Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
74
 

Ah Şu Kapitalizm!

İktisat bölümünü tercihlerime ilk defa yazdığımda, güncel hayatla bu kadar ilgili olacağını tahmin etmiyordum. Bölümü anlamakla kalmayıp hayatın içinden de bölüme konu olan olayları yakalamak gerekiyor. Bizim bölümün en sevdiğim kısımlarından biri de tarih derslerinin sohbet havasında, hocamızın gündelik hayata ekonominin nasıl da büyük bir etki ettiğini anlatması. Vay anasını o öyle miymiş yahu dediğimiz bir sürü olay dinledik. O olaylardan birini hocamızdan anladığım kadarıyla anlatmak istedim bugün.

 

Osmanlı zamanında insanımızın günlük hayatını hepimiz ordan burdan duyduğumuz araştırıp bulduğumuz bilgilerle az çok biliyoruz. Bu günlük hayatların çoğunu insanlar kendi yaşamlarını idame edecek kadar üretimle geçiriyolardı. O zamanlarda bir köyde yaşayan bir insanımızı ele alalım. Bu insanımızın adı Mehmet olsun. Mehmet amcamızın Ayşe adında bir eşi iki tane de evladı var diyelim. Mehmet amcamızın bahçesinde beş adet tavuk olsun ve her tavuk günde iki tane yumurta veriyor diyelim. Günde toplamda on tane yumurtanın ikisini Mehmet amca ikisini Ayşe teyze birer tane de çocuklar yiyor olsa bu aile günde altı adet yumurta tüketiyor olur. Durum böyle olunca Mehmet amca elinde kalan dört tane yumurtayı gidip komşularına dağıtır. Günlerden bir gün Mehmet amca uyanır bahçesine çıkar bir de bakar ki çitlerin önünde iki tane uzun mu uzun birbirine paralel yere uzanmış demir çubukları görür. Gördüğüne bir anlam veremez Mehmet amca. Aslında gördüğü şey bir tren rayının ta kendisidir. Öğlene doğru tepesinden kara duman çıkan tekerleri olan bir demir yığını gelir bahçenin önüne. Bunu gören köylüler hemen toplanırlar. Bu da trenin kendisidir.Tren durur içi açılır bir de ne görsünler Ayşe teyzenin evlatlarına beş ya da altı günde örebildiği o kazaklardan binlercesi sadece bir vagondadır. ''Bunları bir insan örmeye kalksa ömür yetmez'' der Ayşe teyze. Mehmet amca da Ayşe teyze de köylüler de şaşar kalır. Üstelik yine bu tren Mehmet amcanın faytonla ailesini gezmeye bir günde götürdüğü şehir merkezinden sadece bir saatte gelir. En ön vagondan bir makinist çıkar ve bunları uzak diyarlardan getirdiğini çok çok ucuz fiyatlara sahip olduklarını söyler. Mehmet amcanın arkadaşı kunduracı Ahmet amcanın bir hafta uğraşıp yapabildiği ayakkabılardan yine bir vagon dolusu vardır bu trende. ''Bunları bir insan yapmaya kalksa ömür yetmez'' der Ahmet amca. Köylüler trene atlarlar diyar diyar gezer akşama gelirler. Mehmet amca ertesi sabah uyanır. Beş tavuğundan aldığı yumurtaları toplar altısını eve bırakır ve beklemeye başlar. Tren yine çıkar gelir. Mehmet amca atlar trene dört yumurtasıyla. Bir saatte vardığı şehir merkezinde bu yumurtaları satar akşama eve gelir kazandığı parayı Ayşe teyzeye verir bunları sakla der. Bir gün daha geçer. Mehmet amca kazanmayı çok sevmiştir. Yine on tane yumurtayı toplar bu sefer beşini eve bırakır. Ben bir tane az yiyebilirim der. Yine gider ve onları satar gelir. Yine başka bir gün Mehmet amca yumurtaları toplar yine eve beş tane bırakır ve  'bu böyle az yemekle olmaz bana daha fazla tavuk lazım' der. Ayşe teyzeden kazandığı paraları ister ve şehir merkezine gider. Akşama elinde beş tane tavukla döner. Mehmet amcanın artık on tane tavuğu vardır. Ortalama tavuk başına iki yumurtayla günde yirmi tane yumurtası olur Mehmet amcanın. Gel zaman git zaman Mehmet amca böyle yaparak güzel para kazanır hale gelir. Ahmet amcanın ise işler kesattır. Onun el emeği ayakkabıları artık tercih edilmiyor onun yerine daha ucuz ve eskise bile yenisi kolayca alınan seri üretim ayakkabılar alınmaya başlar. Mehmet amca ise işleri büyütmüştür bahçesine bir kaç tavuk daha almıştır. Ancak artık bahçenin alanı daha fazla tavuk için yeterli değildir. Mehmet amca tavukları için adeta bir ev yaptırır. Hatta burada diğer köylüler çalışmaya başlar. O sırada treni icat eden insanoğlu arabayı da icat etmiştir. Mehmet amca treni beklemekten artık sıkılır ve 'bu böyle olmaz bana bir tane araba lazım' der. Artık şehre kendisi gidip gelmektedir Mehmet Amca. Tabi Ayşe teyze ve çocuklar Mehmet amca şehirdeyken arabaya hiç binemezler. Bu duruma üzülen Mehmet amca 'bu böyle olmaz bir tane de hanıma alayım' der ve bir tane daha araba alır. Ancak bu arabalar havayla çalışmaz. Günde altı yumurta yiyen aile nasıl tüketimi beş yumurtaya düşürdüyse tıpkı bunun gibi arabaya sadece işleri olduğunda binmeye başlar. Bu durumdan da canı sıkılan Mehmet amca ' böyle git gel ile olmaz. Şehirden ev alalım' der. Bizim yardım sefer çekirdek ailemiz artık şehirde yaşamaya başlar. Onlar mutludur ancak çok şeyi unutmuşlardır. Eskiden artan yumurtalarını yoksula dağıtan Mehmet amca veresiye bile vermez olur. En yakın dostu Ahmet amcayı işlerden dolayı göremez hale gelir.

 

Bir tane tren rayı Mehmet amcaya parasal zenginlikle dolu bir yaşamın anahtarını vermiştir belki ama ondan yardım etme duygusunu, ihtiyacı kadarını üretmesini, arkadaşlarını, ailesini ve mütevaziliğini çalar. O artık daha fazlasını isteyen sürekli ihtiyaçlarını arttıran arkadaşlarına hatta ailesine bile zaman ayıramayan biri haline gelir.

 

'Bir ülkeyi sömürmenin yolu onun bayrağını indirip kendininkini asmak değildir. Bunun en iyi yollarından birisi o ülkede fabrika açmaktır.' demişti başka bir hocam. Mehmet amcayı fabrika açmaya kadar götüren bu sistem bir ürünü en hızlı üretmekle zamandan tasarruf ettirdiğini düşündürür bizlere. Aslında bizden en çok götürdüğü şey ise zamandır. Daha fazla kazanmak için harcanılan bir zamanımız var artık, ve bu zaman başkalarının durumlarını düşünmek için yeterli değil. Ahmet amcaya hatır soracak ona yardım edecek kadar yeterli değil. Ailemize vakit ayıracak kadar yeterli değil. Bu çarkın dişlisi olmaya Mehmet amcayla çoktan başladık. Tabi ki bundan vazgeçelim, Mehmet amca gibi 'bu böyle olmaz' diyemem. Hocamız da diyemedi. Bu olaya sadece bir durum değerlendirmesi olarak bakarsak sanırım daha iyi olacaktır. Mehmet amca bir insanoğlu idi, insanoğlu ise Mehmet amca. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Kapitalizm; gölgesini satıp para kazanamadığı ağacı keser!" diye bir söz okumuştum. Güzel örnekti elinize sağlık başarılar

Cemile Torun 
 02.03.2019 21:50
Cevap :
Söz için ayrıca teşekkür ederim. Aklımın bir yerine kazıdım :)   03.03.2019 14:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 66
Kayıt tarihi
: 02.01.19
 
 

Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İktisat 3.sınıf öğrencisiyim. Düşünce yazıları ve edebi yazılar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster