg..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster