Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
807
 

Aile hekimi böyle olmalı

Aile hekimi böyle olmalı
 

Geçenlerdeki büyüklerde, büyüklüğün alameti Tevazu yazısını hatırlarsınız. O yazıyı yazmama sebep Ereğli müftümüz Yusuf Eseroğlu hocamın tanık olduğum mütevaziliği idi. Yine bu yazıyı yazmamdaki sebep, aile hekimimiz sevgili Gülcan hanımın samimi bulduğum ilgisidir.

Hükümetimizin başarılı uygulamalarından birisi de 2005 de yürürlüğe giren aile hekimliğidir. Allah devletimize zeval (yok olma) vermesin

http://www.ailehekimligi.gov.tr/

Sitesinde aile hekimliği incelenebilir. Türkiye'de aile hekimine düşen hasta sayısı 3 bin 500 - 4 bin civarındadır. Bu uygulama başladığında devletimiz bize aile hekimimiz Gülcan Alaşahin hanımı atamıştır. Nasibimize onu çıkaran Allah’a binlerce hamdolsun. Keşke tüm doktorlar öyle olsa ... 

Engelli kadrosundan emekli olduktan sonra yine dünyadaki imtihanım devam etti. Mart 2011 de şeker komasıylabir ay hastanede yattım. Aslında yattık. Yoğun bakımdan servise alınınca son on gün babamla kaldık.

Hastanede ve eve geldikten sonra da annem ve babam bana bebek gibi baktılar. Babam bu sırada sık sık evimize üçyüz metre uzaktaki sağlık ocağına gidiyor ve bazı ilaçlar ve problemler konusunda aile hekimimiz Gülcan Alaşahin hanımdan sürekli bilgiler alıyordu.

Ben serumlardan şiştiğim için tansiyon sorunum için babam hastaneye götüremedi. Yine bir yol göstermesi için Gülcan hanıma danıştı. İsa amca, hükümet aile hekimliği ile beraber Celal gibi yatalak hastalar için Evde Bakım Hizmeti başlattı. Mahallemizdeki merkezi arayıp ziyaret etmelerini rica edebilirsin, demiş. Babam aradı. Üç gün sonra bir doktor ve hemşire geldiler.

Fakat doktor bey beni muayene etmek yerine sorular sordu ve elindeki formu doldurdu. Hemşire birkez tansiyonumu ölçtü ve sorun yok dediler, gittiler.

Hastaneden çıktığımızda doktorumuz bir ay sonra kan tahlili yaptırın, demişti. Babam yine kan almaları için evde bakım merkezini arayıp randevu aldı. Fakat bir hafta geçmesine rağmen arayıp soran bile olmadı. Babam gidip durumu aile hekimimiz Gülcan hanıma anlattı. İsa amca, 250 bin nüfuslu semtimizde binlerce yatalak hasta var, sanırım yetişemiyorlar, gelirler demiş.

Ertesi gün öğlen arasında hemşiresiyle birlikte Gülcan hanım bize geldi. Sohbet ederek güzelce muayene etti. Hemşire hanım üç tüp kan aldı. Binlerce hastası olan ve bunca meşguliyetinde öğle arasında dinlenmek yerine hastasına gelen Gülcan hanımdan Allah binlerce kez razı olsun.

Şimdi bu hastalığım düzeldi. Fakat imtihan bitmedi. Zaten dünya hayatındaki imtihanımızın paydos zili ölümdür. Bu yaz(2012) yine problemli geçti. Üç dört saatten fazla tekerlekli sandalyede oturamıyordum. Babam eylül, ekim ve kasım ayları boyunca kalça arasındaki akıntılı yarayı iyileştiremedi. Denemediği krem, ilaç kalmadı. Sonunda Gülcan hanıma durumu anlatmış. Hocam bu akıntı durmuyor, napacağız, bir yol gösterin, demiş.

Gülcan hanım, İsa amca burdaki devlet hastanesinde çok iyi genel cerrahlar göreve başladı. Bir gösteriver, demiş. Genel cerrah İbrahim Elverdi yarayı görür görmez, bu kıl dönmesi, yatış yapalım hemen ameliyat edeyim, dedi.

Kasım 2012  sonunda ameliyat oldum. Onbeş gün sonra dikişler alınınca üç saat kadar oturunca yara açıldı. İyileşme süreci uzadı. Açılan dikişler çok yavaş kapanıyordu ve babam çok uğraşıyor ve kafaya takıyordu.

Çünkü 2008 de vefat eden Fahri amcamında şekeri varmış ve O da böyle bir yaranın kapanmaması üzerine yapılan ameliyattan sonra vefat etti.

Geçtiğimiz 23 ocak Çarşamba gün kapımız çaldı. Babam kapıyı açınca, gelen aile hekimimiz Gülcan hanım ve hemşiresiymiş. Kapsamlı bir muayene yaptı sağolsun. Tansiyon, nabız ölçme, şeker ölçme, sırt dinleme, boğaz iltihabına bakma ve en önemlisi hastaya moral verdiler.

Babam, annem ve beni çok mutlu etti. 250 kişilik dua listeme Gülcan hanımı da ekledim. Özellikle sabah namazlarımda baklava yiyerek yaptığım dualarımda o da var inşallah... (Ağlamak bana baklava gibi lezzetli)

'İşini kendin yapıyorsun, sen Müminlerin emirisin’ diyen dosta Hz Ömer'in cevabı:'Yapınca Ömer'den hiçbir şey eksilmedi.’ Böyle tevazu örnekleri, böyle insanlar günümüzde de var hamdolsun.

Babam İsa Çelik, Konya Ereğli müftüsü Yusuf Eseroğlu, Komşum lisede Müdür Başyardımcısı Efkan Vural, aile hekimimiz Gülcan Alaşahin bizzat tevazularına tanık olduğum alçakgönüllü insanlardır. Allah sayılarını artırsın. Zaten bu yazıları kaleme alarak sadece sözle değil, fiili de dua olsun diye bu insanları anlatmayı görev biliyorum.

İnşallah bütün doktorlarımız Gülcan Alaşahin gibi mütevazi, bilgili, işine aşık, insan sevgisi ile dolu olur.

 

Celal Çelik             

Ankara  ( Konya-Ereğli )

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 455
Toplam yorum
: 113
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 685
Kayıt tarihi
: 04.09.12
 
 

1973 Konya Ereğli doğumluyum. Selçuk üni. MYO Elektronik bölümü mezunuyum. 1993'e Friedreich Atak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster