Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

28 Haziran '18

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
101
 

Ahmet Dede…

Ahmet Dede…
 

Ahmet dede…


.    Aile hekimliğine ilk başladığımız yıl… Sağlık ocakları kapanmış, aile hekimliği gelmiş, insanlar merakla aile hekimlerine koşuyor. Müthiş bir hasta patlaması var… Herkes aile hekimini tanımak istiyor, bu sistem ne menem bir şey, anlamak istiyor. Bu arada komik şeyler de oluyor tabii. :) Aile hekimliğini farklı algılayan insanlar, hekimiyle çok samimi ilişkiler kurmak istiyor, yemeli-içmeli olmak istiyor… Düğünlerine çağırıyorlar, gitmezseniz sitemin bini bir para. :) Hepsine gidersem, dinlenecek hiç vaktim olmayacak, birine gidip ötekine gitmezsem, dargınlıklar olacak. :) Ben çareyi hiç birine gitmemekte buldum, yoksa halim harap olacaktı. :) Kızlarına, oğlanlarına eş bulmamı isteyene mi bakarsın, karı-koca kavgalarını çözmemi bekleyenlere mi bakarsın, bir acayip curcuna ki sormayın gitsin…
 
     Muayeneye geldiklerinde  adını hatırlamazsanız, sitem ediyorlar. Üç bin beş yüz hastam var, hepsini ismen hatırlamama imkan yok ama anlamıyorlar. Böyle söylediğimde de “biz senin adını bilipduruz emme “ diyorlar. :) Ben bir kişi, siz üç bin beş yüz kişi, nasıl olacak bu iş? :) Saçlarımı boyamadım diye kızan teyzeler, “goceni başgı garılara gapdırıverisin bak gızım, boya endee saçlarını, accık da boyanıvee baken, sür-sürüştür, ne bu halin senin, gocugarıya dönmüşün” diye akıl veriyorlar, kızlarına akıl verir gibi. :) Sizin anlayacağınız, aile hekimini aileden biri gibi görüp, öyle beklentiler içine giriyorlar ki, şaşar kalırsınız. Tam bir kavram kargaşası…
 
.    Ahmet dede de bu hastalarımdan biriydi. Neredeyse hiç duymuyordu. Onunla ilk muayenemizi görseniz, kavga ediyoruz sanırdınız. :) Duymadığından, ben bağıra bağıra konuşmak zorunda kaldım, o da bağıra bağıra cevap veriyordu sorularıma. Diğer hastalar gibi, O da muayene olmaya geldiğinde, adını hemen bilmemi istediydi. “Madem sen ayili dokturusun, bil bakaam adımı benim” deyiverdi. :) “Allah’ım Allah’ım, ben nasıl baş edeceğim bu durumla?” diye isyanlardan isyanlara sürüklediydi beni. :)
 
      Neyse, bu krizi bir şekilde aştık. Şikayetini sordum ardından Ahmet dedeye. “Heç duyiman ben gızım, gulaamın dibindi davıl çalsa, benim habarım olimaz, benim gocugarı, ‘git di ayili dokturunu bakdır gee endee gulaanı, bıkdım senin samıtlııından’ deye, zornan yolladı bene boreye” dedi. Beni bir gülme krizi tuttu mu? Dedem seksen beş yaşında, eşi de seksen iki…
 
      Atışmalarını gözümde canlandırdıkça, kıkırdamalarım çoğalıyor gitgide… Bir de bunun yüzünden azar işittim, iyi mi? “Ne gülüpdurun gızım sen?” diye fırça yedim. :) Neyse, dedeyi muayene masasına oturttum, otoskopla muayeneye giriştim. Otoskopu kulağına sokar sokmaz “acıtdın gızım” diye bağırdı bu kez. Zorla da olsa muayeneyi bitirdik çok şükür! :)  Dedenin kulağında görünürde bir şey yoktu, her halde yaşlılığa bağlı, kulak kemiklerinde kireçlenme vardı. İşitme cihazından bahsettim dedeye, pek heveslendi. Bu yüzden kulak-burun-boğaz uzmanına sevk ettim, cihazı alabilsin diye… Bağıra çağıra da olsa, muayenemizi bitirmiştik çok şükür. Ahmet dedeyi uğurladım, sonra da başka hasta aldım içeri… 
 
.    Günlerden bir gün, Ahmet dede gene çıkageldi. Fena halde grip olmuş, muayeneye gelmiş. Baktım, kulağında işitme cihazı filan yok, merak ettim sordum, “kulak-burun-boğaza gittin mi Ahmet dede?” diye… “ Gitdim gızım” dedi… “Gitdim, u aleti di aldım, dakdım gulaama, meğersem dünya ni gıdaa gürültülüümüş. Her tırafdan ses gelipduruu, gafamın içindi davıllaa çalıpduruu, gafam oldu bildiin gocu bi gazan… Bizim gocugarı hele, heç duumıdan gonuşupduruumuş meğersem de, ben duymeyoomuşum. Çenesinden illallah dedim ya a gızım. Bıkıvedim, usanıvedim. Aleti aldıım yerde, ‘su gaçırıısen bozuluu’ dedilerdi, abdast alııken, su seepivedim accık üstüne, essahdan bozuluveedi. Sen saaa, ben selamat! Gurtuluveedim ya a gızım. Pek ıraahatın hindi. Ne gocugarıyı duyupdurun, ne başgı seslere… Gafam pek bi dinleniveedi. İsteyeman ben alet malet, eyiyin bööle. Alışmışın sessizliğe, zor geedi a gızım gürültü. Hele gocugarının sesi, aman deyen aman!!! Evleeden ırak!!!”
 
.    Ah Ahmet dede ah! Ne çok güldürdüydün beni o gün… Alem adamdın vesselâm. Sonra gidiverdin bir gün öteki tarafa, pek acelen varmış gibi… Dünyanın gürültüsünü geride bırakarak, o çok sevdiğin sessizliğe… Ardında da bu güzel anıyı bıraktın bana, kendini hiç unutturmamak için… Hiç unutulma e mi?
 
.    Hoşçakalın…
.
.
Dr.F.Fisun Gökduman Kökcü---Muğla-Menteşe---28.06.2018
Grafik-resim tasarım: F.Fisun Gökduman Kökcü
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fisun Hanım, çalışma hayatında bu gibi durumlarla karşılaşılır oma sizin karşınıza daha çok hasta vaziyetli insanlar geldiğinden işiniz baya zorlaşıyordu azçok bilirim. Sağlık esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 28.06.2018 23:38
Cevap :
Evet değerli şairim.Meslek gereği,bizim karşılaştığımız insanlar hep hasta olduğundan,psikolojileri de ona göre oluyor.İnsanlar ilaç yazdırmaya bile gelseler,hasta psikolojisi ile geliyorlar.Haliyle bize de sabır etmek düşüyor çoğu kez.Ama bizim de insan olduğumuz unutulunca,işler sarpa sarabiliyor bazen.Bu anlamda zorlu günlerdi diyebilirim çalışma hayatım için. Yorumunuz için çok teşekkür ederim.Saygı ve selam ile efendim...  29.06.2018 10:06
 

Ne güzel eğlenceli ve keyif verici bir anıymış!Elinize sağlık Fisun hanım.Selam ve saygılar.

Abbas Oğuz 
 28.06.2018 16:54
Cevap :
Bazen böyle güzel anılar da oluyor.Sizi yeniden gördüğüme çok sevindim.Yokluğunuz çok belli oldu değerli şairim.Yorumunuz için çok teşekkür ederim.Saygı ve selam ile,sağlıcakla kalın...  28.06.2018 18:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 690
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 280
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Evli ve bir oğul annesi, emekli tıp doktoruyum. Paylaşacağım linkte, halk müziği ile ilgili çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster