Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
895
 

Ahmet Türk’e YUMRUK, Polise TAŞ

Ahmet Türk’e YUMRUK, Polise TAŞ
 

Hiç hoş olmadı bu görüntü !!!


Samsundaki olay hepinizce malum. Öncelikle şu soruyu soralım. Peki yakıştı mı ? oldu mu ?

Dünkü olay, tek kelime ile ‘rezalet’ bir olaydır, kim ne derse desin. Bir partiyi, onun temsilcilerini sevmeyebilirsiniz. Hatta, nefret bile edebilirsiniz. Ama bu tutum onlara saldırmanızı, taş atmanızı, yumruk atmanızı, gerektirmez. Gerektirmemeli. Slogan atabilirsiniz, bağırıp, çağırabilirsiniz, pankart bile açabilirsiniz. Bunların hepsi ‘demokratik tepki’ çerçevesinde kalır. Ama ötesi yanlıştır.

Ama bu yanlışlığın karısında, bazı aklı evvellerin ‘demokratik tepki’ dediği, küfürler, taşlı, sopalı, yumurtalı, Molotof kokteylli saldırılar da yanlıştır. Bu kadar yanlışlığın arasında, yine bazı aklı evvellerin yazılarına, siyasilerin de ağızlarından çıkan sözlere dikkat etmesi, toplumu germemesi, olası bir infial yaratmaması lazımdır.

Tam da bu nokta da, Ahmet Türk’ün neden Samsun’da olduğunu da açıklayalım.

Ahmet Türk ve bir grup BBP’li vekil ve eski DTP’li partililer, geçen yıl Aralık ayında Muş’un Bulanık İlçesi’nde DTP'nin kapatılmasını protesto eden grubun işyerini ve arabasını yakmak isteyince, açtıkları ateş sonucu 2 kişinin ölümü, 4 kişinin de yaralanmasına neden olmaktan tutuklanan Turan ve Metin Bilen kardeşlerin Samsun’daki duruşmasını izlemek için gelmişler. Bir anlamda belki de, boy göstermeye gelmişlerdi. Çünkü her ne kadar açılan dava bir ferdi/kamusal dava ise de, DTP’yi ilgilendiren tarafı işi biraz bulandırıyor. Belki de oraya siyasi bir mesaj vermeye gelmişlerdi. Eğer böyle ise bu da yanlıştır. Bu iş için gözlemci gönderilebilirdi. Top yekun oraya çıkartma yapmaya gerek yoktu.

Türk’e saldıran ve yumruk atan kişi bir provakatör müdür ? Yoksa kendince fazlaca duyarlı bir vadandaş mı ? Bu yapılacak soruşturma da açığa çıkar. Velev ki, bir provakatör dür ? Gerekli mercilerin buna önlem alması gerekir. Gerekli, emniyet önlemleri alınmalı mıydı ? Alınmadı mı ? Yoksa alındı da, emniyet açığı mı vardı ? Bunu da bilemeyiz. Ancak, BBP’lilerin açıklaması, bu işin organize yapıldığı ve başta Valilik ve Emniyetin bunda ihmali olduğu yönünde.

Belki, BBP’lilern çıkışından, belki de daha henüz dumanı tüten şu meşhur “Kürt Açılımından” olsa gerek, hemen olaya el konuldu. Adli ve polisi ve bürokratik inleme başlatıldı. Bu belki de olması gerekendi. BBP’liler biraz olsun yumuşamalıydılar. Ama maalesef ki, toplumu germeme siyasetinin hakim olacağı yerde, bazıları toplumu, bilhassa ‘kürt kökenli toplumu’ germeye, bilinç altlarına girmeye çalışmaları kaçınılmaz gibi görünüyor.

Gerek iktidardaki, gerek muhalefetteki parti ve partililerden, gayet mantıklı ve malum saldırıyı ‘ayıplayan, protesto eden’ açıklamalar gelse de, aynı şekil ve anlayışta tepkiler maalesef ki BBP kanadından gelmiyor. Bugün itibari ile başta Hakkari Yüksekova olmak üzere, doğu ve güneydoğu’daki pek çok yer yine karıştı. Yine kepenkler kapatıldı ve polise, askere yine taşlar, Molotoflar atıldı. Peki neden ? Neden olacak ? İmralı’daki Apo’nun işeme problemini, uykusuzluğunu, sırtının kaşındığını bahane edip, ortalığı neden karıştırıyorlarsa, bu saldırıyı da bahane edip, taşkınlık yapacakları beklenirdi. Zira siyasetçiler, kendi tabanını sakin olmaya çağıracaklarına, saldırganlığı lanetleyeceklerine, maalesef ki, bazı duygu sömürüleri ile aşırı saldırganlığı teşvik ediyorlar.

Buna iki küçük örnek vereyim :

Birincisi, saldırı sırasında, birileri ‘şerefsizler’, ‘alçaklar’, ‘faşitler’ diye bağırıyordu. Bu en azından orada bulunan kalabalığı öfkelendirmeye yeter de artar bile. İkincisi, BBP’nin başkanı Demirtaş’ın “biz başka partilere benzemeyiz, tepkimizi en sertinden gösteririz” diye açıklama yapması, Üçüncüsü Diyarbakır BŞB Başkanı’nın “ Hiç bir alçak ve şerefsiz benim halkımın sağduyusu ile oynayamaz. Kararlı duruşumuzu ve sağduyumuzu koruyacağız. Alçak ve şerefsizlere bakmıyoruz, köklerine bakıyoruz. Gerekirse yaramıza tuz basarız, aklı ve metaneti elden bırakmayacağız” şeklinde ki açıklaması ve bir başka örnekte de, BBP Genel başka yardımcısı Gülten Kışanak’a ait. Kışanak “….bize diz çöktüremeyeceksiniz. Mücadelemizden zerre kadar taviz vermeyeceğiz. Onurlu direnişimizi zaferle taçlandıracağız. Biz saldırganın kim olduğuyla meşgul değiliz, onu yaratan zihniyet bizim hedefimizdir. Başbakan 80 yıldır yok denilerek Türkiye kamuoyundan saklanan Kürt halkı için Türkiye halkından özür dilemelidir. Başbakan Kürtlerden de özür dilemelidir. Bu saldırıda Hakkari’de ‘Ya sev ya terk et’ diyen başbakanın kişisel sorumluluğu da vardır. Bunun içinde özür dilemelidir.” diyor.

Şimdi bu açıklamalar karşısında nasıl bir tavır almak lazım. Kışkırtmacı, nefreti ve kavgayı körükleyen, “oh olsun ne güzel dayak yedi” tarzında mı hareket etmek lazım. Yoksa, BBP ve eskisi DTP ile zerre kadar siyasi çizgisi olmayan partilerin, üstelik BBP ve kürt halkına yönelik, sıcak, olumlu ve her türlü saldırıyı, saldırgan, lanetleyen, ayıplayan, kınayan açıklamalar mı yapmak lazım..

Yapmayın, beyler, bayanlar. Bir taraftan kardeşlikten bahsedip, öbür taraftan taş atanları, molotof atanları korumamanız gerekmez mi ?

Olay ‘demokratik tepki’ ise tepkinin her türlüsünün ‘demokratik ‘olması gerekmez mi ?

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2467
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster