Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '09

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
826
 

Ahi”lik ruhu İzmir Kemeraltı’nda yaşıyor-3

Ahi”lik ruhu İzmir Kemeraltı’nda yaşıyor-3
 

Ahi Evren-r.alıntı


Bireyin sosyalleşmesi için gerekli kabul edilen ve görgü kuralları olarak ifade edilen bütün kurallar Ahi zaviyelerinde, Ahi örgütü üyelerine kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu kuralların bireye benimsetilmesi için cumartesi akşamları zaviyelerde dersler verilmiş ve uygulanması mümkün olanlar uygulanmıştır. Fütüvvetin ancak bu kurallarla tamam olabileceği beyan edilmiş ve “nefs terbiyesi ders terbiyesinden hayırlıdır” hadisi esas alınarak kurallar benimsetilmeye çalışılmıştır.

Zaviyelerde dini bilgiler yanında Türkçe konuşma, edebiyat, müzik, spor folklor ve askeri bilgiler öğretilirdi. Gençlerin kültürlerini geliştirmek için tarihi destanlar; Kutadgu Bilig ve Dede Korkut gibi kahramanlığı, yiğitliği konu alan eserler okutulurdu. Ahlak eğitiminde ise Fütüvvetname denilen Ahiliğin ahlak kitaplarından yararlanılırdı. Yazarı belli olan ve olmayan yüzlerce fütüvvet kitabı yazılmıştır. Bu kitaplar bir bakıma İslam tasavvufunun geliştirdiği Kur’an ve Hadislere dayanan güzel ahlak ve ideal insan modelini belirleyen kitaplardı. Bu eserler yalnız gençlerin değil toplumun tüm katmanlarının uyması istenilen ahlak kurallarını içerirdi.

Fütüvvet kitaplarından ilki, Burgazi’nin yazdığı “Türkçe Fütüvvet” kitabıdır. Ahilerin el kitabı olan bu ilk Türk fütüvvetnamesinde gençlere verilen görgü kuralları şöyle sıralanmaktadır:(22)

1. Yemekte edepler:

- Sağ dizin yukarıya dikilmesi,
- Sol ayağın aşağıda durması,
- Lokmanın çiğnenmesi,
- Lokmanın küçük olması,
- Yemeği dökmemesi,
- Ağzında lokma varken konuşmaması,
- Başkasının lokmasını gözetmeme,
- Ekmeği ısırıp bırakmama,
- Ekmeği yemeğin suyuna batırmamak,
- Sümkürmemek,
- Ağzını şapırdatmamak,
- Yemekten sonra ellerini yıkamak ve silmek.

2. Su içmekle ilgili edepler:

- Tası (kaseyi-bardağı) iki eli ile tutmak,
- Dinlene dinlene içmek ve bitirmek,
- Dökmemek.

3. Söz söylemekteki edepler:

- Sert konuşmamak (ağızdan bir şey sıçramaması için)
- Konuşurken sağa sola bakmamak,
- Sen, ben değil de siz, biz olarak hitap etmek,
- El kol hareketleri ile bir şeyi ifade etmemek.

4. Giyinmekteki edepler:

- Sağdan başlamak,
- Sarığı oturarak sarmak,
- Yürüyerek birşey giymemek, dururken giymek.

5. Evden çıkmaktaki edepler:

- Çıkarken sol ayakla çıkmak,
- Neşeli çıkmak,
- Endişeli çıkmamak,
- Çıkarken yukarıya bakmamak.

6. Yürümekteki edepler:

- Sert yürümemek,
- Çukurlara basmamak,
- Yanlara bakarak yürüme (dikkatli olma),
- Taştan taşa seğirtme,
- Yol ortasında yürümemek,
- Kimsenin ardınca bakmamak,
- Büyüğünün önünde yürümemek,
- Birisiyle giderken bir işle meşgul olup, onu bekletmemek.

7. Mahalledeki edepler:

- İşi olmadıkça mahallede gezmemek,
- Karşıdan gelene yakın olma,
- Açık kapı ve pencerelerden bakmamak,
- Çocuklara uymamak,

8. Pazardaki edepler:

- Omuzunu kimseye vurmamak,
- Uzaktakileri çağırmamak,
- Kahkaha ile gülmemek,
- Tükürmemek,
- Sümkürmemek,
- Bir şey yememek ve içmemek.

9. Alış-verişteki edepler:

- Yumuşak söylemek,
- Az almak,
- Aldığı şeyi geri vermemek.

10. Eve bir şey getirmede:

- Elbisesini taşıma vasıtası yapmama,
- Açıktan getirmeme,
- Eve varır varmaz yememe.

11. Eve girerken:

- Haber verme,
- Sağ ayakla girmek,
- Selam vermek,
- Çevreye bakmamak,
- Besmele ile eve girmek.

12. Oturmaktaki edepler:

- Sağ dizi dikmek ve sol ayağın yerde olması,
- Kendi yerini bilmek,
- Ayağı örtmek,
- Ev sahibi konuşmadan konuşmamak.

13. Misafirlikteki edepler:

- Çağırmaya gelenin önünde yürümemek,
- Yiyecek ne var diye sormamak,
- Yemekten sonra çok oturmamak.

14. Hasta Ziyareti:

- İkindiden sonra gitmek,
- Güler yüzlü olmak,
- Hastanın sağ yanına oturmak,
- Çok oturmamak,
- Dua okumak.

Aslında görgü kuralları 700'den fazla olarak tek tek sayılmış ve ahiye öğretilmeğe çalışılmıştır. Ahilik eğitimi, bireyin bütün gün (24 saat) yapacağı işleri ve yerine getirmesi gereken davranışları kapsamayı hedeflemiştir. Böylece birey, düzenli bir eğitimle, yaratılış amacına uygun şekilde hareket eden olgun bir kişiliğe kavuşturulmuş olacaktır.

*MESLEKİ YETİŞTİRME TÖRENLERİ

Ahiliğe, dinsizler, falcılar, dedikoducular, inanç önderlerine (Peygamber’e) saygısızlık yapanlar, tellaklar, çığırtkanlar, kasaplar, hırsızlar, bayrak taşıyanlar. Beddua edenler, cerrahlar ve pişekarlar (bir işte öncülük edenler) giremezler. Bunların toplamı toplam 12’dir. Bu sayının On İki olması; On İki İmam’la ilintili olsa gerekir.
Ahi olmak için Şeriat, Tarikat ve Marifet gibi üç alanda bilgilenmek ve bu aşamaları öğrenmek gerekir.(23)

Fuad Köprülü, Anadolu Ahileri’nde Farmasonlarda olduğu gibi sıkı bir hiyerarşinin mevcud olduğunu, bu yola girenlere sahip oldukları rütbelere göre hakikatler ifşa olunduğunu ve bu hususiyetlerin temelinin Batıni bir kaynaktan geldiğini, fütüvvetnâmelere dayanarak ileri sürer.(24)

Ahilik kurumuna girme ve burada içinde yetişme belirli kademelerde gerçekleşir. Bir basamaktan bir üst basamağa belirli törenlerle geçilir.

- Çıraklık töreni (yol atası ve yol kardeşi edinme),
- Kalfalık töreni (yol sahibi olma-şed kuşanma),
- Ustalık töreni (icazet).(25)

Bir üyeye kuşak (şed) bağlamanın on iki koşulu vardır.
1-Bilgi (İlim)
2-Amel (Eylem)
3-Sabır (katlanma)
4-Rehnuma (Yol gösterici, Mürşit)
5-Şükrülllah ( Allaha Şükür etmek yani teşekkür etmek.)
6-İhlâs (Kurtuluş, iç arınmışlığı)
7-Tövbe
8-Mücahade ( Çaba gösterme)
9-Sadakat (Bağlılık)
10-Tevekkül (kendini tanrıya, inanca verme)
11-Yakın Dostluk
12-Terki Adet (Alışkanlılarından arınma)

Kuşak bağlanırken beş Peygamberi benimsemek gerekmektedir.

1-Âdem, 2-Şid, 3- Nuh, 4-İbrahim, 5-Hz. Muhammed.

Peygamberlere “salâvat” getirilir ve “Fatiha” okunur. Salâvat, Hz. Muhammed'e ve onun soyundan gelenlere saygı bildirmek için okunan duadır. Ayrıca, şeriatın kuralları olan, içki içmemek, zina etmemek, yalan söylememek, uğruluk (hırsızlık) etmemek gibi ilkelerde Ahilikte geçerlidir. Bu kurlar Ahilikte “Sünnilikten” de bir takım değerlerin alındığını göstermektedir. Bu anlamda Ahilik ne tam Alevilik ve ne de tam Sünniliktir. Her iki inançtan da beslenmiştir. Ama Ahilikte Alevi-Bektaşi öğretisi ve inancının daha belirgin bir konumda olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle Hacı Bektaş Veli’nin görüşlerinden etkilenen Ahi Evren’in, bu görüş ve düşüncelerin ahilikte de uygulanmasını sağlaması Ahilik ile Bektaşiliği birbirine yakınlaştırmıştır.
Ahi Evren’in kurduğu ahilik aynı Alevilik gibi, zamanın yöneticileri ve egemenleri tarafından horlanmış, baskı görmüş ve bu yüzden zamanla Ahilik Bektaşiliğe yönelmiş ve kendisini Bektaşilik içinde eritmiştir. (26)

*

Asırlar boyu ilke ve kurallarıyla çağlayarak akan bu kültürel nehir, geleneksel olarak esnafın özüne işlenip, her zorlukta toplumun dimdik ayakta durmasını sağladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun Gerileme Döneminde bir boyunduruk olmaya başlayan Kapitülasyonlar ve Düyun-u Umumiye Örgütü’nün önemli gelir kaynaklarını kesmesiyle, bu kültürel nehir dereye dönüştü. Cumhuriyet Dönemi’nde Millî Ekonomi İlkesi’nin uygulanmasıyla yeniden çağlayarak akmaya başlayan Ahilik ruhu, XXI. asırda küreselleşme kılığında içimize sızan vahşi kapitalizme boyun eğmiş görünüyor. Eğitim, iletişim ve etkinliklerle yeniden canlandırılabilirse, birlik ve beraberlik içinde bütünleşmenin yanı sıra dirliği de getirecektir.

*Dip notlar:


22- http://www.ahilik.net//, http://www.ahilik.gen.tr/kavram/index.html,

23- Süleyman Zaman: Ahilik nedir?http://www.turkmensitesi.com/

24-Köprülü:a.y

25-Ayrıntı için bkz: /, http://www.ahilik.gen.tr/kavram/index.html

26-Süleyman Zaman: Ahilik nedir?http://www.turkmensitesi.com/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben nedense edepsizliklerin bu ülkede yeniden çoğalma miladını hep 12 eylül ve sonrası olarak düşünüyorum... Açılımın kralını bu ülkeye gösteren, elinde altın Cross kalemle bu işin kalemşör ve silahşörlüğünü yapan Özal ve şürekasıyla da hızlandığını!... Dün gene otobüsde avaz avaz iş konuşması yapmaya çalışan,bir edepsizi sonunda paylamak zorunda kalmam ve çevreden büyük destek almam,insanların bu edepsizlik konusunda artık bıkıp usandığının basit bir başka göstergesiydi!... Fevkalade bilgilendirici,öğretici bu yazı dizisinin sonunda,biraz geç de olsa sizi kutlamak istedim.Dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 16.11.2009 1:24
Cevap :
Merhaba! Tesbitinizde haklısınız. Aşırı baskıyı izleyen yıllarda toplumun edep kavramında erozyon başladı,hızla sürüyor.Görgüsüzlük diz boyu.Yemekte bile cepler elde,kimi avaz avaz,kimi fısır fısır sanki dünyanın sonu gelmiş gibi habire konuşuyor.Bizi biz yapan değerler,kurallar sinsice çiğneniyor. Nostalji gibi görünse de öze dönüş için çabalamalıyız.Teknoloji sınırsız kullanılırsa bağımlılık yapar.Bu sınırı da belirtmeliyiz.Sosyetik hayata gençleri özendiren, isyan ettiren TV'ler reytingi bir kenara bırakıp, kitle eğitimine başlasa iyi olacak... Değerli yorumunuz için teşekkür eder, esenlikler dilerim.  18.11.2009 14:11
 

Her güzelim geleneğimiz, bizi biz yapan yaşam biçimimiz gibi, bu küreselleşme denen çok dişli canavar bizi köklerimizden kemiriyor artık. Sanıyorum bu konuda da "atı alan Üsküdar'ı geçecek; ama yine de sizin gibi ümitvarım. Sayenizde bilgilendim, emeğinize, dimağınıza sağlık. Teşekkürle, saygıyla, Kemeraltı manifatracılar çarşısından esen keten kokulu selamla... MS

Mehmet Sağlam 
 26.10.2009 20:47
Cevap :
Direnirsek, kökleri sularsak farklı bir yoldan küreselleşme canavarının zararlarını azaltabiliriz. Kemeraltı enelde keten kokar zaten... Teşekkürler, başarılar değerli kalem...  28.10.2009 0:53
 

küçük esnafı bitirdiği,küreselleşmenin de insan ilişkilerini bitirdiğini yaşadığımız,bu zorlu süreçte,Ahilik ruhunu tamamen kayba uğratmadan,geleceğe ekebileceğimiz tohumları,ilk kurtarılacaklar listesinde götürebilirsek,ne mutlu. Annem,ben küçükken sevdiği bir arkadaşıyla AHİ-retlik olmuştu(kardeşlik)şimdi bu kardeşleğin AHİLİK ruhundan geldiğini,ve bu ruhun ne kadar güzel değerler taşıdığını aktardığın bu güzel bilgilerden öğrendim.Yaşamakta olduğumuz,bu acımasız çağda,toplumun Ahilik ruhuna çok ihtiyacı var,en azından biz,farkında olanlar bu ruhu kaybettirmesek,genişleterek götürsek diliyorum,bu değerli bilgi ve kaynakları bizler için yanyana getiren,sabır ve çaba erdemine teşekkür ediyorum,sağolasın,bilincine yüreğine sonsuz teşekkür ve şükran duygularımla SEVGİLER Ayten'ciğim...

Şerife Mutlu 
 26.10.2009 20:13
Cevap :
Değerli katkın için sağol sevgili sadık dost. Ülkemde ayarların iyice bozulduğu bir sırada, benim yaptığım bir deniz yıldızını kurtarmaktan farksız... Siz değerbilir dostlar sayesinde emeklerimin boşa gitmediğini anlıyorum. Yüreğindeki insancıl sevginin her yeri ışıtması dileğiyle...  28.10.2009 0:50
 

Bugünkü esnaf odaları bu ruhtan nasiplenmeli. Aslında esnaf odaları mahalle bazında şubeleriyle bu ruhu zamana uygun teakamül ettirerek yaşatabilirler. Esnafın halk ile olan ilişkileri aslında bir eğitim aracıdır aynı zamanda.

Muharrem Soyek 
 26.10.2009 12:36
Cevap :
Merhaba! İzmir Esnaf Odaları bu konuda başarılı çalışmalar yapıyor, en azından o ruhu diri tutmaya çalışıyor. Meslek Liselerine de bu konuda önemli görev düşüyor. Esenlikler dilerim.  26.10.2009 16:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 214
Toplam yorum
: 1200
Toplam mesaj
: 138
Ort. okunma sayısı
: 5187
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Emekli eğitimci, araştırmacı yazar, şairim. Ülkemin cennet ile cehennemi bir arada yaşadığı bir zama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster