Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
295
 

Ahsen Hanımın kahkahaları

Ahsen Hanımın kahkahaları
 

Bardaktaki suyun dalgalanmasıyla birlikte, zayıfça, kısa boylu, kel adamın yanındaki sarışın kadın, ani bir hareketle bardağı tuttu. Biraz refleksleri yerinde olmasa dengesini kaybedip düşmesi işten bile değildi. Birden bire herkesin gözü masadaki hareketlenmeyle fal taşı gibi açıldı. O da ne! Çatallar, kaşıklar, bıçaklar, tabaklar, çanaklar, su dolu sürahi bile bir o yana, bir bu yana kaymaya başladı. Uzun boylu, zayıf ve kalın dudaklı kadının üzerine sürahi dolu su devrildi. Kıvırcık saçlı, tombul kadının saçlarına uzunca makarnalar dolandı. Marul parçacıkları kadınların bu çok özel günde giydiği kıyafetlerini yağ lekesiyle kirletti! Çorba dolu kâselerden birçoğu nasibini aldı. Eyvah! Yandım!  Sesleri ortalığı inletti. Masadaki herkes tepetaklak oldu anlayacağınız!…

Hareketler birden bire kesildi. Hepsi derin bir “Oh!”  çekti. Şükürler olsun bitmişti artık! Ahsen’in kahkahaları kesilmişti! O da şaşırmıştı bu duruma! Önce kendinden kaynaklandığını anlamadan birilerinin başına komik şeyler geldikçe basmıştı kahkahayı. En çok da makarnanın kadının saçına dolanmasına gülmüştü doğrusu.  O kahkahalarıyla kendinden geçtikçe ev bile yerinden sarsılıyordu.  Avizelerin kristallerinin bir kısmı yere düşüyor, bir kısmı da birbirine çarparak tuzla buz oluyordu. Çok severdi bu avizeleri, çok! Babası her gün o kristallerin tozunu alır, kızına da onlara iyi bakması konusunda vasiyet ederdi. Dün gibi kulağındaydı babasının sesi: “Ahsen! Unutma kızım avizemize iyi bakmayı!” “ Ah! Babacığım ah!” dedi. Kristal parçacıklarının başına bir şey geldikçe ne kahkaha kaldı, ne de neşe.

İşte böyle tanıştı Ahsen; kendi kahkahalarıyla!

Bir başlamaya görsün küçük şiddetli bir deprem etkisi yaratırdı bu kahkahalar! Ne zaman geleceğini, bilmezdin. Eğer aynı masadaysan kulak zarının delinme ihtimalini, en azından tabak, çanağın düşüp, kırılması ihtimalini göze alman gerekirdi. Hoş bununla kurtulsan şükür! Hatta bir keresinde bu nedenden tedavi almak zorunda kalmıştı, birkaç arkadaşı. Şimdi bile! O günlerden kalma, duyma aletleriyle gezenler var.

Evine gittiği arkadaşları, şöyle ucuzundan kutularca aldıkları tabak, çanak takımını, Ahsen’ nin kahkahalarından korumak için sanırım: Nasıl başarabileceklerse bunu! En dipteki odalarından birine istifler ; başlarına gelebilecek bu olağan duruma karşı hazırlık yaparlardı. Kırıldıkça buradan  tamamlanabilsin diyeydi tüm bunlar…

Eee! Gülü seven dikenine katlanırdı değil mi?!

Masaya oturduklarında ilk işleri, içlerinden birini çöp çekme veyahut başka yaratıcı alternatif bir yöntemle seçip, bu tabak çanak eksikliği tamamlama işini ona vermekti… İçlerinden bir başkası da: Ki bunda daha seçici davranıldı, hep aynı kişiyi seçerek... Görev:  Büyükçe bir valiz hazırlamak ve gerekli her şeyi ona yerleştirip evdekilerin ortamdan uzaklaşmasını sağlamaktı..Bilgili, soğukkanlı ve de becerikli birisi olan gözlüklü, hep bulmaca çözen adamdı bunu yapacak olan.

 Yaşadıkları yerde bir olay olduğunda: Ahsen’ in ünü her yere yayıldığından! İilk önce onun evi ziyaret edilir; son zamanlarda güzel seslerin yankılanıp, yankılanmadığı sorulurdu…

Ahsen’ i  her yerden ziyaret etmeye  başladılar: Çevre illerden bile!

Akın akın geldiler…

Hastası olanlar…

Başlarına olmadık kazalar gelenler…

Bırakıp giden eşleri için medet umanlar…

Neredeyse ölüler âleminden bile haber sordular ondan…

Hatta işi ileri götürüp kurban kesenler bile oldu! Bazı gruplar bu kahkaha duyulma saatlerini tahmin ettiklerini söyleyip kendilerini mertebelendirdiler… Öyle ki Ahsen’ e tapınma dönemleri bile geldi…

 O bu duruma şaşırmadan edemiyordu!

O kadar komik taleplerle geliyorlardı ki! Kahkaha atmamak için kendini zor tutuyordu! Bazen de tutamıyordu, basıveriyordu kahkahayı! Allah’ tan gerekli bütün tedbirler alınmıştı!...

Biz Ahsen’ in arkadaşıyız diye bunu paraya dökenler… Kulaklarındaki duyma cihazlarıyla kendilerini sergileyenlere ne demeli!…

İnsanoğlu her şeyi kendi çıkarına dönüştürebiliyordu vesselam…

Evin çevresinde: Kahkaha Market, Ahsen Kasap, Kulak Zarım Patladı Bijuteri v.s. gibi dükkânlar türedi. Aslında, bu eve bu kadar yakın olmak onlara masraflı oluyordu: O kadar ki kazançlarının büyükçe bir kısmını kahkahalardan kaynaklanan zarar ve sigortaya harcıyorlardı. Ama kazandıklarına baktıkça, ülke dışından gelenler bile oluyordu çünkü...  Ve de yüklüce bir para bırakıp gidiyorlardı: Buna değerdi doğrusu!

Şehir yönetimi baktılar olacak gibi değil! Evi şehir dışına taşımayı planladılar. Buna Ahsen bir türlü ikna olmadı! Sonuçta ilk doğuş kahkahasını attığı evdi burası!Gönlü razı olmadı.

Bir keresinde yetkililer Ahsen’ in evini şehrin dışına, dağın  eteklerine taşımayı planlamış ama büyük çaplı halk eylemleri oldukça, bu fikirlerinden vazgeçmek durumunda kalmışlardı. Hiçbir şey için birlikte olamayan insanlar, söz konusu Ahsen olunca nasıl da tek vücut oluyorlardı!… Görülmeğe değerdi doğrusu bu durum!

Bir çözüm buldular!

Evin çevresine devasa bir duvar örmek… Hani yeri geldiğinde bir ülkeyi, bir milleti bile ikiye ayırmak için kullanılanlardan… O kadar büyüktü ki; ufuk çizgisi ile aynı hizadaydı neredeyse, o ne kalın bir duvardı aman Allah’ım! Uzunluk desen o biçim! Çevredekiler evde sessizlik hüküm sürdüğünde nakşettiler her şeylerini duvara. Tırmanmaya çalıştılar: Ahsen’ i bir kerecik görmek uğruna… Düşenler… Ölenler…Sakat Kalanlar… Hastaneler, morglar doldu taştı…

Yeni çözüm gerekiyordu.

Buldular…

Örülen duvarın, şehri en iyi görecek köşesine bir kule yapıp, oradan da Ahsen’ in halkı selamlaması… Bu herkesin yüreğine minicikte olsa soğuk su serpti! İşte! Çok sevdikleri, biricik Ahsen’ leri belli aralıklarla onları selamlıyordu! Biraz sakinleşti herkes… Öyle ki sokaktaki hayvanlar bile bundan etkilenmişler havlayamaz, miyavlayamaz olmuşlardı... O kadarı da olurdu canım! Zaten yetkililer çözüm bulamasa halk oylamasına gidilecekti… Sonuç malum!

O kadar korunmasına rağmen, Ahsen biricik evindeki, babasından yadigar avizenin altında kaldı! Bir kahkaha anında nasıl olduğunu anlamadılar bile! Bu kadar elem bir durumdu ki; bir hafta yas ilan edildi. Bütün halk ağladı, ağladı… Ağlamaları yeni bir kahkahavari olaya yol açacakken Allah’tan zamanında sustular. Mezarını hala ziyaret ederler. Son nefesini verirken bile kahkaha attığı söylenir! Hatta  gözleri faltaşı gibi, ağzı kahkaha atarcasına açık bir şekilde kaskatı kesildiği rivayetler arasında. Öldükten sonra bile yer yer onun mezarının olduğu yerde hafif şiddetli yer sarsıntıları olur…

Belki de onlar bu dünyaya bıraktığı kahkahalardır kimbilir!

 

Hanife ÇITA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 464
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Kendinin farkında olmakla başlar herşey.  Akar giderken birşeyler insan tutunmak ister hayata. Bu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster