Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
9021
 

Ahmet Taner Kışlalı'nın katili ve azmettiricileri ne yazık ki 12 yıldır yakalanamadı.

Ahmet Taner Kışlalı'nın katili ve azmettiricileri ne yazık ki 12 yıldır yakalanamadı.
 

Ahmet Taner Kışlalı (1939, Zile, Tokat - 21 Ekim 1999, Ankara)


21 Ekim 1999 günü, saat 09.40’da Ahmet Taner Kışlalı hayatının en ölümcül hatasını yaptı

Ahmet Taner Kışlalı, her zaman olduğu üzere, tamamladığı köşe yazısını 09.30 sularında Cumhuriyet Gazetesine fakslamış, hemen ardından da, ders verdiği üniversiteye ulaşmak için otomobilinin yanına gitmişti. Saatler 09.40’ı gösterirken otomobilinin kapısını açan Ahmet Taner Kışlalı, tam o sırada, bira kutusunu andıran ve gazete kâğıdına sarılmış olan bir paketin aracının silecekleriyle kaputu arasına sıkışmış olduğunu fark etti. Bundan sonra attığı adım, yani o meçhul pakete doğru uzanması, hiç kuşku yok ki Kışlalı’nın hayatının en büyük hatasıydı. Sol eline aldığında, büyük gürültüyle patlayan paket, Kışlalı’nın sol kolunun kopmasına yol açmış; hemen akabinde hastaneye kaldırılan Kışlalı, aynı gün, 21 Ekim 1999’da kurtarılamayarak hayata gözlerini kapatmıştı.

Kışlalı’nın hayatının bazı önemli dönüm noktaları

Siyaset sosyolojisi profesörü olan Kışlalı; ağabeyi Mehmet Ali Kışlalı’nın yayıncısı, sahibi ve başyazarı olduğu; kimilerine göre ‘ülkemizdeki modern ve nesnel habercilik dergilerinin öncüsü olması bakımından Türkiye’nin Time’ı’, bazılarına göre de ‘TSK’nin propaganda bülteni; ABD’nin, NATO’nun ve Gladio’nun manüplasyon vasıtası’ Yankı dergisinde 1971 – 1977 döneminde yazdığı yazılarla Bülent Ecevit’in dikkatini çekmişti. Ecevit’in isteği üzerine 1977 seçimlerinde CHP listesinden İzmir milletvekili seçilen Kışlalı, 1978’de kurulan Ecevit hükümetinde Kültür Bakanlığı yapmıştı. 12 Eylül darbesinden sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinde siyaset bilimi dersleri veren ve 1988’de profesör olan Kışlalı, askeri rejimin gadrine uğramış olan çeşitli siyasi görüşlerden  akademisyenler tarafından otoriter yönetimin şakşakçısı olmakla suçlanmıştı. 1991 – 1999 döneminde Cumhuriyet gazetesinde Haftaya Bakış başlığı altında yazdığı yazılarında, Türkiye ve dünya meselelerine radikal lâikçi hassasiyetlerin hakim olduğu bir mercekten bakan Kışlalı, bu özelliğiyle zaman zaman ülke gündemini belirleyen ‘kritik’ yazıların yazarı olarak öne çıkmıştı. 12 Mayıs 1999’da yazdığı makalesi, köşe yazarlığı kariyeri boyunca aldığı en ağır eleştirilerin müsebbibi olmuştu.  Bu yazısında Kışlalı, Malatya’da başörtüsü yasağına karşı yapılan bir eyleme katılanları, siyasal nezaket sınırlarını zorlayan bir üslûpla eleştirmişti. Söz konusu yazı, Kemalist – lâikçi-ulusalcı cenahta beğeniyle karşılanırken; mütedeyyin camiada büyük infiale neden olmuştu.

Akit gazetesi, Kışlalı hakkındaki yayınıyla çok eleştirildi
 
Akit gazetesinin 12 yıl sonra bile tartışılan yayının kupürü.

Hiç kuşku yok ki, bu infialin zirvesi, Akit gazetesinin 13 Mayıs 1999’da yaptığı yayın oldu.  Halen yayınlanmakta olan Vakit gazetesinin selefi olan söz konusu gazete, medya eleştirileri yaptığı ‘Tutanak’ sayfasında Kışlalı’nın bahse konusu yazısını ‘Zorba Kemalist gemi azıya aldı’ ve ‘Halkı köpeğebenzetti’ manşetleriyle vermişti. Akit’in yaptığı bu yayının en dikkate değer yanı, halen de çok eleştirilen görseliydi. Sayfanın sol üst köşesinde yer alan Ahmet Taner Kışlalı fotoğrafının üstünün siyah bir çarpıyla karalanmış olması, özellikle lâik ve liberal demokrat kesimler tarafından ‘yazarın öldürülmesi kastıyla hedef gösterildiği’ şeklinde algılanarak eleştirilmişti. Ahmet Taner Kışlalı’nın, bu gelişmelerden 5 .5 ay sonra uğradığı suikastla ölmesi, Akit gazetesine yönelik ‘cinayet azmettiriciliği’ iddialarına maddi zemini oluşturmaktadır.

Ahmet Taner Kışlalı’yı kim öldürdü?

Bu soruyu Uğur Mumcu ve Bahriye Üçok için sorduğumuzda hangi cevabı alıyorsak, Kışlalı için sorduğumuzda da cevap aynıdır. Bir diğer deyişle, şayet siz, dünyayı Kemalist – ulusalcı – lâikçi bir prizmadan algılıyorsanız, Kışlalı’nın katili; İran tarafından desteklenen extremist – radikal siyasal İslâmistler; yok, öyle değil de, siz, meselelere  mütedeyyin, liberal – demokrat pencerelerden bakıyorsanız, bu durumda da suikastin olağan şüphelisi, İsrail ile işbirliği halindeki Ergenekon derin devlet yapılanmasıdır. Uğur Mumcu’nun, Bahriye Üçok’un, Ahmet Taner Kışlalı’nın ve diğer yüzlerce faili meçhul cinayetin maktulünün gerçek katilleri ve bu menfur fiillerin hakiki azmettiricilerinin ortaya çıkarılması; söz konusu faili meçhul siyasal cinayet dosyalarının tam manasıyla kapanması, hem tesis edildiği söylenen 'ileri demokrasimiz'e, hem insanımıza, hem yaşadığımız çağa ve hem de sözü geçen maktüllere olan namus borcumuzdur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Düşünen bilinçli insanların sonu hep böyle mi olacak? Olacak da insanlık iki kilo pirinç, bir kilo makarnaya selam duracak?
12 Eylül' ün hesabını soracağız diye şap'a oturtulan halk ne yazık ki; hani Kenan Evren niye hala dışarıda o zaman diye soracak bilince sahip değil. Dolayısı ile böylesi değerli bilimadamlarımızı, kadınlarımızı da koruyamıyor. Saygıyla anıyoruz kendisini. Selamlar

Ayrıntıda gezinmek 
 31.10.2011 23:32
Cevap :
demoralize olmamak lâzım. adalet elbet yerini bulacaktır inancındayım, sağolun katkılarınız için.  02.11.2011 10:06
 

Bence ergenekondan içerdelerde ayrıştıramadılar henüz...

kadir demir 
 28.10.2011 20:24
Cevap :
her şey mümkün, yoruömunuza, katkınıza teşekkürler.  02.11.2011 10:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 293
Toplam yorum
: 148
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1418
Kayıt tarihi
: 29.08.11
 
 

1958 Fatih / İstanbul doğumlu. Etiler Lisesi ve İTÜ Maden Fakültesi Petrol Mühendisliği Bölümü me..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster