Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '08

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1170
 

Ah şu medya!

Ah şu medya!
 

Hep tartışılır; yumurta mı tavuktan çıktı, yoksa tavuk mu yumurtadan çıktı? Ne dersiniz? Valla ben bu konuda uzman değilim. Ama şu ara çok önemli bir tartışma var. Medya, izlendiği için mi olumsuz içerikli programlar yayınlıyor, yoksa medya yayınladığı için mi izleniyor bu yayınlar? Birçok uzman bu konuda tartışıyor yorum belirtiyor ama genelde takip ettiğim herkes kendi açısından bakıyor. Geçenlerde bir gazetede ünlü bir yapımcının röportajını okudum. Gene itibarıyla televizyonun orta sınıfın eğlencesi olduğu, insanların ilgisini en çok insanların günahlarının çektiği, topluma zarar verecek yapımlardan uzak durduğunda, mesaj kaygısı gütmek zorunda olmadığı çünkü bir sosyolog olmadığı ve meşhur ettiği kişilerin bunalıma girmesinden sorumlu olmadığından bahsediyor.

Kendi açısından bakıldığında ne kadar haklı. Evet televizyon orta sınıfın eğlencesi. Peki bu orta sınıfı kimler oluşturuyor? Neden bu sınıfın eğlencesi televizyon? Sosyolog toplum psikolojisini düşünüp ne yapabilir? İnsanların yanlış beklentileri oluşmasında medyanın hiç mi suçu yok? Toplumu bozmak için daha ne yapılması gerek? Bende bunları soruyorum o zaman. Bizdeki yarışmalara, dizilere, programlara baktığınızda %90'ının dünyada var olanından Türkiye' ye uyarlandığını göreceksiniz. Bu ne demektir? Bizim topluma özgü yapılan program sayısı yok denecek kadar az!!!

Olayları bağımsız değerlendirmek bizim aradığımız cevapları bulmamızı engelliyor. Türk toplum yapısını, aile yapısını, insan yapısını, eğitim sistemini ve düşünce yapısını iyi analiz etmek gerek. Yasakları ve onları çiğnemeyi çok seven bir toplumuz. Hatta bununla ilgili fıkralar bile vardır. Türk’ e buraya atlamak yasak demişler diye biten fıkralar gibi. Nereden geliyor bizim bu yasakçı yapımız? Bunun için insanları inançlarını nasıl elde ettiklerine bakmak lazım. Okuyarak mı yoksa, başkasının anlattığı veya yaptığıyla mı? Bizim toplumumuzda taklit yaygındır. Çünkü kitap okuma alışkanlığı yok denecek az olan bir toplum haline geldik. Eğitim sistemi kitap okumaya özendiremiyor bizleri. Evde anne-babamız zaten kitap okumuyor. Biz neden okuyalım. Hoca efendi zaten veriyor dini bilgiyi, uzmanlar bizim için zaten okuyup anlatıyor ihtiyacımız olanı! Yani bizim ne okumaya ne de düşünmeye ihtiyacımız kalıyor. Böyle olunca da her çeşitten “yiyoruz” bize verileni.

Bana mesleğim icabı hep sorulur. Televizyon konusunda çocuklar için nasıl bir yol izleyelim. Ben onlara diyorum ki, çocuğumuzun kafasında bir süzgeç oluşturmaya çalışalım, doğruyla yanlışı ayırt edebilme becerisini kazandırmaya çalışalım. Diğer türlü yasaklarla veya çocuğumuza dikte ettiğimiz doğrularla onun için kötülük yapmış oluruz. İşte Türk toplumunun şu anki durumu bundan ibaret. İnsanlar doğru yanlış arasındaki ayrımı yapamıyorlar. Çünkü okumuyorlar, araştırmıyorlar. Hep hazıra alışıyoruz. Üniversiteyi okurken en yüksek notları aldığım sınavlar, bize hocalarımızın kaynak ve sayfaları belirttiği derslerden olmuştur. Çünkü, biz hep öyle alıştık ama ne zaman ki hoca kaynak belirtmezdi, elim ayağım birbirine dolanırdı. Hazırcı toplum. Üretmeyen tüketen. Üniversitelerimize bakıyoruz, dünyadaki bilgi üretimine katkımız % 0, 5!!! İnanılmaz. Peki biz Türkiye’ de neyle uğraşıyoruz, insanların kılık kıyafeti ile. Ağlanacak halimize gülüyoruz.

Baştaki soruya geri dönecek olursak eğer, toplumu oluşturan bireyler olarak bizler seçici olmalıyız. Önümüze konan her yemeği yememeliyiz. Bakınız özel kanallar birçok diziyi “tutmadığı” için yayından kaldırıyor. O halde demek ki insanlar bazı şeyleri izlemezse onlardan yayından kalkar. Hepimiz, okuyarak, araştırarak ve sorgulayarak seçici olmayı öğrenmeliyiz. Nasıl ki, bir kıyafet alırken uzun uzun inceleyip kaliteli olup olmadığına bakarak alıyoruz, televizyona da öyle yaklaşmamız gerekiyor. Başkasının gözüyle bakmaya, aklıyla düşünmeye kulağıyla duymaya bir son vermemiz gerekiyor.

Neden kanallar cinselliği, şiddeti, duygu sömürüsünü, korkuyu ve inançları kullanarak izlenmeye çalışırlar? Ya da o yapımcının dediği gibi neden insanların günahları çok izleniyor? Çünkü bastırılan toplumların sonu budur. Siz cinselliği her şeyiyle ayıp sayıp, çocuğunuz ergenliğe girdiğinde bile onunla bu konuda konuşup bilgi vermezseniz, o da bu bilgileri başka kaynaklardan alır. Siz çocuğunuzu küçük yaştan itibaren öcülerle, polislerle, askerlerle vs. ile korkutursanız, o da bugün darbelerden korkar. Siz çocuğunuzu küçük yaştan itibaren hep susturup, sen bilmezsin, anlamazsın, konuşma gibi susturursanız, o da bugün düşüncelerini söylemekten korkar.

Bütün bu söylediklerimi ben söylüyorum diye doğru kabul etmekte yanlış yine siz kendi süzgecinizden geçirip değerlendirmeniz gerekir ki yanlış olan yerlerini tespit edip beni eleştirebilesiniz. Medyaya fark ettiyseniz hiçbir şey söylemedim, çünkü o bir sektör! Ona söyleyeceğiniz her şeyi zaten(!) biliyorlar ama ne yapsın bunlar “reyting” yapıyor!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın yazar yazınız önemli bir konu üzerinde duruyor ve bende size katılıyorum. medyada yeterince şiddet, hırsızlık, gasp, kapkaç vakası veriliyor. insanlara dur deniyor. hergün çatışma gündeme getir gençlere kavga etme de. yanlış örnekleri filme al, uyuşturucu kullanımında artış oldu de. hele bazı argo ve densiz cümle yapıları oluyorki yapanından da tv sindende nefret ediyorum. sizi kutluyor ve duyarlı medya izleyici ve okurlarına gerekli yorum ve notlarınızı ilgili medyaya iletin diyorum. selam ve hürmetler.

Muammer Murat 
 10.04.2008 17:30
 

medya sunduğu için biz seyrederiz. Şöyleki medyadaki programlar dönem dönem değişir. hepsi içeriği aynı isimleri farklı programları aynı dönemlerde yayınlarlar. Halk aynı (seyirci) nasıl oluyor da dönemdenim istemleri değişiyor, koşullar aynı, eğitim aynı. Ama şartlandırma var işin içinde. Şartlı refleks sürü güdüsünün güçlendirilmesi gibi. Saygılarımla. kökleri izleyen halk başka mıydı? Meksika dizilerini, türkülü dizileri, dövüşlü dizilire, Vb, aynı halk değil mi?

Yapukay 
 10.04.2008 17:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 80
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 2057
Kayıt tarihi
: 07.11.07
 
 

Psikolojik Danışmanım, iki tane dünya tatlısı çocuğum var. Fanatik Beşiktaşlıyım... Psikolojiye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster