Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '14

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
207
 

Ahmet Elden'in sorusu..!

Ahmet Elden'in sorusu..!
 

Ahmet Elden’in Sorusu………?

Ey Müslümanlar……..!

Kafama takılan bir soru var……!

Bana bu sorunun cevabını veriniz……..!

Hiçbir zaman ben Allah'tan Cenneti istemedim….!

Çünkü bu dahi bir menfaattir...!

İşte o yüzden Allah olmasa bile Benim için bir şey fark etmez….!

illa yaptığımız kötülükleri takip eden birisinin olması mı gerek?

Takip eden olsa ne olur olmasa ne olur?

Kötülük yapmama gerek var mı?

Beni buna bir zorlayan mı var…!

Mecbur muyum kötülk yapmaya?

Ne gerek var…..?

İnsanlardan bir karşılık bile beklemedim…..!

Çünkü o zaman, yapılan iyilik ikiyüzlülük olur ….!

O bile kötülüktür….!

İnsanlar beni iyi bir insan olarak bilsinler yeter……!

Bu, benim için en büyük mutluluktur……!

Yeter ki hiçbir zaman kötü bir insan olarak bilinmeyeyim……!

Bu mutluluk ta bana zaten yetiyorda artıyor bile….!

Emiminim sizler de öylesinizdir….?

Ama Ben bunu çevremde hiç kimsede göremiyorum……..!

Acaba bunun sebebi nedir………….?

Bu soruyu bütün Müslümanlara soruyorum……!

Bir bilen var mı…?

Varsa bu sorunun cevabını lütfen biri bana versin..!

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ahmet bey benim de size sorum şu olacak: Farz edelim ki cenneti istedik. Ya da farz edelim ki istesek de istemesek de cennete gittik! İyi de huriler ve gılmanlarla dolu cennette ne yapacağız? Bunu ayrıntılı bir biçimde açıklamanız mümkün mü acaba? Teşekkür ve esenlikler…

Erol İrdelmen 
 15.02.2014 21:03
Cevap :
Erol Bey, bu yorumunuzun muhattabı, bin bir türlü günah işleyen, kul hakkı yiyen, sonra da tövbe deyip arındıklarına inananlar olsa gerek. İnandıkları Allah'tan korkmuyorlar, ancak kullar duyacak diye ödleri kopuyor. Saygılar Ahmet ELDEN.  17.02.2014 21:39
 

(3) kötü oluşuna göre de karşılığını vermekte ve verecektir. Dinde cennet ve cehennem olgusu da yine sırf bu nedenle vardır. Zira bu kaçınılmaz olarak hak ve adaletin zaten gereğidir, işleyişin özü-yapı taşı budur, olmazsa olmazıdır işin. O yüzden bizler de insanlar olarak, kendi aramızda da şu hayatın içinde, kimi insanların hakça-doğru-ahlaklı olmayan tutumlarına karşılık, yine bu tutumların “hakettiği şekilde” yani o insanların da bunu pek tabii ki onların da kendileri için (ve bu da kaçınılmaz ve zorunlu olarak, yani işin zaten doğası gereği) “kötü” olarak niteleyecek oldukları bir takım yaptırımlarda bulunmak zorundayızdır da. Yani kimseninin kimseye asla ve kât’a hiç bir hal ve şartta kötü birşey, olumsuz bir şey yapmaması gibi bir kıstas bir kural da yoktur, Yeterki “hakça” olsun! İşin sırrı, yani püf noktası HAKÇA olmasındadır. O yüzden esasen tek ANA kural vardır: hakça olacak! hakça ve haddince olacak. Umarım doyurucu bir yanıt olmuştur, sevgilerimle...

Filiz Alev 
 06.02.2014 6:58
 

(2) iyiliğinizi biliyor olması bu demektir çünkü ve bu da hem de eni konu bir karşılıktır zaten, daha ne olsun? Keşke böyle olabilseler daha ne isterdik ki? Onun için burda şöyle de bir hatalı düşünceniz var: kıstas, yani ölçü “karşılık beklememek” değildir ve olamaz da zaten, zira şu kainatın işleyiş prensiplerinden biri de "karşılıklılık" prensibidir! İyilik karşılık beklemeden yapılır söyleminin yanlış değerlendirilmesidir bu. Çıkarcı bir niyetle, bir ard niyetle birşey beklememek ile hiçbir karşılık beklememek farklı şeylerdir. İşte bu ikisi birbirine karıştırılır. Yoksa hiçbir karşılık beklememek gibi bir kural yoktur zaten, tam aksine Allahın yarattığı şu işleyişin/düzenin en olmazsa olmaz en temel kurallarından biridir hatta “Karşılıklılık”. Dolayısıyla buna aykırı zaten olunulamaz. Keza Allah da zaten bir sınav olan şu hayatta yaptıklarımızla bizden lutfettiği nimetin ve insan oluşumuzun “karşılığını” yani hakkını vermemizi istemekte, bize de yine yaptıklarımızın iyi veya(dvm)

Filiz Alev 
 06.02.2014 6:55
 

İnsanların “çoğunun” YETERİNCE “kendinin”, dolayısıyla “insanın”, dünyanın, “hayatın”, tüm şu kâinatın, böylelikle de yaradılışın, var oluşun-"var"lığın, Allah’ın, dinin ve HERŞEYİN HAK VE HAD ÜZERE OLDUĞUNUN, böyle işlediğinin, ve böyle olmasına rağmen HAKkın, adaletin, saygının, sevginin, yani ölçünün, yani HADdin, yani “doğrunun”, yani “gerçeğin”, yani HAKİKATİN yeterince ve gereğince “bilincinde” olmaması. Sorduğunuz sorunun cevabı budur. Bu arada bir hatırlatma: “siz iyi bir insansınız onun için de insanlardan hiçbir karşılık beklemiyorsunuz, sadece insanlar da sizi iyi bir insan olarak bilsinler yeter” demişsiniz ya, insanların sizi iyi bir insan olarak bilmelerini istiyor oluşunuz dahi esasen yine bir karşılık beklemektir. En azından sizin iyi bir insan oluşunuzun, iyiliğinizin hakkını versinler, iyiliğinizi bilsinler, yani bunu hiç olmazsa “hakça” takdir etsinler, demek ki size nankörlük etmesinler, haksızlık etmesinler, hakça olsunlar istiyorsunuz. İnsanların sizin (dvm)

Filiz Alev 
 06.02.2014 6:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 138
Toplam yorum
: 176
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 5192
Kayıt tarihi
: 05.10.11
 
 

1968 Afyon doğumluyum Antalya'da yaşıyorum. Antalya end. meslek. lisesinden sonra Anadolu Ünivers..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster