Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '14

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
3588
 

Ahmet Arif

Ahmet Arif
 

Ahmet Arif(d. 21 Nisan1927, Diyarbakır - ö. 2 Haziran 1991, Ankara) Kürt kökenli şair ve gazeteci.

Ahmet Arif Diyarbakır Lisesi'nden mezun olunca Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nde okudu. 1940-1955 yılları arasında değişik dergilerde yayınladığı şiirlerinde kullandığı kendine özgü lirizmi ve düş gücüyle Türk edebiyatındaki yerini aldı. Türkçeyi en iyi kullanan şairlerdendir.

Şiirlerinde hep ezilen insandan yana oldu ve ezilenlerin kardeşliğine vurgu yaptı. Şiirlerinin toplandığı tek kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim 1968'de yayınlandı. Türkiye'de en çok basılan kitaplar listesindedir. Ahmet Arif şiiri hâlâ gençliğe damgasını vurmaktadır. Ahmet Kaya, Cem Karaca gibi sanatçılarca birçok şiiri bestelenmiştir. Ankara'da yalnız yaşadığı evinde 2 Haziran 1991 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.(Vikipedi,18 Nisan,2013)

KARANFİL SOKAĞI

Tekmil ufuklar kışladı

Dört yön, on altı rüzgâr

Ve yedi iklim beş kıta

Kar altındadır.

 

Kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar

Ray, asfalt, şose, makadam

Benim sarp yolum, patikam

Toros, Antitoros ve asi Fırat

Tütün, pamuk, buğday ovaları, çeltikler         

Vatanım boylu boyunca

Kar altındadır.

 

Dövüşenler de var bu havalarda

El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem

Ümit, öfkeli ve mahzun

Ümit, sapına kadar namuslu

Dağlara çekilmiş

Kar altındadır.

 

Şarkılar bilirim çığ tutmuş

Resimler, heykeller, destanlar

Usta ellerin yapısı

Kolsuz, yarı çıplak Venüs

Trans-nonain sokağı

Garcia  Lorca'nın mezarı,

Ve gözbebekleri Pierre Curie'nin

Kar altındadır.

 

Duvarları katı sabır taşından

Kar altındadır varoşlar,

Hasretim nazlıdır Ankara.

Dumanlı havayı kurt sevsin

Asfalttan yürüsün Aralık,

Sevmem, netameli aydır.

Bir başka ama bilemem

Bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat

Kalbim, bu zulümlü sevda,

Kar altındadır.

 

Gecekondularda hava bulanık puslu

Altındağ gökleri kümülüslü

Ekmeğe, aşka ve ömre

Küfeleriyle hükmeden

Ciğerleri küçük, elleri büyük

Nefesleri yetmez avuçlarına

-İlkokul çağında hepsi-

Kenar çocukları

Kar altındadır.

 

Hatip Çay'ın öte yüzü ılıman

Bulvarlar çakırkeyif Yenişehir'de

Karanfil Sokağında gün açmış

Hikmetinden sual olunmaz değil

"mucip sebebin" bilirim

Ve "kâfi delil" ortada...

 

Karanfil Sokağında bir camlı bahçe

Camlı bahçe içre bir çini saksı

Bir dal süzülür mavide

Al al bir yangın şarkısı,

Bakmayın saksıda boy verdiğine

Kökü Altındağ'da, İncesu'dadır.

  
Şair, Ankara Kızılay’daki “Karanfil Sokağı”nı şiirine başlık yapmış. Öyle anlaşılıyor ki şiirini de bu sokakta gezinirken kurgulamış. Şiirde karlı bir gün betimlenir; ancak bu betimlemede görünürlükten çok simgesel kavramlarla örüntüleşmiştir. Baştan altı bölümde “Kar altındadır.”dizesi yinelenmiş. Ve yedi iklim beş kıta/ Kar altındadır. Demekle de sadece şairin vatanı, doğup büyüdüğü yerler değil, tüm dünya kar altındadır. Aynı ayda ya da mevsimde tüm dünyanın kar altında olması düşünülemez; bu söylem şairin bilinçaltı verilerinin dışa vurumudur. Şair, aralık ayının soğuğunda;  Garcia Lorca'yı, Pierre Curie’yi anımsar. Kardan etkilendiklerini söyler.  Mehmet Kaplan’a göre bu söylem, şairin dünya bakış açısının bir sonucudur.“…Anadolu’yu örten kardan Garca Lorca'ya, Pierre Curie ’ya, resimlere, heykellere ‘usta ellerin yapısı yarı çıplak Venüs’e gitmesi, şaire egemen olan çağrışım düzeneği kaprisi ya da Marksist kültürüyle açıklanabilir” der.(Mehmet Kaplan,1990,s.319) Şair, ilkokul çağındaki kenar mahalle çocuklarının kar altında küfeleriyle taşıyıcılık yapmalarını içine sindirmez; onlara acır.

Sonuncu parçada, Karanfil Sokağı’nda bir evden söz edilir. Bu evin bahçesi camlıdır. Bahçesinde çini bir saksıda ne olduğu belli olmayan bir dal büyütülür. Ne olduğu belli olmayan bu dal, şairde özgün bir çağrışım uyandırır: Al al bir yangın şarkısı, Bu dal bir saksı içinde boy verir; ama kökü Altındağ’dadır. Bakmayın saksıda boy verdiğine /Kökü Altındağ'da, İncesu'dadır.

Geçmişte Ahmet Arif'le ilgili abartılmış övgülerin yanı sıra üstünkörü yargılara da gidildi: ’çalışmasız bir esin toplamı’ gibi. Oysa Ahmet Arif şiiri için hiç söylenmeyecek bir söz varsa ‘çalışmasız bir esin toplamı’ yargısıdır.”( Damar, Arif. ‘Ahmet Oktay’a Göre Ahmet Arif’in Şiiri ‘Karanfil ve Pranga’’. Hürriyet Gösteri 1990  )

“Ahmet Arif'in şiirinin nesnesi, her zaman, yoksul, çaresiz, ezilmiş ama onurlu katmanların insanlarının edimleri, eylemlerinden, kararlı ve onurlu tutumlarından oluşur. Onların yiğit, saf, sabırlı ve temiz dünyaları yansır dizelerinde. Toplumsal yaşamın dönüm noktaları, bireyin yaşamını etkileyen acı dönemleri, rastlantısal ve sıradan yaşam görüngülerinden önemlidir.”(Vecihi Timuroğlu)

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Sayın Hüseyin Başdoğan,Diyarbakırlı şair Ahmet Arif'i köşenize almanıza sevindim. Diyarbakır'da Ziya Gökalp,Süleyman Nazif , Ali Emiri,Şark Bülbülü Celal Güzelses ve Cahit Sıtkı nedenli ünlü ise Ahmet Arif de onlardan biridir. Ahmet Arif'in 1970 ve 1985 yılları arasındaki zamanı Türkiye'de en çok okunan şairlerden biri idi. Hala da öyledir. Örneğin tek şiir kitabı olan " HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM" şiirler kitabının baskısı Elliyi çoktan geçmiştir... Bugünlerde Ahmet Arif yaşasaydı kim bilir zamanın hırsızlarına ve rüşvetçiler ine ne şiirler yazardı. Sevgili şairimizi rahmetle ve saygıyla anıyor ve mekanı cennet olsun...Ayrıca zamanın açmazlarına karşı "Adiloş'un gözleri hala yaşlıdır azizim... Dilinize sağlık . selamlar...

Abdülkadir Güler 
 17.09.2014 9:53
Cevap :
Değerli Meslektaşım, Yorumundan Ahmet(d) Arif'i yakından tanıdığın,sanatının inceliklerini bildiğin anlaşılııyor.Katkıların için teşekkür ederim.Sağ ol.Selamlar.  17.09.2014 12:11
 

Kıymetli Öğretmenimiz,Sayın Hüseyin Başdoğan: Evet Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. En güzel Türkçeyi dile getiren,tüm sözleri,söylemleri içlidir.Görmüş, yaşamış, iç dünyasından dış dünyaya yansıtmış.Halen eserleri ilgiyle okunur.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 16.09.2014 16:33
Cevap :
Mehmet Bey, Kendine özgü anlatımınla Ahmet(d) Arif'in dilini çok iyi belirtmişsin.Katkııların için teşekkür ederim.Selam ve saygılarımla.   17.09.2014 12:20
 

Aynı Fakültede okuduğumuz, Edebiyatımızın değerli yazarlarından Ahmet Arif'e Allah rahmet eylesin. Şiir çok güzel, bilgilendirici yazınız için teşekkürler Sayın Başdoğan.Selam ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 16.09.2014 15:18
Cevap :
Nahide Hanım, Böylesine ünlü bir şairle aynı fakültede okumak,insanda nasıl duygular uyandırır,bilmiyorum.Her hâlde o insana yakınlık derecenize göre değişir;ama ne olursa olsun ünlülerle aynı havayı solumak,neresinden bakarsak bakalım, güzeldir.Saygılarımla.  17.09.2014 12:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 1179
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1823
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster