Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1469
 

Ahiret hava yolları!..

Ahiret hava yolları!..
 

www.tantana.net


Geçtiğimiz günlerde yine bir vesileyle Mısır Çarşısı’na uğradık. Mısır Çarşısı biliyorsunuz İstanbul’un en eski tarihi kapalı çarşılarından birisidir.

Baharatçılarıyla da ünlüdür. Burada aradığınız her türlü baharat ve şifalı bitkiyi bulabilirsiniz. Çarşıyı dolaştık ve baharat almak için bir dükkânın önünde durduk. Durduk durmasına da… Dükkân çalışanlarının tamamı sarıklı, cüppeli, sakallı ve takkeli. Hepsi de beyaz ve gri renklere bürünmüşler. Eski bir fotoğrafa baktığımı zannettim. . . Osmanlı İmparatorluk devrinde Mısır Çarşısı... Etrafta o döneme ait giysiler içerisinde alış veriş yapan, gezinen insanlar…

Birkaç ay önce yine yolum bir vesileyle Mısır Çarşısı’na düşmüştü. O zaman da yeşil sarıklı ve cüppeli bir esnafa şahit olmuştum. Ön yargılı olmamak için turistlere ilginçlik olsun diye böyle giyindiğini düşünmüştüm. Ama öyle değilmiş…

Şimdi bazı Yeni Osmanlıcılar; “Ne var bunda, tarihi inkâr mı ediyorsunuz, Osmanlı’dan bir sıkıntınız mı var?” diye soracaklardır. Elbette tarihimizi inkâr etmiyoruz. Tüm hatalarına rağmen muhteşem Osmanlı imparatorluğu ile gurur duyuyoruz. Bu imparatorluğun külleri üzerinde bir güneş gibi doğan Cumhuriyet Türkiyesi’ne gönülden bağlıyız. Ama bu demek değildir ki, bilmem kaç yüz yıl önce giyilmiş kıyafetleri giyip, o devirdeki kafa yapılarını benimseyelim. Çağımızı inkâr edelim. Bizim dinimiz, tüm çağları kuşatan, geçmişe değil geleceğe ilerlemeyi emreden, “iki günü aynı olan ziyandadır” diyen bir Muazzez Peygamber’in (S) bize bıraktığı bir dindir. Bu din aynı zamanda da gericiliği ve yobazlığı da reddeder.

Siz hiç Fransız, İngiliz, ya da diğer Batılı ülke insanlarının Orta Çağ kıyafetleriyle gezdiklerine şahit oldunuz mu? Başında beyaz bukleli peruk, üzerinde kabarık, fırfırlı, içi çemberli elbise giyen kadınlar ya da başlarında tüylü şapkalar, üzerlerinde çorap pantolon ve tunik şeklinde ceket ile tokalı ayakkabılar giyen erkekler gördünüz mü?

Neyse; Diyelim ki, burası özgür bir ülke. Kıyafet Kanunu’da var ama geçelim onu… Nasılsa 21. yüzyıldayız. İsteyen istediği şekilde giyinir. Kim ne karışır? Yeter ki işin içine siyaset, tarikat, cemaat v.b. karışmasın. İnsanların saf dini duyguları sömürü aracı yapılmasın. Sarık da giysin, cübbe de. (Yakın da “fes” de geri gelir inşaallah!..) Hoş görülü olalım... Kimseyi kıyafetinden dolayı yargılamayalım. Biz de bu düşünceyle alışverişimizi yaptık ve eve geldik…

Torbamızı boşalttık ve sürpriiizz! İki küçük kart. Eski kartpostallar gibi ama bunlar biraz daha küçük. Kartların ön yüzlerinde; Fatih Sultan Mehmet, atının üzerinde denize doğru gidiyor. Arkasını çevirdik. Birisinde normal olarak firmanın ürünlerinin tanıtımı, iletişim bilgileri filan var. Ama diğer kartın arkasını çevirdiğimizde firmanın bize bir mesajı… olduğunu gördük… Kartın arkasında aynen şöyle yazıyordu:

“<ı>Başlık; Ahiret Hava Yolları. Altında:

<ı>Hareket yeri: Dünya, Varış Yeri: Ahiret, Uçuş Saati: Heran kalkabilir, Müracaat; Azrail (A.S.) adresten teslim alınır, Not: Biletler sadece gidiş içindir. Müsaade edilen eşyalar 9 metre beyaz bez, Salih amel, Hayırlı evlat, faydalı ilim. Yolcular beraberinde başka eşya götüremez. Huzurlu ve rahat bir yolculuk için sayın yolcularımızdan Kuran’ı Kerîm ve Hadis-i Şeriflerdeki talimatlara uymaları önemle rica olunur. Görevlilere verilecek formları doğru ve noksansız doldurunuz:

<ı>1. Ömrünü nerede tükettin? 2. Gençliğini nerede harcadın? 3. Mallarını nerede kazandın? 4. ALLAH için ne yaptın? Ahiret Hava Yolları.”

Nasıl ama?

Kartın üzerinde ki internet adresi ise bize hiç yabancı gelmedi. Kim olduğunu söylemeyeyim, reklâma girer. Ama bu yazın sıcağında, denize girip sonra da jet- ski ye binmek ne de güzel olur caanııımm… Hamd-ü Senâ olsun! (Anladınız siz onu…)

***

Size ne? Size ne?

Siz kimsiniz ki bana bunları sorarsınız? Allah ile aramda ne işiniz var? Allah sizi vekil mi (hâşâ) tayin etti? Defolun gidin Allah ile aramdan! Siz Şah damarımla Allah arasına girebilir misiniz? Hadi oradan!

***

O vali Abant’ta boşuna konuşmuyor… Ordu ile boşuna uğraşılmıyor… İsmet İnönü’ye boşuna dil uzatılmıyor… CHP boşuna tarihin karanlıklarına gömülmek istenmiyor… Atatürk’ün resimleri devlet dairelerinden boşuna kaldırılmıyor… Atatürkçü ve Ulusalcı bildiklerimiz Silivri’de aylardır boşuna tutulmuyor… Cemaatler dört bir yanımızı boşuna sarmadı… ABD bunları boşuna desteklemiyor… Suud Kralı’na boşuna Devlet Şeref Madalyası verilmiyor… Yargı boşuna siyasallaştırılmıyor… O malûm gazete ve diğer yandaş basın boşuna kalem sallamıyor… O malûm yazara boşuna 50 milyar aylık verilmiyor…

Hiçbir şey boşuna değil… Her şey sessizce oluyor… Türkiye sessizce değiştiriliyor… Ekseni kayıyor…Sorun belli:

Birilerinin Cumhuriyet rejimiyle sorunu var, diğerlerinin ise toprak bütünlüğümüzle…

Halk kanıksadı; Şehit haberlerini, çağdışı kıyafetleri, yoksulluğu, işsizliği… Her şeyi kanıksadı… Asıl tehlike de burada yatıyor; Halkın kanıksaması, tepkisizleştirilmesi…

***

Buradan biz de halkımıza bir soru soralım:

Ahiret Hava Yolları hepimizi topyekûn imamın kayığına bindirmeden;

Bugün vatanın için ne yaptın?

Tülay Hergünlü

İstanbul, 29.06.2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 487
Toplam yorum
: 630
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1106
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumluyum. İstanbul'da uzun yıllar özel sektörde çalıştım. Halen, kayıtlı-ruhsatlı malî m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster