Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '13

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
980
 

Ahmet Şenol'un kitabı "Halk Kültürü ve Etnoğrafya" çıktı

AHMET  ŞENOL’un:“HALK KÜLTÜRÜ ve ETNOĞRAFYA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ”  ÇIKTI                                                               

Abdullah Çağrı ELGÜN

AHMET  ŞENOL KİMDİR?

 

“Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Halk Bilimi Bölümünde Halk Oyunları Öğretim Görevlisi(1993-2002),olarak çalıştı. .Millî Eğitim Bakanlığı Halk Oyunları Jüri Üyesi  Yetiştirme Kursları Öğretim Görevlisi (1987-2006)bulundu.  “A “ kategorisi Jüri Üyesi,  Halk Kültürü Araştırmacısı/yazardır. GESAM üyesi (fotoğraf sanatçısı), İLESAM üyesive Türkiye Yazarlar Birliği Üyesi, Türkiye Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi,” olarak çalıştı.

 

               1948 yılında Ulukışla/Niğde'de doğdu. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi işletme-muhasebe bölümünden mezun oldu. Halk kültürü ile ilgili çalışmaları  Halk Evleri Genel Merkezi Halk Dansları Örnek grubunda başladı.1978 yılında bir grup arkadaşıyla birlikte TUBİL (Turizm ve Halk Bilimi Derneği’nin ) kuruluşunu  gerçekleştirdi. TUBİL’ in 1988 yılına kadar Genel Başkanlığını yaptı.  1996 yılında mal varlığını karşıladığı  FOLK-SAV vakfının kurulmasını sağladı. Fesih edildiği 2002 yılına kadar üyeliği devam etti.

 

Halen Araştırmacı/Yazar olarak Türkiye Yazarlar Birliği üyesi, Folklor Araştırmaları Kurumu (FAK) üyesi,  Millî Eğitim Bakanlığı Halk Oyunları “A” Kategorisi Jüri Üyesidir.

 

                Halk Oyunları  alanında yaptığı çalışmalar nedeniyle 1986 yılında Folklor Araştırmaları Kurumu (FAK) tarafından her yıl verilmekte olan  “İhsan Hınçer Folklora  Hizmet ödülü”nü,  1999 yılında da İstanbul (MOTİF) Halk Kültürü ve Oyunları Derneği tarafından geleneksel olarak her yıl  verilen  “..Halk Bilimine  Hizmet Ödülü..”nü aldı. 1988 yılında Milletlerarası Fransa/Dijon  Halk Oyunları yarışmasında jüri üyesi  olarak görev yaptı.

 

1987-2006 yılları arasında  Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen yurt dışı 1.2.3.üncü Dünya Liseler arası Halk Oyunları yarışmalarında ve yurt içi yarışmalarında Halk Oyunları Jüri Üyeliği, Seçici Kurul Üyesi yetiştirme kurslarında Öğretim Görevliliği, adı geçen bakanlığın Halk Oyunları Danışma Kurulu üyeliği  yaptı. Halk oyunları faaliyetleri nedeniyle çeşitli ulusal ve uluslararası bir çok festival ve yarışmalara iştirak etti.

 

 Yayınları arasında; Halk Oyunları  Bibliyografyası (1989 da 1.cildi ve 1996 da 2.cildi), Türk Halk Oyunları Terimler Sözlüğü (1998), Milli Eğitim Bakanlığınca bastırılan Türk Halk Oyunları Giysileri (1999), çeşitli tarihlerde yayınlanan Halk Kültürü ve Halk Oyunlarıyla ilgili  35.aşkın  derleme kitapları, 2008 deHalk Kültürü Ürünleri ve Etnografik Malzemeler Koleksiyonu kitabı yayınlandı.

 

 MEB.ğınca düzenlenen (1987-2006)  Halk Oyunları yarışmalarındakiderleme  çalışmalarının incelenmesi komisyonlarında görev aldı. 

 

2009 yılında da hazırlıkları devam eden, yetmiş altı bin on dört sayfadan oluşan bilgileri, Bilgisayar ortamına aktarıp, yirmi dokuz CD. ye kaydederek toplam on bir bin dört yüz otuz dört M.B. tan oluşturduğu “Halk Oyunları CD Arşivini” yayınladı. Oyun Müzik Giysi ve Halk Kültürünü içeren 1273’ü aşkın süreli ve süresiz yayınlardan (Kitap-Dergi-Makale-Çeşitli derlemeler v.b.) oluşan Ahmet Şenol Kütüphanesini Eskişehir Anadolu Üniversitesi Kütüphanesine Bağışladı. 

 

AnkaraBüyük Ankara Oteli, Balıkesir Müzesi, İzmir/Selçuk Turizm Müdürlüğü sergi salonu, Ankara Büyükşehir Belediyesi Zafer Sergi Salonu ile Antalya Aydın Kanza Parkı Sergi Salonunda, Bursa Şefik Bursalı Sergi Salonunda, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sergi Salonunda Halk Kültürü Ürünleri Koleksiyonu sergilerini açtı.  Halk Oyunları Kıyafetleri Bebek koleksiyonu, Türk Halk Çalgıları Maket koleksiyonu, Anadolu Evleri Maket Koleksiyonu , Türk Resminde ( 75 il ) Halk Oyunları Giysileri  tabloları ve Etnografik eserlerle Halk Kültürü ürünlerinden oluşan koleksiyonunu,  Anadolu Üniversitesince kurulacak Anadolu Müzesinde yer verilmesi amacıyla Eskişehir Anadolu Üniversitesince değerlendirilmiştir. 

 

Ankara Büyükşehir Belediyesi ANFA Altın park Feza Gürsey Bilim Merkezi Sergi salonunda 928 parçadan oluşan, En eski dönemlerden günümüze kadar, Türkiye’de gelmiş geçmiş uygarlıklara ait kültürleri ve bu kültürlere ait ürünleri, sanatı ve sanat eserlerini, sanat ve kültür varlıkları üretiminde bunlardan esin kaynağı olarak yararlanıp, geçmiş kültür ve sanat değerlerimize çağımız değerlerini ekleyerek gelecek kuşaklara aktarmak amaçlı olarak, gündelik yaşamımızda yeri olan ve kullanılan bir çok malzemeyi aslına sadık kalarak, Anadolu’nun üç bin yıllık tarihinden günümüze kadar süzülerek gelen kültürel ürünler, en ince teferruatına kadar irdelenerek, bir kısmı  maket olarak, diğer bir kısmı da birebir  koleksiyon bütünlüğünde ve üç bin yıllık kültür mirası izlerini taşıyan Halk Kültürü ve Etnolojik malzemelerini sergilemek üzere, Mart/2008 tarihinde ANADOLU RÜZGARI adlı “..Halk Kültürü Ürünleri  ve Etnoğrafik Malzemeler   Sergisini..”düzenledi.

Muğla Kültür ve Turizm İl müdürlüğü ile MUFAD Derneğinin ortaklaşa düzenlediği ekinlikler çerçevesinde ANADOLU RÜZGARI adlı sergi Nisan-Mayıs/2008  “Muğla Müzesi”inde sergilendikten sonra 928 parçadan oluşan koleksiyon, Antalya Kumluca Belediyesince değerlendirildi. Koleksiyon, halen kumluca belediyesi internet sitesinde de yayınlanan “kent müzesi” nde sergilenmektedir. Koleksiyon çalışmaları çerçevesinde oluşturulan ve 1569 adet parçadan oluşan, yeni  halk kültürü ve etnoğrafik ürünler sergisi, Sakarya İli Deprem ve Kültür Müzesinde 29. Ekim - 28 Kasım 2008 tarihleri arasında Adapazarında, 5.Şubat-27.Mart-2009 tarihlerinde de Bursa’da Ördekli Kültür Merkezinde  sergilendi. Halk kültürü ve etnoğrafya sergileri ne Ankara’da  da devam etti. 5-10.Ekim.2010 tarihleri arasında Ankara’da TBMM Mustafa Necati Sergi salonunda 580 adet malzemeden oluşan ve Türkiye Yazarlar Birliği Genel Merkezince desteklenen “Anadolu’dan esintiler”  sergisini düzenledi.

             

Çeşitli tarihlerde  Halk Oyunlarıyla ilgili düzenlenen panel, sempozyumlara ve toplantılara katıldı. Kültür Bakanlığınca her beş yılda bir düzenlenen 3.4.5. Milletlerarası Folklor kongrelerine iştirak edip, bildiriler sundu. Geçtiğimiz yıllarda  TRT ve bazı özel Televizyonlarda  yayınlanan programlara Halk Oyunlarıyla İlgili konularda konuk olarak katıldı. 1993-2002 yılları arasında  Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Halk Bilimi Bölümünde Halk Oyunları Öğretim Görevlisi olarak görev yaptı.     

 

 

KİTAP HAKKINDA:

                              

Kitap, Ahmet ŞENOL tarafından  Şubat, 2013-Ankara,Halk Kültürü ve Etnografya Terimleri Sözlüğü (Halk Kültürü  “Halk Oyunları-Giysiler-Halk Çalgıları”Etnoğrafya) adı ile piyasaya sürülmüştür.  

454 sayfa olarak piyasaya sürülen kitapta akla gelebilecek bütün folklorik terimler yer almıştır. TERİMLER “Halk Kültürü, Etnolojik malzemeler, Geleneksel Türk Evi, Halk Oyunları, Giysiler ve Halk Çalgıları”  başlığı altında verilmiş, doyurucu bilgileri ihtivâ etmektedir.

Kitabın içerisinde:HALK KÜLTÜRÜ ve ETNOĞRAFYA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ  (İç Kapak) 001-001; İÇİNDEKİLER, 002-002;ÖNSÖZ  “Ahmet ŞENOL,Türk Halk Kültürü araştırmacısı,yazar”;003-003;004-43; Bu sayfadan sonra, KAYNAKÇA; 432-452 sayfalar arasında yer alıyor.

a.Kitaplar; 432-445;  b.Makaleler ; 446-452;  c.Sözlükler ; 452-452; BİYOGRAFİ; 453-454 sayfaları arasında yer almaktadır.

                                                                                                         

            “ÖNSÖZ

            Halk Kültürü ve Etnografya Terimleri Sözlüğü, halk bilimi, etnoloji, antropoloji, psikoloji, felsefe, mantık, sosyoloji, yönetim bilimleri, müzik, tiyatro, sanat tarihi kavramlarının belirli bir bölümünü içine almaktadır.

 

            Açıklamalı Halk Kültürü ve Etnografik Malzemeler Terimleri Sözlüğü hazırlanırken, halk kültürü ile uğraşanların bilmesi gerektiğine inandığımız terimlerin bir arada verilmesi ilkesine uyulmuştur. Bu sözlük ile halk kültürü ile uğraşanların genel bir sosyal bilgilenmesi hedef olarak alınmış ve böylece halk kültürü ile uğraşanları  ilgilendiren birçok konunun iç içe ve el altında bulunması sağlanmıştır.

 

Bu düşünceden hareketle halk kültürünü ülkemizde tanıtmak, bu sahada inceleme ve araştırma yapacak bilim adamı ve uzmanlara ışık tutmak amacıyla, öğrenme, öğretme, irdeleme ve sahneleme safhalarında gerekli olabilecek açıklamalar yapılmıştır. Hâlen büyük bir kesimde ancak usta çırak ilişkisi içinde halk kültürümüz öğrenilmekte ve öğretilmektedir. Bunun sonucunda da halk kültürümüz, lâyık olduğu yere getirilememektedir.

 

            Ayrıca, dinamik bir kültür ögesi olan halk kültürümüzün araştırılması ve arşivlenmesi bitirilmiş olarak, sanatla uğraşanların yararlanacakları günleri beklemektedir. Bunun için, daha fazla beklemeden, araştırma ve derlemeleri bitirmek, ikinci adım olarak bu malzemelerin sınıflandırılmasını yapmak durumundayız. Oysa halen derlenmiş bulunan halk kültürü ile ilgili malzemelerin, konuyla ilgili çalışma yapanların kullanacağı sistematiğe yerleştirilmesi bir türlü başarılamamıştır.

 

Halk kültürü çalışmalarındaki en önemli aşama çözümleme ve yorumlamadır. Günümüze kadar yapılanlar statik değerlendirme yönündeki çalışmalardır. Bunun için halk kültürünü çağın geniş açılımıyla, derinlemesine inceleyerek ele almak mecburiyetindeyiz. Bir dilbilimci uzmanın, halk kültürü ile uğraşanlar için söylediği sözler düşündürücüdür. “Yerinde sayanlar, yürüyenlere göre daha fazla gürültü yaparlar.” Somut çalışma neticelerini ortaya çıkarmak ve bunları halk kültürü camiasına, sahne sanatları ile uğraşanlara ulaştırmak zorundayız.

 

             Bu kitap, bir eksikliği gidermek amacıyla, uzun bir araştırma sonucu hazırlanmış olup, halk bilimi, etnoloji, müzik, giysi, sahne, hareket, makyaj, ışık, dekor, vb. kapsamında değişik terimler burada yer almıştır. Terimler sözlüğünün, halk kültürüne hizmet eden uzmanlara ve gönül verenlere, yararlı olması dileğimizdir. Bu kitaptaki terimlerin tanımlamalarını hazırlarken yardımlarını esirgemeyen ve bu alana maddî ve manevî katkılarda bulunan bütün halk kültürü uzmanlarına ve yazarlarına, teşekkürü bir borç bilirim.

            Saygılarımla...Ahmet  ŞENOL (Halk kültürü araştırmacısı, yazar)” diyerek  sözlerini bitiriyor.

                                                                                                       

                  

ESERDEN ÖRNEK METİNLER:

 

                                              

ABA                    1.Çoban, deveci  ve  göçebelerin  giydiği uzun, yakasız üstlük, kepenek.(Isparta, İzmir, Çorum,

Amasya, Tokat, Rize, Erzincan, Elâzığ, Hatay, Sivas, Yozgat, Kayseri.) 2. Yün terlik. (Bolu.) 3. Kaba ve yünlü kumaş. Bu kumaştan esvap, potur, hırka, cepken ve palto yapılır. Küçük esnaf ve ayak takımı ile (işçiler) dervişler, hâli vakti yerinde olduğu halde dervişhane kimseler tarafından giyilirdi. Ülkemizin hemen her tarafında aba yapılır. 4. Horon ve Kaşık türü oyunlarda erkek, Teke yöresi oyunlarında kadın üstlüğü. 5. Adıyaman’da:Erkek üstlüğü. 6. Balıkesir'de: Kadınlar tarafından kullanılır. Erkeklerde olduğu gibi kadınlarda da eskiden daha ince dokumalardan, günümüzde ise çuha veya kadifeden aba giyilir. Boy bele kadar uzundur, Üçetek üzerine giyilir, yakası yuvarlak kesimlidir. “Hırka” adı verilir, genellikle kışın kullanılır, içi astarlıdır. Üzeri farklı renk kumaşlarla fermenedeki gibi süslenir. 7.Edirne'de: Erkekler kullanır. En üstte de kollu, ceket biçiminde Aba yer alır. Ceket yerine giyilen bu Aba'ya Kopran yada Cepken de denmektedir. 8. Gaziantep'te:Erkekler giyer. İşlik üzerinde koyu mavi renkli Aba-cepken vardır. Günümüzde yalnız bir usta tarafından yapılan ve ceket yerine kullanılan bir üst giysisidir. Yapılarına, yapılış yerlerine ve motiflere göre değişik isimler alırlar. Örn: Motiflerine göre: Tahtalı, sandıklı, kandilli gibi... Yapılarına göre: Kılaba, Hamüs abası, çuha abası (boyu dize kadar uzun olanı)... Yapılış yerlerine göre: Halfet abası, Kahramanmaraş abası, Şanlıurfa abası, Haba abası, Humus abası gibi çeşitleri vardır. Simle işlemelidir. Genellikle kırmızı, siyah, mavi, beyaz ve kahverengi renklerdedir. 9. Giresun, Muş, Erzincan, Kilis, Hatay’da: Erkek üstlüğü. 10. Kahramanmaraş’ta: Aba (Sandıklı Aba, Tasçı Aba, Boz Aba) 11. Kars-Kafkas'ta: Yörede erkeklere özgü günlük giysi parçası. Erkek kıyafetleri genellikle çuha şaldan yapılır. 12. Yeleğin üzerine, şal kumaştan yapılan ceket  giyilir. Omuzu  dikişsiz (kesiksiz) çalışıldığından ön ve arka bedenler beraber kesilir. Boyu kalçaya kadar uzun ve yanları yırtmaçlıdır. Kol altından itibaren etek ucuna kadar yan bedene ek parça ile genişlik verilir (yan/genişlik) 2-3 parmak genişliğinde yakası olan abanın önü hafif kruvaze kesimlidir, birit-düğme ile kapatılır. İki yanda aplike cepleri vardır. Kolları uzun, bilek hizasındadır. Oyuntusuz, düz kol takılışı tekniği uygulanır. Kol altına kuş/peyk dikilerek rahat hareket sağlanır. Kol ucuna da yırtmaç yapılır ve biye-ilik ile kapatılır. Önü kapatan ilik-düğmeye yakın mesafeye, yaka ucu ve etek ucu arasında kalan kısma 2-3 sıra, kolların ise üst tarafına, 2, alt tarafına 4’er nervür (ince pili) yapılır. Eskiden nervür yerine kaytan dikilerek süslenirken günümüzde kol ağzı, yaka kenarına kaytan geçirilerek veya makine dikişi ile süsleme yapılmaktadır. Yine ön ve arkada kendi kumaşıyla roba yapılır. Kol ucuna ve cep kapaklarına dilimli parçalar dikilip makine dikişi ile süslenir. “Tokat Geleneksel Halk oyunları giysisi”. 13. Aba, özel  bir  kumaştan yapılan üzerine çeşitli motifler işlenen özel bir giysi türüdür. Yıllar önce gerçek yün iple işlenen aba, günümüzde polyester iplik ile işlenmektedir. İplik en büyük özelliklerinden birisi abaların yünün doğal renginde dokunabilmesiydi. Bu renkler genellikle kahverengi ya da siyah idi. Renkli işlenen abalar ise kök boyalarla renklendiriliyordu. Genellikle halkoyunları ekipleri için dokunan abalar, kök boyalarla renklendirilirken ve gerçek sırma kullanılırken, günümüzde artan maliyetler nedeniyle polyesterden yapılmaktadır. Polyester ip yerinde hazır boyandığı için abacılıkta kullanılan kökboyanın yerini almıştır. Günümüzde aba dokumacılığında daha çok bordo renk ve simli iplik kullanılmaktadır. Aba dokuyanlar genellikle daha önceden kilim dokuyan ustalardan oluşmaktadır. Bu nedenle bu ustalar dokudukları abalara kilim motifleri koymaktadırlar. Ancak bugün halkoyunları ekipleri için dokunan abaların üzerine Kurbağalı denilen bir motif işlenmektedir.  aba çeşitleri: -Humus Aba (Boz Aba),-Yerli Aba (Kırmızı Aba),-Kırmızı ve Sırmalı Aba (Tahtalı, -Sandıklı, -Zincirli,-Kandilli,-Kurbağalı),-Kıl Aba-Maraş Abası-Şanlıurfa Abası,-Koron Abası,-Siyah Aba, -Çulha Aba, 14. Abalar birkaç cinstir. Yerli Aba, Maraş Abası, Hamıs Abası, Urfa Abası, Torun Abası, Siyah Aba, Çuha Aba, Çuha aba çuhadan yapılmıştır. Yerli abalar: Boz aba, kırmızı aba diye ikiye ayrılır. Bir de çulha abası vardır. Dokunurken yakasına sırmadan bir süs işlenir. Boz abayı, fıstıkçı köyleri ile dere ve yazı köyleri giyerler. Kırmızı abayı daha ziyade kıraç köyleri giyer. Maraş abası yapıcı ustalar ve ameleler tarafından giyilir. Kara abayı rençberler giyerler. Hamış abası denen cins çok süslü ve sırma işlemeli olduğundan bunu zengin ağalar ve eşraf sınıfı giyer. “Gaziantep Halk oyunları giysisi”.

 

ABA POTUR     Bursa  Erkek: Genelde   kahverengi  ve  siyah  rengin  hakim  olduğu  şayak kumaştan  yapılan 

                             bir pantolon türüdür.

 

ABA YELEK     Bursa  Erkek:  Kahverengi   ve  siyah   renklerinin   hakim  olduğu  şayak   kumaştan   yapılmış

                            bedene  giyilen  bir   giysidir.  Poturun   içine   sokulur.   İki   cebi   vardır.  Sağ  cebe  nişanlılık         

                            döneminde damat kesesi takılır.

ABAZIPKA       1. Dar paçalı pantolon.  (Beşikdüzü *Vakfıkebir -Tr.) 2. Giresun Erkek: Paçaları  dar, baldırdan

                            yukarısı bol pantolon.

 

ABDURRAHMAN HALAYI Sivas’a özgü bir halk oyunu. İlin bütün yörelerinde bilinen oyundur. Sivas'ın eski 

kabadayılarından birinin kendi adını verdiği bir halaydır. Savaş ve yakın dövüşme ruhu ve hareketlerinden esinlenerek düzenlenmiştir. Üç bölümdür: Ağırlama, tabanca atma (yarışma) ve hoplatma. 8 ile 12 oyuncu ile oynanır. Güfteli türküsü vardır. Bu halayın kaynağı ilimiz Divriği-İmaret Köyü civarındaki bölgelere dayanır. Bu halayın çıkış kaynağı ile ilgili iki rivayetten bahsedilir. Birincisi: Abdurrahman, bütün çete arkadaşları ile bir eğlence esnasında iken bir ihbar sonucu basılır ve arkadaşlarına mevzi almalarını emreder. Karşılıklı çatışma sonunda müfreze ile başa çıkamayacağını anlayan Eşkiya Abdurrahman çareyi kaçmakta bulur. Nihayet “Gardaşlar” diye adlandırılan tepenin bir düzlüğünde kurtuluşunu kutlar. Halayın çıkış kaynağının bu olduğu söylense de ikinci şekli de bilinir; Abdurrahman, ihbar edilerek müfreze tarafından basılır. On beş adamı ile birlikte uzun süren gayretlerden sonra müfrezeyi dağıtır. Düzenledikleri bir şenlikte bu çatışmada yaptıkları ve olağan üstü saydıkları hareketleri yapmaya koyulurlar. Daha sonra devlete teslim olarak halk arasına karışır. Sivas’ın ileri gelenlerinden birisi Abdurrahman’ı düğüne çağırır ve oyun oynamasını ister. Sivas’ın eski mahallelerinden Pulur Mahallesinde oturan ihtiyarlardan Abdurrahman’ın yaptığı hareketlerin kendine ait olmadığını, daha önceden de yapıla geldiğini, Abdurrahman’ın bu hareketleri benimsediğini belirtmişlerdir.

 

ABRE SÜLEYMAN AGA (Mandıra)  Kırklareli’ne  özgü  bir  halk  oyunudur. “Mandıra” da denir. Karşılama,  

kadın erkek karma, çift-toplu, türkülü. Alpullu , büyük mandıra, Sinanlı-Katranca, Pehlivan köy,  yörelerinde oynanan  bir oyundur. Sözleri : abro Süleman aga , tut çakal beygiri, vuralım yuları, alalım gelini, Sülüman ağanın karısı, pencereden bakar (iki kere söylenir). Sülüman ağanın karısı, çok canlar yakar.” Kız ve erkeklerle oynanan bu oyun oldukça hareketlidir. Sağa ve sola gidişlerle mendil sallanır. Kızlarla erkeklerin gidip gelme ve yer değiştirmesi ile devam eder.

 

ACARA HORONU  "Acara Sarması, Açara" da denir. Artvin ve çevresinde Acara Horonu çeşitli isimler altında  

toplanmıştır. Orta Batum, Horomi gibi isimler altında oynansa bile, oyunun Gürcüler tarafından ilk olarak oynandığı köyün ismi, Acara köyüdür. Bölgede yaşayan Gürcüler tarafından, Artvin halk oyunlarıyla pekiştirerek, değişik figürlerle çok eskiye dayanan, Gürcülerin ortak yaşam biçimini, kültürleriyle birleştirerek daha çok çete savaşlarını konu alan bir oyundur. Oyuna Orta Batum denilmesinin sebebi, Acara, köyü ve yakınlarındaki mevkilere o zamanlar Batum, Orta Batum, Hopaç Orta Hopa gibi adlandırılmalarından kaynaklanmıştır. Acara Horonu, yörede yaşayan çetelerin zaferlerini simgeleyen ve günün şartlarını dile getiren, figürlere dökerek oynanan oyundur. Acar oyunu, yaklaşık elli sekiz değişik figürden meydana gelir. Ancak, oyunun teması, otuz altı veya yirmi üç figürle de sergilenir. Kendine özgü çalgıları: davul ve garmondur. Oyunun içindeki komutlarsa gürcüce olarak (Erti, Ori, Sami) gibi yani bir, iki, üç anlamında verilir. Oyunu kuran kişi bilinmemekte olup, oyun bir savaş oyunudur. Belli bir sayı sınırı yoktur. Oyunun ağırlık bölümü, erkekler tarafından oynanır. Kızların, belli bölümlerde katılımıyla yardımlaşma örneği sergilenir. Oyunda ağırlıklı olarak vurmalı çalgılar kullanılır. Ezgi bölümleri ayrıca yer alır. Oyun çizgi ve daire formları içerinde oynanır. Oyunda geleneksel tavır göz önüne alınarak çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.

 

AÇIK                  Oyunlardaki kalabalıkları sahne üzerinde  hareket ettirebilmek için, sahne üstündeki engellerin 

kaldırılması ile yalnızca sahne girişine ve yanlarına konulan dekor parçaları yardımıyla ortaya çıkarılan sahneleme biçimi.

 

AÇKI (anahtar)  1. Dizeğin ( porte ) sol  başına konulan ve başladığı çizgiye kendi  adını veren  işaretlere denir.

 (Örn: do açkısı, sol açkısı, fa açkısı vb.) 2. Dizeğin sol başına konan ve çizgilerden birine adını (do, fa, sol) veren işarettir.

 

ADIM CÜMLECİĞİ "figür"  Bir oyunun içindeki en küçük hareket birimidir.

 

ADIM CÜMLESİ  Oyunlar,  oyun  bölümlerinden,  oyun  bölümleri de  adım  cümlelerinden oluşturulmaktadır.   

Oyun süresince, adım cümlesini oluşturan bazı “kelime-sözcük adımlar figürü” veya “hece adımlar figürü” güçlü veya zayıf olabilir. Bazı adımlar değişik vurgular olarak “vurgu adım cümlesini” oluşturur. Bazıları da soluk alınan zayıf ya da geçiş adımıdır. Bazı adımlar, güçlü veya vurgu adımları destekler özelliktedir. Harf, hece, kelime hareketlerinin (adım ve figürlerin) bitişiminden adım cümlesi oluşur. Adımların bileşiminden adım cümlesi, adım cümlesinin bileşiminden de oyunların bölümleri, oyun bölümlerinin bileşimindende oyunlar ortaya çıkar. Adım cümlelerinden oluşan oyunlarda her bir cümlenin (a) güçlü adım cümlesi, (b) zayıf adım cümlesi (c) vurgu adım cümlesi, (d) destekli adım cümlesi gibi karakter yapısı ve bu yapının da bir hareket değeri vardır. Bir oyunun kuruluş formunu (biçimini) saptamak için, bir oyunun geleneksel kurgu yapısı, müzik ve oyun bölümleri, adım cümleleri, çeşitlemeleri ve sıralanış düzeninin belirlenmesi gerekir. Adım cümlesi aynı veya farklı adımların birleşmesinden oluşan adımlar topluluğudur. Genelde bir müzik                               cümlesi  ya da  ritim cümlesi  kadar uzunluktadır. Adım cümleleri A  ve B gibi büyük harfle                               gösterilmektedir. Aynı  adım cümlesi  tekrarlandığında farklılık gösteriyorsa A1, A2, B1, B2                               gibi gösterilir.

 

ADLEY               Bitlis’e  özgü  bir  halk oyunudur.  Bu oyun, erkek ve kızların birlikte oynadığı  halaylardandır. 

Erkek ve kızların ayrı ayrı oynadıkları halay türü oyunlar yanı sıra, bu oyunda ayrım yapılmaksızın beraber oynama genel bir kaidedir. Titreme ve hızlı devinim, oyunun başlıca özelliğidir.

 

AFŞAR HALAYI Ankara’da oynanan bir halk oyunudur. Alevi Türkmenlerin yoğun olarak bulunduğu Bâlâ ve

                               çevresinde  oynanan oyunlardandır.

 

ABANİ          1. Bir  tür  başlık.  Bir  çeşit   beyaz  bez  olup  üzerine  safran  sarısı  ipek  ile  yapraklı  dallar

işlenmiştir. En güzelleri Bursa’da yapılmış, Bursa ağabanisi diye  aranmıstır. Ağabani sarık saranlar da esnaf tabakası ve tüccarlar olmustur. Günlük hayat içindeki alamet-i farikaları, sosyal sınıflarını bildiren nişanları olmuştur. 2. Tunceli ve Diyarbakır'da bir tür bel kuşağı olarak kullanılır.

 

AĞAÇ TESTERESİAğaç işlerini kesmeye yarayan, genellikle üçgen biçiminde dişleri olan,  dar  ve uzunca

                             çelik araçtır.

 

AĞAÇ  TUTACAK  Pişirilen malzemeleri tutmak için  kullanılan ağaç gereçtir.

AĞI ÇALIK       Kadınların  iş  yaparken  giydikleri  geniş ağlı, uzun paçalı don. (Hacıilyas Koyulhisar -Sv.)

 

AĞIR GÖVENK Bitlis: "Gövenk, Govenk" de denir. Grup halinde ve avuçlardan tutarak oynanan oyunlardan-

dır. Bu oyunun asıl adı ağır güvenk olmakla beraber sadece gövenk olarak da bilinir. Bitlis'te gelinle damat düğüne, hatta gerdek gecesine kadar birbirlerini görmezler. Eskiden motorlu taşıtlar olmadığı için gelin damat evine atla veya yaya olarak getirilirdi. Bunun için gelin yorgun olurdu. Bu arada gelinin yorgunluğu ve yabancı oluşu nedeniyle oyun çok ağır oynanır. Yani ağır güvenk'de ağır kelimesi çok ağır oynanmasından, güvenk ise gelinin güveye tanıştırılmasından meydana gelir. Son zamanlarda bu oyun sadece güvenk olarak söylenmektedir. Oyun gelin ile güveyi ailesini tanıştırmayı amaçlar. Kadınlar karşılama biçiminde oynadığı gibi, karma olarak da oynanmaktadır. Halay türü bir oyundur.

 

AĞIRLAMA      1.Halay oyununda bir müzik usulü, havası.  (Kütahya,  Tokat, Yozgat, Muğla)  2. Halay  türü 

oyunlarda oyunun bölümlerinden biri. (Sivas, Yozgat) 3. Samah türü oyunlarda söylenen türkünün son kıtası. (Isparta) 4. Gaziantep, Kırşehir, Tokat, Şanlıurfa, Yozgat, Malatya’da oynanan bir halk oyunu. 5. Yozgat’ta “Ağarlama” denir. 6. Sivas Ağırlama:Bu oyunda müzik ve ritme uygun olarak sol ayak ileri atılır. Sol ayak geriye çekilirken sağayak öne atılır. Bu arada oyuncuların vücutları dimdik ve göğüsler ileridedir. Eller küçük parmaklardan birbirine bağlıdır. Ayaklar sağlı-sollu , öne geriye atılıp bir süre bu hareket devam ettikten sonra müziğin yürüyüşritmine geçmesi ile, oyuncular önce sağ, sonra sol ayak öne doğru yürüdükten sonra sağ-sol-sağ-sol-sağ-sol seklinde ilerlerler. Sonra eller bırakılarak ilk figür devam eder. Sol ayakla birlikte sol el göbeğe doğru bağlanır ve tekrar uzatılırken sağayakla birlikte sağel omuz hizasından ok alır gibi kaldırılır ve ok yaya konurmuşgibi sol ele vurulur. Oyunun ikinci kısmı ise oyuncuların müziğe uygun olarak sağayakla üç defa yürünür, dördüncüde sol ayak öne parmak uçları ile vurulur ve çiftleme yapılır. Daha sonra elleri taraklanmışoyuncular birbirlerine yaslanarak yanlamayı yaparlar. Yanlamadan kalktıktan sonra oyuncular yürüyerek sağayakta iki defa çökerler. Oyunun üçüncü ve son kısmında, oyuncular hoplatmaya geçerler. Hoplatmada oyuncular sekerek sağ-sol yaparlar. Oyunun bu kısmında coşku son doruğa ulaşır. Oyuncuların yüzünde tatlı bir tebessüm belirir. Bir süre eller bırakıldıktan sonra sol ayak yere vurulurken, eller de sert bir şekilde vurulur. Daha sonra çökme yapılarak oyun sonuçlanır. Ağırlama halayımızın tarihçesi ile ilgili çeşitli rivayetler mevcuttur. Kaynak kişilerin anlatımlarına göre bu rivayetlerden iki tanesi dansa daha çok uymaktadır. Bazı çevreler yedi yıl kıtlık olduğu ve bu kıtlıktan sonra halkın bolluk yıllarına girmelerini kutlamalarıyla dansın adımlarının oluştuğu kanısındadır. Bu gerçekçilik payı savaşzamanında ki sıkıntılarla açıklanabilmektedir. En çok anlatılan ve benimsenen ikinci rivayete göre; “Sahna” denilen vergi memurlarının köy köy gezerek zenginlerden ve devletten yapılan yardımları fakir halka dağıtmalarını ve halkın sevinçlerini canlandırması seklinde anlatılır. Netice olarak dansımızın bölümlerinde yapılan adımlar ve hareketler bütün bu değerlendirmeleri bir noktada toplar. Köy Ağırlaması’nın başlangıç narası Sahna ‘nın (vergi memurunun) köy halkını toplaması ve krizi köy halkına ilan etmesini anlatır. Yürümeler, halkın orta meydanda toplanmasını; ikinci bölüm olan yanlama (sıktırma), ihtiyaç sahiplerinin durumlarını; daha sonraki adımlar, ihtiyaç dağılımını ve bunun verdiği sevinç ve mutlulukları anlatmaktadır. Dansımız merkezde biraz daha farklı oynanmaktadır. Aslında yerinde yapılan sunu bölümü (selamlama bölümü) yoktur. Sivas halaylarının genel karakteristiğin de olan yürüyerek başlama olayı buna etkidir. Dansımızın bir başka özelliği de müzik cümlelerinin çok uzun olmasıdır. 7. Çorum Ağırlama:Baştaki oyuncunun yerine gelmesi ile müzik değişir, ikinci kısım olan ikileme denilen bölüme geçilir. Oyunun son bölümü olan yellendirme kısmına geçilir. Müzik değişir. Bu bölümde daha hızlı çalmaya başlar. Oyunun hareketleri daha kıvraktır. 8. Adıyaman Ağırlama:Adıyamana özgü bir halk oyunudur. Düğünlerde yaşlı, ağırbaşlı ve hatırı sayılır kimselerin ağır ve gösterişli bir tempo ile oynadıkları bir oyundur.

 

AĞIR TEREKEME OYUNU ( Kara donlu )Oyun; oğlan evine getirilen gelin yanına, o köyde veya 

mahallede, yeni gelen gelinden, bir kaç ay önce gelen gelinin, oynaması olayıdır.  Eski gelin, yeni gelen gelinin yanına oturur, akşam geç saatlerde eski gelinin oynaması için orta yaşlı bir kadın ortaya çıkar eski gelini oyuna çağırır, gelin utangaç  bir  şekilde  ortaya çıkar, müzik çalmaya başlar, kadın ve gelin ağır ağır oynamaya başlar, herkesi  ellerini  alınlarına tutarak selamlarlar, sonra ellerini bellerine koyarlar, ağır  ağır oynarlar, müzik hızlanmaya başlayınca oyuncular da hızlanırlar, artık gelinin ayağı açılmıştır. Kara donlu ismi ise gelin hamile olabilir ihtimaliyle peştamal bağlar, koyu renkli elbise giyer.  Oyun kadınların bulunduğu bölümde, düğünün sona ermesine yakın zamanda, iki kadın tarafından oynanır.  Düğünlerde oğlan yengesini ve kız çıkarmayı muhakkak bu oyunu oynatırlar. Her kadın oyunu oynayamaz. Oynayanlar örnek gösterilir. İyi oynayanlar halk dilinde dilden dile söylenir.  Gözeller bezenip toya (düğün) giderler, sizlere amanat yar oynamasın,Yiğılıpta rica minnet ederler, Yungüllük (hafiflik etmek) eyleyip tez oynamasın.”……“Dost ve düşman toplanıpta bahalar, Al yanağa gonca güller takarlar, Oynadırlar sora başa gahıllar, Kalagey altınan göz oynamasın.” (Kars)

 

AĞIT                      Ağıtlar,  ölenlerin  ardından  söylenen ezgili halk şiirleridir. İlk  dönem Türk edebiyatında görülen                               

sagular,   ağıtların  ilk şekli  olarak kabul edilir. Ağıtlarda ölen  kişinin  erdemi, zenginliği,  yoksulluğu, iyi yönleri, başarıları, yaşadığı olaylar  dile getirilir. Ağıt, ölü evinde   söylenir   ve   bu   eyleme "ağıt yakmak" adı verilir. Ağıt, genellikle kadınlar tarafından  yakılır,  ancak nadir de  olsa erkeklerin de ağıt yaktığı görülür. Ağıt, hiçbir zaman   ölünün   başında   ağlanırken  yazıya geçirilmez.  Ağıt  ezberlenerek gelecek kuşaklara   aktarılır.   Ancak   aktarılırken bazı  değişimlere  uğrar. Ağıt,  sadece ölüm olayında da söylenmez, nişanlarda ve  düğünlerde de ağıt yakılır.

Güzel Kız Ağıdı

 

Kara şalvar yıldır yıldır

Kardeş tüfeğini doldur

 El içinde arlanıyom

Evimize gidek d'öldür

 

              El Veriyor Ağıtı'nın Hikâyesi

1940’lı yılların başlarında Çorum’un  Osmancık ilçesinde halk arasında Alemoğlu Rıza olarak tanınan biri yaşar. Bu kişi okur yazar,  şairliği olan ve çevresi tarafından sevilen bir kişidir. Rıza, evlidir; ancak kırk yaşını geçmesine rağmen erkek evladı yoktur. Kırk yaşından sonra bir tane erkek evladı olur. Adını Mehmet koyarlar. Mehmet'i her şeyden sakınırlar. El bebek gül bebek büyüyen Mehmet, bir buçuk yaşına gelir. Yıl 1943, Mehmet bir gece beşiğinden kalkıp anne ve babasının arasına girip yatar. O gece Osmancık depremi olur. Evin ortasında bulunan direk sarsıntıyla anne ve babasının arasında yatmakta olan Mehmet'in üzerine düşer. Mehmet yaralanır. O günün şartlarında bulunan vasıtayla Çorum'a doktora gitmek için yola çıkılır. Çorum'a yaklaşık20 km. mesafede olan Gölyazı'ya gelindiğinde Mehmet, babasının kollarında can verir. Baba, evlat acısıyla bu ağıtı söyler.

El veriyor, el veriyor, orta direk bel veriyor

El veriyor, el veriyor, orta direk bel veriyor

Döndüm baktım sol yanıma bizim Mehmet can veriyor

Döndüm baktım sol yanıma bizim Mehmet can veriyor

 

Gölyazı'ya, Gölyazı'ya, duman da çökmüş Gölyazı'ya

Gölyazı'ya, Gölyazı'ya, duman da çökmüş Gölyazı'ya

Kurban olam, kurban olam, yiğitçe ölen kuzuya

Kurban olam, kurban olam, yiğitçe ölen kuzuya

 

AĞIZ                   1.Kendine özgü söyleyişi olan yöresel konuşma. 2. Dilde, şive ve lehçe tavrı anlamına gelen  

Bazı sözcüğün    pek    eski   bir   mecaz  anlamında  şarkı tavrı dır.   3. Bir  dilin   sınırları   içinde   bölgelere   ve   sınıflara   göre   değişen   söyleşi  özelliği.   4. Bir   bölge  ezgilerinde görünen özelliklerin tümü.

 

AĞIZLI TESTİ  Orta genişlikte  gövdeli,  dar boğazlı, emzikli  veya emziksiz  olabilen, topraktan yapılan su

                             kabı.

 

AHÇİK BARI    Artvin’de   oynanan   bir   oyundur.   Kız   Barı,   Ahçik de   denir.  Ermeni kızı anlamına 

gelen Ahçik barı Atabarı oyununu andırır. Farklı olarak figürlerin sağa veya sola yapılarak vuruşları vardır. Tek sıra bağımlı, sağyönden çizilen yay üzerinde oynanır. Artvin ve çevresinde, halk oyunları araştırma çalışması yapacak olanların oldukça karmaşık bir yapıya sahip olan bu yörede, bazı yanılgılara düşmemeleri için giriş bölümünde açıklamaya çalıştığımız konularda hassas olmaları gerekmektedir. Ahçik barı, bir çok oyunda olduğu gibi yine düğün, bayram ve eğlencelerde yalnız kadınlar tarafından oynanan bir oyundur. Belli bir sayı sınırı olmayıp, oyunu ilk kuran kişi, bilinmemektedir. Anonimleşmişoyunun geleneksel tavrı, yarım daire biçiminde sağyay üzerinde oynanan düzenlemeler, oyunun geleneksel tavrı içerisinde yapılmışolup değişiklikler söz konusu değildir.

 

AHÇİK HALAYI Ermeni yaşantısından doğan bir halk oyunu. Sivas’ın Hafik ilçesine bağlı Tuzlasar Köyünde 

Ahçik isimli bir genç vardır. Köyde büyük bir kilise olduğundan, çevre köylerden her yıl ibadet için bir çok kişi gelmektedir. Bir gün gelen ailelerden birinin güzel kızına aşık olur. Bir süre sonra kız geri döner ve iki sevgili aylarca birbirlerinin hasretiyle yanar tutuşur. Sonraki yıl Ahçik ibadete gelen kızın ailesine dünür gönderir; kızın ailesi bir türlü razı olmaz, Aile yine bir gün ibadet için gittikleri köyde kızlarının Ahçik için yaktığı şu dörtlüğü dinleyince irkilirler; “Ahçik çıkmışkilisenin taşına, Günes değmişkemerinin kaşına, Yeni değmişon üç on dört yaşına, Kurban olam senin kalem kaşına.” Bunu duyan köy halkı kızın da Ahçik’e sevdalandığını görerek araya ileri gelenlerden bir grubun girmesini sağlar. Kızın babası razı olur ve iki sevdalıyı hasretten kurtarırlar. Bu iki sevgiliyi de aralarına alan halk Ahçik halayını oynar zamanla çevre köylere de yayılır. Bu gün  Sivas halk oyunlarının en sevilenleri arasındadır.

 

AHMEDİYE       1. Erzurum:  Fesin  etrafına   sarılan   renkli   sargı.  2.  Kalınca,   renkli   başörtüsü   (Dereçine

                            *Sultandağı -Af.)

 

AHŞAP  DOKUMA  ALETİ  Çıtalardan  yapılmış  dikdörtgen  biçiminde  iki  basit  çerçevenin  kısa  kenarları

                              ortasına  açılmış  deliklerden  demir  veya  ağaç bir çubuğun  geçirilmesiyle oluşan ip dokuma

                              gerecidir.

 

AHŞAP OYMACILIĞIAhşap  oymacılığı,  ağacın  yani   kerestenin  birtakım  aletler  yardımıyla işlenmesidir.

Oymacılık sanatının en fazla  kullanıldığı alan süsleme alanıdır. Kapı, pencere, mobilya, döşeme yatak ve yatak dolabı bu süslemelerin başında gelir.Oyma yapılmadan önce kalıp hazırlanır. Kalıptaki desen oyulacak tahta üzerine kurşun kalemle çizilir.Tahta üzerine çizilen desen iskarpela ve tokmak yardımıyla dikkatlice oyularak ürün tamamlanır. Ahşap oymacılığında başlıca kullanılan ağaç  kayın, gürgen, kavak ve çamdır.

 

AKARSU            1.Altın veya gümüşten yapılmışbilezik. (Isparta, Burdur, Sakarya, Ankara, Antalya )  2. Altın  

veya gümüşüzerine elmas işlemeli gerdanlık. (Manisa, Kütahya, Eskişehir, İstanbul, Samsun, Kırklareli ) 3. İnci ile işlenmişbir başsüsü. (Sakarya, Niğde, Konya ) 4. Eskiden kullanılan bir çeşit kadın kumaşı. (Samsun)

 

AKÇA GÖYNEK  Bolu'da  kadınlar   tarafından   giyilen   gömlek.  Kendi   el  tezgahlarında  pamuklu  iplikten 

dokunan düz beyaz kumaştan dikilir. Yaka ve etek kenarları ile ön tarafları genişşerit halinde izlenir. Zengin elişi motiflere süslü olan bu giysiye halk, akça göynek ismini vermiştir.Bu gömlekler önde bulunan motiflere göre isim alır. 1- At nalı işlemeli 2- Goyun gözü işlemeli 3- Gırnak işlemeli 4- Bıçak burnu işlemeli 5- Kedi ayağı işlemeli 6- Muskalı işlemeli 7- Göydürme işlemeli 8- Yılan iyesi işlemeli.

 

AKDON              Erkek iç giyiminde giyilen uzun, paçası bağlı, ak, erkek donu. (Dereçine-Sultandağı-Af.) (Ege-

                             içege).

 

AKKOÇ - KARAKOÇ OYUNU  Akkoç  karakoç  oyunu,  küçükbaş  hayvanların  diz  kapaklarından  elde edilen

kemikle oynanır.  Altı ya da sekiz kişiyle oynanan akkoç-karakoç oyunu, oyuncuların sayışmaca ya da kura çekme yoluyla iki gruba ayrılmasıylabaşlar. Bir grup akkoç, diğer grup da karakoç olur. Ardından yazı tura atılır, tura atan grup ebe olur. Bir çizgi çizilir ve oyun alanı arkada kalacak şekilde oyuncular çizgiye sıralanırlar. Ebe olan grubun lideri, kemiği alırve arkaya doğru fırlatır. Bu arada diğer oyuncular, elleriyle gözlerinin yan kısımlarını kapatırlar. Kemiğin bir yerde durduğundan emin olunduğunda, oyuncular kemiği aramaya başlarlar. Kemiği bulan grup örneğin akkoç grubu ise "Akkoç karakoça binsin" diye bağırarak kaleye doğru kaçmaya başlayan karakoç grubu oyuncularını yakalamaya çalışırlar. Akkoç grubundan olanlarda, karakoç grubundan olanlarıyakaladıkları yerde sırtlarına binerek kendilerini kaleye kadar taşıtırlar. Kaçıp kaleye kadar gelen her karakoç grubu oyuncusu kurtulur. Oyun, puanlama yapılarakya da saat tutularak bitirilir. Oyun sonunda yenen taraf, yenilen tarafa önceden belirlendiği şekilde fındık, fıstık veya bir tepsi baklava aldırarakcezasını ödetir.

 

AKLIK              Aklık, Kızıllık” da  denir.  Pudra,  düzgün.  (Afyon, Uşak,  Isparta,   Burdur,   Aydın,   İzmir,   

Manisa, Balıkesir, Bursa, Kütahya, Eskişehir, Kocaeli, İstanbul, Zonguldak, Kastamonu, Çankırı, Çorum, Rize, Yozgat, Niğde, Konya, İçel, Edirne, Kırklareli, Tokat ) Ağlık Pudra, düzgün, allık. (İzmir, Eskişehir, Çorum, Amasya, Gümüşhane, Gaziantep, Kahramanmaraş, Kayseri ) Kars'ta: Alluh denir. Erzurum'da "Kirsan, Üstübeç" de denir. Kadınların   yüzlerindeki   kırışıkları,   kusurları   gizlemek   ve   teni   beyaz   göstermek   için kullandıkları bir süs malzemesidir. Allık zararsız bir kırmızı boya ile sağlanır, aklıkta ise üstü beçli, bir su kullanıldığı için, hem yüzün teravetini tahrip eder,  hem de dişlere geçerek, dişler üzerinde tesir gösterir. Yıllar boyunca, her gün kullanan kadınların dişleri kapkara olurdu (düzgün; eski usul makyajda kadınların yüzlerine sürdükleri, beyaz ve kırmızı boyalar karşılığı, ayrı ayrı olarak da beyaz boyaya “aklık”, kırmızı boyaya “allık” denilir. )  Yüz boyamada hüner ve zevk sahibi olup, kibar hanımlara bu yolda hizmet eden kadınlara da “ düzgüncü “ denilirdi. Bilhassa düğünlerde, gelin kızın yüzü, muhakkak bir düzgüncü eli ile boyanırdı. Süslenme biçimlerinin çok yavaş ve zaman içinde değiştiği anlaşılmaktadır. İnsanın doğal çevresi, ülkenin coğrafi konumu, ekonomik ve toplumsal yapısı ve erotik etmenler, süslenmede önemli ölçüde yer almışlardır. Geleneksel toplumumuzda, kadın kendi yaşam biçimi içinde bulunduğu topluluğun geleneklerine göre, nerede, ne zaman, nasıl süsleneceğini, geleneksel eğitim içerisinde yaşayarak öğrenip kullanmıştır. Her kuşak, geleneksel süslenmeyi, kendinden önceki kuşağı izleyerek öğrenir, ancak teknolojik gelişme, yeni değerler, günümüz hayat tarzlarını etkilediğinden, her yeni malzeme, geleneklerle karışıp yerleşmiştir. Hünerli, zevkli kızlar, kadınların yüzlerini yazarlardı; ham elliler ise bu işte bilgisi kabul edilmiş, yetenekli kadınlardan rica eder, onlara başvururlardı.

 

AKORDEON     Bazı  ülkelerin  halk  dansları  orkestralarında  kullanılan  hava  etkisiyle  ses  üreten  körüklü,                      

Klavyeli, portatif, körüklü bir müzik çalgısıdır. 1822 yılında  Berlin' de Buschmann' ın, handaolin veya el armonikasını elle çalınacak biçime aktarmasıyla, ilk biçimi oluştu. 1827' de Fransız Buffet, çalgıya bugünkü biçimini vermekle onu geliştirdi. 1829' da akordeon tipi ortaya çıktı. 1872'de de Avusturya'da akordion adını aldı. İlk akordeon tiplerinde, diatonik sesler vardı. 1910 yılından itibaren kromatik sesler ve baslar eklenen bu çalgı, en kusursuz gelişmiş biçimini aldı. Sesinin çıkması, körüğün açılıp - kapanması ile oluşan hava basıncının, alaşımlı dilciklere çarpması sonucu sağlanır. İki kayışla her iki omuza asılır. Sağ el dokunaklarla ezgiyi çalarken, sol el hem körüğü hem de bas düğmelerini yöneterek, sağ ele tartım eşliği yapar. Bas düğmelerinden sesler düzen (akor) hâlinde çıkar. Çeşitli büyüklüklerde yapılır. Sonoritesi (ses tonu)'ni değiştiren düğmeleri de vardır. Notası iki dizeğe yazılır. Üstteki dizeğe yazılan notalar, ikinci çizgi Sol açkısı ile alttaki dizeğe yazılan notalar, dördüncü çizgi Fa açkısı ile yazılır. Üstteki notaları sağ el, alttaki notaları sol el çalar. Kromatik ve diatonik aralıklarla bütün dizimlerde çalabilir. Ses dizisi genişliği, tiplerine göre değişir. Beş sekizli dokunaklı ve 132 başlı akordeonlar dahi yapılmıştır. Tatlı, kıvrak bir sesi vardır. Ezgisel işlemlerin her çeşidini kolaylıkla çalabilir.

 

ESERLERİ:

a.Kitaplar:

 

           1. ŞENOL, Ahmet; Türk Halk Oyunları Bibliyografya Denemesi( I. Cilt ),  Meltem Matbaası,Ankara, Haziran,1991, 269 (261+8) s.               

           2. ŞENOL, Ahmet; Türk Dünyası Ülkelerinde Halk Oyunlarıyla ilgili bir değerlendirme,TEK Ofset / Baskı Printing, Aralık/1994,

                Ankara,65.sayfa.    

           3.ŞENOL, Ahmet; Halk  Oyunları - Giysi-Müzik-Halk Bilimi hakkında yayınlanmış  Makaleler / Dergiler ve kitaplardan, 1948 lerden

                günümüze  derlemeler, 35 adet kitap TEK Ofset-Baskı  Printing, Ankara yayını olarak 1993-1998 yılları arasında

                yayınlanmış ve Milli Kütüphane kayıtlarına girmiştir. 

           4. ŞENOL, Ahmet; Türk Halk Oyunları Bibliyografyası (2.Cilt), Volkan Matbaası, Ankara, 1996, 238 sayfa.

5. ŞENOL, Ahmet; Türk Halk Oyunları  Terimleri Sözlüğü, 72.TDFO San.Tic.Lti,Ankara,Temmuz-1998,141+10 sayfa.   

           6. ŞENOL, Ahmet; Türk Halk Oyunları Giysileri, MEB.lığı OBESİD dairesi başkanlığı yayını,Hazırlayanlar: Ahmet Şenol, Z.Bilge

    Erden, Sunay Tezsever, Gülizar Kartal, Millî Eğitim Basımevi,Ankara,1999, 545.Sayfa.  

7. ŞENOL, Ahmet; Halk Kültürü Ürünleri ve Etnografik Malzemeler Koleksiyonu, TEK Ofset-Baskı  Printing,Ankara, 243 sayfa,

    Aralık-2008. (ISBN.978-975-96634-8-3.)

 

b.Makaleler:

 

8. ŞENOL, Ahmet; Türk Halk Oyunlarının ve Folklor Hizmetlerinin Yeniden Düzenlenmesi, II. Millî Kültür Şurası

    Bildirileri,Aralık-1990,Güner Matbaacılık Tic. Ve San.Ankara, 1990,351.sayfa,Bk:297-305.sayfa. 

9. ŞENOL, Ahmet; Türk  Halk  Oyunları  Adları  İçindeki  Renk  ve  Rakam  Motifi, IV. Milletler arasıTürk  Kültürü  Kongresi

     Bildirileri, 3.cilt,Repromat matbaası,Ankara,1992,Kültür Bakanlığı Yayını,Hakat yayınları: 157, Feryal Mat. ve

     Tic.Ltd,Ankara- 1991,XIV + 165.sayfa, Bk:139-142.sayfa.    

           10. ŞENOL, Ahmet; Türkiye'nin  Dış  Tanıtımında  Halk  Oyunları  Topluluklarının  Rolü, Türk  Halk  Kültürünü  Araştırma ve

     Tanıtma Vakfı yayını:13,Ankara-1994,Volkan Matbaası, Ekim-1994,29.sayfa,Bk:12-26.sayfa.      

11. ŞENOL, Ahmet; Halk Oyunlarına Hizmet Edenler arasındaki diyalog, 2004. 6 sayfa.”

12. ŞENOL, Ahmet; Halk Oyunlarına Hizmet Edenler arasındaki diyalogun koşulları nelerdir,2002.4.sayfa.”

13. ŞENOL, Ahmet; Halk Oyunlarındaki Denge taktiği, 2003. 2 sayfa.”

14. ŞENOL, Ahmet; Anadolu Halk Oyunlarında Hizmet alanının kullanımı, 2003. 3 sayfa.”

15. ŞENOL, Ahmet; Halk Oyunlarında hizmet amaçlı  koordinasyonlar ve bütünleşme,  2002.4.sayfa.”

16. ŞENOL, Ahmet; Yapılanma Paketi, 2004. 3 sayfa.”

17.ŞENOL, Ahmet;  Değişim Halindeki Halk Oyunlarımız, 2004. 2 sayfa.”

18. ŞENOL, Ahmet; Halk Oyunları Federasyonu kapatılmalıdır, 2007. 9 sayfa.”

19. ŞENOL, Ahmet; Anadolu Halk Oyunları, 2007. 8 sayfa.”

20.ŞENOL, Ahmet; Halk Oyunlarında Güç Geliştirme, 2007.10 sayfa.”

22. ŞENOL, Ahmet; Sosyal Olaylarda Halk Oyunlarının ilişkisi, Sivas Hür doğan Gazetesi. 14.03.2006. 1 sayfa,     

23. ŞENOL, Ahmet; Geleneksel Halk Oyunlarımızın  Telif Hakları ne olacak, 2007.1 sayfa.”

24. ŞENOL, Ahmet; Millî Eğitim Bakanlığı Halk Oyunları ve Halk Müziği Jüri Üyeleri Yönetmeliğinin İptali üzerine, 2007,

      12 sayfa, 27 sayfa ek.

 

c.CD.ler

 

25.ŞENOL, Ahmet;  Halk Oyunları CD Arşivi, Baskı Kayıt: ÖZGÜN müzik turizm ve Tanıtım (musıc-tourısım-promotıon)Ankara, ISBN 975-96634-3-0.(513.adet künyeye 76.014. sayfadan oluşan bilgiler, yirmi dokuz CD.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 460
Kayıt tarihi
: 27.09.10
 
 

Abdullah (Çağrı) ELGÜN HAYATI HAKKINDA BİLGİLER Kayseri’de dünyaya geldi. Kayseri Atatürk İlkokul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster