Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '11

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1155
 

Ahlaki değerler ve Din

Ahlaki değerler ve Din
 

din olmadan asla (Kabe 1957)


Din ile felsefi düşünceler arasında ilişki vardır. İlk insan Hz. Adem ile başlayan dine karşılık, insanlar akıl çabasıyla bir kısım yorum, akli delil ve tecrübeyle felsefeyi de icat etmiştir. Bunların ortak alanı ahlaki değerler olarak sıralamada başa alınsa yeridir. İnsan olmanın birinci hususiyeti ahlaki değerlerdir ve bu konuda kuralları koyan dini esaslar, emirler olduğu bilinir. Ancak buna karşı çıkan Kant gibi felsefecilerde vardır.

Immanuel Kant, 1724-1804 yılları arasında yaşamış Alman filozofudur. Kant deney ve tecrübe imkanı olmayan ruh, tanrı kavramlarını kabul etmez ve metafizik alanı reddeder. Bu düşüncesi çok akıllı olduğundan tüm metafizik imkanları araştırıp yok olduğunu ispat ettiğinden mı? Hayır. Araştırma imkanı ve fırsatı bulmak bir yana o konuyu irdelemediği için.

Benim değineceğim konu ise Kant’ın metafizik alimi anlama yetersizliği ve iman eksikliği değil elbet. Ahlakın vicdani bir konu olduğunu kabul ile bu değerin din ile biçimlenmesine gerek olmadığı görüşüdür.

Ahlaki prensipler dini kurallardan beslenir. Zaten dini değerleri hariç tutunca ahlaki değerleri oluşturan sabit değerler kaybolur. Oysa ki her ilahi din, insanın ödevlerini, yasak ve emirler ile yeniden düzenler. Son peygamber Hz. Muhammed (sav) efendimiz gibi Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. İbrahim (as) gibi peygamberler getirdikleri ilahi kurallarla insanlara neler yasak olduğunu 9 emir, 32 farz gibi belirlemişler ve ahlaki ilkeler koymuşlardır.

Eğer ahlaki değerler doğrudan akıldan alınsa Robin Hood gibi bir hırsız, efsane olur ve zenginden çalıp bir kısmını adamlarıyla afiyetle yiyen ve bir kısmını nereden biliyorsa fakirlere aktaran kahraman olarak gösterilir. 

Oysa ki din villa soyan hırsıza da aynı günaha battığını, emekli maaşını almaya giden bir fakiri soyana da aynı günahı işlediğini beyan buyurur. Tam tersine zengine fakirleri görüp gözetin, sadaka verin emri tüm ilahi dinlerde vardır ve bu konu İslam dininde biraz daha prensipli olarak malın %2,5 (40/1) kadar kısmını zekat vermesi emredilerek zaten zenginlerin fakiri korumaları sağlanmıştır. Hırsız bir kahraman üretmeye veya beklemeye gerek yok, din tüm zenginleri kahraman yapmaktadır. Bu İslam aleminde herkesin bildiği gibi çok yaygındır. Kurban kesme ve etini fakire dağıtma yaygındır. Günlük, haftalık ibadetler yaratıcıya hesap verme bilinci geliştirir. Yalnızken bile ahlaki değerleri oluşmuş günahı işlememe bilinci yerleştirir. Bu değere sahip olan insan grubu 12 yaşında bir kıza tecavüzü düşünebilir mi?

Tam tersini düşünelim, Kant haklı olsaydı bugün yozlaşmakta olan ahlaki değerler toplumda kabullenilmeye, bu kabul daha çirkin ahlaksızlıkların işlenmesine yol aça aça, gün gelir 20 yıl önce ahlaki değil denen şeyler ahlaki, hatta medeniyet sayılabilirdi ki batı toplumunda bunların yaşandığı bilinir. Akla gelmeyen ilişkiler, aldatmalar, aile ve çocuklara bağlılığın kalmaması, anne –babaya saygının yitirilmesi, kırıp dökme, kavga, kumar en çok nerede dersiniz batı toplumunda. Medeniyet yüzlerce yıl ele geçirdiği toprakları sömürme ve insanları gelişmekten uzak tutmak için işi öğretme, fabrika kurma değil okul bile açmama, eğitim bile vermeme anlayışı değildir. Afrikalı siyahları köle yapma, Amerika kıtası kızıl derilisini ve Avustralya aborjinlerini yok etme medeniyetle tarif edilemez. Ya 4 milyon kendi insanını Kızıl Devrim için öldüren Komünizmin kurucusu Lenin ve sonraki Stalin bunlar medeni mi? İnsana saygısı olmayanın kendi menfaati için yakıp yıktığı dünya düzeni insan aklının getirdiği basit ve yetersiz ahlaki değerlerin yanılsamasıdır. Acıkan siyahi insan ile beyazın, kızılın, sarının bir farkı yok. Hatta daha derin bilince sahip iman ehli susayan bir köpeği sulamayı bile fazilet sayarken bir insanı asla ıskalamaz. Ama Bosna katliamı, Ruanda katliamı, sudan katliamı kura akılla oluşturulan ahlaki değerlerin insanlığı gerçek tahtına oturtmak için yeterli olmadığını göstermeye yetmektedir.

İnsan aklıyla bir ahlaki kural oluşturulsa kötülük içinde olan ve kıyamete kadar kötülerin bitmeyeceği ilahi mesajlarda anlatılan insanların baskısıyla; zina suç olmaktan çıksın denir, erkek erkeğe evlilik, kardeşler arası evlilik ahlaki, borsa vurgunu, ticarete hile karıştırma, parası varken borcunu ödememe akıllılık olarak görülmeye başlanırdı. Çocuklara tecavüz bilinip ortaya çıktığında ahlaksızlık görülse de, aslında henüz toplum hazır olmadığı için ahlaki sayılmazdı. Sonuç fesat. Neden? Çünkü toplum sürekli görsel medya ile bir gün tüm erkekler aldatır konumuna getirilebilir. Delil mi istersiniz. 50 yıl önce ilk mayo ürünleri giyip teşhir edecek manken bulamayan dünya bugün o kıyafetlerle sahnelere, plajlara hatta sokağa çıkan halktan insanlarla dolu. Bu değişim yaşanıyor ise bahse konu olan diğer değişimler de biraz daha dizi, magazin, eğlence programlarıyla hazırlanıp makul hala getirilebilir.

Tüm insanlar, maymunların akıllı varlıklar olduğuna inandırılmaya veya Charles Darwin ve etkilendiği insan Thomas Malthus gibi tüm insanların 100 yıl içinde açlıktan öleceğine inanmaya sürüklenebilir (kıt kaynaklar teorisi). Oysa ki 1800 yıllar dan daha fazla bolluk ve ürün bu yıllarda hasat edilmekte ve fazlası denizlere dökülmektedir. Peki Darvin’in bu yalanını tüm Avrupa nasıl yuttu ve hala niye inanıyor. Dini prensipler ölçü olmayınca toplumun kabulleri ölçüyü değiştirip yanlış olanı 10 yılda doğru hale getirebilirler de ondan. Gördüğüm kadarıyla her 10 yılda insanların sıraladığı besin piramidi faydalı ve zararlılar olarak ayıklanıyor ve değiştiriliyor, kırmızı et zararlı-faydalı, yumurta zararlı-faydalı, tere yağı olmasın, bitkisel beslenme yeterli vs. insan ilahi din ile yasaklananları yemesin yeter. Haram kılınmayan her şeyden yiyin mideyi şişirmeyin, yemek üstüne yemek yemeyin, israf etmeyin yeter bilincini insanlar yakalayacaktır.

Dini kurallar değiştirilemeyince sosyologların bir kısmı ile felsefeciler sürekli din eksenli sistemden kaçmışlardır. Hırsızlık 10 bin yıldır suç, günah ve ahlaksızlıktır. Zina, yalan, adam öldürmek,  içki içmek, insana hatta hayvana zarar vermek gibi binlerce değer hala eskisi gibi yasaktır, günahtır, ahlaksızlıktır. Birisi içki içmeye medeniyet kılıfı giydirebilir bundan 7 bin yıl önce yaşadığı bilinen Babil kralı Nemrutlar, 5 bin yıl önce yaşamış Mısır kralı Firavunlar içki alemleri yapıyorlardı onlar insanlara zulmediyor ve tanrılık iddia ediyorlardı ve onlara medeni diyenler binlerce yıl geriye gitmişler hala ileride olduklarını sanıyorlar demektir. İnsan aklını iki yudum içkiyle kaybetmeyi, uyuşturmayı değersiz ve zararlı bulacak kadar akıllı olanlar daha ileride değil mii? Hele uyuşturucuyla saatlerce kendinden geçme konusu akla ziyan bir uğraşıdır.

Kırmızı ışıkta geçmek kul hakkıdır

Toplantıya 10 dakika geç gelmek 10 dk. X kişi sayısı kadar kul hakkıdır

Orman yakmak, canlıları öldürmek zulüm ve günahtır ondan faydalanan canlıların hakkına tecavüzdür

Kalp kırmak insanları incitmek kul hakkıdır

İşçinin ücretini hak edişinden az veya geç ödemek kul hakkıdır

İnsanları yapacağından daha fazla iş için zorlamak kul hakkıdır

Varlıklı olduğu halde fakirleri gözetmemek fakirin hakkı olan sadakayı vermemektir

Bu değerler hiç değişmeyecek ama değişmesini isteyenler sürekli olacaktır. Değerlerin devamını isteyenler mazluma, yetime yardım ederken değerleri değiştirmek isteyenler zayıfın önünü kesip mallarını elinden alacak, zor kullanacak, dağa kaldıracak onun hayatını karartarak küçük zevkler peşinde koşacaktır, ne yazık ki onunda beli bükülüp kabir çukuruna gidecek ve beklemediği meleklerle selamlaşacaktır.

Eğer ölçü aletiniz yoksa göllerin suyunu, ağaçların ve yolların boyunu ölçemezsiniz. Sabit değerleriniz yoksa zamanın ilerlemesi ve yılların geçmesiyle değişen ahlaki ve insani değerleri yok edip sırtlanlara döndürebilirsiniz. Allah mümin ve salih kullarını korusun.

Muammer murat

İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanı 2.11.2011

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 62
Ort. okunma sayısı
: 2943
Kayıt tarihi
: 03.09.07
 
 

1965 yılında Erzincan'da doğdu. Liseye kadarki eğitimini burada tamamlayarak, 1983’te İzmir’de Perso..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster