Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Şair-Yazar: Ahmet Ünal ÇAM

http://blog.milliyet.com.tr/edebi

23 Ağustos '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
539
 

Ahiska'nın hasret gülleri

Ahiska'nın hasret gülleri
 

AHISKA’NIN HASRET GÜLLERİ -4


Ertesi hafta, Hasan, Cemile’nin söylediklerine uydu ve Pazar yerinde alışveriş için dolaşan Nilüfer’e yanaşıp konuşmayı başardı. Hasan’ın ne kadar utangaç olduğunu Cemile’den öğrenen Nilüfer, çekinmesine rağmen onunla konuştu. Hasan her haliyle aşkını söylemesine rağmen, bir tek diliyle söyleyemiyordu. O hafta ne konuştuklarını bile hatırlayamadan, havadan, sudan, pazardan konuşup ayrıldılar. Bir dahaki görüşmeleri için bir şey söyleyememişlerdi bile.

Cemile, Nilüfer’e ne konuştuklarını, bir daha ne zaman buluşacaklarını sordu. Hiçbir net cevap alamayınca kızdı;
-Siz böyle havadan sudan konuşursanız hiçbir şey olmaz. Sanıyor musun ki, baban bir gün anlayıp, seni gözetim altına almayacak. O zaman sevdiğine de vermez. Çoğu kız gibi baban kime verirse ona gidersin. Sevdiysen, emek vereceksin.
-Ne yani sevdiğimi mi söyleyim.
-Hayır, bunu tabi ki o söyleme ama sen ona bunu söyleyecek cesaret ver ki, annesini-babasını gönderip bir an önce seni istetsin.
-Daha ben 17 yaşındayım.
-17 yaşında evlenen çok kişi gördüm ben. Ben Halil’le nişanlansaydım, şimdi yolunu ümitle gözlerdim. Benim üzüntülerimi sen yaşama istiyorum.
*** *** ***
Cemile, kendi sevdasının acısını, hasretini ‘başkaları da çekmesin’, der gibi uğraştı, Hasan’a da Cemile ile konuşması için telkin de bulundu.
*** *** ***
Bir aradayken çok mutlu olan iki genç, Cemile’nin bütün telkinlerine rağmen, birbirlerine bir türlü açılamıyordu. Cemile’nin tüm çabaları da sonuçsuz kalıyordu. Cemile bir gün dayanamadı, pazar yerinde iki genci bir kenara çekti. Hasan’a döndü, yüzünü asıp, kızgın ifadeyle konuştu; “-Hasan, sen ne yaptığını sanıyorsun.”
Hasan, şaşkındı, Cemile öfkeyle konuşmaya devam ederken, neye kızdığını anlamaya çalıştı.
-Her hafta bu kızla konuşuyorsun, kimse görmüyor mu sanıyorsun. Görmüş işte biri, yarın öbür gün gidip kızın babasına söylese, babası onu öldürmez mi?
Hasan utandı, kızardı, başını yere eğdi; “-Özür dilerim.”
-Özür mü, özür için geç kaldın. Bu kızın yarın öbür gün adı çıkarsa ne yapacan. Birisi köyde lafını çıkarırsa.
Cemile, kendisine kızmaya çalışan Nilüfer ‘i konuşturmadı. Hasan çekinerek sordu;
-Ne yapayım, kötü bir niyetim yoktu. Şey.. rahatsız etmeyim mi artık?
-Yoo… Burası Ahıska, gezmek tozmak olmaz. Elini bile tutarsan hem seni, hem onu öldürürler. Niyetin ciddiyse, istet babasından.
Nilüfer hiç konuşamamış, konuşmak istedikçe Cemile eliyle ağzını kapatmıştı. Cemile’nin son sözleri zaten Hasan’ın istediği şeydi;
-Benim yüzümden Nilüfer’e bir söz gelmesin. Şeyy…
-Eee… Söyle artık.
-Nilüfer da razı olursa, anamı babamı dünürcü göndermek isterim.
Cemile’nin eli hala Nilüfer’in ağzındaydı, yavaşça kafasını ‘olur’ manasında salladı. Cemile iki gencin ne kadar heyecanlandığını fark etmişti.
-Tamam, şimdi ayrılın, söz olmasın. Sen annene babana söyle, dünürlüğe gitsinler.
Hasan, heyecandan ayakları dolaşarak uzaklaştı. Cemile ile Nilüfer de ters tarafa doğru uzaklaştılar. Köşeyi döner dönmez, Nilüfer, Cemile’nin boynuna sarıldı;
-Allah razı olsun. İnşallah sen de sevdiğine kavuşursun.
*** *** ***
Konuyu ailelerine açtılar, Hasan’ın ailesi Cağısman’a dünürlüğe geldi. Çocuklarının gönlünün olduğunu gören iki aile görüşüp, üç hafta sonra düğünlerini de yapmak üzere nişan taktılar.
İki genç kadar Cemile de heyacan, mutluluk içindeydi. Sanki Halil ile kendi düğününün hazırlıklarını yapıyor gibiydi.
Hemen hemen bütün hazırlıklar tamamlanmış, düğüne sadece birkaç gün kalmıştı ki, , Almanların Rus sınırlarına girdikleri, Leningrad’a doğru yürüdükleri haber alındı.
Kızılordu zor durumda kalınca, Stalin, konseyden yeni bir karar çıkartmış ve “Ülkemiz tehlikede, 17 yaş ve üstünde, eli silah tutan herkes askere alınacak” diye ilan etmişti.
Hasan ve Nilüfer, birbirlerine kavuşacakları günü beklerken gelen bu haberle kahrolmuşlardı. Fakat yapacak bir şey yoktu. Ağlarken hatırlamasın diye Nilüfer, Hasan’ın yanında hep metin durmaya çalıştı, hep neşeli göründü.
Hasan, kasaba’da diğer gençlerle beraber asker toplayan kamyonlara bindi. Geriye baktığında son defa gördü Nilüferi, Cemile'ye sarılmış bir elini sallıyor, diğeriyle gözyaşlarını siliyordu. Askere alınan 40 bin civarında Ahıska’lı gençle sonunu bilmediği yolculuğa çıkarken, hep aklında bu görüntü kalacaktı.


DEVAMI VAR -

Önceki bölümler


Ahıska'nın Hasret Gülleri -1 Ahıska'nın Hasret Gülleri -2 Ahıska'nın Hasret Gülleri -3

AHISKA’NIN HASRET GÜLLERİ -4
( Yazan : Ahmet Ünal ÇAM )
SAVAŞ ZAMANI

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 63
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 404
Kayıt tarihi
: 28.12.07
 
 

Şair-Yazar: Ahmet Ünal ÇAM 1967 Çankırı doğumluyum. Hayatımın çoğu Ankara'da geçti. Kamu'da çalışı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster