Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1197
 

Ah şu kadınlar...

Ah şu kadınlar...
 

Dinlerin ya da mitolojinin kadının yaratılışı ile ilgili olumsuz söylemlerine, zaman zaman bir kadın olarak benim de inanasım gelir. İster kaburga kemiğinden yaratılmış olsun, ister balçıktan, ister mısırdan, malzemesi ne olursa olsun kadınla ilgili varsayımlar birbirini tamamlar nitelikte. Yüzlerce hatta binlerce yıldan beri, kadının varlığı kötülüğün de ortaya çıkışı olarak sembolleniyor. Eee atalarımız yüzyıllardır farklı anakaralarda aynı sonuca varıyorsa, vardır bir bildikleri. 

İçgüdüsel olarak savunma mekanizmam devreye girmeye çalışsa da, süregelen bu görüşlerin gerçeklik payının yüksek olduğuna inanıyorum. 

İnanıyorum, çünkü topluma bakıldığında biz kadınların ne kadar hesapçı, kıskanç, oyunbaz, bencil canlılar olduğumuzu görebiliyorum. Kimimiz bu düşüncelere karşı çıkacaktır, anneliği öne sürerek. Anne olmanın fedakarlık gerektirdiğini söyleyecektir, bencillikle alakası olmadığını. 

Ben de bir anne olarak çocuklarımızı dahi, kendi egolarımızı tatmin etmek için doğurduğumuzu söyleyebilirim. Öncelikle neslimizi sürdürme içgüdüsüyle çocuk sahibi olmak isteriz, sonra annelik duygusunu tatmak için. Ama arka plandaki sebepler biraz daha farklıdır aslında: Yalnız kalmamak için, yönetmek için, oyalanmak için, yaşlılık günlerimizin garantisi için... 

Bir hamura şekil verir gibi şekillendirip yönetiriz çocuğu, ihtiyaçlarını karşılayarak işe yaradığımızı hissederiz, eviçi ilişkilerdeki duygusal eksikliği onunla tamamlamaya çalışırız, sorunlardan kaçtığımızda bir liman oluverir çocuk. 

Erkek kardeşin olmadığı bir evde büyüyen ben, erkek çocuğunun bakış açısını şimdilerde oğlumda gözlemliyorum. Fark o kadar barizki. Arada kuşak farkı olmasına rağmen onun yaşlarındaki halimin böyle olmadığını hatırlayabiliyorum. Erkekler olgun yaşlarda bile çocukluklarındaki bu düz bakış açısını kaybetmiyorlar, kadınların şikayeti de tam bu noktada başlıyor. Biz kadınlarsa dolaylı yolları, düz yollara tercih ediyoruz, çünkü oyunları seviyoruz. 

Halbuki şikayet edip durduğumuz erkekler de başka annelerin ürünü, şikayetin ucu yine dönüp dolaşıp bizi buluyor. 

Sevgi ve Saygılarımla... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız gerçekçi ve cesur tespitler içeriyor. Erkekleri neredeyse küt ve duyarsız yaratıklar olarak algılayan kadınların empati eksikliği yaşadığını, bilgilenme adına çaba göstermediklerini düşünmüşümdür. Cinsiyet ayrımı gözetmeksizin herkesin insani gereksinim ve zaafları, güçlü ve zayıf yönleri olduğu bir gerçek. Elbette biyolojik yapımızın farklı olması kişiliğimizi de etkiliyor, tepkilerimizi de, sosyal yaşantımızı da. Güzel ve öz bir yazı. Saygılar.

Güz Özlemi 
 24.01.2011 10:15
Cevap :
Merhabalar, Kadınların da erkeklerin de kendine has bir algılama ve tepki verme biçimi var. İnsan önce, zaaflarıyla- erdemleriyle kendini anlayacak ki sonra başkalarını anlayabilsin. Sanırım bizler kendimizi anlamaktan yoksunuz, onun için çevremizi de anlayamıyoruz. Yorumunuzla yazıma katkı sunduğunuz için teşekkür ederim. Selam ve Saygılarımla...  24.01.2011 10:44
 

Doğru sanırım. Bir de şey var. Bazı erkeklerde de bu kadınsal özellikleri, huyları, çekişmeleri görüyoruz. Acaba bunun nedeni, erkeklerin de herhangi bir kadından doğuyor olması mı yani? =)

kuzukulaa 
 21.01.2011 11:05
Cevap :
Merhaba Kuzukulaa, Sanırım bahsettiğin bu özellik, kadınlar arasında fazla zaman geçirmiş erkeklere has bir özellik. Selam ve Saygılarımla...  21.01.2011 12:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 54
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 4000
Kayıt tarihi
: 06.10.10
 
 

1974 Tunceli doğumluyum. 1996 Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunuyum. Folklorik müzik ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster