Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
316
 

Ahh be hayat!...

Ahh be hayat!...
 

Beni oyalıyorsun Hayat!


"Korkuyor musun? Endişeli misin? Çok mu acı çekiyorsun? Kalbin kan mı ağliyor? Hıı??"

 "Ahh evet, şehitler ve ülkem için çok üzgünüm! Seni yaşayacakları upuzun bir zaman varken önlerinde, yok yere göçüp gittiler gencecik yaşlarında, ardlarında ağlayan anneler, babalar, sevgililer, çocuklar bırakıp. Ve hayallerini... Daha dün, şu görev biter bitmez evlerinde geçirecekleri ilk günü, ilk kucaklaşmayı, dostlarıyla edecekleri sohbeti, ilk fırsatta yapmayı düşündükleri işleri düşünüyorlardı. Kimi sevdiğini hayal etti, kimi nasıl kahraman olacağını; kimi korkusuzdu, kimi korkuyordu ölesiye; yorgun, kirli ve hastaydı kimi, en yakın zamanda rahata kavuşmayı diledi. Karısı, çocuğu, memleketi tüttü kiminin gözünde, nişanlı olan düğününde nasıl dansedeceğini hayal etti. Kimi yatağında huzurla uyanacağı ilk sabahı, kimi ilk bulduğu yerde sıkı bir uyku çekmeyi özledi. Fikri, inancı, hayali farklı farklı, önceki ve sonraki hayatı bambaşka, aynı üniformalar içinde birbirinden farksız görünen, aslında her biri kendi içinde ayrı bir cevher barındıran... insan... yaşamayı herkes kadar hak eden... Hepsi de pisi pisine, gözleri arkada yok olup gittiler!

 Kaaaç zamandır bekliyorum ki, bir şeyler iyiye gitsin, bir umut belirsin! Umudum tükeniyor gitgide! Gece uyumadan ve sabah uyanınca, gündüzün bir vakti ya da akşam olurken bir şehit haberi daha gelecek, günahsız insanlar ölü ölüverecek diye huzursuz, kaygılıyım. Ne olacak bu memleketin hali diye diye yarım asrı devirdik, hâlâ senden ümidimi kesmek istemiyorsam, biraz güzel şeyler göster. "

 "Şu aralar böyle düşünmen normal... Çocukların var bak, ne güzel yetiştiler, onlar için iyilikler getireceğime söz versem?"

 "Söylesene onları bekleyen geleceğe dair nasıl iyimser olabilirim?! Oğlumun askerlik çağı da geldi bile. Hem insanlar mutsuzken, analar evlatlarına ağıt yakarken, şiddet çaresizlerin son sığınağı olurken, ben yalnız çocuklarımın geleceğini düşünecek kadar nasıl bencil olabilirim?! "

 "Üzülmeee hepsi geçerrr, bak, ben devam ediyorum. Her şey güzel olacak!"

 "Sana inancım kalmadı artık! Diyelim sohbet ediyorum bir arkadaşımla, gülüveriyorum bir şeye... Başka ocaklardaki acı, ülkemin üstündeki kara bulutlar geliyor aklıma, suçlanıyorum, kendime hayret ediyorum, kendimden utanıyorum. Daha demin şehitlere, ölen anneye, çocuklara vah'lanırken nasıl unuttum da güldüm hatta kahkaha bile attım diye kendimi ayıplıyorum. Çevreme bakıyorum, sen hep aynısın, geçip gidiyorsun işte, herkes de yaşayıp gidiyor günlük telaşının içinde, herkes benim gibi... yani şehrimde, çevremde, gazetede, tv'de, her şey aynı gibi... ama değil!! Bir yerlerde hiç bir şey yolunda gitmiyor işte! İki adım ötemde, şu güzelim ülkemde insanlar ölüyor ölecek! Herkes konuşuyor, telaşla dinliyorum; güya can kulağıyla dinliyorum ama bir fikre varamıyorum. Herkes konuşuyor sadece ve birileri menfaatine nasıl gelirse, istediği gibi davranıp insanları ve tabii beni de büyük hesapların içindeki ufacık ayrıntılar gibi görüyor! Bunu biliyorum, hissediyorum, delirecek gibi oluyorum! "

 "Ben böyle bir şeyim, bunu öğrenmiş olman lazım. Ehh... bu ülkede dünyaya geldin madem..."

 "Ahh tabii ya, şu benim ülkem! Evet bu ülkede doğdum, buradan başka yerde soluk bile alamam. Ama neden olmasın, biz de huzurla yaşayabileceğimiz bir dünya kurabilirdik kendimize! Özgürlük ve barış, iki güzel kelimeden ibaret mi kalmalıydı? Bizim de aydınlarımız yok muydu? Bilim adamlarımız, sanatçılarımız, ülkesini seven siyasetçilerimiz, meslek sahibi insanlarımız, "fikri hür vicdanı hür" gençlerimiz ve onları yönlendiren yurtsever yetişkinler? Bizler öyle değil miydik, barış ve güven içinde bir ülke hayal etmedik mi hep? Ahhh işe yaramadık! Bilemedik ülkemize faydalı olmayı, anca konuştuk durduk işte. Zaten çaba harcayanlar da hiç sevilmediler, kendilerine inandırmayı başaramadılar belki de, zaten de herkes önce kendi küçük ya da büyük hesabındaydı, herkesin bir bahanesi vardı. Kimine de kurulu düzen izin vermedi. Herhalde öyle olmalı..."

 "Moralin bozulmuş iyice. Şimdi uyu, yarın senin için belki de sürprizlerim olabilir! Hayal et ve güzel şeyler düşünerek uyu. Ve uyurken dua et."

 "Beni oyalıyorsun Hayat! Hem, "senin için" diyorsun... "ben" diye diye olmadı mı bütün olan biten? Daha ne kadar "ben"? Gerçi kendime bakıyorum da, yine başım döndürülmüş, neye yanacağımı, kime inanacağımı  şaşırmışım. Otuz yıl sonra birileri bugünleri anlatacak, ben de yine şaşkınlıkla dinleyeceğim, neler neler, ne numaralar dümenler dönmüş meğerse diye; ben uyurken, ben öyle sanırken, ben şu hedefe gözümü dikmişken, şuna inanmışken, şunu hayal etmişken, şuna üzülüyor, bunun için endişeleniyorken meğer neler oluyormuş hiç bilememişim diyecek, kendimi etten kemikten ama zekâdan yoksun, edilgen bir zavallı gibi hissedeceğim; hep bir geç kalmışlık hissi beynimi oyacak. İşin acısı bu his, gerçeğin ta kendisi."

 "Fazla hızlı sayılmazsın ama istesen de istemesen de öğreniyorsun... Dedim sana, senin ülkende hiç bir zaman güllük gülistanlık olmadım ama sen yine de umut etmeye devam et ve iyi düşünmeye çalış...

 Eee sen şimdi söyle bakalım, yarınki programın ne, ya akşama... ne yemek yapacaksın?"

 "Ahh be Hayat, bu kadar acımasız olmak zorunda mısın!?" 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel yazmışsınız Tuğba Hanım.Benzer hisler içinde yaşıyorum ben de yıllardır.Güldüğüm için,yediğim-içtiğim için,hatta yaşadığım için suçluluk duyar durumdayım.Evet,hayat çok ama çok acımasız.Yüreğinize,elinize sağlık.sevgilerimle...

fisun gökduman kökcü 
 15.04.2018 9:06
Cevap :
Teşekkür ederim Fisun Hanım. Yüreğinde insan ve ülke sevgisi olan, geleceğe ümitle bakmak isteyen herkes gibiyiz işte biz de; umutların iyice kıt olduğu bugünlerde ne diyeyim, acımasız diye bildiğimiz şu hayat, dilerim ki bir gün hepimize göstersin artık gülen yüzünü. Sevgilerimle...  21.04.2018 2:23
 

İler tutar yanı yok!...bir büyük saçmalık bu dünyada hayat;"çocukların ölüp ihtiyar domuzların yaşadığı",saçmalığın daniskası...hele de olacakları önceden bilen biri varsa büyük bir "gaddarlık" ile "saçmalık"..."İyi ki yazdınız uzun bir aradan sonra ki "bu da ayrı bir mesele"...eyvallah...

nedim üstün 
 07.10.2012 8:17
Cevap :
"gaddarlık ve saçmalık"... Öyle ki hem nasıl! Teşekkür ederim! Saygılarımla...  07.10.2012 20:29
 

Ben umudumu yitirmeden, hayata inat yola devam diyorum...Sevgiler

Sündüs Akkaya 
 06.10.2012 22:03
Cevap :
En iyisini yapıyorsunuz... Teşekkür ederim! Saygılar...  06.10.2012 23:50
 

Ne yazık ki, üzülüp unutup yaşamaya devam! Selamlar

Efervesan 
 06.10.2012 20:39
Cevap :
Ne yazık ki!... Teşekkür ederim. Selamlar.  06.10.2012 21:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 171
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3893
Kayıt tarihi
: 07.06.09
 
 

İyi bir okurum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster