Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '20

 
Kategori
El Sanatları
Okunma Sayısı
29
 

Ahşap Ustaları

Ahşap Sanatı

 

Değerli dinleyenler hemen hemen her evde ahşaptan yapılmış süslemeler, eşyalar evlerimizin bir köşesinde yer alır. Bazıları ahşap hayranıdır. Ahşap metal gibi sert değildir, yumuşaklığı ifade eder. Yumuşaklık duygusuyla insana rahatlık ve huzur verir. Ahşabın ruhu bir akraba, bir dost gibi insanları kendine bağlayabilir. Ama bir zamanlar bu ahşabın hissettirdikleri için değil bir zorunluluktan dolayı, yaşamımızı kolaylaştırmak için birçok aletin, eşyanın ahşaptan yapıldığını söyleyebiliriz.

Bu zorunluluktan dolayı yaşamımızda ahşap önemli bir yer kaplamıştır. Bunlar nelerdi, bu gün ne durumda? Şöyle bir geçmişe bir yolculuk yapalım değerli dinleyenler.

Burdur ve yöresinde 60’lı, 70’li yılarda sofralarda tahta kaşıklar vardı. Düğün yemeklerinde tahta kaşıkların demet demet sofraların ardından taşındığını çocukluğumda bizzat gördüm. Şu an ellili, altmışlı yaşlardaki çoğu insan anımsar. O dönem naylon, plastik henüz yaşamın her alanına bu kadar girmemişti.

Kasaba ve köylerde halk kendi yetiştirdiği buğdayından, mısırından ekmeğini kendi yapardı. Hamurunu nerde yoğururdu derseniz ahşap tekneler vardı; adına da hamur teknesi denir. Hatta yaşı ilerlemiş kadınların onca çocuktan sonra bir çocuğu daha olursa, o çocuğa “tekne kazıntısı” deyimi kullanılır.

Efendim ahşap başka nerelerde kullanılırdı? Bu gün hala mutfağımızda var olan senit yapılır mesela. Yani hamurun açıldığı şekil verildiği yatay düz ahşaba verilen addır senit. Sonra yufka açmak için oklava mutfaklarımızın hala olmazsa olmazlarımızdandır. Ekmeği, yufkayı sacın üstünden çevirmek, döndürmek için ahşaptan yapılmış döndürgeçleri unutmamak gerek.

 

Bir zamanlar ahşaptan takunyalar vardı ayağa giyilen. Hala camilerin girişlerinde abdest sonrası kullanılan ahşap takunyaları görebilirsiniz. Keza Türk hamamlarında beyaz mermerin üstünde giderken çıkardığı sesle hamama ayrı bir hava veren takunyalar hala yaşamımızın bir parçası.

Ormanla iç içe yaşayan halkın ahşapla ilişkisi çok doğaldır ve çoğu insan bu konuda beceriklidir. Hemen hemen her beldenin bir ahşap ustası vardır, onları saygı ve minnetle analım, ama size şimdi hayatta olmayan iki ahşap ustasından söz edeceğim.

İsimleri Osman Şimşek ve Osman Çavdar Çörten köyünde yaşamışlardı. Yoksulluk dönemi dediğimiz kırklı elli yıllarda insanların ayağına takunyalar yaptıklarını söylüyorlardı. “görüşmelerim sırasında Osman Şimşek, şimdilerde her şey naylon marka diyerek son dönem naylondan yapılan ayakkabıların tabakların, leğenlerin ve birçok naylon eşyanın sağlıksızlığına dikkat çekmişti.

Her iki ahşap ustası, ahşaptan kazma kürek, keser, çapa sapı; dirgen, tırmık, yaba, saban gibi tarım aletleri yaparlardı. Çift süren hayvanlar için boyunduruk, eyef yaparlardı.  Eyef ne diyeceksiniz? Boyunduruk ile sabanı bir birbirine bağlayan ağaçların taze dalından ısıtılıp eğilerek yapılan bir güç aktarma aracıdır. Daha daha neler yapılırdı ahşaptan çanak, kaşık; baharat için dibek yapılırdı. Genç kızların özellikle cevizden yapılmış çeyiz sandığı eskiden pek revaçtaydı.   Bu konuda Ellez Mahmudu diye anılan Mahmut Divarcı başta çeyiz sandıkları olmak üzere ahşap ustalığı ile yaşamını sürdürmüş, bütün çocuklarına bu zanaatla yüksek öğrenimlerini yaptırabilmiştir.

Bazı usta marangozlar evlere ahşaptan dolap, tavan, kapı süslemelerini bir sanat eseri gibi yaparlardı. Dirmil’de bu örneğe uygun Tekin ailesine ait ev bu gün için Kültür Bakanlığı tarafından restore edildi ve korumaya alındı. Gölhisar Çeşme Mahallesindeki ahşap işçiliğine iyi bir örnek olanMuallim Sırrı Özkan Kültür Evi restore edilip turizme açıldı. Burdur merkezdeMısırlılar evi, Piribaşlar Kültür ve Sanat Evini ekleyebiliriz.

Burdur Altınyayla ilçesine bağlı bir köyün adı Çörten’dir. Köyün eskiden evlerinde yağmur oluklarına işlenen ahşap çörtenler varmış. Köyün adını buradan aldığını, yaşlılar tarafından anlatıldı.  

Evlerdeki mobilyaların, dekorların çoğu ahşap döşemelerden, kaplamalardan oluşan geometrik süslemeler ve desenlerden oluşur.

Eleklerin, davulların kasnakları ahşaptandır. Sözü geçen ustalarımız saz, zurna, sipsi gibi çalgı aletlerini hem yaparlar hem de icra ederlerdi.

 Değerli dinleyenler iğnenin büyüğü olan çuval dikmede kullanılan çuvaldızın dahi ahşaptan yapılmışını gördüm.

Kuş Osman lakaplı Osman şimşek’in ahşaptan mühür yaptığını isterseniz kısa bir öyküyle aktarayım ve ahşap ile ilgili bu sohbetimize son verelim:

1940’lı yılarda Çörten Çiftliğinde ağaya yarıcılıktan getirilen buğdaylar bir meydana dökülür büyük bir buğday çeçi yapılırmış. Bazı yerlerde buna küm derler.  Herkes ağanın payını getirene kadar geceleri orta yerde kalan buğday çeçinin başına bir şey gelmesin diye ahşaptan yapılan ağanın mührü vurulurmuş. Eğer o mühür bozulursa buğday çalınmış demektir ki o zaman köylünün vay haline! İşte o ahşap mühürün aynısını yapan Osman Şimşek, bu buğday çeçinden buğdayları ihtiyacı olan köylülere vermiş. Sonra da mührü aynen vurup gitmiş. Ağaların adamları bunu anlayamamış. Bu öykü “Goca Meryem” adlı romanımda     yer alır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 651
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Kastamonu Eğitim Yüksekokulu Sınıf Öğrt. bitirdikten sonra A...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster